Hüseyin Yayla no image

Published on Mart 26th, 2013 | tarafından H. Hüseyin YAYLA

6

Bu Sorgu Burada Bitmez

Osman da tüm galerici arkadaşları gibi her Pazar günü oto pazarına araç çıkarmaktadır. Genel olarak oto galericilerinin araç satışında en fazla güvendiği argümandır açık oto pazarları. Neredeyse bütün bir hafta boyunca pazarın gelmesini beklerler. Özellikle de yeni alınan araçların “pazara yetişmesi” için büyük bir çaba harcarlar ve bu lügat oto galericileri, oto sanayi siteleri, mekanik ve kaporta boya atölyeleri, yedek parça esnafları arasında yerini almıştır.

Evet, “araç pazara yetişecektir”….

Galericilerin en büyük satış umudu pazarı boş geçmemektir.

Araçlarını büyük bir özenle hazırlar, tüm eksiklerini giderir ve temizlik aşamasına çok dikkat ederler. Tüm bu işlemlerden sonra nihayet araçlar satışa hazırdır. Pazarda araçlar itinayla sıraya dizilir, etiketleri yazılır, şöyle bir üzerinden tekrar tozları alınır. Pazar sabahlarının değişmez senfonisidir tüm bu hazırlıklar.

Sıra müşterinin gelmesindedir artık, beklemeye koyulurlar. En büyük sıkıntıları oto pazarlarının henüz tesisleşmemiş olmasıdır. Yıllardır bu kadar büyük bir sektöre hizmet veren oto pazarlarında ne bir bilirkişi ne araçlara onay verebilecek bir servis ne de vekâlet veya noter satış işlemlerinin halledilebileceği bir sistem kurulamamıştır. Birçok oto pazarında tuvalet veya yemek organizasyonu dahi bulunmamaktadır.

Tüm bu imkânsızlıklar içerisinde araç satmaya çalışan oto galericilerinin en büyük sıkıntılarından bir tanesi de müşterinin Pazar günü satın aldığı ve hatta kaparo bile verdiği aracı hafta içi satın almaktan vazgeçmesidir. Vazgeçme nedeni bazen haklı sebeplere dayansa bile birçok kez de havadan sudan sebepler olabilmektedir. Bu durum oto galericilerinin hiç hoşuna gitmez, zira aynı aracı satabilmek için bir sonraki pazarı beklemek zorunda kalacaklardır.

Bazen sebepler o kadar can sıkıcıdır ki kavgaya bile sebebiyet verebilir.

İşte Osman’ın başına gelen de yine can sıkıcı bir vazgeçiş nedenidir.

Osman pazarda araba satmış, kaparo almıştır. Müşteri araç hakkında bilmek istediği her şeyi sormuş, Osman da sabırla en ufak ayrıntısına kadar cevap vermiştir. Sıra pazarlığa gelmiş, uzun pazarlıklar sonucu satış gerçekleşmiştir.

Ertesi gün müşteri gelir ödeme yapar ve notere giderler. Bu arada müşteri gelirken abisini yanında getirmiştir. Ağabey ısrarla hala aracı sorgulamaya devam etmektedir. Bu araç hangi versiyondu, plakası neydi, kazası var mıydı? Osman sabırla bir önceki gün müşterisine anlattığı tüm bilgileri tekrar ağabeye anlatır.

Ağabey ısrarla soru sormaktadır, soruların ardı arkası kesilmez.

–          Araç kazalı mı?

–          Hayır, sadece iki parça boya var, kardeşinize söylemiştim.

–          Ne! İki parça boya mı? Aracın neresinde bu boyalar?

–          Sağ ön çamurluk ve kapıda.

–          Demek sağdan büyük bir kazası var?

–          Nerden çıkarıyorsunuz, sadece çizikten sebep olabilir.

–          Yok, çizikten olamaz. Kesin sağdan bir tır çarpmıştır.

–          Tır da nereden çıktı şimdi? Osman’ın tansiyonu çıkmaya başlamıştır. Derin bir nefes alır, ses tonunu ayarlamaya dikkat ederek:

–          Bisiklet olamaz mı? Belki de mahallenin çocukları bisikletle aracın yanından geçerken hafiften sürtmüştür ve çizilmiştir. Araç sahibi de kaskodan boyatmıştır. Olamaz mı?

–          Olabilir, yine de pek sanmıyorum. Ağır bir kaza var sanki. Peki, bu aracın km’si kaçtı?

–          74.000 km’de.

–          Ne! Neden bu kadar çok km yapmış ki?

–          Çok değil ağabey, 5 yaşında araba. Senede neredeyse 15.000 km yapmış. Dizel araba için çok sayılmaz. Piyasadaki birçok dizel araç yılda 25-30 bin km yol yapmış oluyor.

–          Bence çok, zaten 100 binden sonra motor ister. Bence bu araç alınmaz. Hem hasarlı hem de çok km yapmış. Madem çizikti niye boya yapılmış, çizik kalsaydı.

–          Bilemiyorum, sahibi böyle tercih etmiş.

–          Araç ilk sahibinden mi? Aracı niye satıyor?

–          İlk sahibinden, ihtiyaçtan dolayı sattı. Ev alacakmış.

–          Aracı niye size vermiş kendisi satmamış, araç kötü diye mi?

–          Niye kötü olsun, acil paraya ihtiyacı olduğu ve  biz de değerini verdiğimiz için bize sattı.

–          Aracın lastikleri yeni, lastikler niye değişti, 75.000 de lastik mi değişir, km düşürülmüş olmasın?..

–          Kesinlikle olmaz. Servis kayıtları var.

***

Soruların ardı arkası kesilmez, böylece uzar gider;

–          Bu kaç beygirdi?

–          Bu beygirler gitmiyormuş, çok yakıyormuş.

–          Siz bu arabayı kaç paraya anlaştınız? ( 15.000 TL ) İnternette 13.000 TL’ye vardı, niye bunu alıyor ki şimdi?

–          Şirket arabası mı bu?

–          Sigara içilmiş mi?

–          …

***

Bu kadar soru üst üste gelince Osman dayanamaz artık, olanlar olur. Sonuçta ağabey hastaneye, müşteri ile Osman da karakola gider. Karakolda polis memuru Osman’a sorar,

–          Neden vurdun adama?

–          …

***

Karakoldan çıkarlar. Osman müşteriye kaparosunu iade etmiş, dükkâna dönmüştür. Ortağı Osman’a sorar:

–          Ne oldu?

–          …

Tags: , , , , , ,




Üste Git ↑