Bilgiyi yönetmek ve bilgiyle yönetilmek…

“Bilgi bir ışık gibidir. Onu kullanırsanız daha parlak olur, kullanmazsanız söner.” der bir düşünür.

Böyle bir hitap “hangi bilgi, nasıl kullanılmalı?” sorusunu gündeme getirmektedir.

Çünkü bugün bilgi bombardımanına maruz kalmaktayız.

Bilgiye erişimin kolay, ancak kalitesinin de bir o kadar sorunlu olduğu bir zaman bu zaman.

Sorun sadece burada kalmıyor.

Biraz daha ilerliyor ve “verinin anlamlı bilgiye dönüştürülebilmesi” ile zirveye çıkıyor.

Şu anda mevcut verinin büyüklüğü ve karmaşası yüzünden sahip olunan veri kaynaklarındaki verilerin yüzde 30’unun ancak anlamlı bilgiye dönüştürülebildiği söylenebilir.

Sadece verinin miktarı değil kalitesi ve çeşitliliği de problemleri artırmaktadır.

Verilerin çoğu da; ses/konuşma, kitap/lar/, e-postalar, gazete içerikleri gibi yapısal olmayan verilerdir.

Bütün bunlar üst üste geldiğinde veriyi yönetmek daha da büyük bir problem haline gelmektedir.

Yapılan araştırmalarda “Müşterilerin asıl probleminin sahip oldukları verileri anlamlı bilgilere dönüştürememek ve bunun sonucunda da doğru stratejilerle kararlar alamamak” olduğu tespit edilmiştir [1].

Bundan dolayı kuruluşlar/işletmeler değişik kaynaklardan değişik yöntemlerle gelen verileri toplamalı ve bu verileri analiz ederek yararlı bilgilere dönüştürme kapasitelerini geliştirmelidir. Verinin bilgiye dönüştürülebilmesi için tabii ki paylaşılması ve yorumlanması gerekir.

Stratejik olarak düşünen bir kuruluş, bilgi durumunun iyileştirilmesini bir defalık bir analiz olarak değil sürekli bir iş olarak görür [2] ya da görmelidir.

Verilerin bilgiye dönüştürülmesinde yaygın olarak karşılaşılan güçlükler;

sınırlı veriler,

çok uzun analiz/ler/,

tutarsızlık/lar/,

gerçekçi olmayan analizler

sıralanabilir.

Kuruluşlar bu olumsuzluklardan nasıl sıyrılabilir?

Bazı veriler, küçük gözlem ve anketlerle tamamlanmalıdır. Öncü işletmelere kendileri için en çok neyin sorun oluşturduğu sorulmalıdır. Paydaşlarla istişareler düzenlenmeli ve onlardan resmi istatistikleri değerlendirmeleri istenmelidir.

Önemli konular ve önemli sonuçlar her bölümün başında ve sonunda özetlenmelidir. Analiz az ve öz olmalıdır.

Kuruluşun SWOT’unun durum analiziyle ne kadar bağlantılı olduğu kontrol edilmeli ve gerek duyulursa analize uyarlanmalıdır. Kapasite değerlendirmesi gerçekleştirilmeli ve analize eklenmelidir. Güçlü yanları geliştirme ve zayıf yanları azaltmaya yönelik kuruluşun rolü tanımlanmalıdır.

Rene Descartes’in “İyi bir akla sahip olmak yeterli değil, önemli olan aklı iyi kullanmaktır.” sözünü kurumlara/işletmelere uyarlarsak “iyi verilere sahip olmak yeterli değildir, önemli olan verilerden iyi süreçler oluşturabilmektir“.

Çünkü işlenmiş bilgi kuruluşların gıdasıdır.

Kaynaklar:

  1. Gobin, “Verinin yüzde 30’u anlamlı bilgiye dönüşüyor”, http://www.bthaber.com.tr/?p=12869, (Not: Yusuf Çağlayan tarafından IBM Dünya Veriambarı Satış Yetkilisi Earl James Gobin’in açıklamalarından haberleştirilmiştir), Ziyaret tarihi: 22/07/2012.
  2. Florian Hauser, Milan Marjanovic; “Belediye Kalkınma Stratejisi Süreci Uygulamacılar için Elkitabı”, VNG International, 2010