Hüseyin Yayla no image

Published on Temmuz 30th, 2013 | tarafından H. Hüseyin YAYLA

5

Sesin rengi

–          Yahu hanım… Bu çocuk, bütün gün bilgisayarın başında ne yapıyor?

–          Aman bey, rahat bırak çocuğu. Ne güzel bilgisayar öğreniyor işte! Ne istiyorsun çocuktan?

–          Bilgisayarda oyun oynamak, ne zaman bilgisayar öğrenmek oldu?

–          Zaman bilgisayar çağı, teknoloji çağı, bugün oyun oynar yarın program yapar. Bırak, hevesini kırma çocuğun.

***

–       Oğlum baksana bir bana

–       Ne var baba

–       Babaya ne var denmez, efendim denir,

–       Aman baba ya, bir sürü işim var, ne istiyorsun,

–       Utanmaza bak sen… Neyse bunları sonra konuşuruz, şu bilgisayara bir bak bakalım dondu kaldı,

–       Ne bileyim ben baba ya, internet kopmuştur,

–       Hayır, internet var,

–       Bilgisayarı kapa, bir daha aç

–       Emin misin?

–       Evet

–       Salladın gibime geliyor.

–       Ne bileyim baba ben ya, oyun oynarken donunca ben öyle yapıyorum, düzeliyor.

–       Üff, sana soran da kabahat zaten.

***

–       Hayırlı olsun arkadaşım, sen yeni başladın herhalde,

–       Evet, bugün ilk iş günüm

–       Nasıl gidiyor?

–       İyi, nasıl olsun? Bir sıkıntı yok, yalnız…

–       Ne oldu?

–       Müdür kullandığınız programları öğrenmemi istedi

–       Eee… Ne var bunda?

–       Ne bileyim, ben… hımmm… Hani neler kullanılıyor, ne var içinde? Bilemiyorum da…

–       Çok basit ya, biraz Excel biraz da Word

–       Hıımmm

–       Bilmiyor musun yoksa

–       Biliyorum da, hani çok fazla haşır neşir olmadıydım.

–       Hadi canım sende, bu zamanda bu yaşına kadar hiç bilgisayar kullanmadın mı?

–       Kullandım da, şey işte

–       Neyse benim biraz işlerim var, bir ara ben sana gösteririm, Hadi tekrar hayırlı olsun kolay gelsin sana

–       Teşekkürler, sağ ol.

***

Önce X kuşağını korkuttular, Y kuşağı geliyor, onlar bilgisayarla büyüdü, onlar gelince siz işsiz kalacaksınız, kendini geliştirmeyen yok olup gitmeye mahkûm olacak denildi.

X kuşağı kaderine razı bekledi Y kuşağının gelmesini. İzleyelim görelim dediler.

Y kuşağı büyüdü ve iş hayatına başladı. Çok fazla bir değişiklik olduğu söylenemez. Zira bu arada teknolojinin gelişimine ayak uydurmakta geciken şirketlerin hantal yapısı içerisinde X kuşağı bilgisayarla haşır neşir olarak işini devam ettirmeye yetecek kadar bilgi ve beceri sahibi olmayı başardı. Yine de çok yeterli değildi, belirli kalıplar ve programlar içinde sıkışıp kaldılar. Y kuşağı biraz daha meraklı, kurcalayan, klavyesi güçlü ve teknoloji ile barışık olsa da araştırma ve geliştirme konusunda şirketlerine çok fazla bir getirisi olmadı

Burada bilgisayar programcılarını ayrı tutalım. Gerçi bu işi yapanlar çığ gibi büyüdülerse de gerek kendi işlerini yapmayı tercih etmeleri ve gerekse orta ölçekli şirketlerin bu tip personel barındırmayı tercih etmemeleri nedeniyle çalışan personele çok fazla bir katkısı olmamıştır.

Bunda şirketlerin de büyük bir rolü var. Daha çok web sitelerinin kurulması ve geliştirilmesi yönünde hizmetleri dışarıdan alan şirketler ayrıca bilgi işlem firmaları ile anlaşarak sorunlarını gidermeye çalıştılar ama hiçbir zaman şirket içi eğitimi düşünmediler.

Şimdilerde Z kuşağının geleceğinden bahsediliyor. Şu anda Üniversitelerden mezun olmak üzereler. Bekleyelim ve görelim bakalım, iş dünyasına neler kazandıracaklar.

Teknolojik kazanımları bir kenara bırakırsak, X kuşağının Z kuşağı ile birlikte çalışma ortamını daha çok merak ediyorum. Düşündüğünü olduğu gibi söyleyen, hiçbir kalıp içerisine girmeyecek gibi görünen, daha özgür şartlarda çalışmayı tercih edecek bir çalışan profili ile sadece dediğinin yapılmasını isteyen ve daha kuralcı bir yapıya alışık yöneticiler arasındaki ilişki nasıl olacak?

Müşterilerin profili ve istekleri hızla değişiyor. Çalışanların da profili ve isteklerinin değişmesine normal bakmak lazım. Belki de iş dünyasının işleyişine daha bir hızlılık ve canlılık getirebilirler.

***

Satışın bir ruhu vardır. Karşılıklı olarak birbirini anlamak ve hissetmek gerekir.

Yazının ruhu yoktur derler, duygularınızı net olarak ifade edemeyebilirsiniz.

Oysaki sesli iletişimde heyecanınızı, üzüntünüzü, öfkenizi ve diğerleri olmak üzere tüm duygularınızı karşı tarafa tüm açıklığı ile daha fazla iletebilirsiniz. Bunu bir de görüntülü yaptığınızı düşünürseniz iletişiminiz ne kadar kolaylaşacaktır.

Uzun süredir kullanımda olan programlar var. İnternet üzerinden hem sesli hem de görüntülü konuşabiliyorsunuz. Birçoğu ücretsiz olan bu programlar genellikle aile ve arkadaş sohbetlerinde kullanılıyor. İşyerlerinde kullanılmamasının birçok sebebi olabilir. Genelde işyerlerinde internet ile ilgili kısıtlamalar var. İşveren tarafından bakarsanız haklılar da, çünkü personelin birçoğu internet kullanımını iş dışında ve özelinde kullanıyor. Bilgisayar kullanımından habersiz ve internet kullanımını bilgisayar kullanımı zannedenler çoğunlukta. Ofis programlarını tam anlamıyla kullanabilen, raporlama yapabilen, grafik oluşturabilenlerin sayısı oldukça az. Oysaki bu insanların çoğu bütün gününü bilgisayar karşısında geçiriyor ama görünen o ki boşa geçiriyor.

Yaratıcılık ve katma değer konusunda hiçbir belirti yok. Yöneticiler de yapabilecekleri en kestirme yolu kullanıyorlar ve internet kullanımını ya kısıtlıyorlar ya da yasaklıyorlar.

Oysaki günümüzde tüm müşteriler internet kullanıyor.

Personelinizi bu yönde geliştirebilirseniz yeni müşteri edinme maliyetini düşürebilirsiniz.

Personelinizi yasaklarla köreltmek yerine şirket içi eğitimlerle yeniliklerin önünü açın. Personelinizin de buna istekli olması için onları teşvik edin. Dinamiklerinizi artırın.

Müşteri ile görüntülü iletişime geçmek belki de sizlere çok büyük kazanımlar sağlayacaktır.

Söylemesi bizden, düşünmesi ve uygulamaya geçilmesi kararı sizden.

Tags: , , , ,




Üste Git ↑