Peugeot ile Engelsiz Yaşam

Engelsiz bir yaşam için, engelleri birlikte aşıyoruz

Peugeot, sürdürülebilir kalkınmayı hedef alarak,

Türkiye için önemli bir kurumsal sosyal sorumluluk projesini başlattı

Peugeot Türkiye, sürdürülebilir kalkınmaya verdiği önem doğrultusunda, uzun süredir üzerinde çalıştığı, Türkiye için önemli bir kurumsal sosyal sorumluluk çalışması olan “Peugeot ile Engelsiz Yaşam” projesini hayata geçirdi. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı’nın desteklediği projenin diğer paydaşları, UNDP-Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı ve AYDER Alternatif Yaşam Derneği.

T.C Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Bakanlık Müşaviri Kenan ÖNALAN, UNDP  Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Direktör Yardımcısı Hansın DOĞAN, AYDER – Alternatif Yaşam Derneği Kurucusu ve Başkanı Ercan TUTAL ve Peugeot Otomotiv Pazarlama A.Ş. Genel Müdürü Marc BERGERETTI’nin katılımıyla, 8 Temmuz Pazartesi günü Sheraton Otel’de gerçekleştirilen basın toplantısında projeyle ilgili detaylı bilgiler verildi.

Peugeot Türkiye Genel Müdürü Marc BERGERETTI; “Engelli bireylerin, toplumun geneliyle aynı yaşam alanlarını paylaşmasını sağlamak ve kendilerine ulaşılabilirlik sunmak hepimizin görevi”

Peugeot’nun sürdürülebilir kalkınmaya çok önem verdiğini belirterek söze başlayan Marc BERGERETTI, gerçekleştirdikleri bu proje ile engellilere yönelik konuların yönetimin iş modellerinde yer almasını; yönetim, çalışanlar, bayiler ve tüm paydaşları tarafından benimsenmesini ve uygulanmasını sağlamayı hedeflediklerini belirtti. BERGERETTI sözlerine şöyle devam etti; “Birleşmiş Milletler tarafından gruplandırılan, görme, işitme, bedensel ve zihinsel / kronik engelli bireylerin, toplumun geneliyle aynı yaşam alanlarını paylaşması için hepimiz çalışmalıyız. Büyük bir heyecanla başladığımız projemizde, ilk olarak üç aşamada ilerlemeyi hedefledik. Öncelikle kendi çalışanlarımızdan başlayarak engelliliği hissetme, onlara saygılı olma, sorumlu davranış içerisinde olma ve onlarla doğru iletişim kurabilmek amacıyla çeşitli eğitimler yapılmasına karar verdik. Daha sonra engelli bireylerle daha uyumlu bir hayat geçirebilmek için engelli dostu Peugeot çalışanları ve bayileri oluşturmak için çalışmalara başladık. Diğer yandan, engellilerin araç kullanımlarında sürücü ve sistem güvenliğini artırıcı çalışmaları başlattık.”

Marc Bergeretti, kendileri için çok değerli olan Peugeot ile Engelsiz Yaşam projesinde bir strateji dahilinde sağlam adımlarla ilerlediklerini ve bu alandaki farklı çalışmalarla örnek olacak projenin, uzun yıllar devamını sağlayacaklarını da söyledi.

T.C. Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı Engelli ve Yaşlı Hizmetleri Genel Müdürlüğü Bakanlık Müşaviri Kenan ÖNALAN, projenin Bakanlık tarafından beğeniyle karşılandığını ve desteklendiğini belirterek “Toplumumuzun önemli bir kesimini oluşturan engellilerimiz, uzun yıllardan beri yanlış yaklaşımlarla toplumsal yaşamdan dışlanmışken, son 10 yılda ülkemizdeki engelli algısında büyük değişmeler oldu. Ancak, biz Bakanlık olarak bunları yeterli görmüyor, daha da geliştirmek istiyoruz. Engelliler yalnızca belli günlerde belli yerlerde hatırlanması gereken değil, her an her yerde toplumun içinde olması gereken kişiler. Bu yüzden, engellilik alanındaki sorunlar ancak tüm tarafların katkısı ve işbirliğiyle çözülebilecektir. Engelliler için bu kadar kapsamlı bir projeye başladıkları için Peugeot’yu tebrik ediyoruz. Bu çerçevede, engelli olanlar ile olmayanlar arasındaki mesafeyi ortadan kaldıracak ve toplumsal dayanışmaya katkıda bulunacak tüm çalışmalara destek verdiğimizi bir kez daha belirtmek istiyoruz. Biz Bakanlık ve Genel Müdürlük olarak engellilerin toplumsal yaşamın her alanına dahil olması ve toplumla aynı yaşam alanını paylaşması için çalışıyor, “önce insan” ilkesi doğrultusunda “Evrensel İnsan Hakları” yaklaşımı ile “Hak Eksenli” bir bakış açısının ülkemizin her köşesinde yayılmasını sağlamak istiyoruz.  Temel gayemiz her zaman engelli engelsiz tüm toplumun hep birlikte uyum içerisinde bütünleşmesi ve her bir bireyin karşılıklı saygı ve sevgi ortamında birbirlerini anlayarak yaşayabildiği bir Türkiye’nin yeşertilmesidir. Bu projenin de Bakanlığımızın toplumumuzda var olmasını dilediği engelli algısına ve engellilik politikasına büyük katkı sağlayacağına inanıyoruz” dedi.

UNDP – Birleşmiş Milletler Kalkınma Programı Uluslararası Özel Sektör ve Kalkınma Merkezi Direktör Yardımcısı Hansın DOĞAN, Birleşmiş Milletler engelli kişilerin haklarına dair sözleşme’nin 13 Aralık 2006 tarihinde BM Genel Kurulu’nda oylamasız kabul edildiğini belirterek, aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 53 ülkenin sözleşmeyi imzalamasıyla 3 Mayıs 2008’de yürürlüğe girdiğini söyledi. Hansın Doğan; “Peugeot ile Engelsiz Yaşam projesi engellilerin sosyal, ekonomik ve kültürel yaşama eşit birer birey olarak katılmalarını sağlama yönünde somut bir adımdır. Her kurumun benzer sorumluluklar içinde hareket etmesi gerektiği inancıyla, Peugeot ile başladığımız projenin başka kurumlara örnek olmasını diliyoruz” dedi.

AYDER – Alternatif Yaşam Derneği Kurucusu ve Başkanı Ercan TUTAL, “14 yıldır engelli bireylerin toplumsal hayata tam ve eşit katılımı için yenilikçi, sürdürülebilir ve alternatif projeler üreten Alternatif Yaşam Derneği olarak, Peugeot ile Engelsiz Yaşam projesinde de Peugeot ve UNDP ortaklığı ile pek çok ilke imza atacağımızdan hiç şüphem yoktur” açıklamasında bulundu.

Gönülden Gönüllüyüm

Türkiye’de uzun yıllardır hizmet veren otomobil markalarından biri olan Peugeot’nun sürdürülebilir kalkınmaya yönelik olarak hazırladığı kurumsal sosyal sorumluluk projesinde ilk aşama, “Gönülden Gönüllüyüm”  eğitimleri ile başladı. Peugeot’nun kurum içindeki çalışanları, engelliliğe doğru yaklaşım konusunda eğitimden geçti. “Gönülden Gönüllüyüm” eğitimlerine katılan Peugeot çalışanları, ‘Engelliliğe doğru yaklaşım’ hakkında T.C Aile ve Sosyal Politikalar Bakanlığı ve AYDER – Alternatif Yaşam Derneği’nin eğitimleri ile bilinçlendirildi. Ayrıca, simülasyon çalışmaları ile engelli bireylerin nasıl bir hayat yaşadığını, neler hissettiklerini yaşayarak öğrendiler.

Peugeot, tüm bayi teşkilatı üst düzey yetkililerinin de ‘Engelliliğe doğru yaklaşım’ eğitimi almalarını sağladı. Gün içerisinde kendilerine farklı simülasyonlar gerçekleştirildi. Tüm bayi çalışanları da süreç dahilinde bu eğitimlerden geçirilecek. Böylece 2000’den fazla Peugeot çalışanı bu eğitimlerden geçmiş olacak. Ayrıca, tüm Peugeot Yetkili Bayileri’nin engelli ulaşımına uyumluluğu ile ilgili çalışmalara da başlandı. Bu süreç sonunda Peugeot bayilerini ziyaret edecek olan engelli bireyler hem ulaşım hem de iletişim konusunda en üst seviyede ilgi ile karşılanacaklar.

Hayat beraber olunca anlamlı

2013 yılında eğitim ve uyum sürecine ağırlık veren Peugeot, projenin bir diğer ayağı olarak farklı spor organizasyonları aracılığıyla engelleri aşmak yönünde adımlar atıyor. İlk olarak Peugeot, proje dahilinde, Türkiye Milli Olimpiyatlar Komitesi tarafından düzenlenen 25. Boğaziçi Kıtalararası Yarışları’nda engelli yüzücüler kategorisinin destekçisi oldu. Peugeot çalışanlarından oluşan gönüllü grubu, 18 engelli sporcu ve refakatçilerinin ulaşımları dahil gün boyu tüm ihtiyaçlarını karşıladı. Kulaçlarla iki kıtayı birbirine bağlama başarısını elde eden ve yarış sonunda dereceye giren engelli sporcuların ödülünü de Peugeot yetkilileri takdim etti.

Peugeot ile Engelsiz Yaşam Projesi, sürdürülebilir kalkınmayı hedef alarak, önümüzdeki dönem içerisinde engelleri kaldırarak farklı aktiviteler ile devam edecek.

Yaşam, otomobil ve pahalılık açısından Çin – 2 –

Değerli okuyucularım,

Bu yazımızda Çin’in Beijing kentindeki;

yaşamdan,

yollardan,

otomobillerden,

bisikletlerden,

ucuzluk ve pahalılıktan,

ayrıca Çin’de kısmen geçirmiş olduğumuz oruçlu günlerden bahsedeceğimizi geçen yazımızda belirtmiştim.

Beijing’in merkezleri oldukça kalabalık ve yoğun.

Yollarda oldukça çok insan, otomobil ve bisiklet var.

Sokaklardaki insan yoğunluğu tıpkı gündüzleri cazibe merkezine dönüşen Eminönü’ne nazire yapar gibi.

Büyük binaların önlerinde gördüğüm özel güvenlik görevlileri tabir yerindeyse daha bıyığı terlememiş 15 yaşlarında ergenler gibiydi.

Arka sokaklarını gördüğümüz ama hiç iyi bulmadığımız Beijing, İstanbul’un varoşlarını aratır nitelikteydi.

Genel olarak pahalı olan şehirde en belirgin ucuzluk taksi fiyatlarında göze çarpıyordu.

Merkezden uzakta ikamet ettiğimizden dolayı bu durum bizi ziyadesiyle mutlu etti.

Taksiyle 30-40 km yol gidiyoruz ve karşılığında 100 Yuan/Yen (21,6 TL) gibi para ödüyoruz.

Kendimize notebook, netbook ya da telefon almak gayesiyle şehrin merkezine geldik.

Geldik ancak hayal kırıklığına uğramamız fazla uzun sürmedi.

Çünkü ucuz bulmayı umduğumuz elektronik aygıtlar oldukça pahalı idi.

Birde Çin’de elektronik eşya ucuz denirdi.

Nerde!

Aksine ilk söylenen fiyatlar Türkiye piyasasının çok çok üstündeydi.

Ne ki bizim Topkapı’da eskiden seyyar satıcıların 5 TL’lik bir şemsiyeye bazen 15, 30 ve bazen 40 TL gibi fiyatlar söylediği günleri hatırlar gibi oldum.

