Alaylılar Mektebi

Bir toplantıdayız; markanın neredeyse tüm 2. El Satış Yetkilileri aynı masanın etrafında toplanmış ve “İşimizi daha iyi nasıl yaparız?” sorusuna öneriler getirmekteler.

Orada da söyledim ve her yerde de söylerim ki sektör içerisinde 2. El Satış Danışmanları çok özel insanlardır. Çünkü satın alma kabiliyetleri vardır. Bir bakışta araç hakkındaki ( kaporta – motor – şanzıman – ön takım v.b. ) tüm bilgilere haiz olup aynı zamanda aracı fiyatlandırabilme özelliklerine sahiptirler.

Fakat yalnız elemanlardır. Zira sektör, kendi içerisinde yetişmiş ve işin kurumsal olarak yapılması gerekliliğine inanmış az sayıda personeli barındırabilmektedir. Bu sebepledir ki bayilerde neredeyse tüm iş 1-2 kişi üzerinden yürütülmeye çalışılmaktadır.

***

OYDER kaynaklı internet verilerine göre ülkemizde yaklaşık 40 adet marka ve bunlara bağlı toplamda yaklaşık 850 adet yetkili satıcı bulunmakta ve 1.300 farklı noktada hizmet sunmaktalardır.

Bunlara rağmen yıllık 2-3 milyon adete ulaşan 2. El Araç ticaretinin büyük bir çoğunluğu internet ortamında, galerilerde veya açık oto pazarlarında, v.b. yapılmaktadır.

Peki, 100.000 kişilik istihdam üreten bu büyüklükteki markalar ve yetkili satıcıları, neden 2. El ticaretinin büyük bir çoğunluğunu gerçekleştiremiyorlar?

Bunun cevabı aslında çok basit…

Geride bırakmış olduğumuz yıllar içerisinde 2. El araç ticaretinin mesleki eğitimi kurumsal olarak verilememiştir. Bu iş sahada öğrenilmektedir. Meraklılara ve bu işin ticaretine atılmak isteyen yeni adaylara, alaylı kişiler tarafından uygulamalı olarak verilmektedir. Çoğunlukla da “babadan oğula” yöntemi ile süregelmektedir.

Ve tabi ki kaçınılmaz son…

Tamamen pratik olarak eğitim alan adaylar, işin en cazip yanını, yani almayı ve satmayı öğrenmektedir. Teorik olarak hiçbir eğitim almayan aday, işin prosedür kısmı hakkında en ufak bir bilgiye sahip olamamaktadır.

İşte bundan sonra işin sancılı kısmı baş göstermektedir. Pratikte aracı çok iyi tanıyabilen adaylar, teoride yalan yanlış bilgilerle kendilerini donattıkları için müşterilerini de bu yönde bilgilendirmektedirler.

“Bayandan, az kullanılmış…”  :)

Onarım ve araç hazırlama kısmında da en ucuz yolu ve sanayi mantığını seçtikleri için kaliteyi yakalamakta zorlanmaktadırlar. Bu sebepledir ki ülkemizde 2. El ticareti yapan kişi ve firmalara olan güven giderek azalmaktadır.

Peki, bu işin gidişatını nasıl düzelteceğiz? Yetkili satıcılar buna ne zaman yatırım yapacaklar?

Maalesef ki yetkili satıcılar, birçok branşta yetişmiş ve eğitimli personeli rahatlıkla istihdam edebilirken 2. El ticaretini yönetebilecek personel bulmakta zorlanmaktadır.

Neler yapılabilir derseniz?..

Amatör sahada yetişmekte olan genç adayları okullara çekip eğitecek ve daha sonra kurumsal sahalara süreceksiniz derim. Yani alaylıları mektebe alıp uygun şekilde belli bir eğitimden geçirdikten sonra onları kurumsal firmalara yerleştirmek ve 2. El ticaretinin belli bir sistem ve metoda dayanarak yapılmasını sağlamak.

Bu sayede profesyonel iş hayatı içerisinde “Proje hazırlamak, ekip çalışmasına yatkınlık, raporlama, müşteri karşılama ve teklif hazırlama, ofis programlarını kullanabilme, v.b.” gibi birçok konuda beceriler ile donatılmış olarak kariyerlerine başlangıç yapabileceklerdir.

İşte size çözüm yolu veya yollarından birisi. Artık gerisi de size kalmış.

