Shell Helix biyoyakıt uyumluluğunda standartları belirliyor…

Shell Helix Ultra 5W-30 ve Shell Helix Ultra 5W-40, Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin (ACEA) yenilenen 2012 standartlarını karşılayan ilk ve tek motor yağı markası oldu. Yapılan testler, Shell Helix Ultra’nın benzin ve dizel yakıtlarda olduğu gibi biyoyakıtlar ile de etkin şekilde çalıştığını ortaya koydu.
Shell Madeni Yağlar, Avrupa Otomobil Üreticileri Birliği’nin (ACEA) yenilenen motor yağı standartları testlerinde üstün niteliklerini ve teknolojideki liderliğini bir kez daha ortaya koydu. Shell Helix Ultra 5W-30 ve Shell Helix Ultra 5W-40, ACEA’nın yeni A3/B4 2012 kriterlerini karşılamak için, motor koruması ve yakıt ekonomisi gibi çeşitli alanlardaki performansları değerlendiren testlerini başarıyla tamamladı.
Shell Helix Ultra 5W-30 ve Shell Helix Ultra 5W-40, ayrıca ilk defa uygulanan ve biyoyakıt kullanımında yağların performanslarını analiz eden CEC L-105 Düşük Sıcaklıkta Pompalanabilirlik Testi’ne tabi tutuldu. Shell Helix Ultra, enerji çeşitliliğinde biyoyakıtların artan öneminin altını çizen bu testi de başarıyla geçti.
Shell Helix Ultra 5W-30 ve Shell Helix Ultra 5W-40, ACEA test süreçlerindeki başarılı performansları ile benzin ve dizel ile olduğu gibi, biyoyakıtlarla da etkili bir şekilde çalıştığını ortaya koydu.
Shell Helix Teknoloji Müdürü Richard Dixon, konuyla ilgili şunları söyledi:
“Shell Helix Ultra 5W-30 ve Shell Helix Ultra 5W-40’nın yeni ACEA 2012 kriterlerine uyumlu ilk motor yağları olmaları, Shell’in madeni yağ müşterilerine hangi yakıtı kullanırlarsa kullansınlar aynı yüksek performans ve koruma seviyesini sunma vaadinin bir kez daha altını çizmiş oldu. Yol taşımacılığı sektöründeki karbondioksit emisyonlarının azaltılmasına yönelik küresel yönetmelikler, geleceğin araçlarına enerji sağlamada biyoyakıtların önemli bir rol üstleneceğini gösteriyor. Gelecekte biyoyakıtlar, enerji çeşitliliğinin hayati bir parçası olacak. Bu nedenle, her zamanki gibi sektörüne öncülük eden Shell, biyoyakıtlarla birlikte kullanıldığında yüksek performans ve koruma seviyesi sunan madeni yağlar geliştiriyor. Shell Helix Ultra 5W-30 ve 5W-40’ın, ACEA tarafından konan spesifikasyonlar gibi devamlı değişen performans şartlarını karşılamayı sürdürmesi, gelecekte de bu tür çalışmaları geliştireceğimize dair müşterilerimize sunduğumuz bir güvencedir.”

Shell Madeni Yağlar Hakkında:
‘Shell Madeni Yağlar’ terimi, madeni yağlar işiyle uğraşan tüm Shell Grubu şirketlerine atıfta bulunur. Shell birçok farklı uygulamada kullanılan müşteri ihtiyaçlarını karşılamak üzere geniş çeşitlilikte madeni yağlar satmaktadır. Bunlar binek araç, ağır vasıta, madencilik, enerji üretimi ve genel mühendislik gibi alanları içermektedir.
Shell’in madeni yağ markaları portföyü Pennzoil, Quaker State, Shell Helix, Shell Rotella, Shell Tellus ve Shell Rimula’dan oluşmaktadır. Shell, tüm madeni yağ tedarik zincirine dahil olup sekiz tesiste baz yağları üretmekte, madeni yağ için 50’den fazla tesiste baz yağı ile katkı maddelerini harmanlamakta ve dağıtımını, pazara arzını ve 100’den fazla ülkede madeni yağ satışını gerçekleştirmektedir. Bunun yanı sıra müşterilerine teknik destekte bulunmaktadır.
Shell, sunduğu geniş ürün ailesine ek olarak madeni yağ ile ilgili aşağıdaki hizmetleri de sunmaktadır:
• Shell LubeMatch – ürün online tavsiye aracı
• Shell LubeAdvisor – Shell teknik personeli ve online araçlar vasıtasıyla müşterilerin doğru madeni yağı seçmelerini sağlayan hizmet
• Shell LubeAnalyst – müşterilerin ekipmanlarının ve madeni yağlarının durumlarını takip etmeyi,
bakımda nakit tasarrufu ve ekipman arızası sonucunda potansiyel iş kaybından kaçınmayı sağlayan erken uyarı sistemi Shell’in dünya standardındaki teknolojisi müşterilerine değer sunmak üzere çalışmalarını sürdürmektedir. Shell Madeni Yağları’nın temelinde yenilik, ürün uygulamaları ve teknik işbirliği vardır. Almanya, Japonya (Showa Shell ile ortak girişim), İngiltere ve ABD’de önde gelen madeni yağ araştırma merkezleri bulunmaktadır. Shell, öncelikli olarak teknolojiye yatırım yapmakta ve yenilikçi madeni yağları geliştirmek için müşterileriyle yakın çalışmalar içindedir ve 150’den fazla madeni yağ, baz yağ ve gresler için alınan patent dizisini içeren patent portföyü, kendilerini madeni yağ araştırma ve geliştirme işine adamış 200’den fazla bilim insanı ve madeni yağ mühendisi bulunmaktadır. Müşterilerine, düşük bakım maliyeti, uzun ekipman ömrü ve azaltılmış enerji tüketimi gibi faydalar sağlamaktadır. Madeni yağ teknolojisinin limitlerini zorlamanın yollarından biri de Scuderia Ferrari gibi üst düzey motor yarışı takımlarıyla çok yakın çalışmalar içinde olmaktır. Bu teknik ortaklıklar madeni yağ bilimindeki bilgilerini geliştirerek yarış pistinden alınan son teknolojiyi ürünlere aktarmalarını sağlamaktadır. Shell, küresel madeni yağ sektörü üzerine hazırlanan Kline and Company’nin yıllık raporunda (“Global Madeni Yağ Endüstrisi 2011: Pazar Analizi ve Değerlendirmeleri”) madeni yağ konusunda dünya lideri şirket olarak kabul edilmiştir ve bu rapor Shell’in yüzde 13 pazar payı ile 2011 yılı boyunca hacmen liderlik pozisyonunu koruduğunu doğrulamaktadır.

Alternatif yakıtla çalışan otomobiller teşvik edilmeli…

Frost & Sullivan, yeni araştırmasında maliyet ekonomisi ve düşük emisyon açısından alternatif yakıtla çalışan araçların kullanımını mercek altına alıyor

Alternatif yakıtla çalışan otomobiller teşvik edilmeli

Frost & Sullivan’ın araştırmasına göre alternatif yakıtla çalışan araçlar, 2020 ve sonrasında ACEA ve EPA Yönetmelikleri’ni karşılamak için etkili bir formül olarak öne çıkacak. Araştırma, kısa bir zaman diliminde alternatif yakıtla çalışan araç sayısında ciddi bir artış kaydedileceğini ortaya koyuyor.

2010 yılında Türkiye’de faaliyetlerine başlayan dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan, Türkiye’de hazırladığı başta enerji, otomotiv, savunma ve sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerde uzun vadeli pazar öngörülerini de kapsayan raporlarıyla uluslararası şirketlerin ve yatırım fonlarının Türkiye’deki faaliyetlerine yardımcı olmanın yanı sıra farklı sektörlerde birçok Türk firmasına özel araştırma ve danışmanlık hizmetleri vererek iç ve dış pazarlarda büyümelerine yardımcı olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Frost & Sullivan, maliyet tasarrufu ve düşük emisyon bakımından Türkiye için de önem taşıyan alternatif yakıtla çalışan otomobillerin önümüzdeki dönemde nasıl bir gelişim izleyeceğini masaya yatırıyor.

Pazar hızlı büyüyecek

Araştırma, alternatif yakıta dönüşümün maliyetinin düşük olması ve önemli emisyon düşüşü beklentisinin özellikle Avrupa ve Kuzey Amerika’da alternatif yakıtla çalışan araç sayısında artış sağlayacağını belirtiyor. Buna paralel olarak, alternatif yakıtla çalışan araç pazarında sürdürülebilir büyümenin anahtarının ise yasal düzenlemeler, teşvikler ve iyileştirilmiş yakıt ikmal altyapısı olacağı vurgulanıyor.

Frost & Sullivan’ın “Avrupa ve Kuzey Amerika LPG ve CNG Orijinal Ekipman Pazarı” başlıklı analizi, alternatif yakıtla çalışan araç pazarının 2018’e kadar Avrupa pazarında 900.000, Kuzey Amerika pazarında ise 250.000 düzeyine ulaşılacağını ortaya koyuyor. Frost & Sullivan Araştırma Analisti Priyank Aggarwal, düşük maliyetli emisyon azaltma teknolojilerinin alternatif yakıt pazarına önemli bir ivme kazandırdığını ifade ederek, yeni OEM (orijinal ekipman üreticileri) modelleri arasında belirgin trendin, alternatif yakıt uyumunu sağlayacak şekilde tasarlanmış şasi yapıları ve motorlar olduğunu belirtiyor. Aggarwal, altyapının bu yönde gelişmesi sayesinde Avrupa ve Kuzey Amerika’da alternatif yakıta kolay bir geçiş yaşanacağını ileri sürüyor.

Yüzde 50 tasarruf, yüzde 25 daha az emisyon

Araştırma, başlangıç aşamasında dönüşümün Kuzey Amerika’da filo sahiplerine uygun geleceğini, işletme maliyeti açısından yüzde 50 tasarrufun yanı sıra emisyon bakımından yüzde 25 düzeyinde iyileşme sağlanacağını ortaya koyuyor. Bununla birlikte, yasal desteklerin süresi uzatılmış halde beklerken, ilgili altyapı geriden geliyor.

Avrupa pazarı, yılda 300.000 araç satışı yapan İtalya ve Fransa’yla alternatif yakıtla çalışan araç sektöründe büyüme kaydediyor. Alternatif yakıtlar ACEA (Avrupa Otomobil Üreticileri Derneği) hedeflerini yakalamak için çaba gösteren OEM’ler için de bir fırsat oluşturuyor. Araştırmada, sıvılaştırılmış petrol gazının (LPG) önümüzdeki dört beş sene boyunca önde olacağı belirtilirken, sıkıştırılmış doğal gaz (CNG) ağının Avrupa ve Kuzey Amerika’da geriden geleceği ileri sürülüyor.

Altyapı ve maliyet sorunları öne çıkıyor

Hemen hemen tüm pazar, filolarının işletme maliyetlerini ve emisyonlarını azaltmaya çalışan OEM’ler tarafından yönetiliyor. Bununla birlikte, motor gelişimi ve artan dönüşüm maliyetinin, OEM’ler ve tüketici tercihi üzerinde doğrudan bir etkiye sahip olacağı belirtiliyor.

Frost & Sullivan Araştırma Analisti Priyank Aggarwal, pazarın gelişmesindeki temel engellerin yetersiz altyapı ve yüksek gelişim maliyeti olduğunu, diğer alternatif güç aktarım teknolojilerinin de alternatif yakıt sektörü için ciddi bir tehdit olduğuna vurgu yapıyor.

Hükümet teşvikleri gerekiyor

Araştırma, maliyetleri azaltmak ve emisyonu düşürmek için öne çıkan CNG ve LPG’nin, potansiyel kullanıcılar nezdinde bazı güvenlik sorunlarını akla getirdiğini de açığa çıkarıyor. Dolayısıyla güvenlikle ilgili olarak tüketici bilincini artırmaya yönelik çalışmaların yapılması önem taşıyor. Öte yandan, alternatif yakıtların üzerindeki rekabetçi baskıyı azaltmak için hükümetleri beş ila on yıllık standart bir teşvik planına ikna etmenin pazar gelişimine destek olacağı da Frost & Sullivan‘ın tespitleri arasında yer alıyor.

Frost & Sullivan analistleri, Kuzey Amerika’da alternatif yakıt pazarının henüz olgunlaşmadığını ortaya koyuyor. Alternatif yakıt teknolojisinin popüler hale gelmesi için OEM’lerin ilgisinin ve üretim hatlarının artması gerekiyor. Dolayısıyla hükümetlerin düşük emisyon taleplerine daha çok kulak vermesi ve uzun vadeli teşvik programlarını yürürlüğe koyması büyük önem taşıyor. Frost & Sullivan‘ın raporunda ayrıca yolcu taşıma segmentinde sadece bir ürün bulunduğuna da dikkat çekiliyor ve diğer OEM’lerin bu alanda ürün geliştirmeye karar vermeleriyle tüketicilerin çok daha geniş bir bakış açısına sahip olacaklarına vurgu yapılıyor.