Michelin YENİ kaplama deseni ile uzun ömür ve mükemmel yol tutuş sunuyor!

Michelin RECAMIC MULTIWAY D kaplama deseni ile uzun ömür ve mükemmel yol tutuş bir arada

Dayanıklılık, performans, enerji tasarrufu ve uzun ömürlülüğü ile bilinen Michelin, kamyon ve çekicilerin çeker tip dingilleri için geliştirdiği üstün teknolojili Recamic Multiway D kaplama deseni ile uzun ömür ve mükemmel yol tutuş sağlıyor. Michelin tarafından geliştirilen ‘Recamic Kaplama Teknolojisi” sayesinde lastik ömrünün uzatıldığı “Recamic Multiway D” kullanım süresi boyunca maksimum performans sağlıyor.

Yüz yılı aşkın zamandır lastik sektöründe faaliyet gösteren Michelin, kullanıcıları için yüksek kilometre ve güvenliği bir arada sunan teknolojiler üretmeye devam ediyor. Daha fazla kilometre, daha az hammadde tüketimi sağlamak prensibi ile çalışan Michelin, karayolu taşımacılık maliyetlerini minimuma indirmeyi hedefliyor. Michelin, kamyon ve çekiciler için her türlü yol koşulunda en yüksek performansı sağlamak amacı ile “Recamic Multiway D” teknolojisi ile sürücülere avantaj sağlıyor.

Recamic Multiway D kasım ayından itibaren yollarda

Recamic Multiway D, kamyon ve çekici tipi araçların bütün ihtiyaçları göz önüne alınarak üretildi. Recamic Multiway D sırt deseni sayesinde her türlü yol koşulunda ve bunların yaratacağı sorunların üstesinden aynı lastikle gelinirken bir yandan da karayolu taşımacılık maliyetleri düşürülüyor. Aynı zamanda Recamic Multiway D sırt deseni, lastiğin ömrünü de ciddi oranda uzatıyor.

Kasım ayından itibaren piyasaya sunulacak kamyon ve çekicilerin çeker dingillerine özel üretilen Michelin Recamic Multiway D kaplama deseni, eski jenerasyon kaplama desenlerinden üç üstün özelliği ile ayrılıyor ve kullanıcısına büyük avantajlar sağlıyor.

Yeni desenin üzerinde çift yönlü olarak çalışan dalga şeklindeki lameller her türlü yol koşulunda maksimum etkinlik sağlamak için 3 boyutlu olarak kendini kilitleme özelliği ile donatılıyor. Bu sayede Recamic Multiway D yola daha iyi tutunurken aynı lastikle daha uzun kilometre yapabilme imkanı da sağlıyor.

Recamic Multiway D lastiklerinin rakiplerinden ayrılmasını sağlayan bir diğer özelliği ise “Yağmur damlası” kılcal kanalları oluyor. Kılcal kanallar sayesinde lastik, 2/3 aşınmada bile yola daha iyi tutunuyor ve üstün performans sağlamaya devam ediyor.

TowerPump® lamel özelliği ise ıslak zemin koşullarında lastik sırtı ile yol yüzeyi arasında biriken su boşaltılarak daha üstün bir yol tutuşu sağlanmasına yardımcı oluyor.

Recamic Multiway D kaplama deseni önemli oranda tasarruf sağlıyor

Michelin ağır vasıta lastiklerinin en büyük özelliği güçlü karkas yapısı sayesinde elde ettiği kaplanabilirlik özelliği oluyor. Michelin tarafından geliştirilen Recamic kaplama teknolojisi sayesinde kilometre başına birim maliyette önemli oranda tasarruf sağlanırken işletme maliyetleri de düşürülüyor.

Michelin tarafından üretilen soğuk, hazır pişirilmiş sırt bantları; optimize edilmiş tasarımlarıyla eşsiz kullanım özelliği, üstün kavrama, çekiş ve düzgün aşınma sağlıyor. Kullanılan bileşenler; aşınma, hasar, ısınma ve sürtünmeye dayanıklılık dâhil, farklı performans özellikleri arasında en iyi performansı sunuyor.

Aerodinamik dirence etki eden faktörler nelerdir?

Aerodinamik tasarım taşıtın performansı ile direkt olarak alakalıdır. Taşıtın aerodinamik yapısının değiştirilmesi tasarımcı, aerodinamik uzmanları, mühendisler ve üreticilerin birlikte çalışmalarıyla gerçekleştirilir. Taşıtın dış yüzeyi, yol tutuş kabiliyeti, güvenilirliği ve hepsinden önemlisi kolay üretilebilirliği gibi birçok konu göz önünde tutulmalıdır. Taşıtın dış yüzeyi ile ilgili aerodinamik araştırmalar oldukça uzun ve yorucu çalışmalardır bu yüzden gerekli teknik şartları sağlamakla birlikte piyasada müşterinin hoşuna gidecek nitelikleri de içermelidir. Taşıta son şekli verilmeden önce yapılan bir tasarım hatası sadece o kısmını değiştirilerek giderilemez. Bu yüzden ölçekli, birebir prototipler veya modeller kullanılır, hava tünellerinde deneyler ve analizler yapılır. Aerodinamik sürükleme ve kaldırma katsayısının düşürülmesi tasarımdaki iki önemli unsurdur. Diğer önemli bir hususta taşıtın yan kuvvetlere verdiği tepkidir.

Kaynak: Mak. Müh. Tayfur Kerem DEMİRCİOĞLU, “Bir Araç Modelinin Aerodinamik Analizi ve Sonlu Elemanlar Yöntemi İle Simülasyonu”, Balıkesir Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsü Makine Mühendisliği Anabilim Dalı, Yüksek Lisans Tezi, Balıkesir, Ağustos–2007.

