Seyir Defterimden

“Uzun ince bir yoldayım, gidiyorum gündüz gece” diye boşuna dememiş üstat.

Yıllardır hepimizin hayatı neredeyse yollarda geçiyor diyebiliriz. Yolculukların büyük bir kısmı şehir içerisinde olsa bile uzun yol yapanlar da az değildir hani.

Hepimizin mutlaka bir yol hikâyesi vardır. Çoğu da bayram dönüşlerini çileye dönüşen yolculuklarla ilgilidir.

Bu yıl yollarda daha az tadilat var sanki. Hiç yok değil, var ama saatlerce insanları çıldırtan ve uzun kuyruklar oluşturan tadilatlar değil en azından. Yol yapımlarının büyük bir kısmı bitirilmiş. Yine de bazı yerlerde yol çalışmaları var. İlginç olan ne biliyor musunuz? Çalışan yok!

Yollar güzel, diyecek bir şey yok ama ya tabelalara ne diyelim. Birçok yerde tabela kirliliği var. Birçoğu da eskiden kalma. Yolların neredeyse tamamı çift gidiş çift geliş ve ayrılmış yollar ama birçok yerde tabelalar 70 – 90 gibi enteresan görüntüler oluşturmakta. İyi de nereye kadar 90, nerede başlıyor nerede bitiyor? Bazen de hiçbir yerde tabelaya rastlayamıyorsunuz. Eskisi sökülmüş ama yenisi takılmamış. Yetkililerin bu işe bir el atması lazım.

Birçok yerlerde radarlar kurulmuş ama yönlendirme tabelaları olmadığından içinizde bir kuşkuyla ilerliyorsunuz. Acaba bana ceza gelecek mi? O anda polis çevirmesi olmasa bile biliyorsunuz ki arkanızdan adresinize ceza gelebilir.

Hoş, biz nerede kaç km hızla gideceğimizi biliyoruz ama cezayı kesen polisler biliyor mu?

İşte bunu bilmiyorum. :)
=”http://www.otoguncel.com/wp-content/uploads/2013/07/hiz-sinirlari-400×125.png” alt=”hiz-sinirlari” width=”400″ height=”125″ class=”aligncenter size-medium wp-image-12759″ />
Genelde insanlar trafik kurallarına uyum göstererek ilerliyorlar. Hiçe sayanlar da yok değil. En çok da kamyon ve otobüs şoförleri kuralları ihlal ediyorlar. Onlara buradan özelikle de “şerit ihlallerine uyma” konusunda çağrıda bulunmak istiyorum.

Bir başka uyarımda şu şekilde olacak; “Uzun mesafe veya kısa mesafe diye ayırt etmeden emniyet kemerlerimizi takalım.”

Unutmayalım! “Trafik kurallarına uyalım, uymayanları uyaralım.”

***

Yolda ilerlerken sizler de birçok yerde mola veriyorsunuzdur. Ben molada genellikle tesislerin tuvaletlerine uğrarım. Eğer tuvaletler hoşuma gitmezse oradan çıkar başka bir tesise giderim. Tuvaletler önemli ama sanki bir boş vermişlik var. Sanırsınız tesis yetkilileri çalışanlarına “Tuvaletleri boş verin, hepiniz ön tarafta müşterilere hizmet edin” demiş.

Otoparkta araçlarınızı yıkıyorlar, siparişleriniz hemen alınıyor. Vitrinler ışıl ışıl, yiyecekler çok güzel görünüyor. Marketler cıvıl cıvıl ne isteseniz var, raflara mallar itinayla yerleştirilmiş. Gel gelelim tuvaletlere bakan yok.

Bazı yerlerde tuvalete girmenizle çıkmanız bir oluyor. Bazen görüntüler bazen de koku dayanılmaz olabiliyor.

Sadece klozetler değil, lavaboların görüntüsü de içler acısı. Bazıları tıkanmış, bazıları kir pislik içerisinde, kiminde sabun yok, kimin de havlu kâğıt…

Yerler ıslak, ayakkabıların basmasıyla da çamur içerisinde olanlar var. Sigara izmaritleri de işin cabası…

Türklerin bir deyişi vardır hani “Temizlik İman’dan gelir” derler.

İman nedir? Kabul ve tasdik etmektir. Kabullenmek ve gönül huzuru ile benimsemektir. İnsanın içinde olmasıdır. Yani temiz olmak konusunda kimse sizi zorlamaz, siz zaten böyle olması gerektiğine inanmış ve bu şekilde yaşıyorsunuzdur. Maalesef görüntüler öyle demiyor. İşin aslı hiç de böyle değilmiş.

Biz Türkler her yerde her zaman temizliğimiz ile övünürüz. Gel gör ki bundan sonra hiç de bu kadar kolay övünemeyeceğiz. Övünsek ne yazar? Adamın gözüne bu görüntüleri sokarlar. Lafla peynir gemisi yürümez derler.

Düşünüyorum, “Kabahat kimde?” diye. Kirletende mi suç, temizlemeyende mi?

Acaba insanlar evlerinde ne yapıyorlar? Ne durumdalar?

***

Gelelim yolun ve yolculuğun sonuna.

Oteller fiyatları ucuzlatacağız diye kaliteyi de göz ardı etmeye başlamışlar. Birçok tesis stajyer öğrenci çalıştırarak tasarruf yapmaya çalışırken aslında kaliteden ödün verdiğinin farkında değil. Ya da farkında ama umursamıyor. Bu böyle çok fazla gitmez, tesisler umursama da müşterinin umurunda. Yetkililerin bu konu üzerinde düşünmeleri gerekiyor.

Yakında ucuz fiyata bile müşteri bulamadıklarında ne yapacaklar?

Sadece sınırsız yemek ve içki ile bu işi kotarabileceklerini mi düşünüyorlar?

Bazı tesisler yeni sezona girerken tadilat bile yapmamışlar. Geçen yılın üzerine bir taş bile eklememişler.  Bazı yerler dökülüyor. Çok sayıda ve çıplak gözle görebileceğiniz kadar aksaklılar mevcut.

Turizm sektörü nereye gidiyor?

H. Hüseyin YAYLA

Hüseyin Yayla Kimdir?

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

4 Cevaplar

  1. Gökhan dedi ki:

    Otobanlarda hız sınırını artırsınlar. Şimdiki arabalar hızlı ve güvenli. Diğer türlü yol bitmek bilmiyor.

  2. Hakan dedi ki:

    Tabelalardan ben de şikayetçiyim. Bir de kamyon şoförlerinden şikayetçiyim. Hiç aldırış etmeden önünüze kırıyorlar direksiyonu.

  3. Gülseren dedi ki:

    otobanlarda hız arttırılsın ama kamyonlara ve otobüslere değil-nasıl olacaksa?-:)
    Tuvaletler konusuna yerden göğe katılıyorum..
    sevgiler

  4. Sona Küçükyan dedi ki:

    Aslında şu günlerde esas soru: Memleket nereye gidiyor? Çünkü o nereye gidiyorsa, turizm ve diğer heş şey peşinden…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir