Hüseyin Yayla no image

Published on Ocak 1st, 2013 | tarafından H. Hüseyin YAYLA

1

Şut ve Gol

Birkaç yıl öncesindeydi… O zamanlar TRT 1’de sunucu Erdoğan Arıkan, yorumcular Hakan Şükür, Mehmet Demirkol ve Ömer Üründül ile birlikte Stadyum programını yapıyorlardı. Onlara bir e-posta göndermiştim.

Spor programlarının içerisinde eskiden beri süregelen bir bölüm vardır; o hafta içerisinde atılan golleri gösterirler. İşte bu  “haftanın golleri” bölümüne alternatif olarak o haftaki maçlar içerisinde atılan şutları gösteren bir bölüm eklenmesini önermiştim.

Nedenine gelince;

Atılan şutlar o kadar kötü o kadar cılız ve o kadar isabetsiz ki insan ister istemez; “ben vursam daha iyi giderdi” demekten kendini alamıyordu.  Atılan her şuttan sonra;

Hay senin ayağına…

Şunu bizim marangoza gönderilim de yontsun biraz,

Senin ayağının balansı yok mu kardeşim?

Ben vursam kesin gol olurdu!

Seslerini duymuşsunuzdur çoğu zaman. (tabi bazı kelamları biz burada kaleme alamadık, anlayışınıza sığınarak :) )

Peki, sizce Türk futbolcusu şut atmayı bilmiyor mu?

Biliyor – bilmiyor; tartışılır. Aslına bakarsanız bir yandan da maç içerisinde şut atmaya korkuyorlar diyebiliriz. (çoğunuz gözünüzle tanıklık etmişsinizdir). Eğer birisi yanlışlıkla gaza gelip de şut atarsa – bir de şut atan kişi genç bir futbolcuysa – vay o futbolcunun haline! Hemen diğerleri (ağabeyler) ona dönüp kızgın gözlerle bakar, o da başını öne eğip gerisin geriye koşar. Bir daha şut atmak mı? – “Tövbe”.

Bazı ağabeyler daha da ileri giderek – ağzından köpükler saçarak- kızar, bağırır, el kol hareketleri yapar… Bir de atılan şut kötü olunca, sanki haklılarmış gibi görünür. Taraftar da kızar haliyle, hazmedemezler kötü şutu.

Bizim sektörde çalışanların hata yapma şansları çok az. Hele ki 0-0 berabere giden, gol atmazsan her şeyin biteceği, milyon dolarların kaybedileceği bir maçta 90. dakikada kaleciyle karşı karşıya kalıpta boş kaleye golü atamayan personelin halini düşünemiyorum bile!

Sıkıysa vur topa, dağlara taşlara gitsin.

Nereye vuruyorsun?

Müsait durumdaki arkadaşına pas vermek yerine topu Avut’ a atarsan yaşatmazlar seni, çiğ çiğ yerler!

Peki, bu profesyonel futbolcular bir yılda 365 gün ne yapıyorlar sizce? Ne kadar şut çalışması yapıyor, işlerini ne kadar ciddiye alıyorlar?

Biz otomotiv sektöründe sabah 07’de evden çıkıyoruz, en erken akşam 20’de evde oluyoruz. Haftanın minimum 6 günü çalışıyoruz. Bazen Pazar günleri bile çalışıyoruz. Ayda ortalama 26 gün hesaplarsak 338 saatimizi (işe gidip gelirken dâhil olmak üzere) işyerinde geçiriyoruz.

Acaba bir futbolcu ayda kaç saat çalışıyordur?

***

Bir öğretmen sınavda yanlış bir soru sorsa o anda belki de 40 yıllık meslek hayatını bitiriverirler

Sizce bir doktorun yanlış teşhis veya tedavi yapmak gibi bir hata şansı ne kadar olabilir?

Bir avukat, dosyasını iyi okuyup iyi hazırlanmadan mahkemeye çıkıp davayı kaybederse durumu ne olur?

Bir usta, aracın frenlerini iyi kontrol etmedi diye oluşabilecek kazalarda ne kadar affedilebilir?

Bir öğrenci, iyi hazırlanmadığı bir sınavda, bir de üstüne basit bir hata yaparak birkaç puanla kaybettiği sınav sonrasında sadece bir yılını mı kaybetmiş olur?

Bir şoför sadece bir saniyelik önüne bakmadığında neler olabilir? Bir restaurantta veya kafedeki garson tepsiyi devirdiğinde işine kaldığı yerden devam edebilir mi?

Kalabalık bir şirkete yemek veren firmanın aşçısı o gün kullandığı malzemelerin bozuk olduğunu fark etmezse ne sonuçlar doğurabilir?

Bir Mühendis’in üzerinde çalıştığı planda – çok küçük de olsa – bir hata yapması nelere mal olabilir?

Bir satış danışmanının (bir maçta) kaç hata yapma şansı var sizce?

***

En ufak bir olayda “Türkiye’de futbolcu kolay mı yetişiyor?” diyorlar.

Bir Öğretmen, Doktor, Avukat, Mühendis, Satış Danışmanı kolay mı yetişiyor sanıyorlar?

***

Yeni yılda attığınız her şutun gol olması dileklerimle,

“mutlu yeni yıllar”

Tags: , , , , , , , , ,




Üste Git ↑