Bozankaya, Eurasia Rail Fuarı’nda!

Yaptığı yatırımlarla, 1989 yılından bu yana toplu taşımacılık alanındaki çözümleriyle hizmet veren Bozankaya Grup, Eurasia Rail fuarında %100 alçak tabanlı tramvayını ve Türkiye’nin ilk Trambüs’ünü ziyaretçilerine anlatmaya hazırlanıyor. 

Bozankaya Grup, toplu taşımacılık çözümleri için son teknolojiyle ürettiği yeni araç projelerini, 06-08 Mart tarihleri arasında, İstanbul Fuar Merkezi’nde düzenlenecek Eurasia Rail Fuarı’nda katılımcılar ile paylaşacak.

Bozankaya’nın Yerli Tramvayı Üretime Hazır!

Türkiye’de raylı sistem toplu taşıma araçlarına olan ihtiyaç ve bu araçların ithalatı giderek artıyor. Halen büyük şehirlerin binlerce kilometre raylı ulaşım ağına ve yüzlerce raylı sistem aracına ihtiyacı bulunuyor. Bozankaya Grup olarak bu ihtiyacı görerek yola çıktıklarını ileten Bozankaya Grup Genel Koordinatörü İlker Yılmaz, Eurasia Rail Fuarı öncesinde yeni tramvay projeleri hakkında bilgi vererek: “Tamamıyla Türk mühendislerden oluşan bir ekip ile % 100 alçak tabanlı tramvay tasarımı hazırladık. Yürütülen Ar-Ge çalışmaları sayesinde, 33 metre uzunluğunda ve 5 modülden oluşan şehir içi alçak tabanlı tramvay aracını üretime hazır hale getirdik. Uluslararası standartlara uygun bu tramvay, şehirlerimizin ulaşım problemlerine çözüm olacak. Avrupa’dan ithal edilen ulaşım araçlarına kıyasla da kalite seviyesi yüksek ve mali açıdan daha avantajlı bir yerli üretim ulaşım aracı olarak ön plana çıkacak,” diyor.

İlk Yerli Trambüs

Bozankaya Grup, yerli tramvay üretiminin yanı sıra toplu ulaşım sistemleri üzerine yaptığı çalışmalar sonucunda Türkiye’nin ilk Trambüs’ünü geliştirdi. İsviçre, Almanya, Avusturya gibi birçok Avrupa ülkesinde toplu taşıma sorunlarının çözümünde kullanılan modern araçların Türkiye’de çevreci, hızlı ve güvenilir ulaşım sistemleri ihtiyacına cevap vereceğinin altı çizen İlker Yılmaz; “Yaptığımız çalışmalar sonunda Türkiye’nin ilk çift körüklü Trambüs’ünü üretmeye başladık. Trambüsler, teknoloji olarak günümüz tramvay ve metro araç teknolojisine sahip, fakat lastik tekerlekli oluşundan dolayı altyapı maliyeti getirmeyen ve raylı sistemlere kıyasla daha az maliyetli ulaşım sistemleridir. Ayrıca Trambüsler’in enerji tüketim değerleri km başına dizel yakıtlı otobüslere göre %65-70 oranında tasarruf sağlıyor. Dayanıklılık açısından ise dizel araçların iki katı ömre sahip. İlk olarak Malatya Belediyesi için 10 adet üretilen, Bozankaya üretimi olan bu Trambüs, raylı sistemler için hem iyi bir alternatif olacak, hem de raylı sistemlere entegre çalışabilecek,” dedi.

 

Organik Ulaşım Yaklaşımı

Organik ulaşım insan hareketliliğini merkeze alan, yaya, bisiklet, toplu taşıma ve otomobil kullanımını birlikte ve uyum içinde düşünen bir ulaşım sistemidir. Organik ulaşım kentsel dokunun sosyal ve fiziksel bileşenlerinin değerlerini koruyarak sağlıklı yaşam alanına dönüştürmeyi hedefler. Bu nedenle kentsel ulaşım sisteminde insan hareketlerini ve yolculuklarını erişilebilirliğin temeli olarak alır. Kentlerin daha sağlıklı olması için mevcut dokunun devamlılığını sağlayan çevre dostu, ekonomik, tarihi ve sosyal dokuya saygılı, bütünsel bir ulaşım biçimidir. Otomobil odaklı olarak benimsenen trafik kültürünü disiplinler arası işbirliği ile yeniden düşünür. Değişimi toplumsal, ekonomik ve ekolojik boyutlarıyla değerlendirerek mekana yansıtır. Bu değişimde çocuklara, engellilere, bisikletlilere, yaşlılara, gençlere, özellikle toplumda ehliyeti olmayan kesime kentte dolaşım ve eşit erişim olanakları sunar. Bedene dayalı erişim olanaklarının yaygınlaştırılması ile toplum sağlığına destek verirken, yaya ve bisikleti kentsel ulaşımın çözümünde sisteme dahil ederek kentsel kamusal alanın paylaşımını arttırır. Organik ulaşım kentlerin doğal, tarihi ve kültürel dokularının geleceğe tahrip olmadan aktarılmasını sağlar.

Kaynak: Yrd. Doç. Dr. Kevser ÜSTÜNDAĞ, “Organik Ulaşım Yaklaşımı” 3. Uluslararası Ulaşım ve Araç Park Alanları Yönetimi Sempozyumu Bildiri ve Sunum Kitabı, 2013.

Ben kazanırken aslında “BİZ” kaybediyoruz!

Geçen haftaki yazımızı “Ulaşımda zamanın maliyet faktörünün temelde; otomobil sahipliğine, ulaşım yatırımlarının türlere göre dağılımına, artan trafik sıkışıklığına, etkin ve entegre toplu taşıma çözümlerine, ulaşımda uygulanacak bütünleşik akıllı ulaşım sistemlerinin yaygın kullanılmasına bağlı olduğuna” değinerek bitirmiştik.

***

Marjinal maliyetlerin azaltılmasında teknolojik enstrümanlardan yararlanılabilir. Bu enstrümanların gizemi; ulaştırma alanında ileri teknolojilerin, bilgi sistemlerinin, iletişim araçlarının, sensörler ve ileri optimizasyon tekniklerinin, olay/vaka yönetimi ve trafik sıkışıklık ücretlendirmesi gibi uygulamaların birlikte kullanılmasında saklıdır. İleri trafik yönetim sistemleri hem ulaşım ağına ilişkin gerçek zamanlı trafik bilgisinin oluşturulmasını hem de ulaşım ağının etkin şekilde yönetilmesini sağlar. Bu tür uygulamalarla gerçek zamanlı trafik bilgileri üzerine konumlandırılan birçok hizmet sayesinde yolculukların daha rahat ve daha kısa olması sağlanır. Ayrıca bu sistemler ve uygulamalar gerek toplu taşıma hizmeti sunan yerel yönetimlerin gerekse taşımacılık firmalarının maliyetlerini azaltırken, hizmet kalitesini de artırmaktadır. İlave olarak trafik kazalarını da önemli ölçüde azaltırken, kazalar sonucunda yolcuların hayatta kalma oranlarını da arttırır.

***
Araç sayısının artması tıkanıklığı arttıracağı için doğal olarak seyahat zamanı da artar. Araç sayısındaki artışın doğal bir sonucu marjinal özel maliyetin artmasıdır. Ancak ilave her bir seyahatin sebep olduğu özel maliyetlerin ötesinde ayrıca dışsal maliyetler de ortaya çıkar. Bu ilave maliyetler çevreye verilen zararların artmasını, kazaya karışma riskinin yükselmesini ve tıkanıklığın büyümesini içermektedir.

Trafikteki tıkanıklığın ortaya çıkaracağı dışsal maliyetleri daha iyi anlamak için belirli bir trafik seviyesinde karayolunu düşünmek gerekir. Özel bir birey bu karayolunu kullanırken kişisel seyahat maliyeti ve zaman maliyeti ile karşılaşmaktadır. Karşılaşılacak olan zaman maliyeti, tıkanıklık seviyesine bağlı olarak farklılık arz etmektedir. Buna karşın birey karayolunu kullanmak suretiyle kendisi dışındaki kullanıcıların ertelemeler ile karşılaşmasına neden olur. Dolayısıyla kendisi dışındaki herkes için zaman maliyetlerinin yükselmesine neden olur. Trafikteki diğer sürücüler açısından ortaya çıkan bu ilave ertelemeler/zaman kayıpları marjinal özel maliyetten daha büyük marjinal sosyal maliyete sebep olan dışsal tıkanıklık maliyetleridir.

***

Ulaşımda “kazanımlarımızı” daha az kayıplarla gerçekleştirmek belli düzeyde mümkündür.  İstanbul gibi büyük ölçekli metropollerde yaşanan trafik tıkanıklığı sorununu bütünüyle ortadan kaldıracak büyülü ya da sihirli bir çözüm/metot yoktur. Çözüme katkı sağlayacak felsefelerden biri sorunun büyüklüğünü insanların hayat kalitesini çok aşağıya düşüren bir ölçekten, katlanılabilecek seviyelere taşımak olmalıdır. Şehirleri yönetenlerin multi-modal ve bütünleşik çözümleri iyi okumaları ve gerçekleştirmeleri gerekmektedir. Aksi takdirde çözüm gibi sunulan yeni seçeneklerin bir süre sonra “katlanarak artan ve zaman geçtikçe kanıksanan” yeni sorunlar doğurması kaçınılmaz olmaktadır. “Yol kapasitelerini arttırmanın ilave trafik oluşturduğu” gerçeğinin doğru yönetile/me/mesi bunlardan sadece biridir… Bu bağlamda; daha az otomobil kullanımı, daha çok modlu-entegre toplu taşıma hizmeti, etkin otopark ücretlendirme politikalarının belirlenmesi, yürünebilir sokakların-caddelerin oluşturulmasıyla yürümenin teşviki, topografyanın elverdiği yerlerde bisiklet kullanım seçeneklerinin sunulması, tarihi ve ticari merkezlerde özel araç dolaşımının kısıtlanması ve/ya/ ücretli hale getirilmesi uygulamaları üzerinde kararlı çalışmalar yürütülmelidir.

***

Ulaşımda sosyal maliyetler seyahat eden bireyler tarafından hissedilmeyen dışsal maliyetleri, özellikle karayolunu kullanan diğer bireylerin seyahat zamanları üzerinde ortaya çıkan etkileri kapsar. Buradan hareketle büyükşehirlerimizi mega-köy’den mega-kente dönüştürecek hamlelerin iyi yönetilmemesi tüm maliyetlerin en büyüğüdür diyebiliriz…

Ulaşımda; teknolojik, sosyal, ekonomik ve ekolojik maliyetler hiç şüphesiz ülkemizi ve şehirlerimizi yönetenlerin iki dudakları arasında belirlenmektedir.  Büyükşehirlerimizi mega-köy’den mega-kente dönüştürecek de hiç şüphesiz o dudaklardır…

***

Yunus ne güzel söylemiş:

Bir bahçeye giremezsen,

Durup seyran eyleme.

Bir gönlü yapamazsan,

Yıkıp viran eyleme.

***

Mevlana’da “İnsanda güzel olan yüzdür, yüzde güzel olan gözdür ama aslında insanı insan yapan ağzından çıkan sözdür” der.

Sözü insanlara hizmet olanlara duyurulur!

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Özhan Yılmaz, ”Karayolu Ulaşımında Akıllı Ulaştırma Sistemleri”, Uzmanlık Tezi, Kalkınma Bakanlığı, 2012.

Suat Hayri Şentürk, “Tıkanıklık Fiyatlaması, Dünya Uygulamaları ve Türkiye’deki Durumun Değerlendirilmesi”, Maliye Dergisi, Sayı 162, Ocak -Haziran 2012.

Mustafa Gürsoy, “Toplu Ulaşım Odaklı Şehir: İstanbul”, Transist, 2012.

 

Ulaşımda kazanırken “kaybettiklerimiz”

Yakıt, araçların yıpranması, kaza, zaman ve çevresel maliyetler gibi unsurlar göz önüne alındığında karayollarında yapılan yolcu ve yük taşımacılığının Türkiye’ye maliyeti yaklaşık olarak yıllık 127 milyar lira imiş…

Yanlış okumadınız.

127 milyar TL.

Ne korkunç bir maliyet değil mi?

“Peki bu maliyet içerisindeki en büyük maliyet kalemini biliyor musunuz?” diye sorsam.

“Hayır” diyebileceğinizi düşüyorum.

Şimdi sıkı durun, toplam maliyetin yaklaşık yarısı “zaman kayıplarından” kaynaklanıyormuş.

Yani 60 milyar lira.

Dile kolay geliyor ancak bu kaybın Türkiye’nin 2013 yılın bütçesinin* yüzde 14,85’ine tekabül ettiğini de hep beraber öğrenelim.

Bu gidere ek olarak Türkiye’deki karayolu ulaştırması mevcut haliyle yakıt tüketimine 30 milyar lira, araçların yıpranmasına 22,3 milyar lira, kazalara 10,3 milyar lira, çevresel maliyetlere ise 4,2 milyar lira olmak üzere ülkeye toplam 126,8 milyar liraya mal oluyor.
Hepsinin yekûnu bütçenin ise yaklaşık yüzde 31,8’i.

Parasal maliyetlerin yanı sıra en önemlisi de kazalardaki can kayıpları ve yaralanmalar….

***

Durum “Vakit nakittir” sözüne nazire yapar gibi…
Bir işin yapılmasında sermaye ve emek ne kadar değerliyse, zaman da bir o kadar değerlidir. Çünkü her iş, bir zaman dilimi içinde gerçekleşir. Bir işte kullanılmadan geçirilen zaman bir kayıptır ve bu zamanı bir daha elde etmek mümkün değildir. Dolayısıyla zamanın kaybı iş kaybına, iş kaybı da para kaybına yol açmaktadır. Bu bakımdan zamanın en küçük parçasını bile boşa geçirmemeli, iyi değerlendirmelidir.

Çünkü bir insanın en değerli şeyi zamanıdır. Hayatımız sınırlı bir zaman içinde akıp giderken acaba bunun farkına varabiliyor muyuz?

Biz varmasak ta varanlar maliyetini çıkarmış!

Ve az boz bir rakam da değil hani!

***

Bu maliyetler azaltılamaz mı?

Tabiî ki azaltılabilir…

Ulaşımdaki “zamanın maliyet” faktörü temelde;

  • Otomobil sahipliğine,
  • Ulaşım yatırımlarının türlere göre dağılımına,
  • Artan trafik sıkışıklığına,
  • Etkin ve entegre toplu taşıma çözümlerine,
  • Ulaşımında uygulanacak entegre akıllı ulaşım sistemlerinin yaygın kullanılmasına bağlıdır.

Yani konu beşli sacayağı üzerine oturmaktadır.

Konunun gizemli taraflarını bir sonraki yazımızda aralayalım.

Kalbinizin sahibine emanet olun…

 

Not: * 2013 Yılı Merkezi Yönetim Bütçe Kanunu Tasarısı, TBMM Genel Kurulu’nda kabul edildi. Buna göre Türkiye’nin 2013 yılında, bütçe giderleri 404 milyar lira, bütçe gelirleri 370,1 milyar lira, bütçe açığı ise 34 milyar lira olarak öngörüldü.

 

İlgilisine deyişler:

  • Doğru zamanda, doğru yerde olmamaklardan oluşur her zaman hayat ve maliyet.
  • Takvim düzeni herkes için aynı olsa da, zamanın maliyeti herkesin içinde başka türlü ilerler.

 

Yararlanılan Kaynaklar:

  • Özhan Yılmaz, ”Karayolu Ulaşımında Akıllı Ulaştırma Sistemleri”, Uzmanlık Tezi, Kalkınma Bakanlığı, 2012.
  • Anonim, Atasozleri.gen.tr web sitesi, “Vakit nakittir”, Ziyaret tarihi: 20/12/2012.

 

 

Otokar, Transist 2012 Fuarı’nda çağdaş ve modern toplu taşıma araçlarını sergileyecek

Toplu taşımacılık alanında bir çok yeniliğe imza atarak 5,5 metrelik minibüslerden 12 metrelik otobüslere kadar çok geniş bir ürün yelpazesi bulunan Otokar, 28-30 Kasım 2012 tarihlerinde düzenlenen Transist 2012 Fuarı’nda toplu ulaşımda entegrasyonu vurgulayacak. 

Bir Koç Topluluğu şirketi olan Otokar, 28-30 Kasım 2012 tarihlerinde Toplu Ulaşım Haftası kapsamında İstanbul Kongre Merkezi’nde düzenlenen Transist 2012 V. Ulaşım Sempozyumu ve Fuarı’na katılacak. Toplu taşımacılıkta 5,5 metrelik minibüslerden 12 metrelik otobüslere kadar geniş bir ürün yelpazesi sunan Otokar, Transist 2012 Fuarı’nda toplu ulaşımda entegrasyonu ön plana çıkararak yeni nesil ve modern M-2010, Doruk LE, Kent LF araçlarını sergileyecek.

