Hüseyin Yayla no image

Published on Ocak 13th, 2015 | tarafından H. Hüseyin YAYLA

1

Satışta Özgür Modeli

Dünya pazarında büyük bir pay sahibi bir markanın mağazasında alışveriş yapacağız. Nokta atışı, direkt kot pantolon almaya gitmiştik.

Satış danışmanlarından birisi yanımıza yaklaştı ve “merhaba” dedi.

Yardımcı olmasını istedik. Kot pantolon alacağımızı beyan ettik.

Hemen yardımcı olacağını söyleyerek yanımızdan uzaklaştı ve diğer müşterilerinin yanına gitti.

Biz bu arada bir kaç pantolon beğendik ve deneme kabinine gittik ama tam istediğimiz model ve beden pantolonu henüz bulamamıştık.

Bu sırada bir bay ve bir bayan satış danışmanı boş oldukları için kabinlerin önünde muhabbet ediyorlardı.

Onlardan yardım istedik. Bizimle ilgilenen bir arkadaşları olup olmadığını sordular, cevap verdik.

Bu arada bizimle ilk ilgilenen arkadaş tekrar yanımıza geldi. Bir pantolon bırakıp gitti.

Neyse uzatmayalım bu böyle sürüp gitti.

Boşta olan satış danışmanı arkadaşlar bir kaç fikir beyan etmekle yetinip bizden olabildiğince uzak durdular.

Sonuçta kasaya gittiğimizde her şey ayan beyan ortaya çıktı.

Bizimle ilk temas kuran arkadaş satın aldığımız ürünleri kendi üzerinden satış göstererek prim hak etmişti.

Kasada ödeme yaparken bir yandan da vücut dillerini ve suratlarındaki ifadeleri izlemeye çalıştım.

Onlar için bizim (müşteri olarak) ne hissettiğimiz önemli görünmüyordu. Kendi kurdukları sistemin kurbanı olduklarının henüz farkında değillerdi. Bizimle birlikte bir kaç müşteri daha kendi aralarında serzenişte bulunarak mağaza içerisinde alışveriş yapmaya çalışıyordu. Sanıyorum onlar da sadece ürün ve fiyat odaklı olarak orada bulunuyorlardı.

***

Bazı uzun sureli planlarımız dolayısıyla ev değişikliği düşünüyorduk. Nokta atışı, ilçe-mahalle-siteyi kafamızda belirlemiş ve uygun bir daire bakıyorduk. Özetle söylersek, emlakçıların işi çok kolay görünüyordu.

İlgili site içerisinde bütçemize uygun daireyi bulup, ev sahibi ile aramızda köprü oluşturup pazarlığı sonuçlandıracaklar ve primlerini alacaklar.

Ekrem adında bir emlakçı ile yollarımız kesişti.

Bir ilan üzerindeki telefon numarasını aradım. Telefonun ucunda bizim emlakçı Ekrem var. Daire ile ilgilendiğimizi söyledim.

Daire içinde kiracı olduğunu, hemen randevu alıp döneceğini söyledi.

Bekledim ama aramadı.

Birkaç gün sonra aradı ve halen daire arayıp aramadığımızı sordu.

Kendisinden cevap beklediğimizi söylediğimde birkaç mazeret söyleyip durumu kurtarmaya çalıştı.

Ses tonundan genç ve iş yapma heyecanıyla dolu bir arkadaş olduğunu hissettim. Daha sonra tanışma fırsatımız oldu.

35 yaşlarında üç kız çocuğu babası, eşi çalışmayan ve iş yapmaya ihtiyacı olan bir arkadaş olduğunu öğrendim. Önüne çıkan her müşteri adayı ile ilgilenmeye çalışarak hızlı ve çok para kazanma arzusu içerisinde olduğunu gözlemledim. Fakat bu hırsı onu baltalıyordu ve bunun farkında bile değildi. Zira kiminle ne konuştuğunu ve müşteri taleplerinin ne olduğunu, randevularını vb. hepsini birbirine karıştırıyordu.

Anlayacağınız gibi, işi hiç te kolay görünmüyordu.

***

Bir dönem yöneticiliğini üstlendiğim yetkili satıcı bünyesinde ekibimin içerisinde genç ve heyecanlı bir genç ile çalışıyordum. Kendisi benimle çalışmaktan hiç hoşnut olmasa da şartlar yaklaşık iki yıl beraber çalışmamızı gerektirmişti. Benden hoşlanmamasının en önemli nedeni aynı anda birden fazla müşteri ile görüşmesini istemiyor olmamdı.

Beni hiç bir zaman anlamadı. Sürekli beni, kendisinin satış yapmasını istemiyor olmamla suçladı.

Bu arada satış adetleri yüksek bir grafik çizmekle birlikte en fazla müşteri şikâyeti de aynı satış danışmanından geliyordu.

Bir müşteri ile ilgilenirken aynı anda mağazadan içeri giren diğer müşterileri “merhaba” diyerek karşılıyor, yardımcı olacağını söyleyerek bir diğer müşterisinin yanına gidiyordu. Bu arada boşta kalan diğer müşteriler sorularına cevap bulamıyordu. Bu arada yardımcı olmak isteyen diğer satış danışmanı arkadaşları ile aralarında sürekli sorun yaşanıyordu.

Bu durumu düzeltmek için “satışı kim gerçekleştirdiyse primi de o hak etmiştir” gibi bir çözüm getirmek istesem de sistem buna engel oluyordu.

Bu sistemi kim getirdi bilemiyorum ama herkes kabullenmiş ve değiştirilmesi de bir o kadar zor bir madde içeriyordu.

“Müşteri ile ilk olarak kim temas kurduysa satış onundur.”

Bu telefonla veya fiziksel olarak ilk merhaba diyen herkesi kapsıyordu. Yani bir merhaba demeniz yeterliydi.

Bu süreçten sonra bir diğer satış danışmanı ürünü tüm detaylarıyla anlatmış, finans ve resmi işlemler sürecini başarıyla yürütmüş ve satışı sonlandırmış olsa dahi primi ilk merhaba diyen hak etmiştir.

Görünen o ki; bu durumdan müşteri, diğer çalışanlar ve dolaylı yollardan patron da mutsuz olsa dahi kimsenin gücü bu maddeyi değiştirmeye yetmiyordu.

Değişmesini en çok ta Özgür istemezdi.

Ne de olsa kendisi de bu model üzerinden para kazanıyordu.

Tags: , , ,




Üste Git ↑