Enis Büyüktaş fe_507113_600

Published on Eylül 8th, 2016 | tarafından Enis BÜYÜKTAŞ

Otomotivde Sömürge Düzeni

Uzun bir ara oldu.. Gerek iş gerekse özel yaşantımdaki yoğunluktan yazı yazamaz oldum. Nihayet artık vakit yönünden daha rahat koşullara geldim. Bu süreçte konuşacağımız çok konu birikti.

Bu konulardan bir tanesi de, otomotiv sektöründeki düzen ile alakalı.

Eskiden otomobil üreticileri hep daha dayanıklı, daha sağlam ve güvenilir otomobiller üretmeye odaklanırlardı. Mühendisliğin tamamen dayanıklılık ve sağlamlık üzerine odaklandığı dönemlerdi. Paslanmaz çelik karosere sahip otomobiller bile üreten markalara rastlamak mümkündü. O dönemki evladiyelik modeller, bu günün klasik otomobilleri olarak günümüze kadar gelmişlerdir. Hiçbir aksamı kolay kolay bozulmayan, bozulsa dahi kolayca tamir edilebilen modeller.

Günümüzde artık mühendislik bir makine mühendisi arkadaşımın değimiyle “yeterince kaliteli, olabildiğince düşük maliyetli” ürünler üretmeye odaklı. Bunun sonucunda ise kolaylıkla arıza çıkaran ürünler karşımıza çıkıyor.

Günümüzde otomobil üreticileri, ürettikleri her aracın doğabilecek “Garanti” maliyetini otomobilin üretim maliyeti içerisine dahil ediyor. Garanti süresi, pazarlama stratejisine göre uzun da olsa kısa da olsa ortalama bir maliyet tüketicinin cebinden çıkmış oluyor. Garantisi bitene kadar çıkan arızalara ücret alınmasa da, garanti süresi bittiğinde belli bir yaşa gelen aracın arızaları da artıyor ancak artık garantisi olmadığı için üretici markalar para kazanmaya başlıyor. İster yan sanayi olsun ister orijinal, üreticinin para kazandığı bir gerçek. Hiç arıza çıkarmayan otomobiller yıldan yıla geride kaldı ve satış sonrası gelirler ön plana çıktı. Arıza çıkarmayan, sağlam, dayanıklı ürünler üreten markalar hızla bu düzene ayak uydurdu, uyduramayanlar ise iflas etti. (Saab gibi). Otomobillerin kullanım maliyetleri üreticiler için temel gelir kaynağı haline geldi. Bazı üreticiler bir aracı satarken kar ettiği tutarın çok daha fazlasını satış sonrasından elde ediyor.

Maalesef günümüzün dünya düzeni tüketim üzerine kurulu. Ahlak yoksunluğu, para kazanmanın her yolunu mubah gördü ve manevi, insani değerlerin önüne geçerek tüm dünyada kötü bir düzen yarattı. İnsan, yine kendi egosunun kurbanı oldu. Bu düzene ayak uyduramayanlar yok oldu / yok edildi.  Tüm dünyadaki sorunların kaynağı insanların bencil hırsları ve tüm dünyadaki ahlaki çöküntü değil midir? Neyse… Bu konuya değinmeye kalksam sayfalar sürer.

Her parçanın ne kadar dayanacağı önceden belirlenmeye çalışılıyor:

Üreticiler otomobilin her parçasının ne kadar dayanması gerektiğini önceden karar veriyor. Bir parçanın çalışma sistemi hiç arıza vermeyecek bir düzende işliyorsa, bu “düzeltilerek” (!) arıza yapabilir şekilde üretiliyor. Öyle ya, arıza çıkarmasa şirket nasıl kar edecek?! Zaman içerisinde eskiyen ve çatlaklar oluşan plastik malzemeler hem daha uygun fiyatlı hem de dayanıksız (karlı) olduğundan tercih ediliyor. Hemen her malzemenin ne kadar zamanda eskiyeceği hesaplanıyor ve ona göre karar veriliyor.

