Suçların panzehiri: Ahlâk ve Adalet

“Adalet bütün ahlaki görevlerin toplamıdır” der bir düşünür.

İnsanın iyi veya kötü olarak nitelendirilmesine sebep olan manevî vasıfları, huyları ve bunların etkisiyle ortaya koyduğu iradeli davranışlarının bütününe “ahlak” denebilir. “Adalet” ise, “insaflı ve doğru olmak, doğru davranmak, zulmetmemek, eşit olmak, eşit tutmak, her şeye hakkını vermek, düzeltmek, mutedil olmak, her şeyi yerli yerinde yapmak, istikamet ve hakkâniyet sahibi olmak” anlamlarına karşılık gelir.

Hukuk dışa, düşüncenin dış görünümüne, yani davranışlara yönelik olmasına karşın; ahlak ise, iç düşünceye yöneliktir. Hukukun amacı adaleti sağlamak iken; ahlak, doğru ve iyiye ulaşmak ister. Bir toplumu ayakta tutan en önemli çimento ahlaktır. Ahlakın olmadığı yerde hukuk da olmaz.

***

İnsanların toplum içindeki davranışlarını ve birbirleriyle ilişkilerini düzenlemek amacıyla başvurulan kurallar bütünü, başka insanların davranışlarını olumlu ya da olumsuz biçimde yargılamakta kullanılan ölçütler bütünü ahlak olarak değerlendirilebilir. İnsanın iç aleminde yaşattığı vicdan ile barışık olmak ve iyi bir insan olarak yaşamak isteğinin ve içindeki iyilik ile kötülüğün savaşında iyiliğin hakim olması duygularının dış aleme bir yansıması olarak ahlakı değerlendirirken; amacı toplumsal düzen içerisinde adaleti gerçekleştirmek olan ve getirdiği müeyyidelerle bunu sağlamaya çalışan hukukun düzgün işlemesi için de önemli ve etkili olmaktadır. Bu yakın ilişki nedeniyledir ki hukuk kuralları hakkında “resmi ahlak kuralları” biçiminde bir tanım da yapılabilmiştir.

***

Hukuk kurallarının yaptırımları vardır, ahlak kurallarının ise yoktur. Hukuk kuralları yazılı olduğu halde ahlak kuralları yazılı değildir. Lakin günümüzde çeşitli meslekler için ahlak kuralları (code of ethics) giderek yazılı bir hale gelmekte olduğu için yazılı olan ahlak kuralları da vardır.

Hukuk kuralları devlet tarafından oluşturulur. Ahlak kuralları ise insanın içinde yaşadığı toplum, din, anane, çevre ve sivil organizasyonlar tarafından oluşturulur. Hukuk resmi ahlak kuralları iken, ahlak gayri resmi kurallar bütünüdür.

***

Hukuk kurallarıyla ahlak kuralları arasındaki temel farklılık, hukuk kurallarının ahlak kurallarına göre yaptırım gücünün yüksekliği, hukuk kurallarına aykırı davranıldığında devletin zor kullanma yoluyla bu aykırılığı gidermesi veya hakkı yerine getirmesidir.

Hukuk adaleti sağlamak için var iken adaleti sağlayacak olan vicdan burada önemli olmaktadır.

Anayasanın 138. maddesinin 1. fıkrasında “Hâkimler, görevlerinde bağımsızdırlar; Anayasaya, kanuna ve hukuka uygun olarak vicdanî kanaatlerine göre hüküm verirler.”

Yani, vicdani kanaate göre karar vermek, keyfi karar vermek değildir. Bu sebepledir ki, mahkeme kararları gerekçeli olmalı, hem de hukuki ve mantıki örgü korunup neden sonuç ilişkisi açıklanarak bir gerekçe oluşturulmalıdır.

***

Kanunlar genellikle yapılmaması gereken insan eylem ve davranışlarını belirlemiş ve sınırlamıştır. Bir başka ifadeyle, insanların eylem ve davranışlarının ahlaki ölçüleri, hukuksal norm haline dönüştürülmüştür. Pozitivizmi temsil eden Duguit’e göre hukuk kurallarının kaynağı toplumu meydana getiren insanların kolektif şuurudur. Kelsen’e göre ise, anayasa dahil tüm normlar geçerliliğini temel bir normdan alır. Temel normun geçerliliği siyaset, ahlâk ve dine dayanır.

***

Hukuk, toplumda insanların birbirlerine zarar vermesini engellemeye çalışır. Oysa ahlak karşılık beklemeden iyilik yapmayı, birine zararsız yalanlar söylememeyi, fakire vermeyi ve her yaratılana sevgi ile bakmayı da içerir. Bu yüksek ahlak kişinin bu ahlakı yaşamak istemesine bağlıdır ve içten gelir. Oysa hukuk, cezası olduğu için kişinin o fiili yapmasını engeller. Mevlana toplumsal düzenin sağlanması için ahlakı bir ön şart olarak kabul etmektedir. Mesnevi’de ahlaki güzelliğin, ya da onun diliyle edebin gösterişte kalmaması, gönülde ikamet etmesinin şart olduğu belirtilir. Bunun için hırs, kıskançlık, kibir, yalan, iki yüzlülük, gıybet gibi kötü huylar terk edilmelidir. Zira hırs, insanın temiz bir göz, akıl ve kulak edinmesine manidir; kalbi körleştirir (Mesnevî, II / 575).

***

Doğru anlamıyla adalet, sevgiden doğar. Doğru anlamıyla sevgi de, Allah’tan gelir. Hukuk’un temel kavramı, yaptırımlar yani müeyyideler getirebilen “adalet”dir. Adalet, bir bakıma  “zorunlu ahlâklılık“tır.

Maalesef ülkemizde hukukun vicdan ve ahlak sorunu vardır. Ahlakın ve hukukun uyuşması gerekir. Tarihe bir göz attığımızda devletsiz ve hukuksuz toplumlar olmuştur; fakat ahlâksız (bir ahlâka sahip olmayan) toplumlar olmamıştır.

Ahlak hukuka göre daha kapsamlı bir alanı düzenler ve daha yüceyi hedefler.

Adalet ise toplumların ahlâk anlayışlarından ortaya çıkar.

İki kutsal değer olan adalet ve ahlak bütün sorunları çözmeye muktedirdir.

Bir düşünürün ifadesiyle sözü boca edelim. “İyi ahlak için iyi yasalar gereklidir. Yasalar da iyi ahlak olmadan korunamaz.”

Kalbinizin sahibine emanet olunuz.  04/01/2013

 

Günün sözü: Adalet tutkumuz, itidal düsturumuz, hakikat taassubumuz, zulüm düşmanımız, zalim hasmımız ve güzel ahlak yaşantımız olsun…

 

Yararlanılan Kaynaklar:

Hüseyin Hatemi, “Tabiî ahlâk ve adalet düzeni”, Yeni Şafak Gazetesi.

Nuray Ergin, “Hukuk ve Ahlak Arasındaki İlişki”, İdeal Hukuk Dergisi, Sayı: 8, 10 Ağustos 2012 Cuma.

Dini Kavramlar Sözlüğü, diyanet.gov.tr.