Yeni Volvo FH Serisi ile üstün yol tutuş

Volvo Kamyon, yeni lanse ettiği FH serisini geliştirirken kamyonun yol tutuşuna ve yolda vereceği tepkilere büyük özen gösterdi. Hem ön hem de arka süspansiyon sistemlerinin optimize edilmesi, arttırılmış boşta gitme dengesi ve daha iyi kabin süspansiyonu gibi özelliklerin tümü, yeni Volvo FH’ın üstün bir sürüş ve yol tutuş sunmasını sağlıyor. Bağımsız ön süspansiyon ise yeni FH’ı daha da üstün kılıyor.

Dünya’da bir ilk – Bağımsız ön süspansiyon

Yeni Volvo FH serisi, aynı zamanda dünyanın bağımsız ön süspansiyonlu (IFS) ilk ağır çekicisi. IFS’nin yanı sıra kremayer ve pinyonlu direksiyon ile FH çekici, sürüş ve yol tutuş üzerinde çok büyük bir etkisi olan iki yeni özelliğe sahip.

Volvo Kamyon Ürün Yöneticisi Martin Palming konuya ilişkin olarak; “IFS ön tekerleklerin ayrı birer süspansiyonu olması ve böylece bir tekerleğin hareketlerinin diğerini etkilememesi anlamına geliyor. Sonuç olarak yolda daha istikrarlı ve dengeli bir sürüştür sağlanıyor” diyor.

Bağımsız ön süspansiyon, binek araçlarda uzun zamandır, otobüslerde ise bir süredir kullanılıyor. IFS, hem konforu hem de dengeyi arttırıyor. Bu sistemin ardında yatan teknolojiyi youtube’da yer alan videoda izleyebilirsiniz: youtube.com/VolvoTrucks

Daha fazla hassasiyet

Şasi ve kabinde yapılan iyileştirmeler, aynı zamanda yeni Volvo FH’ın yönlendirme dengesinin de daha iyi olduğu anlamına geliyor. Devrilmeyi önleme ve yönlendirme dengesi kombinasyonu sürücüye daha gelişmiş bir hassasiyet ve kontrol hissi sağlayarak sürüşü kolaylaştırıyor. Stefan Axelsson açıklamasında, “Yeni FH, yolda dengeli ve öngörülebilir bir sürüş sunuyor. Ayrıca direksiyon hakimiyetini mükemmelleştirmeyi de başardık” diyor.

Yönlendirme ve devrilmeyi önleme dengesinin, sürücü üzerinde doğrudan ve nakliyecinin kârlılığı üzerinde dolaylı bir etkisi bulunuyor. Stefan Axelsson bu konuyla ilgili olarak;

“Kamyonun geliştirilmiş özellikleri, sürücünün daha az yorulmasını ve böylece aracı daha rahat sürmesini sağlıyor. İşine odaklanabilen bir sürücü, aracını daha güvenli kullanıyor ve ister araç sürmek, ister rotanın sonunda müşteriyle buluşmak olsun, her işte daha başarılı oluyor” diyor.

Daha hassas yol tutuş

Kremayer ve pinyonlu direksiyon da binek araç sektöründen örnek alınan teknolojidir.  Dişlilerle donatılmış bir direksiyon şaftı, direksiyon simidi hareketlerinin tekerleklere geleneksel bir direksiyon dişlisine kıyasla daha doğrudan iletilmesini sağlıyor. Bu da sürücüye daha hassas bir yol tutuş hissi olarak yansıyor. Bu iki yeni özelliğin bir arada oluşu yeni Volvo FH’a benzersiz sürüş ve yol tutuş özellikleri kazandırıyor.

Martin Palming, başlangıçta soldan direksiyonlu kamyonlarda kullanılacak olan yeni teknoloji hakkında “Volvo FH, hem yönlendirme dengesi hem de sürüş ve virajlarda yol tutuş açısından standartları belirliyor. Tamamen dolu bir katarı bu kadar büyük bir hassasiyet ve güvenlikle sürebilmek tek kelimeyle olağanüstü bir his. Aracı rotasında tutmak için herhangi bir ekstra direksiyon hareketi yapmak gerekmeksizin yeni FH çekici, gerçekten etkileyici bir hassasiyetle virajlarda sizin belirlediğiniz çizgiyi izliyor” diyor.

Geçtiğimiz aylarda lansmanı yapılan Yeni Volvo FH, Avrupa pazarına 2013 baharında girecek.

 

Yol tutuş ve güvenlik

Yol tutuş ve güvenlik sadece lastiğin özelliklerine bağlı değildir. Aracın süspansiyon sistemine ve ayarlarına, ön düzen geometrisine, rot ayarları ve hatta fren sisteminin kusursuzluğuna da bağlıdır.

Otomobil testleri hangi kriterlerde yapılmaktadır?

Performans,
Yol tutuş ve kullanım,
Yakıt tüketimi,
Tasarım özellikleri,
İç mekan özellikleri (kabin içi genişlik vs.),
Malzeme kalitesi ve işçilik,
Konfor,
Ergonomi,
Bagaj kapasitesi/hacmi,
Donanım seviyesi,
Başlangıç fiyatı,
Güvenlik/emniyet ekipmanları/donanımları,
Servis hizmetleri ve garanti
gibi test kriterleri göz önüne alınarak yapılmalıdır. Bu test kriterleri hem objektif hem de sübjektif değerlendirilebilecek kategoriler ve disiplinler.

Dr. Abdullah DEMİR