Hüseyin Yayla yol

Published on Eylül 18th, 2012 | tarafından H. Hüseyin YAYLA

4

Aklın Yolu Bir’dir.

Bir kral, halkı için geniş bir yol yaptırmaya karar verdi. Ancak yapımı tamamlanan yolu halka açmadan önce, hatırlarda kalacak bir yarışma düzenlemeyi istiyordu. İsteyenin bu yarışmaya katılabileceğini ilan etti.

Kral, yoldan en güzel geçecek kişiyi belirleyeceğini söyledi.

Yarışma günü insanlar akın ettiler. Bazıları en güzel arabalarını bazıları en güzel elbiselerini getirmişti. Kadınlardan kimileri saçlarını en güzel biçimde yaptırmıştı kimi de yanlarında en güzel yiyecekleri getirmişti. Gençlerden bazıları spor kıyafetler içinde yol boyunca koşmaya hazırlanıyordu.

Nihayet, tüm gün insanlar yoldan geçtiler. Fakat yolu kat edip tekrar kralın yanına döndüklerinde hepsi aynı şikâyette bulundu; yolun bir yerinde büyükçe bir taş ve moloz yığını vardı ve bu moloz yığını yolculuğu zorlaştırıyordu.

Günün sonunda, yalnız bir yolcu da bitiş çizgisine yorgun argın ulaştı. Üstü başı toz, toprak içindeydi ama krala büyük bir saygıyla yönelerek altınla dolu bir torba uzattı ve:

–         Yolculuğum sırasında, yolu tıkayan, insanların yolculuk etmesini zorlaştıran bir taş ve moloz yığını gördüm. İnsanlar rahat etsinler diye bu taş ve moloz yığınını kaldırmak için durdum. Yolu temizlerken taşların altında bu altınla dolu torbayı buldum. Halktan kimsenin bu kadar altını olamayacağına göre, bu altınlar size ait olmalı, dedi.

Kral gülümseyerek cevap verdi:

–         O altınlar sana ait.

–         Hayır, benim değil. Benim hiçbir zaman o kadar çok param olmadı.

–         Evet, dedi kral. Bu altınları sen kazandın, zira yarışmanın galibi sensin. Yoldan en güzel geçen kişi sensin. Çünkü yoldan en güzel geçen kişi, ardından gelenler için yoldaki engelleri kaldıran kişidir.

***

Bu yol hikâyesini ilk okuduğum andan itibaren her zaman çok sevdiğim ve içerisinde birçok mesajlar barındırdığına inandığım bir hikâye olmuştur. Birçok platformda ve birçok kişiyle de paylaştım.

İş hayatında söylenen bir laf vardır hani “Kişiler gelip geçicidir, kurumlar kalıcıdır” diye.

Oysaki ben şuna inanırım;  kişiler fiilen olmasa bile ismen kalıcı olabilirler. Her başarılı kişi arkasında bir eser bırakabilir. Bu bazen bir resim bazen bir beste bazen yüksek binalar v.b. olabilir.

İş dünyasında bırakacağınız en büyük eser, bir sistem ve metot üzerine inşa edilmiş, arkanızdan gelecek olanların yolunu açan kalıcı iş modelleri olacaktır.

Ben bu hikâyedeki yola “akıl yolu” ismini verdim ve “Aklın yolu bir’dir” dedim.

Siz de aklın yolu bir’dir mantığı ile hareket ederek bilgide paylaşımcı olursanız ve herkesin fikrini alarak ortak fikirde buluşmayı seçerseniz engelleri kaldırırsınız.

Şikâyet etmekle bir yere varılmaz. Yapıcı olmak, çözümler üretmek gerekir.

“Ben yaptım, oldu” değil de “Biz bir ekibiz, beraber başardık” felsefesini benimserseniz, iş akışını kolaylaştıracak sistem ve metotlar üretirseniz ve iş sürecini bunun üzerine inşa ederseniz, sizden sonra gelen kişiler de bu yolda daha rahat ilerleyecek ve bu eserin kurucusu olarak daima sizin adınızı zikredecektir.

***

Bir vakitte İzmit’teyiz. Markanın tüm bayi filo satış müdürleri toplantı için oradaydı. Ben kısa bir aradan sonra aynı marka içerisinde farklı bir yetkili satıcıda görev alıyordum. Orada ilk defa karşılaşıp tanıştığım ve sonradan çok iyi dost olduğum bir arkadaşım bana şunları söyledi:

–         Abi, senin adın her yerde karşıma çıkıyor. Benim işimi o kadar kolaylaştırdın ki… Zamanında yaptığın tüm çalışmalar benim yolumu açıyor, sana çok teşekkür ediyorum.

Bu arkadaşım – o an için – benim daha önce görev yaptığım bir yetkili satıcıda görev almaktaydı.

Ben de buradan daha öncesinde bizim yolumuzu açmış olan ağabeylerimize teşekkür etmek istiyorum.

Onlar bizim yolumuz açtı. Biz de arkamızdan gelenlere yol açmaya çalışalım diyor ve onlara şöyle sesleniyorum:

Sizde engelleri kaldırın ve siz de arkanızda bir eser bırakın, hatırlanın ve kalıcı olun…

Tags: , , , , , , , ,




Üste Git ↑