Teknik Bilgiler imagesCACLIKQR

Published on Ağustos 7th, 2013 | tarafından Dr. Abdullah DEMİR

0

“Telekinezi” nedir? 10 soruda “telekinezi” hakkında merak edilenler?

Telekinezi, Yunanca bir birleşik kelime: ‘Tele’, uzak; ‘kinezi’, ‘hareket’ demektir. ‘Uzaktan hareket ettirme’ yani maddeleri düşünce gücüyle uzaktan ‘kumanda edebilme’ yeteneğine parapsikoloji ve metafizikte “telekinezi” denilmektedir. Terimin mucidi Rus Fizikçi Alexander Aksakof. Fakat günümüzde telekinezi, aslında insan ötesi olarak görülen pek çok özelliğe dair deneysel yeteneklerin bir üst başlıkta toplanışını ifade ediyor. Hâliyle telekinezi bilimin değil, “sınır bilim”in konusu…

Telekineziye ilgi ne zaman ve nasıl başladı?

Telekineziye devlet ilgisi, 1915’te Rusya’daki çalışmalarla başladı. Daha sonra Sovyetler Birliği döneminde de devlet, bu konudan elini çekmedi. Komünizm paranoyası ve Naziler’in konuya ilgisi sonucu ABD’de de artan kaygılar en önemli çalışmaların bu ülkede yapılmasına sebep oldu. Soğuk Savaş’ın da etkisiyle 1945’te başlayan çalışmalar, 1965-1995 arasında iyice yaygınlaştı. Özellikle Başkan Nixon bu konuda araştırmalar yapılmasını destekledi ve bu konuda ünlendi.

Telekinezi deneyimleri bugüne kadar iki şekilde ölçülmeye çalışılmış. Birincisi laboratuar ortamında beyin dalgaları okunarak, ikincisiyse çeşitli ortamlarda denekler üzerinde çalışarak.

1934’de J. B. Rhine’ın bu konuda yetenekli insanlar üzerine yaptığı deneyde, insanlar sadece zar atarak istedikleri rakamı tutturmaya çalışmış. Yüzde 85 oranında başarı yakalanmış.
1968’de Moskovalı medyum Mikhailova, bir akvaryum içinde yumurtanın sarısını beyazından ayırmış ve daha sonra tekrar birleştirmiş, bunu kameraya alan bilim adamları herhangi bir hile bulamamışlardı.

Telekinezi tıbbi olarak mümkün müdür?

Telekinezi-Psikokinezi kavramları bilimsel olarak tartışmaya açık bir süreç. Bu konuda çalışmalar da var. Meselâ bir ikiz Ankara’dayken diğer ikizin Almanya’da karnı ağrıyabiliyor. Bu tarz olayları ölçen deneyler var. Ama nasıl işlediğini anlamak mümkün değil şu anki olanaklarla. İnternet gibi, bir ağ sistemi gibi hareket eden ayna-nöronlarımız var. Bu tarz kişilerde bu ayna-nöronların daha aktif olduğu tespit ediliyor ama net ölçülemiyor.
Araştırmalar bilimsel olarak ne kadar kabul görüyor?

Beyinde beş duyunun ötesinde 30 duyu olduğu düşünülüyor. Meselâ bir maymunun hücresiyle bir insan hücresi üretebiliyorsun. Birbirini buluyor uygun hücreler. Elektromanyetik şeyler var. Bilimsel olarak dalgaları okuyup uzaktan etki etmek mümkün olabilir. Tabii bu bir kanun değil, bir tez ama bilimsel.

Beyin gücüyle birinin fikirlerine etki etmek veya ona zarar vermek mümkün müdür teorik olarak?

Elektromanyetik dalgalardan bahsettik ya, elektromanyetizma silah olarak da kullanabilir. ‘Liderlik komuta kontrol saldırısı’ diye bir şey vardır. Elektromanyetizma aracılığıyla bir kişiye yoğun bir şekilde dalga gönderip başının ağrımasını, gerginleşmesini sağlayabilirsiniz.
Bu yüzden komuta odaları yerin altına yapılıyor artık. İnce bakır levhalarla kaplanıyor engellemek için. Yani bir kontrol değil ama sabote amaçlı kullanılabilir. Ama birini yönlendirmek, aklına bir şeyler sokmak veya ona herhangi bir şekilde zarar vermek mümkün değil.

Duanın telekineziyle ilgilisi var mıdır?

Bu konuda bir çalışma var. Koreliler, ABD’de gebelik tedavisi üzerine bir araştırma yapıyorlar. Yaklaşık 5 bin kişi üzerinde deniyorlar; dua edilenlerin tedaviye tepkisi yüzde 50 oranda daha hızlı oluyor. Tabii bu bir deney ve dua üzerine. Ama beddua üzerinde etkisini bilmiyoruz. İsrail’de istihbaratın toplu beddua edicileri olduğu bile söylenir ama bedduayla birinin başına bir şey gelir mi gelmez mi, bilinmez…

Telekinezi istihbaratta kullanılabilir mi?

Telekinezi diye bilinen yöntem önce 19’uncu yüzyılda okült (gizli) ilimlerin bir dalı olarak ortaya çıktı. Uygulaması itibariyle ‘zihin yönlendirme ve kontrol’ mekanizmaları arasındadır. ‘Uzaktan yön verme’ sistemlerinden biridir. İlk sistematik uygulamaları ABD silahlı kuvvetlerinde Vietnam Savaşı sırasında, 1960’larda yapılmıştır; MK-ULTRA Projesi olarak bilinir. Telekinezi artık büyük ölçüde şarlatanlık olarak bilinmekte. Google’ladığınızda adıyla karşılaşacağınız İsrailli Hokkabaz Uri Geller (Ek not: Geller, ülkemizde yayınlanan ‘Fenomen’ adlı programa da jüri olmuştu. Sadece dokunarak kaşıkları bükmesi, en bilinen numarasıydı ve mıknatıs kullandığı iddia edilmişti.), uzun yıllar istismar etmişti.

Telekinezi politikacılara karşı saldırı aracı olarak kullanılabilir mi?

Telekinezi, ‘zihin kontrol mekanizmalarından’ sadece biri ve en zayıf olanı. Çok daha güçlü yöntemler var ve uzaktan kontrol aracılığıyla kişilerde psikolojik sapmalar yaptırmak olasıdır. Bu yöntemlerden biri ‘rüya gönderme’ diye bilinen yöntemdir. Bu yöntem aracılığıyla ‘teleolojik’ bir tasarım hazırlanır ve şahsa intikal ettirilir; yani şahıs rüyasında sizin tarafınızdan hazırlanmış olan tasarımı görür ve inanır.

Telekineziyle fikir yerleştirme çalışmaları var mı?

Fikir değil ama ‘tasarım yerleştirmesi’ yapılabilir ve yapılmıştır da. Bunun için bazı ilaçlar kullanılır ve bunlar aracılığıyla kişilerin ve daha önemlisi kitlelerin, belirli tür eylemlere yönlendirilmeleri sağlanır.

Telekineziyle tasarım yerleştirmesi gibi konulara karşı önlem alınabilir mi?

İstihbarat dünyasının en ilginç olayı bu tür uzaktan kontrol yöntemlerinin önlenmesiyle ilgilidir. Uzmanlar bu yollara başvurabileceğini bilerek bazı özel önlemler alabilirler. Karşı atak şeklinde olur. Tarihten bir örnek: ABD Başkanı Nixon, Rusya’ya gittiğinde, Sovyetler Birliği Komünist Partisi özel hazırlattığı programı uygulatmıştı. Nixon yaklaşık 95 dakika trans halinde kalarak toplantının yarıda kesilmesine neden oldu ve görüşmelerden sonuç alınamadı. Sovyetler Birliği’nin istediği de zaten buydu.

Konu hakkında genel kani ve kanaat ne olur?

Telekinezi bilimkurguda sıklıkla kullanılan bir kavram olmasına rağmen, tartışmalı da… Yapılan deneylerde ‘yoruma bağlı’ olarak farklı sonuçlar çıkabiliyor. Bilim adamları somut verilere dayanmadığı ve sonuçların ancak yorumla okunabileceğini düşündükleri için bu kavrama temkinli yaklaşıyorlar. Önde gelen bilim adamlarından Stuart Vyse “Büyüye İnanmak: Batıl İnancın Psikolojisi” adlı kitabında deneylerin tekrar edilebilir sonuçlarının az olduğunu ifade ediyor.

