Zamları Beklerken

Hülya, annesinden aldığı gazla evden dışarı fırlar, bir solukta işyerine varır. Patronun odasına girer ve kapıyı sertçe kapatır. Patron şaşkınlık içerisinde Hülya’ya bakmaktadır.

  • Sen tek başına bir çocuk büyütmek ne demek biliyor musun? diye söze başlar Hülya; Eğitim masrafları, durmadan büyüyen bir çocuk, eskimeden küçülen giysiler, annemin ilaçları, hastane ve doktor masrafları, kendimi hiç saymıyorum bile… Saymıyorum, çünkü ben yok’um, yaşamıyorum. Konuşurken nefes bile almamıştır Hülya, devam eder; Ne olacak benim ücretim?

Bu sahne bir diziden alıntıdır. Gerçek hayatta bu konuşmayı yapabilecek kaç kişi tanıyorsunuz? Her ne kadar söylenilenler ve sorunlar hayatın gerçekleri olsa bile bu sahnenin yaşanabileceğini hayal etmek zor geliyor, değil mi?
***
Ahmet, uzun süredir aynı işyerinde çalışmaktadır. Üniversite eğitimi ve askerlik sonrası başladığı işinde 5 yılını doldurmuştur. Nişanlıdır ve evlilik planları yapmaktadır. İşyerinde yeni maaş zamları açıklanmak üzeredir;

  • Acaba bu sene patron özel bir uygulama yapacak mı? diye düşünür.

Ne de olsa gece gündüz demeden, Cumartesi Pazar ayırt etmeden çalışmış, varını yoğunu işe vermişti. Reklama gerek yoktu, herkes onun ne kadar çok çalıştığını zaten biliyordu.
İyi bir zam onu çok rahatlatacaktı; artık baba evinden ayrılıyordu. Masrafları artacağından geliri yetersiz kalabilirdi. Bu yüzden de endişeliydi; günlerdir doğru düzgün uyuyamamıştı. Sıkıntısını bir iki arkadaşından başkasıyla paylaşmamıştı. Onlar da işyeri dışından (eski) kadim dostlarıydı.
Belki de müdürü ile görüşse işi çözülebilirdi ama beklemeyi tercih etti.
O gün zamlar açıklandı. Performans veya özel durumlara bakılmaksızın herkese eşit oranda %5 zam yapılmıştı. Ahmet’te diğer arkadaşları gibi hayal kırıklığı içerisindeydi. Yapacak bir şey yok diye düşündü, şimdilik işe devam edecekti.
En azından daha iyisini bulana kadar…
***
Aradan yıllar geçer. Ahmet aynı iş yerinde çalışmaktadır. Düğünü olmuş, arkasından bir yıl içerisinde bir çocuk ve aradan çok geçmeden bir çocukları daha olmuştu.
Takdir- ilahi! Elden ne gelir ki?
Masraflar artık belini bükmeye başlamıştı. Evliliğin ilk yılında eşi de çalıştığından çok zorlanmasa da çocukların doğumundan sonra artık eşi de çalışmıyordu. Gelir azalmışken gider de artmaya başlamıştı. Artık zamlardan da ümidi kesmeye başlamıştı. Yıllardır doğru düzgün bir zam alamamıştı. 8 yılda aldığı zamlarla maaşı sadece 350 TL artmıştı. Ortalama yıllık 50 TL bile değildi, Askerlik sonrası ilk işe girerken çok da umursamadığı maaşının şimdilerde böyle değerli olacağı aklının ucundan bile geçirmemiş, iş görüşmesinde önerilen teklifi hiç düşünmeden kabul etmişti. Gençti, azimliydi, önünde çok yıllar vardı. Nasıl olsa birçok şey değişebilirdi. Evet, değişti de ama artan giderler oldu, diğer her şey eksiye doğru gidiyordu.
***
Ahmet, can yoldaşı Ayhan ile dertleşiyordu. Ayhan’ın da durumu farksızdı. İşe ilk girdiğinde evli ve eşi çalışıyor, henüz ilk çocukları okula gitmiyordu.
Ayhan zamanın nasıl geçtiğini bile fark etmeden çocuğu okula başladı. Eşi ile birlikte aldığı maaş evi zor geçindirirken çocuğun okul masrafları ağır gelmeye başlamıştı. Derken doğan ikinci çocukla birlikte hastane, doktor ve diğer masrafları artık boyunu aşmıştı.
Gidip patronla konuşmak vardı ama o sessiz kalmayı tercih etti. Her yıl zamlar açıklanırken patronun onun bu özel durumlarını fark edeceğini ümitle bekledi ama nafile, hiçbir şey değişmemişti. Artık pes etmiş, işyerinde bir şeyleri değiştiremeyeceğini düşündüğünden yeni bir iş arayışına geçmişti.
Bu yıl ki zamlardan da bir sonuç çıkmazsa kesinlikle işten ayrılacaktı. Hatta o kadar canı burnundaydı ki – yeni bir iş bulmasa bile – kesinlikle ayrılmayı düşünüyordu. İşyerine ve patronlarına karşı öfkeliydi; neden onun durumunu görmezden geliyorlar neden halden anlamıyorlardı?
Kendisi amatör bir ruhla profesyonelce çalışıp her şeyini işine adamışken patronlar neden profesyonel bir yaklaşımdan uzak herkese enflasyon oranında eşit zam yapıyorlardı?
Ayhan bu olanlara bir türlü anlam veremiyordu.
***
Aradan bir yıl daha geçti Ahmet ve Ayhan bir kafede oturmuş dertleşiyorlardı. Zamlar açıklanmıştı ve her ikisi de mutsuzdu. Hala aynı işlerinde çalışıyor ve hala aynı sorunları konuşuyorlardı…
Zaman onlara ne getirecekti? Acaba korkularını veya umutlarını dile getirebilecekler miydi? Yoksa cesaretle yapamadıkları çıkışları, öfke veya çaresizlik ile mi yapabileceklerdi veya adı her neyse?

H. Hüseyin YAYLA

Hüseyin Yayla Kimdir?

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

8 Cevaplar

  1. Gökhan dedi ki:

    Üniversitelerin son sınıfına iş görüşme teknikleri ve mülakat derslerinin eklenmesi lazım. Acemi çaylaklar kurt GM ve patronların karşısında her şeye evet diyerek başlıyorlar. Bu da onların sonunu hazırlıyor.

  2. Gökçe dedi ki:

    Başlarken acemi olduğunu düşünerek her şeye “evet” dese bile aradan 2 sene geçince uzmanlaşıyor. Bu durumda % 50 oranında zam artışı yapılması lazım. Yoksa kuş kafesten uçar.

  3. Elif dedi ki:

    Bence belirli periyotlarda terfi ve ciddi maaş artışı yoksa o iş yerinde hayır yok derim.

  4. Hakan dedi ki:

    Çalışanla çalışmayana aynı oranda zam yapılıyorsa durduğunuz her dakika kabahat…

  5. İbrahim dedi ki:

    Düşük maaş ve zamlar insanları kendi işini yapmaya itiyor. Böylece ortalık küçük esnaf ve orta ölçekli firmalardan geçilmiyor. Bu da daha büyük sıkıntıları beraberinde getiriyor.

  6. Gülşen dedi ki:

    800 TL’ye çalışan üniversite mezunları var. Yazıktır günahtır. Aileler bunun için mi okutuyorsunuz çocuklarınızı…

  7. Gülseren dedi ki:

    25 yıldır bu konuşmayı yapamadım:( genç ve işsiz müfus çok fazla…yeniden başka bir işe başlasan şartlar yine aynı…hep yeniden mücadele…umarım gençler yılmaz bu konuda…

  8. Sona Küçükyan dedi ki:

    Ahmet ile Ayhan elele verip kendi işlerini kursunlar artık. El kapısı bir yere kadar. Müşteri ilişkileri, çevreleri de vardır artık. Piyasada temiz bir isme kimse sırt çevirmez. Ufaktan başlanır. Öbür türlü çalışan eşek olamaya razı gelirse semer vuran çok oluyor çünkü.
    Kapitalizmin gözü kör olsun:((

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir