Otomotiv sektöründe oyunun kuralları değişiyor

‘Otomotivde 130 yılın en büyük değişimi yaşanıyor’

Otomotiv sektöründe oyunun kuralları değişiyor

Geçtiğimiz yılı ihracat, üretim ve iç pazarda rekorla kapatan otomotiv sektörü yöneticilerinin önümüzdeki beş yıla dair öngörülerini içeren ‘KPMG Türkiye Otomotiv Araştırması 2016 – Geleceğin İş Modelleri’ araştırması yayımlandı.    

Bu yıl dördüncüsünü hazırlanan “KPMG Türkiye Otomotiv Yöneticileri Araştırması 2016”sektörde yükselen trendleri ve gelecekte karşılaşılabilecek risklerle fırsatları ortaya koyarak yatırımcılara ve sektörün diğer oyuncularına yol gösteriyor. 

“KPMG Türkiye Otomotiv Yöneticileri Araştırması 2016– Geleceğin İş Modelleri” araştırması; pazara dair ihracat, satış, üretim ve kapasitesi rakamlarını analiz edip araştırmaya katılan yöneticilerin beklentilerini ortaya koyarken, geleceğin iş modellerine yönelik KPMG uzmanlarının yorumlarıyla otomotiv sektörünün geleceğine ışık tutuyor.

BRIC üreticilerinden umut kesildi

Geçtiğimiz 3 yıl boyunca BRIC ülkelerindeki üreticilerin Avrupa pazarına girmesinden emin olan Türkiye otomotiv yöneticilerinin bu yıl fikir değiştirdiğini söyleyen KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Ergün Kış, başarılı olamayan Çinli üreticilere olan inancın sarsıldığını ifade etti.

Avrupa pazarının isteklerinden oluşan bariyerlerin Çin şirketleri için aşılamayacak kadar yüksek göründüğünü söyleyen Kış, geçtiğimiz yıllarda bir Çinli markanın yaşadığı hayal kırıklığını hatırlatarak, Çin araçlarının kalite bakımından uluslararası düzeyde olduğu düşünülmesine rağmen düşük kalite algısı, satış ağının yetersizliği ve sınırlı model sayısının diğer Çinli şirketler için de tehdit oluşturduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Özellikle AB pazarında etkin bir bayi sisteminin oluşturulmasında her yeni marka için önemli zorluklar var. Pazar bariyerleri yüksek. Öte yandan aracın ikinci el değerinin oluşması da yerleşik markalara göre çok uzun sürüyor. Bu, tüketici talebi için çok olumsuz bir durum. Bu koşullarda Çin otomotiv ürünlerinin AB pazarına girişi olumsuz görünüyor. AB’de üretim yapmasına rağmen AB dışı markaların pazar paylarının hala yetersiz düzeyde olduğu da dikkate alınmalı” 

Pazarın büyümesi “milli gelirde artış”a bağlı

Otomotiv pazarının büyümesi için kişi başına düşen milli gelirin artış hızının, pazar oyuncuları tarafından en önemli etken olarak görüldüğü ve ilk defa bu beklentinin sektör üzerindeki vergi yüklerinin azaltılmasından daha önemli olarak ortaya çıktığını belirten Ergün Kış,kar merkezlerinde önümüzdeki 5 yıl değişiklik beklenmediği sonucu alınan araştırmada,sektör beklentilerini şöyle ifade etti:

“Zaten kullanılmış araç pazarının yeni araçtan 4-5 kat fazla oluşu, düşük gelir nedeniyle yeni araç alınmadığı tablosunu doğrular nitelikte bir sonuç. Ekonomideki genel konjonktür değişimleri doğal olarak her sektörde talebe yansıyor ancak bu taraftaki büyüme, yeni araç alımına yansımıyor. Çünkü sektör için milli gelirin dağılımı da artışı kadar önemli. Bu durum, sektörün sanayiden ticarete her kesimindeki olumsuz etkilerinin azaltılması için daha dengeli bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor”

Karlılıklarını yetersiz bulan yetkili satıcılar internet üzerinden 2. el satışına yöneliyor

Yetkili satıcıları etkileyen en önemli dış faktörler arasında, yoğun rekabette değişen tüketici beklenti ve davranışlarının dikkatle izlendiğini aktaran Ergün Kış, finansal risklerle karşı karşıya kalan ve yoğun rekabet içinde olan yetkili satıcılar nezdinde ikinci el pazarının internet üzerinden büyümesinin beklendiğini ifade etti ve şunları söyledi:

“Yetkili bayiler, artan rekabetin yanısıra hızla değişen tüketici isteklerinin yer aldığı farklı bir pazar gelişimini yakından izliyor. Özellikle bu durum yeni nesil tüketicilerde daha fazla izleniyor. Tüketici, bayiden daha fazla hizmet ve seçenek sunmasını bekliyor. Öte yandan pazarda artan marka ve model seçenekleri de bayilerin showroomlarında daha fazla modelle tüketicinin karşısına çıkmasını gerektiriyor.

Kullanılmış araç ticareti alanının ise elektronik ticaret sistemi üzerine kayması beklentisi var. Yeni araç satışlarında kullanılmış aracın uygun bedelle değişimi müşteri için kolaylık sağlıyor. Bayiinin bu araçların satışını internet üzerinden hızla satışı, işletmede nakit yönetimi acısından da önem taşıyor”

Üretim ve kapasite açıklamaları beklentileri solladı, 5 yıllık tahminler yakalandı

Yöneticilerin büyük çoğunluğunun üretimde artış beklediğini belirten Ergün Kış, üretimin 1,2 milyondan (baz yılı 2014) 1,4 milyonun üzerine ve kapasitenin 1,7 milyondan 1,9 milyonun üzerine çıkmasına yönelik beklenti olduğunu, ancak bazı üreticilerin son açıklamaları ile gerçeklerin beklentileri geçtiğini ifade etti.  Bazı üreticilerin, 2016 yılının başında yaptıkları açıklamalarla üretim ve kapasitenin beklentilerin üzerine çıkmasının kesinleştiğini söyleyen Kış, sektörün yeni Ar-Ge ve yatırım teşvikleriyle son yıllarda önemli bir gelişme ivmesi yakaladığını ifade etti. Sektörün beş yıl sonra geleceği noktanın şimdiden yakalandığını ifade eden Kış, şunları söyledi:

“Üretim ve kapasite artışında gelişmeler olumlu devam ediyor. Yeni bir marka yatırımı beklenmiyor ancak mevcut şirketlerin yeni yatırımlarla genişlemesi önemli. Özellikle ‘tedarik zinciri’ bütünlüğünde olması da sevindirici. Ayrıca otomotiv sektörü için stratejik önem taşıyan yassı çelik, özel çelik ve plastik sanayisinin yanısıra elektronik ve yazılım sektörleri ile de daha sıkı ve uzun vadeli işbirliği kurmak gerektiği açık. Hızla gelişen Ar-Ge yetkinliğinin ulaştığı düzeyde tümüyle yerli olarak tasarlanan taşıtların küresel standartlarda yapılacak geliştirme testleri için önemli altyapı yatırımının en kısa surede tamamlanması gerekiyor. Bu sorun Ar-Ge’nin bir bütünleyicisi olarak görülerek mevzuatın yeniden düzenlenmesi ve genişletilmesi şart. Otomotiv ihracatının en önemli sorunu ise lojistik altyapısı. AB pazarına ulaşımda demiryolu sisteminin yeniden kurulması öncelik taşırken otomotiv limanı ihtiyacı her gecen yıl daha da artıyor”

Türkiye, BRIC ülkelerine karşı rekabet gücünü artırmalı, İran’a bakmalı

BRIC ülkelerinin yatırım cazibesinin Türkiye için engel teşkil ettiği ve ihracat sürekliliği sağlanabilmesi için ikili anlaşmaların şart olduğunun altını çizen Ergün Kış,özellikle tedarik ve yan sanayide Ortadoğu’nun en büyük pazarı olan İran’ın çok dikkatle izlenmesi gereken bir pazar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Türk otomotiv sektörü şu anda tahminlerin ötesinde bir noktada. Ancak büyümeyi sürekli kılmak için rekabet gücünün artması gerekiyor. Özellikle BRIC ülkelerinin yatırım cazibesi ve İran’ın rakip hamlesine karşılık vermek, bu tabloda sektör için elzem görünüyor. İhracat sürekliliğinin sağlanması için serbest ticaret anlaşmalarına katılım ve gelişmekte olan pazarlar ile ikili anlaşmaların yapılması şart. Araştırma sonuçlarında tedarik sanayisinin beklentisi geleceğin kritik teknolojilerinin öne çıkması sebebiyle Ar-Ge ve tasarım yetkinliğinin artırılması olarak ortaya çıkıyor. Bölgesel aktörlerden İran’ın geçen yıl gündemde yokken bu yıl tedarik sanayisinin en önemli ülkeleri arasına girmesi de bu beklentiyi artırıyor”

Geleceğin kritik teknolojileri önem kazanıyor

Türkiye otomotiv sektörünün küresel rekabet gücünü sürdürmenin yanısıra, bu gücü artırmaya devam etmesi gerektiğini söyleyen Ergün Kış, bilişim sektöründeki gelişmelerin sektörü yeni nesil müşterilerle sürekli zorladığını ifade etti ve geleceğin kritik teknolojilerine entegre olmadan ilerlemenin mümkün olmadığını kaydetti.

Kış, teknolojik gelişmelerin dikkate alınarak yazılım ve elektronik sektörleri ile otomotiv sektörü arasında öncelikle organik işbirliğinin sağlanması ve bu amaçla özel teşvik sisteminin kurulması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

“Bilişim teknolojilerine kolay bağlanabilirlik, bir yandan yeni iş modellerinin ortaya çıkmasını sağlarken öte yandan sanayi dışındaki yeni oyuncu olan tarafların da doğrudan müşteri ilişkileri geliştirmesine imkân veriyor. Bu durumda, otomotiv endüstrisi üreticileri, gelecekteki değişik iş modellerini müşterilerinin yaşam tarzlarını yansıtmak zorunda kalacak, duruma ve uygulamaya göre harcanan zamanı ile masrafı azaltan ve yaşam kalitesini artıran çözümler geliştirmesi gerekecek. Artık otomotiv üreticilerinin son derece karmaşık bir otomotiv ürünü üreticisi olmaya ek olarak bilişim ve teknoloji alanında da hızla genişlemesi gerekiyor”

SunReflective Teknolojisi nedir?

SunReflective Teknolojisi, doğrudan güneş altında bile otomobilin direksiyon ve koltuklarının derilerini serin tutar; böylece direksiyona her geçişinizde konfor hissedersiniz.
SunReflective Teknolojisi, derinin işlenmesi sırasında kullanılan özel bir pigmente dayanır ve doğrudan gelen güneş ışığını görünmeyen dalga boyunda yansıtır. Sonuç olarak yüzeyler alışılagelmiş şekilde ısınmaz ve düşük sıcaklıkta kalır. Geleneksel deriye kıyasla, SunReflective Teknolojisi direksiyon ve koltuklarınızı 25 °C’ye kadar daha serin tutar. Fark özellikle koyu renkli döşemeler için daha fazladır.
Buna karşın açık renk deri bile SunReflective Teknolojisi sayesinde belirgin ölçüde daha serin kalır. BMW Individual tarafından geliştirilen SunReflective Teknolojisi, doğrudan güçlü güneş ışığına maruz kalınsa bile uygun bir yüzey sıcaklığı sağlayabilmektedir. Bu durum özellikle Cabrio’su olanlar ve sürmeyi sevenler için önemli bir avantaj sağlamaktadır.

Kaynak: “BMW.com.tr” web sitesi,  BMW Teknoloji Rehberi (Erişim Tarihi: 03/04/2014).

Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri

İnsan hayatında birçok sermaye vardır. Ekonomik, sosyal, kültürel ve entelektüel sermaye bunların başında gelir. Ancak bir sermaye vardır ki o olmadığında bunlar eksik sayılır. O da tabi ki “zihinsel sermaye”dir.

Zihinsel sermayenin en önemli girdisi ve çıktısı şüphesiz kitaplardır. Kitap bir aydınlanma ve aydınlatma aracıdır. Geleneğimizde yerinde söylenmiş bir söz vardır: “Güneş dünyayı, kitaplarda insanları aydınlatır” diye.

Yönümüzü Cenab Şahabeddin’e çevirdiğimizde ise karşımıza “Akıllı insanlar hem hayattan bir kitap hissesi alır hem de kitaptan bir hayat hissesi” sözü çıkar.

***

Kadir GURBETCİ, Abdullah DEMİR ve Ali KARAAHMET.

Üç yönetici,

Üç arkadaş,

Üç yazar,

Teknoloji, çevre ve emniyet üçlüsünden hareketle otopark uygulamalarına dikkat çekmişler.

Bunu yaparken de tecrübeyi, zihinsel sermayesi ile birleştirip, emekle yoğurmuşlar ve ortaya “Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri” isimli bir eser çıkmış.

***

Belki bu tür yazılarda “önsöz”den alıntılar yapmak gelenekleşmiş olabilir. Ancak zatım bu geleneğe aykırı duruş sergileyerek yazıma eserin “sonsöz”ünü davet ediyorum.

Buyurun okumaya!

“…

Dünya ülkelerindeki hızlı gelişme ve sanayi toplumu olma yolunda atılan adımlar beraberinde birçok kolaylıkları getirmiştir. Ancak bu kolaylıkların yanında zamanla içinden çıkılması gittikçe zorlaşan sorunlar da ortaya çıkmıştır. Özellikle büyük kentlerde gün geçtikçe büyüyen ulaşım ve onun paralelinde artan otopark problemi.

***

Otomobil ve şehir ikisinde, “şehirleri otomobillere uydurmaya çalışmak” yerine sürdürülebilir ve yaşanabilir bir kent için, “otomobillerin şehirlere uydurulması” gerekir.

Çevresel sorunlar ve şehir merkezlerindeki sınırlı alanlar nedeniyle araçtan arındırılmış bölgelerin oluşturulması yönündeki arayışlar gelecekte öncelikli olarak iş trafiğini azaltmak için otoparkları şehir dışındaki tren istasyonu ve aktarma merkezlerinin yakınına konumlandırarak toplu taşımaya ağırlık vermek olacaktır. Park et devam et tesisleri gibi transfer merkezleri otomobilleri yerleşim alanlarının dışında tutacaktır.

“Sürdürülebilir bir şehir içi ulaşım” politikası; otoparkları, toplu taşıma sistemini, yol altyapısını ve arazi kullanımındaki değişimleri gözetmek zorundadır. Bu kapsamda otoparklar ve otopark yönetimi, şehir içi ulaşımın asli bir öğesi ve değeridir. Dolayısıyla, otopark hizmetleri toplu taşımanın yerine geçen değil, aksine toplu taşımanın yanında bulunması gereken hizmetlerdir.

***

Şehirlerdeki özel otomobillerin 24 saatlik yaşamlarının, yaklaşık 2 saatinin “hareket halinde” ve geri kalan 22 saatinin “park etme” eylemiyle geçtiğini göz önüne aldığımızda araçların evi olan düzenlenmiş otoparkların önemini kaçınılmaz olmaktadır. Aksi takdirde şehir içi ulaşım düzeyinde düşünüldüğünde, taşıt hareketlerine ayrılmış arazi şeritleri olan yollar, otopark haline gelerek/getirilerek; bağlantı, erişim ve hareket fonksiyonlarını icra edemeyen bir ulaşım sistemi haline dönüşmektedir. Sonuçta da gerekli akışın sağlanamadığı bir ulaşım ağında, önlenemez tıkanıklıklar ve darboğazlar meydana gelmektedir.

***

Trafikte seyreden araç sayısının giderek artması nedeniyle şehirlerin park alanı konseptine ve park alanlarının ekonomik kullanımına yönelik planlama ihtiyacı da artış göstermektedir. Belediyeler park alanlarını şehrin dokusuna uygun şekilde kullanıma sunması ve organize etmesi için gerekli enstrümanlara ve yaptırım gücüne sahiptir. İlçe ve belde yönetimleri de bu planlama çalışmalarına dâhil edilerek karar verme mekanizmasında etkili ve sorumlu olmaları sağlanmalıdır.

Şehirdeki ulaşım planlaması bir yandan motorlu araçların hareket serbestisine ve sosyoekonomik faktörlere cevap vermeli, diğer yandan şehir içinde trafik yoğunluğu, trafik dağılımı ve yolların kullanımına ait kararları verme noktasında da esnekliğe sahip olmalıdır. Şehir içinde en büyük problemi gelişigüzel ve kontrolsüz park eden araçlar oluşturmaktadır.

Şehirlerin fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri ve şehir içindeki yaşam kalitesini sürdürülebilir kılmak için uygun yerlere konumlandırılmış park alanları ve geniş bir alana yayılmış park yönetim ve denetim sistemleri şehirle bütünleştirilmelidir. Bu amaca yönelik olarak teknolojik enstrümanlardan en azami düzeyde yararlanılmalıdır.

***

Günümüz şartlarında, özellikle karayolu kapasitelerini artırmanın, iyi ve sürdürülebilir bir çözüm olmadığı artık pek çok kesim tarafından anlaşılan bir gerçektir. Artık, çözümlerin odağını her türlü ulaştırma altyapısının en uygun şekilde yönetilmesi oluşturmaktadır. Bu noktada akıllı ulaştırma sistemleri, çözüm sürecine önemli katkılar sağlayacak bir potansiyele sahiptir. Bu sistemler; iletişim, bilgisayar ve elektronik gibi gelişmiş teknolojiler üzerine kurulmuş, gerçek zamanlı ve güncel veri tabanlarını kullanan, ulaştırma konusundaki etkinliği, güvenliği ve hizmet kalitesini geliştirmek amacıyla daha çok işletme, denetim, yönetim ve ekolojik çıktıların verimli yönetilmesine yönelik olarak hizmet veren sistemlerin ortak adıdır. Otopark yönetiminde ve denetiminde akılı ulaşım sistemlerinden beklenen fayda ve verimi elde edebilmek için, sistemin tüm ülke genelinde ve kentler özelinde yaygınlaştırılmış bir ağ olarak tasarlanıp, uygulanması önemli bir gerekliliktir.

***

Otoparklar çevreye uyum sağlamanın dışında fonksiyon itibariyle de iyi tasarlanmalı ve müşteri memnuniyeti hedef seçilerek işletilmelidir. Kullanışlı otoparklar için seçim kriterleri; otopark içindeki/dışındaki yönlendirme, bilgilendirme, kontrol ve güvenlik sistemleriyle hem yapısal hem de teknik tasarımın birlikte düşünülmesi gerekir. Bunlara ek olarak yürüme yolları ve  koridorlar da yeterince geniş olmalıdır.

Araç kullanımının ve arazilerin giderek pahalılaşması, yüksek inşaat giderleri ve oluşan ilave giderler otopark yapılarında ekonomik bir işletimi ve yapımı zorunlu kılarken binaların daha küçük olması, emniyet, aydınlatma ve tasarım gereksinimlerinin zorunluluğu maliyetleri daha da yükseltmektedir.

***

Otoparkların tarihi seyri dikkate alındığında hep bir imaj sıkıntısı bulunmuştur. Bu alanlar belirli bir amaca yönelik binalar olarak algılanır ve sonuç olarak görüntüleri de bu halin bir yansıması olurdu. Son zamanlarda bu konuda farklı gelişmeler yaşanmaktadır. Yenilikçi tasarım konseptleri ve yeni yapı malzemeleri günümüzde otoparkları artık kötü imaja sahip yapılar olmaktan çıkarmakta ve çevreye değer katan binalara ve alanlara dönüştürmektedir.

şeklinde geniş bir projeksiyonu okuyucunun önüne koymaktadır.”

***

Ve işin ilginci yazarlar tarafından sonsöz üç nokta (…) ile tamamlanmış. Aslında bu ifade de başlı başına bizlere ve okuyucuya bu eserin bir başlangıç olarak düşünülmesi gerektiğini göstermekte ve gelecekte bu alanda yayımlanacak eserlere küçük bir hulasa olsun denilmektedir. Özetle bu çalışma dünyadan otoparklara dair teknolojik ve çevreci model ve örneklerin; planlamacılara, yatırımcılara, üreticilere, tedarikçilere/distribütörlere, işletmecilere, denetleyicilere/yerel idarecilere ve akademik çalışma yapanlara sunulmasından ibarettir. Umarım faydalı olur ve faydalanılır.

Faydalanmanın yolu da bilmem katılır mısınız ancak  “zihinlerimize kitaplarla daha fazla teneffüs yaptırmaktan” geçmektedir.

 

Kitap hakkKapak_Otopark Uygulamalarinda Teknoloji, Cevre ve Emniyet Faktorleriında:

Kitap Adı         : Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri

Yazarlar          : Kadir GURBETCİ, Abdullah DEMİR, Ali KARAAHMET

Kategori          : Araştırma – İnceleme

Yayınevi          : İlke Yayıncılık

 

Teknik Özellikler

ISBN               : 978-605-5961-38-1

Basım Yılı        : 2014
Sayfa Sayısı   : 256 sayfa

Kitap boyutları: 13,5×21 cm.

Raflarda eksik olan bir kitaptı!

Kapak_Otopark Uygulamalarinda Teknoloji, Cevre ve Emniyet FaktorleriİSPARK AŞ’de yöneticilik yapmış olan Kadir GURBETCİ, Abdullah DEMİR ve Ali KARAAHMET’in kelamından ve kaleminden “Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri” isimli bir çalışma raflardaki yerini aldı.

Kıymetli yazarlar çalışmanın önsözünde aşağıdaki cümlelere yer vermişler:

İnsan, zaman ve mekân ile mukayyet bir varlıktır. Biçim ortaya koyacağı için “ne ile” sorusunu sorar. Nerede? Ne zaman? Ne ile? sorularından elde edilen çıktılar; şehirleri, evleri, arabaları, otoparkları, kitapları vb. gibi bütün biçimleri meydana getirir. Bütün bu biçimler de kültürü oluşturur. Kültür ise toplum aktörü tarafından, medeniyet tasavvuru esaslarına göre üretilir. Bir bakıma şehir bu tasavvurun bir üründür.

***

Otomobiller günlük yaşantımızın doğal bir parçası haline geldi. Yaygınlaşan toplu taşıma sistemlerine rağmen ekonomik gelişmelere paralel olarak günümüzde birçok kişi artık bir araca sahiptir ya da sahip olmak istemektedir. Aynı zamanda köylerden şehirlere sürekli nüfus akışı olması m2’ye düşen araç sayısını her geçen gün arttırmaktadır. Bu nedenle de otoparklara olan talep özellikle de şehir ve diğer büyük yerleşim birimlerinde her gecen gün artmaktadır.

***

Şehirlerin fonksiyonlarını yerine getirebilmeleri ve şehir içindeki yaşam kalitesini sürdürülebilir kılmak için uygun yerlere konumlandırılmış park alanları ve geniş bir alana yayılmış park yönetim ve denetim sistemlerinin şehirle bütünleştirilmesi gerekmektedir. Otomobillerin bir günlük zamanlarının ortalama 1-2 saatlik dilimini şehir trafiğinde hareketli olarak geçerken kalan kısmı ise park halinde geçmektedir. Bu durum genelleme yapıldığında otomobillerin yaklaşık %90-95’lik yaşam süreleri otoparklarda geçmektedir. Bu durum bizi araçların park yerinde konforu fazlasıyla hakkettiği sonucuna götürebilir.

***

Günümüzde teknolojik gelişmelere paralel olarak, otopark yönetiminde ve denetiminde de teknolojik ve otomasyon uygulamaları önem kazanmıştır ve kazanmaya devam edecktir. Sürdürülebilir kentiçi ulaşım için, gelişmiş teknoloji ile desteklenmiş otopark yönetimi ve denetimi, bugün artık kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Çünkü teknoloji odaklı düzenlenmiş otoparklar; mobiliteyi kolaylaştırır, ekonomiyi destekler, müşteri memnuniyetini arttırır, ekolojiye katkı sağlar ve yönetimi de kolaylaştırır.

***

Bu eser dünyadan otoparklara dair teknolojik ve çevreci model ve örneklerin; planlamacılara, yatırımcılara, üreticilere, tedarikçilere/distribütörlere, işletmecilere, denetleyicilere/yerel idarecilere ve akademik çalışma yapanlara sunulmasından ibarettir. Bu çalışma otoparklara dair küçük bir nokta olarak ve başlangıç olarak düşünülmelidir. Faydalı olması ve faydalanılması dileklerimizle…” cümleleri ile nihayete erdirmişler. Bizlerde Otogüncel ailesi olarak yazarları tebrik ederiz. Hayırlı olsun.

 

Kitap hakkında:

Kitap Adı         : Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri

Yazarlar          : Kadir GURBETCİ, Abdullah DEMİR, Ali KARAAHMET

Kategori          : Araştırma – İnceleme

Yayınevi          : İlke Yayıncılık

Teknik Özellikler

ISBN               : 978-605-5961-38-1

Basım Yılı        : 2014
Sayfa Sayısı   : 256 sayfa

Kitap boyutları: 13,5×21 cm.

Audi Teknolojilerine Ödül!

Audi, Alman Auto Bild ve Computer Bild dergileri tarafından düzenlenen “Connected Car Awards”da telefon, navigasyon ve internet kategorilerinde 3 ödül birden kazandı

Auto Bild ve Computer Bild dergileri tarafından düzenlenen iletişim teknolojileri ödüllerinde Audi üç kategoride birden ödül kazandı.

Yaklaşık 320 bin okuyucunun, otomobil markalarının sürüş asistanları, araç içi bağlantı teknolojileri ve telefon sistemleri gibi sürüş ve eğlence teknolojilerini 8 kategoride değerlendirdiği yarışmada Audi, en çok ödül kazanan marka oldu.

Sürücü ve yolcu telefonlarının araçla bağlantısını sağlayan Audi Phone Box, telefon kategorisinde; Audi’nin Google Earth desteğiyle çalışan navigasyon sistemi de Navigasyon kategorisinde en çok oyu alarak ödüle layık görüldü.

İnternet kategorisinde de Audi’nin, LTE ve Wi-Fi sistemlerini birleştirerek otomobilin internete bağlanmasını sağlayan teknolojisi ödül kazandı. Bu sistemle, otomobil 4G hızında internete bağlanabiliyor. Araç içindeki Wi-Fi noktası da yolcuların mobil cihazlarla internete erişimini sağlıyor.

Connected Car Awards, Ocak ayında Las Vegas’ta düzenlenecek Uluslararası CES Fuarı’nda, bir törenle verilecek.

#FordCebitte Teknoloji Rüzgarı Esecek

Ford, 24 -27 Ekim tarihleri arasında CEBIT Bilişim Eurasia’da ileri teknolojilerle donatılmış Kuga ve ticaretin makam aracı Tourneo Custom modellerini sergilerken, sosyal medya etkinlikleri ile de ziyaretçilere sürprizler sunacak.

Ürettiği teknolojilerle otomotiv sektöründe gelecek trendlerini belirleyen Ford, 24-27 Ekim tarihleri arasında düzenlenecek 14’üncü CeBIT Bilişim Eurasia Fuarı’nda ziyaretçileri karşılamaya hazırlanıyor. Ford’un en yeni teknolojilerle donatılmış Kuga ve Tourneo Custom modelleri, CNR Expo Fuarı Merkezi’nde 6’ncı salondaki Ford Otosan standında sergilenecek.

Teknoloji gelişimini akıllı sürüş teknolojileri, çevre teknolojileri, kaliteyi artıran teknolojiler ve güvenlik teknolojileri olmak üzere dört ana başlıkta başarıyla bir araya getiren Ford, bilişim fuarında hayat kolaylaştıran teknolojileriyle dikkat çeken ve sınıfında ilklerin temsilcisi olan Kuga’yı ziyaretçilerle buluşturacak. Ticaret hayatının tüm ihtiyaçlarını karşılayacak şekilde geliştirilen; lüks, teknoloji ve tasarımı ile ön plana çıkan Tourneo Custom da Ford standındaki yerini alacak.

Ford Standı Sosyal Medya uygulamaları ile eğlendirirken kazandırıyor

Ford standında kuracağı sosyal medya uygulamaları  ile teknoloji meraklılarının dikkatini çekecek. Ford standında keyifli vakit geçirecek ziyaretçiler ayrıca, “Ticaretin Makam Aracı Tourneo Custom” ile çektirdikleri fotoğrafları #FordCebitte hashtag’i ile Instagram’da paylaştıkları fotoğrafları Presstagram uygulaması ile standdan basılı olarak alabilecek. Fuar süresinde #FordCebitte hashtagiyle atılan tweet’ler Ford Standındaki Tweetwall’da yayınlanırken, tweet atanlar arasındaki değerlendirmede ziyaretçilere sürpriz ödüller verilecek.

Hisarlar Grup, DLG-ÖÇP Tarım ve Teknoloji Günleri’nde…

Tarım makineleri sektöründe Türkiye’de pek çok ilke imza atan Hisarlar Grup, 15-18 Ağustos tarihleri arasında Tekirdağ Karaevli’de düzenlenecek olan DLG-ÖÇP Tarım ve Teknoloji Günleri’ne katılıyor. Firma, etkinlik kapsamında gerçekleştirilecek olan uygulama fuarında dik toprak frezesi, sap parçalama makinesi ve alabora mikser gibi güncel ürünlerinin tanıtımını uygulamalı olarak gerçekleştirecek.

Tarım makineleri sektöründe Türkiye’de pek çok ilke imza atan Hisarlar Grup, 15-18 Ağustos tarihleri arasında Tekirdağ Karaevli’de düzenlenecek olan DLG-ÖÇP Tarım ve Teknoloji Günleri’ne katılacak. Hisarlar Grup etkinlik kapsamında gerçekleştirilecek olan uygulama fuarında dik toprak frezesi, sap parçalama makinesi ve alabora mikser gibi güncel ürünlerinin tanıtımını uygulamalı olarak gerçekleştirecek.

Hisarlar Grup’a ait tarım makinelerinin arazide uygulamalı olarak yerel çiftçilere tanıtılacağı fuarda, firmanın üretimini gerçekleştirdiği sıra ara çapa makinesini de stantta sergilenecek.

Hisarlar Avrupa’nın en büyükleri arasında

Firma adına fuara katılan Hisarlar Grup CEO’su Zafer Türker, ürünlerini Tekirdağlı çiftçilerle buluşturmaktan mutluluk duyduklarını dile getirdi. Avrupa’nın en büyük 26’ıncı traktör ve tarım makinesi üreticisi konumunda bulunduklarını hatırlatan Türker şöyle konuştu: “Tarım makineleri alanında Türkiye’nin ilk Ar-Ge merkezini kuran Hisarlar olarak, ülkemizin dışa bağımlılığını azaltacak tarımsal faaliyetlerini gelişmiş teknolojilerimizle desteklemekten büyük onur duyuyoruz. Çiftçilerimizin talep ve ihtiyaçlarına uygun tarım makineleri geliştirebilmenin ancak etkin Ar-Ge çalışmaları ile mümkün olduğuna inanıyoruz. Bu kapsamda, 2013 yılı sonuna kadar gerçekleştirmeyi planladığımız 13 milyon Euro’luk yatırımla hem farklı sektörlerde de büyüyeceğiz hem de ihracat oranımızı yüzde 50’nin üzerine çıkaracağız.”

Firmaya ait ürünler fuar süresince 7’inci parselde bulunan Hisarlar Grup standında görülebilecek.

Sesin rengi

–          Yahu hanım… Bu çocuk, bütün gün bilgisayarın başında ne yapıyor?

–          Aman bey, rahat bırak çocuğu. Ne güzel bilgisayar öğreniyor işte! Ne istiyorsun çocuktan?

–          Bilgisayarda oyun oynamak, ne zaman bilgisayar öğrenmek oldu?

–          Zaman bilgisayar çağı, teknoloji çağı, bugün oyun oynar yarın program yapar. Bırak, hevesini kırma çocuğun.

***

–       Oğlum baksana bir bana

–       Ne var baba

–       Babaya ne var denmez, efendim denir,

–       Aman baba ya, bir sürü işim var, ne istiyorsun,

–       Utanmaza bak sen… Neyse bunları sonra konuşuruz, şu bilgisayara bir bak bakalım dondu kaldı,

–       Ne bileyim ben baba ya, internet kopmuştur,

–       Hayır, internet var,

–       Bilgisayarı kapa, bir daha aç

–       Emin misin?

–       Evet

–       Salladın gibime geliyor.

–       Ne bileyim baba ben ya, oyun oynarken donunca ben öyle yapıyorum, düzeliyor.

–       Üff, sana soran da kabahat zaten.

***

–       Hayırlı olsun arkadaşım, sen yeni başladın herhalde,

–       Evet, bugün ilk iş günüm

–       Nasıl gidiyor?

–       İyi, nasıl olsun? Bir sıkıntı yok, yalnız…

–       Ne oldu?

–       Müdür kullandığınız programları öğrenmemi istedi

–       Eee… Ne var bunda?

–       Ne bileyim, ben… hımmm… Hani neler kullanılıyor, ne var içinde? Bilemiyorum da…

–       Çok basit ya, biraz Excel biraz da Word

–       Hıımmm

–       Bilmiyor musun yoksa

–       Biliyorum da, hani çok fazla haşır neşir olmadıydım.

–       Hadi canım sende, bu zamanda bu yaşına kadar hiç bilgisayar kullanmadın mı?

–       Kullandım da, şey işte

–       Neyse benim biraz işlerim var, bir ara ben sana gösteririm, Hadi tekrar hayırlı olsun kolay gelsin sana

–       Teşekkürler, sağ ol.

***

Önce X kuşağını korkuttular, Y kuşağı geliyor, onlar bilgisayarla büyüdü, onlar gelince siz işsiz kalacaksınız, kendini geliştirmeyen yok olup gitmeye mahkûm olacak denildi.

X kuşağı kaderine razı bekledi Y kuşağının gelmesini. İzleyelim görelim dediler.

Y kuşağı büyüdü ve iş hayatına başladı. Çok fazla bir değişiklik olduğu söylenemez. Zira bu arada teknolojinin gelişimine ayak uydurmakta geciken şirketlerin hantal yapısı içerisinde X kuşağı bilgisayarla haşır neşir olarak işini devam ettirmeye yetecek kadar bilgi ve beceri sahibi olmayı başardı. Yine de çok yeterli değildi, belirli kalıplar ve programlar içinde sıkışıp kaldılar. Y kuşağı biraz daha meraklı, kurcalayan, klavyesi güçlü ve teknoloji ile barışık olsa da araştırma ve geliştirme konusunda şirketlerine çok fazla bir getirisi olmadı

Burada bilgisayar programcılarını ayrı tutalım. Gerçi bu işi yapanlar çığ gibi büyüdülerse de gerek kendi işlerini yapmayı tercih etmeleri ve gerekse orta ölçekli şirketlerin bu tip personel barındırmayı tercih etmemeleri nedeniyle çalışan personele çok fazla bir katkısı olmamıştır.

Bunda şirketlerin de büyük bir rolü var. Daha çok web sitelerinin kurulması ve geliştirilmesi yönünde hizmetleri dışarıdan alan şirketler ayrıca bilgi işlem firmaları ile anlaşarak sorunlarını gidermeye çalıştılar ama hiçbir zaman şirket içi eğitimi düşünmediler.

Şimdilerde Z kuşağının geleceğinden bahsediliyor. Şu anda Üniversitelerden mezun olmak üzereler. Bekleyelim ve görelim bakalım, iş dünyasına neler kazandıracaklar.

Teknolojik kazanımları bir kenara bırakırsak, X kuşağının Z kuşağı ile birlikte çalışma ortamını daha çok merak ediyorum. Düşündüğünü olduğu gibi söyleyen, hiçbir kalıp içerisine girmeyecek gibi görünen, daha özgür şartlarda çalışmayı tercih edecek bir çalışan profili ile sadece dediğinin yapılmasını isteyen ve daha kuralcı bir yapıya alışık yöneticiler arasındaki ilişki nasıl olacak?

Müşterilerin profili ve istekleri hızla değişiyor. Çalışanların da profili ve isteklerinin değişmesine normal bakmak lazım. Belki de iş dünyasının işleyişine daha bir hızlılık ve canlılık getirebilirler.

***

Satışın bir ruhu vardır. Karşılıklı olarak birbirini anlamak ve hissetmek gerekir.

Yazının ruhu yoktur derler, duygularınızı net olarak ifade edemeyebilirsiniz.

Oysaki sesli iletişimde heyecanınızı, üzüntünüzü, öfkenizi ve diğerleri olmak üzere tüm duygularınızı karşı tarafa tüm açıklığı ile daha fazla iletebilirsiniz. Bunu bir de görüntülü yaptığınızı düşünürseniz iletişiminiz ne kadar kolaylaşacaktır.

Uzun süredir kullanımda olan programlar var. İnternet üzerinden hem sesli hem de görüntülü konuşabiliyorsunuz. Birçoğu ücretsiz olan bu programlar genellikle aile ve arkadaş sohbetlerinde kullanılıyor. İşyerlerinde kullanılmamasının birçok sebebi olabilir. Genelde işyerlerinde internet ile ilgili kısıtlamalar var. İşveren tarafından bakarsanız haklılar da, çünkü personelin birçoğu internet kullanımını iş dışında ve özelinde kullanıyor. Bilgisayar kullanımından habersiz ve internet kullanımını bilgisayar kullanımı zannedenler çoğunlukta. Ofis programlarını tam anlamıyla kullanabilen, raporlama yapabilen, grafik oluşturabilenlerin sayısı oldukça az. Oysaki bu insanların çoğu bütün gününü bilgisayar karşısında geçiriyor ama görünen o ki boşa geçiriyor.

Yaratıcılık ve katma değer konusunda hiçbir belirti yok. Yöneticiler de yapabilecekleri en kestirme yolu kullanıyorlar ve internet kullanımını ya kısıtlıyorlar ya da yasaklıyorlar.

Oysaki günümüzde tüm müşteriler internet kullanıyor.

Personelinizi bu yönde geliştirebilirseniz yeni müşteri edinme maliyetini düşürebilirsiniz.

Personelinizi yasaklarla köreltmek yerine şirket içi eğitimlerle yeniliklerin önünü açın. Personelinizin de buna istekli olması için onları teşvik edin. Dinamiklerinizi artırın.

Müşteri ile görüntülü iletişime geçmek belki de sizlere çok büyük kazanımlar sağlayacaktır.

Söylemesi bizden, düşünmesi ve uygulamaya geçilmesi kararı sizden.