Oto Haber devrim

Published on Aralık 21st, 2011 | tarafından Dr. Abdullah DEMİR

0

Ölmeden Devrim’i görmek istiyor

Türkiye’nin ilk yerli otomobili Devrim’i hayata geçiren 23 mühendisten biri Hamdi Tahıllıoğlu, yerli otomobil üretiminin yeniden gündeme gelmesiyle eski heyecanı yaşıyor.
”Devrim arabası”nı üreten ekipten hayatta kalan birkaç isimden biri olan 93 yaşındaki Tahıllıoğlu, AA muhabirinin sorularını yanıtlarken hem yerli otomobil heyecanını hem de o günlerde yaşadıklarını paylaştı.
Hamdi Tahıllıoğlu, 1961’de Başbakanlık’tan Ulaştırma Bakanlığına ”yerli otomobil üretilmesine dair teşebbüslerin başlatılması emri”nin gittiğini belirterek, ”Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel dönemin TCDD genel müdür yardımcısıyla görüşmüş, o da ‘konuyu tetkik edeyim’ demiş. O günün en büyük sanayisi devlet demiryolları idi. O da ilgili kişilerle görüştükten sonra, yapabileceğimize söz vermiş” dedi.
Tahıllıoğlu, kendisinin o dönemde ”çiçeği burnunda bir mühendis olarak Eskişehir’de çelik konstrüksiyon imalatının başında görev yaptığını, fabrika müdürünün gerekli hazırlığı yapmaları için emir verdiğini ve derhal hangarın tabanını saçlarla döşeyip temizlediklerini, boyasını yaptıklarını ve ”emre amade” hale getirdiklerini kaydederek, şöyle devam etti:
”Tabii bütün emirleri Ankara’dan alıyoruz. Ankara’dan geldiler, tetkik ettiler, burası münasip dediler. Dört tip araba yapmaya karar verildi. Dört tipin motorları Sivas Demiryollarına ait fabrikada döküldü. Tamamen yerli. Ankara’ya getirildi onlar.
Ankara demiryolu fabrikasında motorlar işlendi, krankları yapıldı, pistonlar yapıldı, vites tesisatı yapıldı. Hepsi derlenip toplanıp Eskişehir’e getirildi. Eskişehir şasi ve kaloriferi yapmak üzere görevlendirildi. Hiçbir kalıbımız, pensimiz yoktu.
Lokomotif kaldırmakta kullandığımız krikolarla, yere bağladığımız saçları hazırladığımız betonarme kalıplar üzerine yatırıp kaldırarak form verdik, şekil verdik. Ön ve arka kaporta, kapılar… Şekil alması gereken ne varsa hepsini o iskelelerde yaptık.”
Otomobili 129 günde yetiştirilmek üzere görevlendirildiklerini ifade eden Tahıllıoğlu, ”16 Haziran 1961’de başlamışız işe. 129 günün sonunda tamamladık ve iki arabayı Ankara’ya gönderdik, diğer ikisi de Eskişehir’de kaldı” dedi.
Devrim neden yolda kaldı?
Hamdi Tahıllıoğlu, o tarihte lokomotifler kömürle çalıştığı için demiryoluyla nakledilen vasıtalarda akaryakıt bulunmasının yasak olduğunu hatırlatarak, sözlerini şöyle sürdürdü:
”Çünkü kıvılcım atabilir, arkada açık vagonda taşınan vasıtayı yakabilir, katar da gider o yangınla. Benzinlerini boşalttık, vagonlara yükledik, Ankara’ya sevk ettik. O zamanki sürat bugüne nazaran yavaştı. Ankara’ya biraz geç gitti. Ankara’ya indirdik. Hemen meclise getirin dediler.
Gitmeleri için benzin ikmali yapmak lazımdı. Birer parça benzin konuldu. Arkadan da bir ikmal arabası gönderdik. İkmal arabası çirkinlik arz ediyor diye sokmamışlar meclise.
O azıcık benzinle meclise gitti arabalar. Paşa (Cumhurbaşkanı Cemal Gürsel) geliyor, çok güzel olmuş diyerek siyah arabaya biniyor. En az benzin de ona konulmuş. Paşa meclisin bahçesinde bir tur atacak diye düşünüyoruz.
Direksiyonda da Amerika’dan mezun yüksek mühendis bir arkadaşımız var. Gezdirirken paşa emir veriyor, ‘haydi oğlum beni Anıtkabir’e götür’ diyor. Arkadaşımız da söyleyemiyor ‘paşam bunun benzini yok, öbür arabaya alalım sizi’ diyemiyor. Yolda giderken arabanın benzini bitiyor.
Aynı gün tesadüfe bakın İngiltere kraliçesinin arabasının da benzini bitiyor ve yolda kalıyor. Senatörler inip arabayı ittiriyorlar. Bu, laf olmuyor.
Avrupa, Türkiye’de yenilikler olmasın, yükselmesin, Türkiye adam olmasın istiyor. Onların iş birlikçileri de var ülkede. El birliğiyle sayfalarca yazılar, ‘Devrim doğmadan öldü, doğdu da öldü, Devrim çalışmadı’ diye. Halbuki yalan. Paşa siyah arabadan indiriliyor, bej arabaya alınıyor.
Onunla da Anıtkabir’e gidip gezdi. Yalnız, paşa şunu demiş, ‘Batı gibi yaparız, doğu gibi ikmal yaparız’ demiş. Hakikati bilmediği için tabii. Oysa ki vakit olmaması yüzünden benzin ikmali yapılamamış.”
Devrim’in en büyük ”talihsizliği”nin fabrikasyon üretime geçilememesi olduğunu belirten Tahıllıoğlu, ”Fabrikasyona geçilseydi Avrupa’da, Amerika’da olduğu gibi o günün şartlarıyla 25 bin liraya Devrim arabası vatandaşa satılabilecekti ve ülkemiz çok daha başka yerlerde olacaktı” diye konuştu.
Yerli otomobil üretiminin yeniden gündeme gelmesi
Yerli otomobil üretiminin yeniden gündemde olduğunun hatırlatılması üzerine, Tahıllıoğlu duygularını, ”Ölürsem gözüm açık gitmeyecek yerli arabayı görürsem. O kadar sevindim ki.
O bakana bin kere teşekkür ediyorum. Üzerime düşeni yapmak isterim ama bu yaşta artık ne projeye yardım edebilirim, ne imalatta çalışabilirim ama görüşlerimi bildiririm. İnşallah tahakkuk eder. Sevinirim, çok sevinirim” sözleriyle anlattı.
Tahıllıoğlu, yerli otomobil üretiminde çalışacak genç mühendislere şu öğütlerde bulundu:
”Evvela vatan sevgisi öğütlerim. Vatan sevgisi olanlar bu vatanın yükselmesi için ne gerekiyorsa onu yapar. Tetkiklerini iyi yapsınlar, iyi çalışsınlar. Türkiye’de yapılmayacak hiçbir şey yok. Menderes gelip söylediğinde dedim ki ‘sayın başbakanım Türkiye’de biz her şeyi yaparız, yeter ki malzemeyi, yetkiyi bize verin.’ Türk gencinin yapamayacağı bir şey yok. Karadan gemi yürütüp İstanbul’u zapteden dedelerin torunlarıyız.”
Yerli otomobilin dünya standartlarında üretilip üretilemeyeceğine dair düşüncelerinin sorulması üzerine Tahıllıoğlu, ”Neden olmasın? Kafamız var, çalışkan olursak her şeyi yaparız. Biz 129 günde ürettik, şimdi neredeyse saniyeler ölçülecek.
Az masrafla çok iş yapılacak ki maliyet düşsün, dışarıyla da rekabet edebilelim. Dışarıyla rekabet edemezseniz, ben illa bunu satacağım diye ısrar edemezseniz dışarıdaki adam gelir kendi malını satar, sizinki elde kalır” dedi.
AA, Haber7