Belediyelerin alternatif toplu ulaşım sistemleri için tercihi Otokar…

İki yıldır otobüs sektöründe lider konumunu sürdüren ve her geçen gün daha çok belediyenin tercihi olan Otokar, fuarda sergilediği araçlar ile engelli taşımacılığı ve toplu ulaşımda entegrasyona dikkat çekmeyi hedefliyor. 1963 yılından bu yana otomotiv sektöründe özgün tasarım, teknoloji ve uygulamaları ile adından söz ettiren Otokar, 5,5 metreden 12 metreye kadar olan geniş ürün yelpazesinde toplu taşımacılığa yönelik alternatifler sunuyor.

Geçtiğimiz iki ay içerisinde IETT tarafından açılan iki ihaleyi kazanarak İETT’ye 500 solo otobüs teslim edecek olan Otokar, Transist 2012’de sergilediği M-2010, Doruk LE ve Kent LF araçları ile Avrupa’da da birçok ülkenin tercihi… Türkiye’de İstanbul’un yanı sıra toplu taşımacılıkta yeni yapılanmalara giden Samsun ve Bursa toplu taşımasında da hizmet veren Otokar araçları yerel yönetimlere en uygun toplu taşıma çözümlerini sunuyor. Otokar’ın fuarda sergilediği M-2010, Doruk LE ve Kent LF araçları Samsun’da geçen yıl tamamlanan raylı sistem projesini destekleyen bir hatta hizmet veriyor. Otokar’ın tüm belediyelere önerdiği bu ulaşım sisteminin ilk ve en başarılı örneği olan Samsun’da raylı sistem ve farklı kapasitelerde otobüs taşımacılığı birarada başarılı biçimde yürüyor. Aynı şekilde Bursa BURULAŞ filosunda hizmet veren Otokar araçları, Bursa’nın her türlü yolcu taşımacılık ihtiyaçlarını karşılıyor.

Bol ödüllü Otokar otobüsleri Transist 2012 Fuarı’nda…

Transist 2012 Fuarı’nda tanıtılan, Türkiye’nin yanısıra başta Avrupa olmak üzere 30’dan fazla ülkede kullanılan Otokar otobüsleri, özellikle dayanıklılığı ve düşük işletme giderleri ile dikkat çekerken güvenlik, konfor ve performansları ile de beğeni topluyor. Otokar otobüsleri, 2011 yılı “European Coach Week (ECW) Jüri Özel Ödülü”, 2010 yılı “Design Turkey “İyi Tasarım Ödülü”, 2009 yılı orta boy otobüs kategorisinde Avrupa’nın büyük ödülü olan “Grand Award”un ve 2008 yılı “İyi Tasarım Ödülü”nün de sahibi… 1960’lı yıllarda Türkiye’nin ilk şehirlerarası otobüsünü, Avrupa’nın ilk küçük otobüsünü tasarlayan ve üreten Otokar, bugün sadece Türkiye’nin değil, özellikle dünyanın önde gelen tasarım ve üretim merkezleri arasında yer alıyor.


Kent LF

12 metrelik KENT LF, basamaksız alçak giriş tabanı, engelli yolcuların erişimine sağladığı kolaylık ve geniş iç hacmi ile yolculara modern ve eşsiz bir konfor sunuyor. Düşük işletme giderleri ve dayanıklılığı ile ideal bir belediye otobüsü olan Kent 290LF, şehiriçi toplu taşımacılıkta büyük beğeni topluyor. Düşük emisyonlu çevreci motoru ile şehiriçi egzoz emisyonunu asgari seviyede tutan güçlü kliması ile her mevsim ferah bir yolculuk vaad eden Kent LF, önde bağımsız aks uygulaması ile benzersiz bir süspansiyon, üstün yol tutuşu ve yüksek konfor sağlarken; ABS, ASR, disk frenler ve kapılarda sıkışmayı önleyici sistem ile maksimum güvenlik sunuyor.

