Doç. Dr. Metin GÜMÜŞ’ten Teknoloji ve İnovasyon için “Bilim Parkı” Çıkışı

Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Metin GÜMÜŞ’ten web sitemiz için Türkiye’nin “Teknoloji ve İnovasyon” çıkışının kodlarına yönelik özel açıklamada geldi. Doç. Dr. Metin GÜMÜŞ “Küresel rekabetin hızla arttığı, insanlığın istek ve taleplerinin çok hızlı değiştiği günümüzde bilim ve teknolojiye sahip olup, inovasyon yapmak ülkeler için kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Bunun bilincinde olan gelişmiş ülkeler üniversite sanayi işbirliğini geliştirerek, teknoloji üreterek, inovasyon yaparak, katma değeri yüksek ürünler üreterek bilgi ve teknolojiyi toplumsal ve ekonomik katkıya dönüştürmekte ve bunun sağlanmasında teknoparkları önemli bir araç olarak kullanmaktadırlar” dedi.

Doç. Dr. GÜMÜŞ Otoguncel’e yaptığı açıklamalarına şöyle devam etti: “Dünyadaki teknopark uygulamaları benzer oluşumlar olmakla birlikte bazı farklılıklar göstermektedirler. Teknopark adlandırmaları ülkeden ülkeye farklılık göstermekte olup en yaygınları; “Bilim Parkı”, “Araştırma Parkı”, “Teknoloji Parkı”, “Teknoloji Kenti”, “Teknopolis”, “Kurucu Merkez”, “Girişim Merkezi”, “Yenilik Merkezi”, “Mükemmeliyet Merkezi”, “Endüstriyel Park” ve “ilk Aşama Merkezi veya Ünkübatör”dür. Avrupa’da “Bilim Parkı” daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde ise ‘technology’ ve ‘park’ sözcüklerinin birleşmesinden oluşan, “teknopark” ve “teknokent” isimleri tercih edilmektedir.”

“Bilim Parkları”nın Ülkemizde “Teknokent”e Evrilmesi

Metin Gümüş sözlerini şöyle tamamladı. “Teknoparklar, ilk olarak araştırma ve geliştirme çalışmalarının gelişmiş olduğu ABD ve Avrupa ülkelerinde faaliyet göstermeye başlamıştır. Teknoparkların ilk kurulmaya başlandığı 1950’li yıllardan 1970’lere kadar önemli bir gelişme olmamıştır. 1970’lerin ikinci yarısından itibaren teknoparklarda gelişmeler yaşanmıştır. 1980’lerin ikinci yarısı çoğu teknoparkın kurulduğu dönem olarak göze çarpmaktadır. 2000’li yıllar ise teknoparkların kurulmasında en fazla gelişmenin yaşandığı dönem olmuştur. Gelişmiş ülkelerde önemli bir kalkınma aracı olarak kullanılan teknoparklar ülkemizde 1990’lı yılların ortalarında gündeme gelmiştir. Teknoparklar konusundaki yasal düzenleme 26.06.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4691 sayılı “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası” ve 19.06.2002 tarihinde yürürlüğe giren “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği” ile yapılmış ve bu bölgelere yönelik teşvikler sağlanmıştır.

Teknoparkların, bünyelerinde yer alan firmalara, işbirliğinde oldukları üniversitelere, öğretim elemanlarına ve bulundukları bölgelere önemli katkıları vardır. Bu nedenle, sağlıklı kurulmuş ve gelişmiş bir teknopark için kamu desteğine gerek yoktur. Teknopark içinde yer almış olmak firmalar için yeterince önemli bir ayrıcalıktır ve bunun firmalara önemli katkıları bulunmaktadır. Teknoparklar bünyelerinde bulunan firmalara katkılar sağlayamıyorsa, bu teknoparklar işlevlerini yerine getiremeyen başarısız teknoparklardır. Fakat teknoloji üretme kabiliyeti gelişmiş firmaların az bulunduğu ülkelerde bu oluşumları başlatmak ve hızlı büyümelerini sağlamak için başlangıç evrelerinde kamu desteği sağlanması gerekmektedir. Ülkemizde de 4691 sayılı “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası” 12.03.2011 tarihli 6170 yasa ile revize edilerek bu bölgelere yönelik teşviklerin 2023 yılına kadar devam etmesi için gerekli düzenlemeler yapılmıştır.”