Tags: , ,



Yazar Hakkında

1973 yılında Trabzon’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Trabzon’da tamamladı. 1992 yılında Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Makine Eğitimi Bölümünü kazandı. 1996 yılında Otomotiv Öğretmeni olarak mezun oldu. 1996-1999 yılları arasında “Toplu Taşım Araçlarında Otomatik Vites Kutusu Uygulaması ve İşletme Maliyetlerine Etkisi” konulu tez çalışmasıyla yüksek lisansını tamamladı. 1997-2000 yılları arasında Marmara Üniversitesinde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 2009 yılında Kocaeli Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “Fren Disklerine Uygulanan Kaplamaların Frenleme Performansına Etkisinin Deneysel İncelenmesi” konulu tezi vererek doktor unvanını aldı. Demir, İSPARK AŞ’de sırasıyla, Teknik İşler Şefi, İşletmeler Müdürü, Etüt Plan ve Proje Müdürü, Etüt ve Planlama Müdürü olarak çalıştı. 17.11.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde Yardımcı Doçent unvanıyla öğretim üyeliğine başladı. Başta otomotiv olmak üzere, güç aktarma organları, alternatif yakıtlar, ulaşım ve otopark yönetimi alanlarında ulusal ve uluslararası dergilerde, kongre ve sempozyumlarda yayımlanmış 30 makale çalışması bulunmaktadır. Ayrıca “Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri”, 52 bin kelimelik “Otomotiv ve Temel Teknik Bilimler Sözlüğü”, 2500 kelimelik “Otopark Endüstrisi Sözlüğü”, 11 bin kelimelik “Sistem Sistem Otomotiv Teknik Terimler ve Terminolojiler Sözlüğü” gibi yayımları da bulunmaktadır. Haftalık Otohaber dergisinde yaklaşık 4 yıl süre ile teknik danışmanlık ve okur soruları editörlüğü, www.otomotivbilgi.com web sitesinde yayımlanmış 43 haftalık yazısı, www.otoguncel.com ve www.nenedir.net web sitelerinin editörlüklerini yürütmektedir. Aynı zamanda Wushu spor dalında hem Uluslararası Hakem hem de Merkez Hakem Kurulu Üyesi’dir. Uluslararası Wushu Sanda Hakemlik Kuralları Tercümesi gibi yayımları olan Demir, İngilizce bilmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.


Üste Git ↑