Doruk LE

Alçak taban girişli DORUK LE, kolay yolcu iniş-biniş avantajı ile hareket engelli, yaşlı ve çocuklu yolculara güvenli ve konforlu seyahat imkan sağlamak amacıyla tasarlandı. Düşük dönüş yarıçapı ve 9 metrelik boyu ile DORUK LE, özellikle yapılaşma nedeni ile büyük otobüslerin kullanılamadığı veya ekonomik olmadığı alanlarda çağdaş ve modern toplu taşıma çözümleri sunuyor. Doruk LE, Türkiye’nin 9 metre sınıfında ilk basamaksız ulaşım aracı olması ve otobüs – midibüs sınıfları arasında yeni bir segmentte yer almasıyla yolcu taşımacılığına alternatif getiriyor. Bu özelliği ile araç Türkiye’de şehir içi toplu ulaşım alanında yeni bir araç sınıfı yaratarak bir ilk oluyor. Doruk LE, engelli ve bebek arabası iniş-binişleri için özel tasarımlara sahip. Arka kapısında kullanılan rampa sistemi ile çağdaş taşımacılık sunuyor.

M-2010

Yüksek manevra kabiliyeti ve modern tasarımı ile dikkat çeken M-2010, 4 silindirli 3.000 cc motoruyla, 146 PS ve 350 Nm. torku ile sınıfının en güçlü motoruna sahip. M-2010’un motoru, zararlı NOx gazlarını ayrıştırarak Euro 4 emisyon seviyesinde egzoz gazı salınımı sağlıyor, bu yönüyle çevre korunmasına da katkı sağlıyor. M-2010 basamaksız girişi ile çağdaş bir taşımacılık sunarken, aydınlık ve geniş iç hacmi, isteğe bağlı olarak sunulan kliması ile de ferah bir yolculuk vaat ediyor. Dört tekerde havalı süspansiyonun ilk kez uygulandığı araç olan minibüs, bu özelliği ile yolculara eşsiz bir konfor da sağlıyor. Örme şasiye sahip aracın modüler yapısı sayesinde farklı kullanım alanları için farklı araç iç yerleşimleri sunuluyor. Tüm akslarda havalı süspansiyon sistemi, hava takviyeli hidrolik disk frenleri, yolcu ve sürücü emniyet kemerleri, imdat freni ile konforlu ve emniyetli sürüş imkanı sunan M-2010, ABS’li fren sistemi ile de üstün güvenlik sağlıyor.

 

Manisa Belediyesi filosunu 168 Isuzu Novociti ile destekledi…

Anadolu Isuzu’dan Manisa’ya rekor teslimat

Manisa Belediyesi, Toplu Taşımadaki dönüşümünü Anadolu Isuzu’nun  NOVOCITI otobüsleriyle tamamladı.  168  adet NOVOCITI ile  baştanbaşa yenilenen filonun, 43 adetlik ilk partisi düzenlenen muhteşem bir törenle teslim alınıp halkın hizmetine sunuldu.

Cumhuriyet meydanındaki törene, Manisa Vali Yardımcısı Yüksel Ayhan, Belediye Başkanı Cengiz Ergün, Belediye Başkan Yardımcıları Mimar Azmi Açıkdil, Nursel Ustamehmetoğlu, Sedat Cesurol, Funda Solak, Tamer Çipiloğlu, Hasan Eryılmaz, Toplu Ulaşım Kooperatif Başkanı Yusuf Enli, MESOB Başkanı Hasan Geriter, Anadolu Isuzu Satış ve Pazarlama Direktörü Fatih Tamay, Satış Müdürü Efe Yazıcı, Pazarlama Müdürü Bilge Gündüz, belediye meclis üyeleri, hat sahipleri, şoförler ve vatandaşlar katıldı.

Anadolu Isuzu’nun Manisa Yetkili Araç Satış Bayi Yükseliş ve Hatay Yetkili Araç Satış Bayi Öztoprak‘ın işbirliği ile hayata geçirilen projede Yükseliş Otomotiv’in sahibi İbrahim Yüksel ve Öztoprak Otomotiv’in sahibi Vedi Öztoprak da hazır bulundu.

