Volkswagen’in tercihi Pirelli…

Cinturato P7, Golf VII’nin Orijinal Ekipmanı

Pirelli, orijinal ekipman pazarındaki gücüne güç katmaya devam ediyor. 2015 stratejisi çerçevesinde premium segmentte dünya lideri olmayı hedefleyen Pirelli, dünyanın en iyi otomobillerinin tercihi olmaya devam ediyor. Paris Otomobil Fuarı’nda dünya lansmanı yapılan yeni Volkswagen Golf VII’de Cinturato P7’nin orijinal ekipman olarak tercih edilmesi kadar yüksek performans gurubunda yer alan Alfa Romeo, Audi, BMW, Fisker, Infiniti, Jaguar, Jeep, Land Rover, Lexus, Mercedes, Mini ve Volvo gibi markaların modellerinde de PZero’nun orijinal ekipman olarak tercih edilmiş olması da, Pirelli’nin Premium segment liderliği yolunda emin adımlarla ilerlediğini gözler önüne seriyor.

Pirelli, 2015 yılında tüm dünyada premium segment lideri olmayı hedefliyor ve tüm çalışmalarına bu hedef doğrultusunda devam ediyor. Dünyanın önde gelen lastik üreticilerinden Pirelli, Premium segment liderliği hedefinin yanı sıra orijinal ekipman pazarındaki etkinliğini de her geçen gün arttırıyor. Paris Otomobil Fuarı’nda dünya lansmanı gerçekleştirilen birçok yeni modelde orijinal ekipman olarak Pirelli tercih edildi. Fuarın en gözde ürün yeniliklerinden biri olan ve önümüzdeki aylarda satışa sunulacak olan yeni Volkswagen Golf VII’de orijinal ekipman olarak Pirelli’nin “Çevreci Performans” olarak tanımladığı Cinturato P7 225/45R17 91W ebadıyla kullanılıyor. Sürüş keyfinden taviz vermeden çevreci özellikler ortaya koyan Cinturato P7; yuvarlanma direncini %20 azaltıyor, yakıt tüketimini %4,2 düşürüyor ve yuvarlanma gürültüsünü %30 azaltarak daha konforlu bir sürüş sunuyor.

Pirelli, 2007 yılında satışa sunduğu PZero ailesiyle 250 farklı otomobil için homologosyona sahip ve bu sayıyı her geçen gün arttırmaya devam ediyor. Paris Otomobil Fuarı’nda sergilenen Porsche, Aston Martin, Bentley, Lamborghini, Ferrari, Audi, Mercedes, BMW ve McLaren gibi markaların prestijli ve yüksek performanslı modellerinde orijinal ekipman olarak PZero kullanılıyor. Yapısı gereği 370 km/s hızlara kadar güvenli bir sürüş sunan PZero; 17 inç ile 21 inç arasında 130 farklı versiyonla üretiliyor ve satışa sunuluyor.

Prestij ve Premium segmentin öncüsü

Paris Otomobil Fuarı’nda sergilenen ve Bentley, Ferrari, Lamborghini, Maserati, McLaren, Porsche ve Rolls-Royce gibi markaların yer aldığı Prestij serisinde orijinal ekipman olarak %65 ile açık ara önde olan Pirelli, Alfa Romeo, Audi, BMW, Fisker, Infiniti, Jaguar, Jeep, Land Rover, Lexus, Mercedes, Mini ve Volvo gibi markaların yer altığı Premium serisinde ise %24 ile en çok tercih edilen üretici olmasıyla öne çıkıyor.

Daha uyumlu politikalar lütfen…

Yerli otomobil ya da elektrikli otomobil diye yanıp tutuşuyor Türkiye.
Başbakan, bakanlar hepsi elektrikli otomobili teşvik ediyorlar.
Haklılar da.
Elektrikli otomobil gelecek demek.
Çevre duyarlılığı demek.
Daha temiz kentler demek.
Egzoz salınımı olmayan, daha az gürültülü ve kurumsuz şehirler demek.
Daha az kanser, daha az stres ve daha az hastalık demek.
Ve daha ucuz enerji demek.

Elektrikli otomobil önemli.
Giderek elektriği daha fazla yerli kaynaktan üreteceğiz. Yerli kömürden, nükleerden üreteceğiz. Enerji faturamız azalacak.
Bu elektriği de otomobillere aktaracağız.
Hem vatandaş kazanacak, hem de ülke kazanacak.
Bugünden yarına olmayacak bu elbet ama eninde sonunda olacak.
Ülkeyi yönetenlerin elektrikli otomobil tutkusu, aşkı, arzusu bu yüzden önemli ve anlamlı.
Ama gel gör ki, hayatın gerçekleri farklı gelişiyor.
Elektrikli otomobilleri teşviki vergi düzenlemelerime takılıyor…
Biliyorsunuz, elektrikli otomobillerde en önemli sorun “menzil” ve “alım maliyeti”.
Elektrikli otomobiller şimdilik çok uzun yol alamıyor.
Hızlı şarj istasyonları da olmadığı için bitti mi, birkaç saat şarj gerektiriyor.
Yani işe gidip gelirken rahatça kullanabilirsiniz ama uzun yol dendi mi sorun başlıyor.
Bunun için pek çok üretici şimdilik elektrikli otomobillere minik “şarj motorları” koyuyorlar ki, araçlar yolda kalmasın.
Her zaman gerekmiyor ama gerektiği anda hayat kurtaracak bir önlem.
Pil bitince bu minik motor elektrik üretmeye başlıyor ve otomobil yolda kalmıyor.
Ama Maliye Bakanlığı bu otomobilleri her nedense elektrikli otomobil sınıfına sokmuyor ve içindeki bu jeneratörün motorunu “motor” sayarak vergilendiriyor.
Oysa pil üretiminde bir devrim yapılıp, menziller kabul edilebilir noktaya kadar uzamadıkça elektrikli otomobiller hep böyle olacak.
Bu yüzden de Türkiye’de Opel’in Ampera’sı, Fisker’in Karma’sı gibi iki farklı sınıftan otomobil başta olmak üzere pek çok elektrikli otomobil inanılmaz fiyatlara yükseliyor.
Yarın öbür gün Türkiye’de üretilmesi muhtemel benzer araçların da üretilmesinin önüne geçilmiş oluyor.
Maliye Bakanlığı’nın buradaki üç kuruşluk vergi hesabından vazgeçmesi ve Türkiye’nin enerjide dışa bağımlılığını hızla azaltacak bu elektrikli otomobillerin önünü açması gerekiyor.
Durum bundan ibarettir…
Daha uyumlu politikalarla trendleri okumak zorundayız…
Kaynak: Fatih Altaylı’nın 13 Mayıs 2012 Pazar günü Habertürk’te yayımlanan “Böyle vergi olmaz!” başlıklı makalesinden derlenmiştir.