3000 Yuan (Yen) söylenen bir netbook, almayıp ilerlediğinizde hemencecik 2000 yen olarak söyleniyordu.

Sonuç itibariyle sadece Çin yapımı çift sim kartlı bir iPhone aldım.

Sadece 57 dolar.

Ancak Türkiye’ye gelince kaydını yaptırmaya çalıştığımız telefonun kolonlu olduğunu öğrendim.

Bu durum “Çin işi”ni doğrular nitelikteydi.

Çin’de geçirdiğimiz oruçlu günlere de kısaca değinelim.

Bu durumu özetleyen en iyi cümle;

“Az yedik çok performans gösterdik”olsa gerek.

Çünkü gündüzleri teorik, görsel ve uygulamalı dersler aşırı yoğun tempoda gerçekleşti.

Boyuma göre negatif orantıda olan kilomdan yaklaşık bir 3.5 kg daha eksilttim.

İftar ve sahurları yerli malı ile yaptık.

Yani Türkiye’den getirdiğimiz yiyecekleri tükettik.

İyisi ve kötüsüyle bu gezi, tarihimdeki yerini aldı.

Yaklaşık Türkiye’ye geleli 1 ay oldu.

Güzelim memleketim, güzelim damak zevki, güzelim hayat.

Ne mutlu bana.

Ne mutlu sana.

Çin gezisi, yaşadıklarım ve düşündürdükleri – 1 –

Değerli okuyucularım,

Bugün sizleri otomobillerin dünyasında daha uzaklara götürmek istiyorum.

Çünkü hayat birçok parçadan oluşan bir bütün.

Hayat sadece otomobilden ibaret değil.

18-25 Ağustos 2010 tarihleri arasında Çin’de düzenlenen

2010 Pekin Uluslararası Wushu Hakemlik Kursuna (2010 Beijing International Wushu Judges Examination Course)

Türkiye Wushu Fedarasyon’u tarafından hem ben hem de Merkez Hakem Kurulu Başkanı Kemal Yolcu Bey gönderildi.

Biz Çin’e 19 Ağustos akşamında ulaştık.

Havaalanından Golden Tulip Hotel’e taksi ile gittik ancak taksici yolu çıkaramadı. Biraz ek dolaşmayla otele vardık. Ancak taksicilerle anlaşmak pek olası olmuyor.

Anlaşabilmenin tek yolu varılacak adresin Çince yazdırılması.

Hem teorik hem de uygulamalı olarak beş kategoride gerçekleştirilen kursun; teorik kısımları otelde, Sanda ve Tao uygulamaları Water World’da yapıldı.

Hakem kursuna beklediğimizin çok üstünde bir ilgi vardı.

Sanda (Sanshou) hakemlik kursuna dünyanın çeşitli ülkelerinden yaklaşık 90 hakem katılmıştı.

Hem sanda hem de Taolu hakemlik kursunda Avrupa’nın aksine Asya ülkeleri çoğunlukta idi…

Kursta sanda temel teknikleri, Tao, hakemlik jestleri, teorik ve video uygulamalı çalışmalar ve dersler yapıldı.

Her ne kadar biz Sanda Hakemlik kursuna girmiş olsak da, bir tao çizmemiz istendi. 12 yıldır çalışmamıştım Tao. Zaten oldum olası önceleri de uzak dururdum Tao’lardan.

Sağ olsun Kemal Bey dostum bize eski Tao’lardan bir derleme yaptı.

Akabinde 1.5 gün süreyle yapılan tüm teorik ve uygulamalardan testler gerçekleştirildi.

Bu testlerde 100 üzerinden 60 geçer notu almak gerekiyordu.

Bizde bu notu almak için epey ter döktük.

Nihayetinde geçer not alarak uluslararası hakem olduk.

Bize, milletimize ve diğer milletlere hayırlı olsun.

Bir sonraki yazımda ise Çin’in Beijing kentindeki;

yaşamdan,

yollardan,

otomobillerden,

bisikletlerden,

ucuzluk ve pahalılıktan,

ayrıca Çin’de ramazandan da bahsedeceğim.

Bugünlük sağlıcakla kalın.