Şehir ve Siyaset

Want create site? Find Free WordPress Themes and plugins.

Bir medeniyetin özü, özetidir şehirler. Bir şehir; mahalle cümlelerinden, sokak kelimelerinden, ev ve bina harflerinden oluşur. Şehir, ait olduğu medeniyetin bir nevi kimlik kartı gibidir; milletlerin dini, dili, kültürü, entelektüel seviyesi şehir dokusuna bir nakış gibi işlenir. Bir şehrin sokak ve yollarında gördüğünüz insanlar; şehre ve o şehrin ait olduğu medeniyete dâir çok şeyler söyler size/bize [1]. Hasılı her şehrin bir kimliği, bir tarihi, bir hafızası ve bir ruhu vardır.
***
Şehir ile siyaset adaştır. Siyaset yapmak şehir yapmak/kurmak; şehir yapmak/kurmak ise siyaset yapmaktır. Çünkü şehir farklılıkların bir arada olduğu, olmalarının mümkün kılınması gerektiği yerdir. Siyaset farklı olanı bir arada yaşatabilme sanatıdır.
Şehir, farklı olanların birlikte yaşamını, ancak belli bir kimlik siyaseti, şehirli kimliği ve kültürü sayesinde mümkün kılabilir. Şehir, kırsaldan farklı olarak, aslında çoklu kimliklerden oluşur. Şehrin tek bir kimliği yoktur, ama varolan kimlikler bir şekilde kendi aralarında bir “üst kimlik” oluşturur [2].
Şehrin kimliklerinden biri ya da bir kaçı baskı altında tutulduğu zaman; şehir, şehir olmaktan çıkar ve kendisine yabancılaşır. Siyaset, şehre etkin bir şekilde hizmet edemez hale gelir. Siyaset, şehrin hakikatini gizlemek için zorba bir araca dönüşür. Normal durumda, hiç bir şehir kendisine yabancılaşmaz, onu yabancılaştıran ekonomik veya siyasi tahakküm ya da yabancının işgali olur [2].
***
Bir şehir kendi tarihi ve kültürel hakikatlerine yabancılaşırsa hafızasını kaybeder. Bu durumda kendi özüne dönmeden, hiç bir surette, kendisini sahi ve hakiki bir şekilde yeniden kuramaz. Bir şehrin geleceği, şehirlileşmesi, kendisini tarihsel hafızası, gelenek ve kültürel anlamlarının içinden üretmesiyle mümkündür. Dayatılan “modernleşme” geleneksel şehirlerde büyük mağduriyetler meydana getirdi ve çoğunu felce uğrattı. Çünkü “modernleşme” yeni bir ideolojik hayal olarak, şehirlerin kendi kültürleri içerisinden değil, onları yoketme, tasfiye etme üzerinden yapılıyordu. Modernite, “modernleşme”den farklı olarak bir şehri çağdaş ve küresel standartlara ulaştırabilmesi için kendi mahalli kültürü özelinde evrensel olanı bularak, oluşturarak sağlar [2].
***
Bir şehir oralı olan herkesin ortak evidir. Şehir, bir aşiret, köy gibi herkesin aşırı ölçüde birbirine benzediği yer değil, farklı olanların bir arada yaşadıkları yeridir. Şehir farklı olanların, farklı çıkar ve tercihlerin yaşadığı ve birbirinden olumlu anlamda etkilenerek büyük bir sosyal ve kültürel ortamı mümkün kılan mekandır. Bir şehre sahip çıkmak, her şeyden önce onun tarih, kültür, kimliğini sahip çıkmakla mümkün olur [2].
***
Şehirler aymazlık ve de doymazlık içinde olan kimi kamu görevlilerinin fırsatçı seçmenlerle işbirliğiyle, önemli derecede rant savaşlarının yapıldığı mekanlara dönüştürülmüştür. İmar planlarının veya nazım planların şehir vizyonuna hizmet edeceği düşünülürken, şahsi menfaatlere uğruna sık sık ve üstelik planı kabul eden aynı merciler tarafından tadil edildiği bir realitedir. Türkiye’de imar planları veya nâzım planların değişikliğe uğraması istisnai hallerden değil, “tabii” durumlardan sayılır.”Ya yeşil alanlar” dediğinizi duyar gibi oluyorum. Onların ihtiyaca göre imara açılması zaten adiyattan olup mevzu etmeye bile değmez.
Netice itibariyle zahmetsiz, emeksiz servet edinmenin en kolay olan rant savaşları, şehirlerimizi hangi medeniyeti temsil ettiği belli olmayan, ucube yerleşim yerleri haline dönüştürmüştür. Oysaki, zamanın öğütücü çarkı içinde keşmekeşe kurban verilmemesi gereken, bizi biz yapan değerler manzumesi vardır. Aşınmalara karşı bütün heybetiyle direnen mimari yapı, evsahipliği yaptığı medeniyetin sakinlerinin kültürü ile uyumlu olduğu, tabiat ile bütünleştikleri sürece yaşamaya, kendini korumaya muktedir olacaktır. Bu değerleri korumanın en garanti yolu sanırım, imar değişikliklerinde olabildiğince şeffaflıktan geçmektedir. Nemelazımcılık yapmadan, yaşadığı şehrin kimliğinin kaybolmaması adına durumdan vazife çıkartan duyarlı şehir sakinlerinin olduğu yerde tarih ve kültür kokan eserler tüm heybetiyle yöreye gelenleri selamlayacaktır. Aksine aymazlık devam ederse, yitip giden değerlerin ardından gözyaşı dökmek kaderimiz olacaktır [3].

Özlü Sözler:
İnsanın dünyadaki esas vazifesi dünyayı güzelleştirmektir. Hz Muhammed (SAV)
Din ve tasavvufun birlikteliğinden; sade, zarif ve mükemmel bir şehirleşme çıkar. Turgut Cansever
Yapılar şehirlerin, şehirler de, kültürlerin vitrinleridir. Nazif Gürdogan
Mimarlıkta, dünyasız ötedünya, ötedünyasız da dünya olmayacağı, en yakın ve en açık biçimde camilerle anlatılır. Nazif Gürdogan
Süleymaniye bakan, atalarının yitirdiği Cennet’i görür. Nazif Gürdogan
Şehir, medeniyet kadar kadimdir. J. E. Goldthrope.
Yapılar şehirlerin, şehirler de, kültürlerin vitrinleridir. Nazif Gürdogan

Kaynaklar:
[1] Dr. Doğan DEMİR, “Medeniyetin Aynası Şehir”, Ekim 2008.
[2] Yaşar Abdulselamoğlu, “Şehrin Kimliği ve Şehir Hakkı”, 14 Haziran 2013.
[3] Samet ERCOŞKUN, “Tanpınar’ın Kaleminden Şehir ve Medeniyet”

Did you find apk for android? You can find new Free Android Games and apps.

Bir Cevap Yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir