Michelin lastikleri “Islak Zemin”de maksimum güvenlik sunuyor

Güvenlik, düşük yakıt tüketimi ve yüksek performans sağlamak prensibi ile 124 yıldır çalışan Michelin, yaklaşan kış ayları ve yağışlı havaların da etkisiyle zorlaşacak olan yol koşulları için sürücülere harika alternatifler sunuyor. Ar-Ge’ye yılda 600 milyon Euro’luk bütçe ayıran Michelin, ürettiği yüksek teknolojili lastikleri ile tüketicilerin tercihi oluyor.

Lastiklerinde güvenlik, performans, uzun ömür ve tasarrufu bir arada sunan Michelin, geçtiğimiz yıl piyasaya sunduğu Primacy3 ürünüyle zorlu yol koşullarında sürücülerin en büyük yardımcısı oluyor. Islak ve kuru zeminde fren mesafesi ve yol tutuşunun yanı sıra, yakıt tüketimi, düşük lastik sesi ile dikkatleri üzerine çeken Primacy3, dayanıklılık ve uzun ömürlülüğüyle de sürücülerin beklentilerini karşılıyor.

Primacy3 ile ıslak zeminde 3 kat fazla güvenlik

Gerçekleştirilen araştırmalar sonucunda trafik kazalarının çok büyük bir kısmının dikkatsizlik ve özellikle virajlarda biriken su birikintilerinden kaynakladığı ortaya koyuluyor. Michelin, aracın zemin ile temasını sağlayan tek nokta olan lastiklerin daha fazla güvenlik ve performans sağlaması için sürücüleri ıslak zeminde güvenlik konusunda bilinçlendiriyor.

Sürdürdüğü Ar&Ge çalışmaları ile farklı hava ve yol koşullarında yüksek güvenlik ve performans sağlamak için lastik teknolojileri geliştiren Michelin, Primacy3 ile ıslak zeminde güvenliği üç katına çıkarıyor. Islak ve kuru zeminde fren mesafesi, yol tutuşunun yanı sıra, yakıt tüketimi, düşük lastik sesi ile dikkatleri üzerine çeken Primacy3, dayanıklılık ve uzun ömürlülüğüyle de sürücülerin beklentilerini karşılamayı başarıyor.

Yağışlı havalarda ve ıslak zeminler için sürüş önerileri

Yağışlı havalar ve ıslak zeminler yolları sürücüler için zorlu hale getiriyor. Michelin’in Lastik Adamı Bibendum, bu zorlu yol koşullarında sürücülerin işlerini kolaylaştırmak için ipuçları veriyor;

  • Islak zeminde daha güvenli bir sürüş için yapılması gerekenlerden bir tanesi hızın azaltılarak yolda çıkabilecek tehlikelere karşı riski en aza indirmektir.
  • Yol şartları daha dikkatli izlenerek takip mesafesinin kuru zemindekine oranla daha fazla tutulması.
  • Yolun daha rahat görülebilmesi için sileceklerin, aydınlatma cihazlarının ve diğer temizleyici sistemlerin kontrol edilerek onarılması veya yenilenmesi gerekir.
  • Araçların yol güvenliği için en önemli konulardan birisi olan lastiklerin hava basıncı, özellikle yağışlı havaların etkisiyle ıslanan zeminlerde çok daha önemli bir hale geliyor.
  • Yağışlı havalarda özellikle ıslak zeminlerde fren mesafesi kuru zemine oranla daha da uzayacaktır. Fren mesafesinin daha da artmaması için fren esnasında tekerleklerin kilitlenmesini engellemek için kademeli olarak fren yapılmalıdır.
  • Şiddetli yağmur, sileceklerin yeterince iş görememesine ve ön camda bir su tabakasının oluşmasını sağlayabilir. Görüş mesafesi, yolun kenarını ya da diğer araçları görmeyi engelleyecek kadar azaldığında araç kenara çekilip, yağmurun hafiflemesi beklenmelidir.
  • Fren balatalarını ıslatacak kadar derin su birikintisinden geçilirse, hafifçe frenlere dokunularak kurutulması gerekiyor.
  • Yağışlı havalarda mümkün olduğunca freni kullanmayıp, hızın gazdan ayağı çekerek düşürülmesi gerekir.

Araçlardaki pasif güvenlik uygulamalarının sınırlarını hakkında bilgi alabilir miyim?

Sayın Abdullah Demir, Öncelikle sizi tebrik ederim. İyi bir ekibiniz var. Ben lisede okuyorum. Sizden araçlardaki pasif güvenlik uygulamalarının sınırlarını öğrenmek istiyorum. Saygılar sunar, yayın hayatınızda başarılar dilerim.

Sayın Okurum,

Pasif güvenlik sistemleri sürücü kadar korunmasız yayaları, bisiklet ve motosiklet kullanıcılarını da dikkate alınarak tasarlanır. Pasif emniyet/güvenlik; dış emniyet ve iç emniyet olmak üzere iki başlık altında toplanabilir. Dış emniyet, kaza halinde taşıtın dışında bulunan kişilerin/nesnelerin örneğin yayaların veya bisikletlilerin görecekleri zararı hafifletmek üzere taşıtta alınan önlemleri kapsar. Bu konuda etkili olan faktörler taşıt gövdesinin deformasyon özellikleri ve dış formudur. Amaç bir taşıtın bir yaya ile çarpışması durumda ortaya çıkacak sonuçları mümkün mertebe hafifletmektir.

Peki, bu nasıl yapılmaktadır? Tabiî ki temas bölgelerinin uygun biçimde şekillendirilmesi ile yapılmaktadır.

Gelelim iç emniyet kavramına. Bir kaza halinde taşıt içinde bulunan kişileri etkileyecek ivme ve kuvvetlerin düşük tutulması gerekir. İçerideki kişilerin hayatta kalmalarına yetecek bir hacmin deforme olmadan kalması ve daha sonra kazazedelerin kurtarılmaları ve dışarı çıkarılmaları için gerekli olan bölümlerin kazadan sonra da iş görür olmaları gibi önlemleri içermektedir.

Pasif güvenlik sistemlerinden birkaç tane örnek vererek sözü nihayete erdirelim.

  • Hava yastıkları
  • Emniyet kemerleri
  • Çökme bölgeleri
  • Kafa/baş destekleme veya aktif başlık sistemi
  • Çocuk koruma sistemi
  • Aktif diz destekleme sistemi
  • Elektronik kapı kilitleme ve mandallama sistemleri
  • Kaza sonrası yangın önleme sistemi
  • Kaza sonrası acil bilgi sistemi
  • Kaza sonrası kolay çıkış sistemi
  • Kaza sonrası acil aydınlatma sistemi
  • Kaza sonrası elektrik sisteminin kesilmesi
  • Kaza sonrası yakıt kesme sistemi
  • Devrilme koruması (ROPS)

gibi…