Konu hakkında bazı notlar:

  • Telekinezi ‘gücü’ olduğunu düşünenlerin bir kısmı, bu güçleri beynimizin kullanamadığımız kısmının harekete geçmesiyle ifade ediyor. 
  • Beynin biyoelektrikle çalışır ve her şeyin biyomanyetik alanı vardır. Örneğin saniyede 6,6 birimlik elektromanyetik dalga gönderilince insan kendini daha gergin hissediyor. 10,8 verinceyse daha isyankâr. Tüm bunları bir cep telefonu aracılığıyla yapmak mümkün. Fakat bunun tespiti çok basit…
  • İnsan beyni gönderilen veriyi hemen işlemeyebilir ve buna direnç gösterebilir.

Kaynak: Kaan Kavuşan, “Nedir bu telekinezi? Manyetik dalgalarla isyan!”,  Aksam.com.tr, Haziran 2013. Not:  Bu yazı aşağıdaki Bilim adamları ve yazarın düşüncesinden istifade edilerek hazırlanmıştır.

  • Yıldırım Beyazıt Üniversitesi Tıp Fakültesi’nden Doç. Dr. Sinan Canan’a
  • Nöroloji uzmanı Doç. Dr. Sultan Tarlacı
  • Dokuz Eylül Üniversitesi Fizik Bölümü Öğretim Üyesi Prof. Dr. Mustafa Erol,
  • Prof. Dr. Nevzat Tarhan / Nöropsikoloji Uzmanı
  • Aytunç Altındal / Araştırmacı Yazar

Tags:



Yazar Hakkında

1973 yılında Trabzon’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Trabzon’da tamamladı. 1992 yılında Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Makine Eğitimi Bölümünü kazandı. 1996 yılında Otomotiv Öğretmeni olarak mezun oldu. 1996-1999 yılları arasında “Toplu Taşım Araçlarında Otomatik Vites Kutusu Uygulaması ve İşletme Maliyetlerine Etkisi” konulu tez çalışmasıyla yüksek lisansını tamamladı. 1997-2000 yılları arasında Marmara Üniversitesinde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 2009 yılında Kocaeli Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “Fren Disklerine Uygulanan Kaplamaların Frenleme Performansına Etkisinin Deneysel İncelenmesi” konulu tezi vererek doktor unvanını aldı. Demir, İSPARK AŞ’de sırasıyla, Teknik İşler Şefi, İşletmeler Müdürü, Etüt Plan ve Proje Müdürü, Etüt ve Planlama Müdürü olarak çalıştı. 17.11.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde Yardımcı Doçent unvanıyla öğretim üyeliğine başladı. Başta otomotiv olmak üzere, güç aktarma organları, alternatif yakıtlar, ulaşım ve otopark yönetimi alanlarında ulusal ve uluslararası dergilerde, kongre ve sempozyumlarda yayımlanmış 30 makale çalışması bulunmaktadır. Ayrıca “Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri”, 52 bin kelimelik “Otomotiv ve Temel Teknik Bilimler Sözlüğü”, 2500 kelimelik “Otopark Endüstrisi Sözlüğü”, 11 bin kelimelik “Sistem Sistem Otomotiv Teknik Terimler ve Terminolojiler Sözlüğü” gibi yayımları da bulunmaktadır. Haftalık Otohaber dergisinde yaklaşık 4 yıl süre ile teknik danışmanlık ve okur soruları editörlüğü, www.otomotivbilgi.com web sitesinde yayımlanmış 43 haftalık yazısı, www.otoguncel.com ve www.nenedir.net web sitelerinin editörlüklerini yürütmektedir. Aynı zamanda Wushu spor dalında hem Uluslararası Hakem hem de Merkez Hakem Kurulu Üyesi’dir. Uluslararası Wushu Sanda Hakemlik Kuralları Tercümesi gibi yayımları olan Demir, İngilizce bilmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.


Üste Git ↑