Tamay: “Manisa Ulaşımda Fark Yarattı”

“Sektörde “En” lakabını hak eden Isuzu Novociti otobüsleri tercih etmekle Manisa ulaşımda fark yarattı.” diyen Anadolu Isuzu Satış ve Pazarlama Direktörü Fatih Tamay konuşmasını şu şekilde sürdürdü:

“Türkiye’nin 81 vilayeti içinde 70 vilayet engelli taşımaya uygun toplu ulaşım aracı kullanmıyor. Ama Manisa fark yaratarak engelli araç konusunda önemli bir adım attı ve Türkiye’nin diğer illerine de örnek oldu. Engelli denince insanlarımız sadece vücut engelli olarak düşünüyor. Ancak Manisa’da hizmet verecek araçlar, yaşlısından hamilesine rahatça seyahat edebilecekleri donamına sahip. Bu açıdan da Manisa Belediyesi’ni ve bu projede emeği geçenleri kutluyorum” dedi.

Tamay’dan Manisa Belediyesi’ne İki Adet Araç Sözü

Anadolu Isuzu Satış ve Pazarlama Direktörü Fatih Tamay “Manisa Belediyesi’nin bu güzel hizmetlerine biz de Anadolu Isuzu olarak katkıda bulunmak istiyoruz.  Bir tanesi ulaşımda; diğeri de VİP Hizmetlerde yani Manisa’yı ziyaret eden devlet adamlarının ve yabancı misafirlerin seyahatinde kullanılmak üzere iki araç hibe edeceğiz. Hayırlı uğurlu olsun” dedi.

Ergün: “Araç Seçiminde Isuzu’yu Tercih Ettik”

Toplu ulaşımda yaşanan sorunları Manisa’nın kanayan yarası olarak tanımlayan Belediye Başkanı Cengiz Ergün ise “Kanayan bu yaraya ilgisiz kalamazdık bu yüzden çözüm getirdik.” dedi. Toplu ulaşımdaki dönüşümü bugün itibariyle yeni araçlarla tamamlama aşamasına getirdiklerinin altını çizen Başkan Ergün:

“Araç seçiminde titizlikle çalıştık ve 3-4 firma ile temaslarda bulunduk. Araştırmalarımız sonucu Türkiye’de kendini kanıtlamış Isuzu firmasında karar kıldık. 170 aracın 43 tanesini bugün hizmete soktuk. Allah nasip ederse Temmuz ayının sonuna kadar eski minibüslerin yerini yeni araçlar alacak. Bu araçlarla halkımız modern ulaşımdan faydalanacak.” dedi.

Araçların teknik özelliklerinden de bahseden Ergün konuşmasını şu şekilde tamamladı:

“Yeni araçlarımız 7 metre 70 cm uzunluğunda, ayakta ve oturan yolcu olmak üzere 41 kişi taşıma özelliğine sahip. Araçlar yakıt tasarruflu ve çevreye duyarlı motor özelliğinin yanında, engelli binişine uygun olması ve GPS üzerinden takip sistemiyle donatılması nedeniyle seyahat süresinin de denetleneceği şekilde tasarlandı. Yine araçlarımızın içerisinde merkezden takip edilecek kamera ile birlikte klima, televizyon standart olacak.”

Enli: Manisa için Olağanüstü Bir Gün Yaşıyoruz”

Toplu Ulaşım Kooperatif Başkanı Yusuf Enli yaptığı konuşmada:

“Şehir içi taşımacılığa 1984 yılında 60 araçla başladık. Bugün ise 270 araçla hizmet veriyoruz. Başkanımızın kararlı ve disiplinli duruşu sayesinde biz bu günü yaşıyoruz. Bugün Manisa için olağanüstü bir gün. Çünkü bugün Manisa, engelli rampalı, konforlu NOVOCITI otobüslerle çağdaş toplu taşımacılığa adım atmıştır. Bundan sonra halkımıza en iyi hizmeti vereceğiz. Bu değişim projesi hepimize hayırlı olsun” dedi.

Konuşmaların ardından Anadolu Isuzu Satış ve Pazarlama Direktörü Fatih Tamay Başkan Ergün’e bir plaket sundu. Başkan Ergün de Ulaşımda Dönüşüm Komisyonda bulunan ve projede emeği geçen komisyon üyelerine teşekkür plaketi verdi.

Cumhuriyet Meydanı’nda yapılan teslim töreninin ardından Belediye Başkanı Cengiz Ergün ile birlikte Anadolu Isuzu Yetkilileri 43 adet aracın da katılımıyla şehir turu yaptı.