***

Neden eğitim bünyesine alaylıları alıyoruz, neden bu ticareti hiç yapmamış bir kişiyi eğitemiyoruz derseniz, 2. El ticaretinin iki yönlü olduğunu unutmamak lazım; almak ve satmak.

Almak ayrı bir branş, satmak ayrı bir branştır. Satıcıyı yetiştirebilirsiniz ama alıcı tarafı uzun bir süreç. Bu yüzden alaylı olarak piyasalarda az da olsa yetişmiş (ekspertiz ve araç bilgileri ile donatılmış) kişileri almalıyız diye düşünüyorum.

Tabi ki bu bir düşünce, geliştirilebilir. Başlangıç için hiçte fena değil :)

Bu okulların kurulması için kurumsal firmaların MEB ile temas kurmaları ve biran önce uygulamaya geçmeleri gerekiyor.

Sektörün, mesleğin, çalışanların ve en başta da tüketicilerin salahiyeti için;

“Haydi Alaylılar, okula” diyelim…

H. Hüseyin YAYLA

Hüseyin Yayla Kimdir?

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

7 Cevaplar

  1. Gülseren dedi ki:

    eğitim pratiğe dökülmeli..İş alanında tecrübe…
    Bir süre sonra alaylılar da iş ortamlarından çekilirse ne olacak? Bilgi ve tecrübeler yeni nesillere aktarılmalı…haklısınız :)

  2. Sona Küçükyan dedi ki:

    Doğru tabii.
    “Hiç okumayanla okuyan bir olur mu?”

  3. H. Hüseyin Yayla dedi ki:

    Teknoloji – Psikoloji – Tüketici hakları v.b. çağın gereklerini, “iş bilgisi” ile yoğurmak lazım. Her şey çok hızlı gelişiyor. Bilgiyi de aynı hızla aktarmak ve harmanlamak lazım.

  4. Fehmi Sayın dedi ki:

    Hüseyin Kardeşim, yazılarını okuyor ama uzun süredir yeni bir çevrede, yeni iş arkadaşları ve yeni müşterilerle haşır neşir olduğum için yorum yapamıyorum. Yazına konu olan ikinci el faaliyetinde almak olgusu ayrı bir uzmanlık ve satmak kadar önemli oduğu bir gerçek ve satış destek, ekspertiz, araç hazırlama vs gibi işin mutfak kısmında olup ıskalandığı ve eğitimle ortaya çıkartılması doğru bir yaklaşım ancak alım kısmında olan arkadaşlarında buna istekli ve kendilerini ikinci elin ikinci sınıfı gibi görmek huyundan vazgeçmeleri ve savaşmaları lazım, çünkü alma kabiliyetinin olmayanın satma kabiliyeti olmadığı gibi, satma kabiliyeti olmayan ekibin alma kabiliyetide olmaz, olaya bir bütün olarak bakmak lazım. Otomotiv sektöründe buna benzer bir durumda kaporta – boya çalışanları için geçerlidir, hepsi alaylıdır,hep kendilerini satış, servis mekanik katından sonra 3. sınıf gibi görürler oysa şu anda yetkili satıcı faaliyetinde kaldıraç oranı en yüksek departmandır ve kendi kıymetleri bilinmemekle beraber kendileride kendi kıymetleri için mücadele etmezler, daha çok şeyler söylenebilir, şimdilik sevgiyle ve hoşcakalın.

  5. Remzi Bayrak dedi ki:

    Yıllardır ikincielcilerin dile getirmek isteyipte söyleyecek ne kimseyi nede kurumu bulamadığı tabiri yerinde ise kanayan yarasıdır bu durum.Gerçekleştiği takdirde ikincielcilerin kalitesi,departmanın kalitesi ve akabinde kazançların da artacağı anlamına gelir.Mükemmelliğin sırrı bu yazıdaki sistemin hayata geçirilmesidir.Saygılarımla.

  6. Tuğba Oksal dedi ki:

    Sevgili Huseyin, bu hafta da bizi dusundurdun. Umarim sektor senin gibi isini seven, isine hem isgucuyle hem de dusunceleri, cozum onerileri ve kalemiyle sahip cikan, tecrubeli, caliskan, durust bir arkadasa sahip olmanin degerini bilir. Yazilarinin devamini merakla bekliyorum…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir