Hüseyin Yayla no image

Published on Haziran 11th, 2013 | tarafından H. Hüseyin YAYLA

4

Maceraya hazır mısınız?

–       Daaatttt…

–       Ne var da korna çalıyorsun?

–       Acelem var kardeşim, çekilsene kenara.

–       Yol var da biz mi gitmiyoruz?

–       Koskoca yolu ortalamış gidiyorsun. Sanki bütün yol babanın malıymış gibi.

–       Kurallar var kardeşim, görmüyor musun hız limiti 50. Sanki tabakhaneye yetişiyorsun.

 

***

Her gün birileri bir yere gitmek için evden çıkar, aracına biner ve yola koyulur.

Böylece herkes için yeni bir macera başlar.

Herkes aynı yönde gidiyor görünse de hikâyeleri farklıdır. Belki de trafik kazalarının çoğu bu hikâyelerdeki küçük detaylarda saklıdır. Belki de bu sebeplere dayalı acelecilikten veya öfkelenmelerden kaynaklı olabilir.

Bu aceleciliğin ve öfkelerin sebepleri neler olabilir diyorsanız;

  • Cep telefonunu evde unuttuğu için arabayı tekrar park edip eve çıkmak zorunda kalan sürücünün aceleciliği ve öfkesi de olabilir,
  • İş çantasını evde unutup yarı yoldan dönen bir iş adamı da olabilir,
  • Sabaha kadar ders çalışıp uyuyakaldığı için sınava yetişmeye çalışan bir üniversite öğrencisi,
  • İlk hastasına yetişmeye çalışan bir doktor,
  • Duruşmasının başlamasına kısa bir süre kalan Avukat ya da Hâkim,
  • Okula yetişmeye çalışan bir öğretmen,
  • Uçağını kaçırmak istemeyen bir yolcu,
  • Nikâha yetişmeye çalışan bir aile,
  • Yemeğe gitmeden önce eşinin hazırlanmasını bekleyen bir eş :)
  • Sevgilisini bekletmek istemeyen bir genç,
  • İşe yeni başlayacak bir aday,
  • Bir yere kargo yetiştirecek kurye…

v.b. olabilir.

Aslında trafik stresinin nedeni, tüm bu “acelesi olanlar” ile gitmek istediği yere gidebilmek için çok önceden yola çıkan “temkinli sürücülerin” aynı anda aynı yöne gitmelerinin bir buluşması olabilir.

Şöyle ki;

Vatandaşın biri saati sabah 07:00’ye kurmuş fakat uyanamamıştır. Bir bakmış saat 07:45.

“Aman Allah’ım geç kaldım” telaşı içerisinde apar topar hazırlanıp kahvaltı bile yapmadan evden çıkmış, bu arada eşine ve çocuklarına “Hoşça kalın “ bile diyememiştir. Merdivenleri koşarak inmiş, arabanın kapısını bile kapatmadan kontağa basmış, son sürat işe yetişmeye çalışmaktadır.

Artık onun için saniyelerin bile çok büyük önemi vardır.

Çok önemli misafirleri ile toplantıya katılacaktır, geç kalması demek misafirlerine karşı saygısızlık olacaktır.

Bu düşüncelerle gaz pedalına biraz daha basar. A noktasından B noktasına gidecektir.

Bir yandan da gözü saattedir.

–        Saat 08:25 oldu bile, mümkün değil yetişemeyeceğim!

Elinde olsa bütün arabaların üstünden uçup geçecektir. Sinirden direksiyonu ne kadar sıktığının farkında bile değildir. Emniyet kemerini çözmüş, kravatını gevşetmiştir.

Bir yandan da “Misafirlere ne bahane uydursam?” diye düşünür.

Uff ya! Öndeki bayan da sanki boğazda gezintiye çıkmış, tın tın gidiyor. Zaten bu bayanların yüzünden tıkanıyor trafik. Baksanıza daha doğru dürüst yolda gitmesini bile bilmiyorlar. Bunlara ehliyet verenin…

Peki, o bayan sizin bu düşüncelerinizi bilse size ne derdi acaba? Durun bir tahmin edeyim;

–       Kardeşim mademki acele işin vardı, zamanında kalksaydın. Gecenin ikisine kadar ben mi tuttum seni ayakta? Üstelik karın seni uyarmış, yat zıbar diye. Yarın toplantın var, kalkamayacaksın demiş. Sen ne yapmışsın, hiç umursamadan kıçında pireler uçuşarak koltukta uzanmış, lüzumsuz spor yorumlarını dinlemişsin. Ne anlıyorsunuz bilmem ki aynı şeyleri defalarca seyredip dinlemekten. Bir kere bakınca pozisyonun ofsayt olup olmadığını anlayamıyor musunuz?

Bir başka hikâye de şöyledir;

Vatandaş saatini sabah 07:30‘a kurmuş ve saat çalar çalmaz  -gerinerek- yataktan kalkmıştır.

Ooooohhh hava da ne kadar güzeldir. Camı açar ve derin bir nefes alır. Yatağın hemen yanı başındaki terliklerini giyer ve lavaboya geçer.

Saat 07:45. Bütün hazırlıklarını tamamlamış kahvaltısını yapmak üzere sofraya oturmuştur. Eşi ve çocukları ile birlikte kahvaltısını yapar. Artık işe gitme vakti gelmiştir. Mesaisi 09:00’da başlayacaktır.

08:15’te eşine ve çocuklarına “Hoşça kal” diyerek küçük birer veda öpücüğü kondurur yanaklarına.

Hiç acelesi yoktur. Aracını çalıştırır, aynalarını kontrol eder, radyo kanalını ayarlayarak yola koyulur.

Bu vatandaşımız evden çıkarak C noktasında yola katılmış ve tesadüfen A noktasından hareket eden ve acelesi olan vatandaşın önünde sakin bir şekilde ilerlemektedir. Nasılsa acelesi yoktur. Radyoda çalan hafif ve dinlendirici müziğe kaptırmış kendini, elinden geldiğince trafik kurallarına riayet ederek yol boyunca ilerlemektedir.

B noktasına varmak için önünde yaklaşık 40 dk vardır.

***

A noktasından çıkan kişi için ise vakit daralmaktadır. 5 dk içerisinde B noktasında olmak durumundadır ve belki de hayatının en önemli fırsatını kaçıracaktır.

Zaten sabah her şey kötü başlamış, bir de trafikte tam gaz ilerlerken önüne C noktasından hareket eden ve acelesi olmayan sürücü çıkmıştır.

–       Daaatttt…

–       Ne var?

Gerisini zaten biliyorsunuz.

Hadi hayırlısı bakalım.

A noktasından hareket eden vatandaşı kaza yapmadan veya kavga etmeden işe yetiştirmek lazım. Açın bütün yolları…

***

Her gün birileri sabah kalkar ve aracına biner.

Amaç A noktasından B noktasına gitmektir.

Buraya kadar her şey aynı ve normal görünüyor.

Peki, sizce A B noktaları arasında insanların başlarına gelenler de aynı mıdır?

Baktığınızda herkes aynı yönde gidiyor görünse de amaçlar farklıdır.

Her şeyden önce herkesin macerası farklı başlar.

Tags: ,




Üste Git ↑