Sıcak Suda Çeken Crossover’lar!

Yıllar önce Crossover’lar hayatımıza girmeye başladığında otomobil severler ikiye bölünmüştü. Bir grup, crossover sınıfını mantıklı bulurken, diğer bir grup son derece gereksiz görüyordu. Mantıklı bulanlar; büyük boyutlu SUV’ların hayatları boyunca neredeyse hiç araziye çıkmadığını, şehir içerisinde gereksiz yer kapladıklarını, aşırı yakıt tüketip çevreyi kirlettiklerini savunuyor ve Crossover’ların uygun reçete olduğunu düşünürken diğer bir grup; hiçbir arazi kabiliyeti olmadığı halde SUV gibi görünen bu araçların gereksiz boyutlara sahip olduğunu, ağırlık merkezlerinin yüksek ve yol tutuşlarının düşük olduğunu ayrıca fiyatlarının kompakt sınıf otomobillere göre pahalı olduğunu savunuyordu.

Her iki tarafın da haklı olduğunu söylesek yanlış olmaz. Fakat Crossover sınıfı kısa zamanda olağanüstü bir satış başarısı gösterdi. Üreticiler bir bir bu sınıfa girmeye başladılar. Tarihi boyunca hiç SUV tecrübesi olmayan markalar bile, arazi kabiliyeti olması gerekmeyen bu sınıfta söz sahibi oldular. Bu sınıf bu denli hızlı bir büyüme trendine girince pek çok marka birden fazla Crossover tanıtmaya ve ürün gamında yer vermeye başladı. Şu anda gelinen durumda ise Crossover’lar kendi içerisinde sınıflanmış durumdalar.

Aynı otomobil sınıflarında olduğu gibi küçükten büyüğe A, B, C, D sınıfı Crossover’lar karşımıza çıktı. Fakat ortaya çıkış amacı SUV’ları fazlalıklarından kurtarmak olan bu sınıf, küçükten büyüğe değil, büyükten küçüğe doğru gelişim gösterdi. Bu trendin son halkasını ise, tabiri caizse sıcak suda yıkanarak çekmiş, büyükken sonradan küçülmüş gibi görünen tasarımlara sahip A sınıfı Crossover’lar oluşturuyor.

Hep bir üsttekinin prestijinden faydalanan ve giderek küçülen Crossover sınıfının en küçük üyelerinden Audi Q2, VW T-Roc, Skoda Kamiq, Seat Arona, Volvo XC40, Jeep Renegade gibi Crossover’lar piyasaya bir bir çıkmaya başladılar ve gerçekten de iyi bir satış performansı gösteriyorlar. Peki nedir bu başarının ardındaki sır?

Crossover sınıfı neden başarılı oldu?

SUV’lar son derece pahalı, prestijli ve pek çok açıdan son derece kabiliyetli otomobiller. Bu otomobillere ulaşabilen kişi sayısı da haliyle sınırlı. Dolayısıyla SUV sahibi olmak, güç ve prestij sahibi olmak ile aynı anlama geliyor. Fakat Crossover sınıfı otomobiller, neredeyse SUV’lar gibi göründüğü ve prestijli bir algı yarattığı halde, normal yol otomobillerinin teknik alt yapısına sahip oldukları için maliyetleri SUV’lara göre hayli düşük. Dolayısıyla bu sınıfın başarısının ardındaki en önemli etken; ödenen fiyata göre satın alınan prestij diyebiliriz.

Crossover sınıfları küçüldükçe kullanılan platformların da küçülmesi, maliyetlerin daha da aşağı çekilmesine ve markaların daha karlı satışlar yapmasına olanak tanıyor. Örneğin Renault Kadjar, CMF yani Megane’nın da yükseldiği kompakt sınıf platformunu kullanırken, Captur küçük sınıf platformu olan Clio platformunu kullanmakta. Yani aslında durum, normal otomobillerin yerden yükseltilmesi ve tasarımlarının değiştirilmesinden ibaret. Buna rağmen, fazla ücret ödeyen tüketiciler de, karlı satış yapan markalar da hayli memnun!

Küçük sınıf Crossover’ların artıları ve eksileri

Öncelikle yerden yüksek yapı, büyük boyutlu jantlar ve dik oturma pozisyonları; sürücüye iyi bir çevresel görüş ve hakimiyet hissi kazandırıyor. Köşelerinin nerede başlayıp bittiği belli olan tasarım, kullanımda rahatlık sağlıyor. Otomobillere göre birkaç santim de olsa, yerden yükseltilmiş zemin, bozuk yollarda daha rahat olunmasını sağlıyor. Fakat buradan; arazi kabiliyeti olduğu izlenimi çıkmasın! Kasislere hızlı girildiğinde aracın altını yere vurmama kabiliyeti desek daha doğru olur. Bu sınıfın en önemli artısı; prestij algısı desek yanlış olmaz.

Eksilerine gelirsek; genellikle arkaya doğru alçalan tavanlar ve arka kapı camlarının dar tutulması, ayrıca küçük sınıf platformlarının getirdiği kısa diz mesafesi, arkada oturanlar için klostrofobik bir yolculuk deneyimi yaşatıyor. Yine bagaj hacmi de küçük sınıf HB otomobillerden daha fazlasını sunamıyor. Yerden yüksek yapı, kısa ve dar boyutların da etkisiyle düşük yol tutuş, savrulmaya ve takla atmaya daha müsait bir yapı ortaya koyuyor. Fakat neyse ki elektronik destek sistemleri hem bu durumu sürücüye hissettirmiyor hem de yol tutuş eksikliğini tolere ediyor. Zaten günlük kullanımda kimse virajlara limitlerde girmiyor!

Küçük sınıf Crossover’lara örnek gösterebileceğimiz modellerin fotoğraflarına bakın, ne kadar havalı görünüyorlar değil mi?

Jeep Renegade
Jeep Renegade
Skoda Kamiq
Skoda Kamiq
VW T-Cross ve T-Roc
VW T-Cross ve T-Roc
Audi Q2
Audi Q2
Volvo XC40
Volvo XC40

Enis BÜYÜKTAŞ

1990’da İstanbul’da doğdu. İlköğretim, orta öğretim ve liseyi İstanbul’da tamamladı. 2010 yılında Adnan Menderes Üniversitesi Söke MYO Otomotiv Ön Lisans programını tamamladı. Aynı yıl dikey geçiş sınavını kazanarak Marmara Üniversitesi’ne kabul edildi. 2013 yılı itibari ile Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Otomotiv Öğretmenliği Lisans eğitimini tamamladı. Üniversite eğitimi süresince Mitsubishi’de Satış temsilcisi olarak görev yaptı. Üniversite eğitiminin ardından Mercedes ve Renault'da satış danışmanı olarak görev yaptı. Sonrasında 2015 yılında Borusan Oto İstinye'de Garanti Uzmanı olarak görev yapmaya başladı ve halen devam etmektedir.

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir