Kusursuz Düğün

Kapıdan içeri girdiğinizde ilk olarak aile büyükleri karşılar sizi. Misafirleri ayakta ve kapıda karşılamak saygı ve sevginin ifadesidir. Oraya kadar gelmek için katlandıkları zahmete karşı teşekkürdür.

Güler yüzle karşılarlar sizi, samimiyetle elinizi sıkarlar.

O andan itibaren kendinizi oraya ait hissetmeye başlarsınız. Öncesinde hep bir merak ve küçük de olsa tedirginlik vardır. Neyle karşılaşacağım diye düşünmekten alıkoyamazsınız kendinizi.

Sürprizlerle doludur düğünler. Bazen harika geçer sizin için, bazen de ızdırap; bitse de gitsem diye düşünürsünüz. Bazen sabahlara kadar sürsün istersiniz bazen de erken kalkmak için mazeret arasınız.

***

Bizim işimizde de ziyaretçileri kapıda karşılamak çok önemlidir. Onları güler yüzle karşılayabilecek; “Hoş geldiniz, nasıl yardımcı olabilirim?” diyecek personel büyük önem taşır.

Müşterilerin içeride alışveriş yapacak kadar uzun süre kalabilmeleri için “başlangıç” önemlidir.

***

En sıradan görünen düğün bile çok emek ister, çoğunuz bilirsiniz :)

İlk görüşte aşk ta vardır içinde, heyecan da. Sevgi zaman ve emek ister haliyle… Ama biz flört dönemini atlayıp ta evlilik arifesine gelir ve Gelinle Damadı ele alırsak; ön görüşme, karşılıklı anlaşma ve ortak noktada buluşma ile başlar diyebiliriz büyük serüven için…

***

Bir iş görüşmesinde aday ile yönetici arasındaki süreç de buna benzer. Onlarca aday arasından önce dış görünüşü ile ön plana çıkacak, daha sonra konuşması düzgün, genel kültürü yüksek, bilgi sahibi, yeni ve parlak fikirleri olan, teknik donanımı yüksek ve birden fazla becerilere sahip, anlaşabileceğiniz, iş yerinize uyum sağlayabilecek, ahlaklı ve talepleri makul kişi ile yolunuza devam etmek istersiniz.

***

Anlaşan eşler yaşayacakları mekân arayışına girerler. Daha yapılacak o kadar çok şey vardır ki…

Alışverişler tamamlanır, eşyalar, düğün davetiyesi, gelinlik ve damatlık seçimi, düğünün yapılacağı mekân, davetliler listesi, pasta ve ikramların seçimi, gelin arabası süslemesi, kuaför, fotoğraf çekimleri, karşılama, oturma düzeni, müzik, tören v.b. daha birçok aşamadan oluşmaktadır.

Hiç bir düğün kendiliğinden gelişmez. Hepsinde bir emek, planlama ve süreç vardır. Tüm bu süreçte en başından en sonuna kadar herkes kusursuz olması için elinden geleni yapar [imkânlar ölçüsünde] ama yine de davetlilerin içerisinde beğenen de olur beğenmeyen de.

Sanki bu durum “renkler ve zevkler tartışılmaz” lafına iyi bir gösterge gibidir ama dediğimiz gibi bu bir imkân meselesidir zevkten ziyade…

***

Bir işyerinde de durum benzerdir.

İşe alım süreci, kadrolaşma, mekân, ortam, teknik donanım, eğitim, hazırlıklar, ürünün sergilenmesi, temizlik, etiketleme, ilan yayınlama, müşteri karşılama, sunum, satış görüşmesi, krediler, tescil işlemleri, teslimat ve uğurlama v.b. hepsi de “kusursuz bir düğün” içindir.