Aşırı beslemeli motorlara dikkat:

Aşırı besleme, küçük hacimden yüksek güç elde etmenin en makul yolu ancak genellikle hacmine göre çok yüksek güç üreten verimli motorlarda motor ve turbo arızalarına daha sık rastlanıyor. Örneğin 1.5 litre hacminde turboya sahip bir motor düşünelim. Bu motorun 110hp ve 140hp iki güç seçeneği varsa düşük güçlü olanı tercih edin. Daha düşük güç, motor aynı olduğuna göre daha düşük bir mekanik ve ısıl zorlanma anlamına gelir. Yani güçlü versiyona göre daha az yıpranacaktır. Atmosferik motorların ne kadar uzun süre dayandığını hatırlayın; 400 bin km’de hiç sorunsuz araçlar var. Aşırı beslemeli motorlarda 100 bin km’nin sorunsuz kat edilmesi başarı sayılıyor.

image1

Çift kavramalı şanzımanlara dikkat:

Çift kavramalı şanzımanlar, çok hızlı vites değişimleri ve yüksek yakıt ekonomileri ile bilinirler. Ancak bu tip şanzımanların “ıslak kavramalı” olanları tercih edilmelidir. (genellikle yüksek güçlü otomobillerde kullanılırlar). Kuru kavramalı olanlar hem daha fazla ısınır hem de çabuk aşınır. Değişim maliyetleri yüksektir. Klasik otomatik vitesli araçlarda olduğu gibi hafif bir güç aktarımı istendiği için yarım kavrama yapması için programlanan bu şanzımanların gazdan ayak çekildiğinde hafif hafif ilerlemesi, yarım debriyaj yapmak gibi bir sonuç doğurur: kavrama ısınır ve çok çabuk aşınır.

image2

Akıllı dört çeker sistemlerine dikkat:

Yeni nesil dört tekerlekten çekiş sistemleri gücü ön ve arka aks arasında son derece hassas bir şekilde dağıtabilir ve yol tutuş yeteneğini çok artırabilir. Ancak bu tip sistemlerde genellikle şanzımandan sonra güç transfer kutusu bulunur ve lastiklerden birinin yarım milimetre fazla aşınması bile bu transfer kutusunun kolayca arızalanmasına yol açabilir. Onarımı son derece pahalıdır.

image3

Lüks otomobil üreticilerine dikkat:

Lüks otomobil üreticileri, lüks tüketicilerinin uzun süre aynı aracı kullanmadıklarının farkındadır. Bu nedenle lüks otomobilleri sıfır km satın alanlar araçlarından memnundur. Dahası, lüks bir aracın arıza yapması, uygun fiyatlı standart otomobillerin arıza çıkarmasından daha fazla hoş görülür. “Arıza yapıyor ancak hak ediyor” gibi bir mantık söz konusu maalesef.

Daha çok elektronik, daha çok arıza:

Bu bir gerçek; elektronik konfor donanımlarının çokluğu, arızalanabilir parçaların çokluğu demektir. Bazen konforunuz için satın aldığınız bir opsiyon can sıkıcı bir arıza çıkarabilir.

Görüşmek dileğiyle,

Enis BÜYÜKTAŞ

Tags: , , , , ,



Yazar Hakkında

1990’da İstanbul’da doğdu. İlköğretim, orta öğretim ve liseyi İstanbul’da tamamladı. 2010 yılında Adnan Menderes Üniversitesi Söke MYO Otomotiv Ön Lisans programını tamamladı. Aynı yıl dikey geçiş sınavını kazanarak Marmara Üniversitesi’ne kabul edildi. 2013 yılı itibari ile Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Otomotiv Öğretmenliği Lisans eğitimini tamamladı. Üniversite eğitimi süresince Mitsubishi Alsa Otomotiv’de Satış temsilcisi olarak görev yaptı. Şu anda İstinye Borusan Otomotiv'de Garanti Uzmanı olarak kariyerine devam etmektedir.


Üste Git ↑