Dr. Abdullah Demir istanbul_trafik

Published on Haziran 23rd, 2011 | tarafından Dr. Abdullah DEMİR

0

Trafik, sürücü ve algı fenomeni

İnşaat, sağlık ve hukuk, sistem olarak eğer medeniyet göstergesi ise buna bir de trafik düzeni ve işleyişin ilave etmek lazım. Çünkü ülke insanının ulaştığı seviyeyi göstermesi açısından trafik düzeni günümüz dünyasında gerçekten çok önemli bir ölçü.

Hangi seviye? diye sorar gibi olduğunuzu duyar gibiyim.

Tabi ki medeniyet seviyesi.

2010 yılı itibariyle dünya nüfusu 6,8 milyar ve dünyadaki toplam taşıt miktarı ise 900.000.000 civarında. 2020 yılında dünya nüfusunun 7,5 milyar ve taşıt miktarının 1,1 milyar olacağı ön görülmektedir.

1,1 milyar bir araç boyu 4,5 metre alındığında dünyanın çevresinin yaklaşık olarak 125 katı.

2030 yılında taşıt sayısının 1,3 milyar, 2050’de ise 2,0 milyar olması ön görülüyor.

Dünya Sağlık Örgütü’nün raporuna göre, 15-29 yaş grubunun hayatına kasteden bir numaralı tehlike, ölümcül bir virüs veya hastalık değil. Tabiî ki beklendiği üzere trafik kazaları. Dünyada her yıl trafik kazalarından 1 milyon 300 bin insan ölüyor. Aynı kazalarda 50 milyona yakın insan, birçoğu kalıcı hasarlar alarak, yaralanıyor.

Türkiye’de durum nasıl?

Pek iç açıcı değil! Çünkü; 2010 yılında meydana gelen 1.104.388 kazada, 4.045 kişi ölmüş ve 211.496 kişi de yaralı olarak kurtulmuş.

Bu rakamlar konunun ve durumun ciddiyetini anlatmaya yeterde artar bile.

Peki bu rakamların aktörleri neler…

Tabiî ki: “Hız limitine uymama”, “hatalı solama”, “öndeki aracı yakın takip”ile “alkollü, yorgun ve uykusuz araç kullanma”ilk 4’de yer alıyor.

Kazalara yol açan en önemli faktör “eğitimsizlik”, “bilinçsizlik”ve “sabırsızlık”nedeniyle temelde “kurallara uymamak”.

Araçların ve yolların kalitesi arttı ama sürücülerin kalitesi artmadı! Eskiden araçlar yanlış sollama sonucu kafa kafaya çarpışıyorlardı; şimdi ya bariyerlere ya da önlerindeki araçlara bindiriyorlar.

Bir başka konu da kazaları dert etme tarzımız.

Bir kazanın korkunçluğunu ölümlü olup olmadığına bakarak değerlendiriyoruz. Maddi hasar sorununu bir yana bırakalım… Geçtiğimiz on yılda bir buçuk milyondan fazla insanın trafik kazaları nedeniyle sakat yaşamaya mahkûm olduğundan kimse söz açmıyor bile. Tabir caizse ateş düştüğü yeri kaza da sakat kalanları ve birinci halkadaki yakınlarını yakıyor.

O zaman insan “kurallara uymamak fenomenini”düşünmeden ya da düşündürmeden edemiyor.

Kazaların temel nedeni direksiyondaki sürücülerin genel “ruh hali”.

Toplumbilimciler bu toplumun insanının “sürücü olarak” içine girdiği ruh halini ve bu hale etki eden kültürel dinamikleri iyice analiz etmeleri lazım geliyor. Yeni trafik yasaları da ona göre şekillendirilmeli!

Kurallara uymanın sağlanması uzun vadede eğitimle mümkün görünüyor. Ancak, kısa vadede yapılacak en önemli uygulama ise denetim, denetim, denetim. Jandarma ve trafik polisi yoğun denetim yapmalı, kuralları çiğneyenlere gerekli idari para cezaları verilmeli. Cezaların oranı da bir o kadar önemli. Can yakıcı ve caydırıcı olmalı, aksi halde denetimin anlamı kalmıyor. Cezalar bugün uygulanan miktarların çok üzerinde olmalı. Devlet denetim ve cezaların artırılması için çalışma yapmalı.

Bu çalışmalarda paralel olarak hem siyasilerin öncelikli olarak elini taşın altına koyması hem de kamuoyunun ortak hareket etmesi gerekir. Geç kalmış sayılmayız. Çünkü yollarda binlerce insanımızı kaybedecek kadar bonkör değiliz.

Hulasa insanın olduğu ya da doğduğu her yerde problem var ve problem olur. Sistem ne kadar mükemmel olursa olsun, o sistemi delen insanlar olur ve olacaktır. İnsanın kendi hayatını ve sağlığını koruma ve kollama seviyesi; başkalarının hak ve hukukuna riayet etmedeki seviyesi; hukuka ve kanunlara karşı saygı seviyesi; ferdî hürriyetinin sınırlarını bilme seviyesi.

Bir medenilik göstergesi değil mi?

Yoksa ben yanılıyor muyum?

Yanılmadığı mı her gün görüyorum.

Hayatın tekrarlardan oluştuğunu görür gibi.

Dr. Abdullah DEMİR – 23/06/2011

Tags: , , , ,



Yazar Hakkında

1973 yılında Trabzon’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Trabzon’da tamamladı. 1992 yılında Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Makine Eğitimi Bölümünü kazandı. 1996 yılında Otomotiv Öğretmeni olarak mezun oldu. 1996-1999 yılları arasında “Toplu Taşım Araçlarında Otomatik Vites Kutusu Uygulaması ve İşletme Maliyetlerine Etkisi” konulu tez çalışmasıyla yüksek lisansını tamamladı. 1997-2000 yılları arasında Marmara Üniversitesinde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 2009 yılında Kocaeli Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “Fren Disklerine Uygulanan Kaplamaların Frenleme Performansına Etkisinin Deneysel İncelenmesi” konulu tezi vererek doktor unvanını aldı. Demir, İSPARK AŞ’de sırasıyla, Teknik İşler Şefi, İşletmeler Müdürü, Etüt Plan ve Proje Müdürü, Etüt ve Planlama Müdürü olarak çalıştı. 17.11.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde Yardımcı Doçent unvanıyla öğretim üyeliğine başladı. Başta otomotiv olmak üzere, güç aktarma organları, alternatif yakıtlar, ulaşım ve otopark yönetimi alanlarında ulusal ve uluslararası dergilerde, kongre ve sempozyumlarda yayımlanmış 30 makale çalışması bulunmaktadır. Ayrıca “Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri”, 52 bin kelimelik “Otomotiv ve Temel Teknik Bilimler Sözlüğü”, 2500 kelimelik “Otopark Endüstrisi Sözlüğü”, 11 bin kelimelik “Sistem Sistem Otomotiv Teknik Terimler ve Terminolojiler Sözlüğü” gibi yayımları da bulunmaktadır. Haftalık Otohaber dergisinde yaklaşık 4 yıl süre ile teknik danışmanlık ve okur soruları editörlüğü, www.otomotivbilgi.com web sitesinde yayımlanmış 43 haftalık yazısı, www.otoguncel.com ve www.nenedir.net web sitelerinin editörlüklerini yürütmektedir. Aynı zamanda Wushu spor dalında hem Uluslararası Hakem hem de Merkez Hakem Kurulu Üyesi’dir. Uluslararası Wushu Sanda Hakemlik Kuralları Tercümesi gibi yayımları olan Demir, İngilizce bilmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.


Üste Git ↑