Özellikle de satış görüşmeleri…

Her seferinde yeniden başlar; ilk karşılaşma, birbirini tanıma, güvenme, adını koyma ve süreç başlar. Ta ki teslimata kadar…

Her şeyin kusursuz olması için çalışırsınız, ama işler her zaman istediğiniz gibi gitmeyebilir.

Aksilikler yaşanabilir. Dış etkenler de vardır. Her şey sizin elinizde olmayabilir. İşin içerisine nakliye girebilir, vergi dairesi veya trafik şubesinde sorunlar çıkabilir.

Bu duruma alıcı açısından bakarsak;

Sabır gerektirir, sonuçta her şey yoluna girecektir.

Satıcı açısından bakarsak;

Eğer ki siz de tüm süreci önceden planlayıp provanızı yaparsanız daha az tökezlersiniz.

Dışarıdan yorumlar gelir, herkes her şeyi biliyor ya… Aynen evlilikte ailelerin dışarıdan karışması gibi…

Alıcı açısından bakarsak;

Aldığınız araç hakkında size dışarıdan yorumlar gelecektir. Şöyle olsaydı daha iyiydi de böyle olmasaydı v.s. gibi

Eee, haliyle bunlar az da olsa sıkıntı yaratacaktır. Tam da karar vermiş, en iyisini almış olduğunuzu düşündüğünüz sırada birisi çıkıp öyle olmadığını söylüyor. Eyvah ne olacak şimdi?

Satıcı açısından bakarsak;

Oysaki ne kadar çok emek ne kadar çok insanın alın teri, göz nuru vardır satış sürecinde. Ama dışarıdan bakıp kolaylıkla olmuş veya olmamış diyebiliyorlar.

Bana kalırsa; kararlarınızın arkasında durmanız gerekir, sizin için en doğrusunu yine siz bilirsiniz.

Peki ya sizce?

***

Kararınız ne olursa olsun, her gününüz bayram tadında olsun.

Herkese iyi bayramlar… :)

H. Hüseyin YAYLA

Hüseyin Yayla Kimdir?

Bunlar da hoşunuza gidebilir...

10 Cevaplar

  1. Eser KÜÇÜKOĞLU dedi ki:

    Günümüz şartları Kalite Kalite diye bağırıyor, koşulsuz şartsız müşteri memnuniyeti sağlamak birincil hedefimiz haline gelmiştir. Doğabilecek olumsuzluklara karşı cebimizde bir B planı muhakkak bulunmalı, bunun içinde kendimizi sürekli geliştirmeli ve daha ne kadar iyi ve farklı olabilirim diye sürekli çalışma içinde olmalıyız.

  2. Gökhan dedi ki:

    Hiçbir şey kusursuz olamaz. Kusur aramak yerine emeğe saygı göstermek daha iyi olmaz mı?

  3. Elif dedi ki:

    çalışanlar gelin mi damat mı sorusu geliyor akıla. malesef ki Türkiye’de çalışanları Anadolu kadınına benzetebiliriz. 14 yaşında gelin, sırtından sopa karnından sıpa eksik olmayan, her işi yapan, sigorta yok, emeklilik yok, önüne ne koyarsan kabul garibim.

  4. Hakan dedi ki:

    Gelişim için eleştiri olmalı ama hayasızca değil…

  5. Gökçe dedi ki:

    iyi bayramlar :)

  6. Gülşen dedi ki:

    Yapıcı eleştiriler geleceğe ışık tutabilir. Bir de herkes her şeyi bilmese…

  7. İbrahim dedi ki:

    Personeliniz ne kadar kalifiye olursa kusursuza o kadar çok yaklaşırsınız.

  8. Gülseren dedi ki:

    Doğru yada yanlış…karar süreci sadece kişinin olmalı…iyi bayramlar..

  9. Erkan dedi ki:

    Toplantı kültürü ve planlama olduğu sürece kusursuza bir adım daha yaklaşırsınız.

  10. Sona Küçükyan dedi ki:

    Düğün tadında nice bayramlara…

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir