Sayılarla Renault

Renault Grubu’nda son 13 yılın en yüksek pazar payı ve 16. Kez binek otomobil liderliği

Oyak Renault üretim ve ihracat lideri

  • Renault Grubu (Renault ve Dacia), 2014 yılında 133 bin 212* adet araç satışı ve %17,4 pazar payı ile en başarılı yıllarından birini yaşadı ve son 13 yılın en yüksek pazar payı gerçekleştirdi.    
  • Renault markası 2014 yılında, 90 bin 27 adet satış ve %15.3 pazar payı ile 16. kez binek otomobil pazarında liderliğini devam ettirdi.
  • Satış adediyle Türkiye, Renault Grubu’nun dünya sıralamasında 5. ülke konumunda yer aldı.
  • Fluence 32 bin 252 adet satış ve %18,5 segment payı ile Türkiye’nin en çok satılan modeli oldu. Fluence C segmentinin lideri
  • Renault’nun tasarım Rönesansı’nın temsilcisi Clio HB 22 bin 545 adet satış rakamı ve %19,5 pay ile B segment lideri. Türkiye, dahil olduğu Eurasie Bölgesi’nde en çok Clio satılan ülke. Dünya sıralamasında ise Türkiye, Clio ailesi (Clio HB+ST) satışlarında ülke sıralamasında, Almanya ve İspanya’nın önünde 4. sırada yer alıyor.
  • Captur 3 bin 172 adet satış ile %29,7 segment payına imza attı ve B7 segment lideri oldu.
  • Symbol 20 bin 242 satış adedi ve %52,3 segment payı ile B1 segmentinin lideri
  • Clio Sport Tourer 5 bin 846 satış adedi ve %59,2 pay ile B3 segment lideri
  • Megane Sport Tourer %28,7 pay ile C3 segment lideri
  • Renault yenilenen modelleri ile diğer segmentlerde de başarılar elde etti:
  • Renault, Station Wagon müşterileri arasında en çok tercih edilen marka oldu. (Clio Sport Tourer %59,2 pay ve 5 bin 845 adet & Megane Sport Tourer %28,7 segment payı ve 342 adet)
  • Renault, Türkiye’nin en çok satan sedan markası (Fluence, Symbol ve Latitude modelleri ile)
  • Renault en fazla dizel otomobil satışı gerçekleştiren marka
  • Renault otomatik vites pazarının en büyük 2. markası. (Renault satışlarının %30,5’ini otomatik vites modeller oluşturuyor.)
  • Türkiye pazarında satılan her 10 otomobilden 3’ü yerli iken, Renault’nun satışını gerçekleştirdiği her 10 otomobilden 7’si yerli.

DACIA 2

2014 yılında 318 bin 246 adet otomobil üretimiyle Türk Otomotiv Sanayisi toplam üretiminin yüzde 27,19’unu, otomobil üretiminin ise yüzde 43,39’unu gerçekleştiren Oyak Renault, otomobil üretiminde liderliğini 17. yılda da sürdürdü. Ayrıca Oyak Renault, 2014 yılında 239 bin 922 motor, 251 bin 093 adet vites kutusu, 332 bin 849 ön takım ve 354 bin 145 arka takım şasi üretimi gerçekleştirdi.

2014 yılında en çok ihracat yapan otomobil üreticisi de Oyak Renault Otomobil Fabrikaları oldu. Oyak Renault Otomobil Fabrikaları, 257 bin 992 adet otomobil ihracatıyla Türk Otomotiv Sanayisinde bir kez daha liderliği elde ederek Türkiye’nin en büyük ihracatçıları arasında yer almayı sürdürdü.

Duster 03

  • Dacia markası, toplam pazarda kaydettiği 34 bin 469 adet satış ile %4,5 pazar payı ile tarihinin en yüksek pazar payını elde etti.
  • Dacia marka sıralamasında hızlı yükselişini sürdürdü. 2014 yılında 8. sırada yer aldı.
  • Dacia, pazardaki en genç ürün gamına sahip marka.
  • Türkiye, dünya Dacia satış sıralamasında 6. ülke.
  • Duster, Renault Grubu’nun dünya satışlarında model sıralamasında 1. sırada
  • Dacia, Türkiye’nin en çok 4×4 satan markası
  • Duster, Türkiye’nin en çok satılan 4×4 modeli ve Türkiye’nin en çok satılan SUV modeli (%28,4 pay ile C7 segment 1.  si)
  • Lodgy, %45,2 pay ile C4 segmentinin 1. si. Lodgy, segment payını 2014 yılında %11,2 arttırdı.
  • Dacia’nın “Nurhayat” ve “Lody / Roberto Carlos” en fazla hatırlanan reklam oldu.

Duster9

Renault Grubu binek + hafif ticari pazarda pazar payı rekorunu kırdı

Renault Grubu (Renault ve Dacia), 2014 yılında toplam pazarda 133 bin 212 adet satış adedi gerçekleştirdi.  Bu satış rakamı ile binek + hafif ticari araç pazarından %17,4 pay elde etti. Geçen yıla göre %0,4 artış kaydettiği bu pay ile son 13 yılın en yüksek pazar payını gerçekleştirmiş oldu.

Renault, 16. kez binek otomobil lideri

Renault markası, 16. kez binek otomobil pazarı liderliğini elde ediyor. 2014 yılında, gerçekleştirdiği 90 bin 27 adet binek satış adedi ile %15,3 pazar payı elde etti. Marka, 2013 yılına göre pazar payını %0,7 arttırdı. Binek + hafif ticari araç pazarında ise gerçekleştirdiği 98 bin 743 adet satış ve 12,9 pay ile Marka sıralamasında 2. sırada yer aldı. Fluence 32 bin 252 adet satış adedi ile Türkiye’nin en çok satılan modeli ünvanını elde etti.

Duster 02

Model başarıları, Fluence, Symbol, Clio HB, Clio ST, Captur, Megane ST…

Fluence, Türkiye’nin en çok satılan modeli olmasının yanısıra elde ettiği %18,5 pay ile C1 segmentinin lideri oldu. Symbol pazardaki başarısını korudu ve 2014 yılında da gerçekleştirdiği 20 bin 242 satış adedi ile B1 segment lideri oldu. Symbol 2013 yılında %49,3 olan segment payını 2014’te %52,3e yükseltti.

Clio,HB 2014 yılında 22 bin 545 adet satış adedi ile %19,5 pay ile B2 segmentinin liderliğine yerleşti.

Clio Sport Tourer da B3 segmentinde 5 bin 846 satış adedi ve %59,2 pay ile lider. Türkiye Clio satışlarında en başarılı ülkeler arasında yer alıyor. Dahil olduğu Eurasie Bölgesi’nde en çok Clio satılan ülke konumunda. Dünya sıralamasında ise Türkiye, Clio ailesi (Clio HB+ST) satışlarında ülke sıralamasında, Almanya ve İspanya’nın önünde 4. sırada yer alıyor.

Captur ise Mayıs 2013’te lansmanı gerçekleştirilen Captur ilk kez girdiği B7 segmentinde 2014 yılını lider tamamladı. Model, 3 bin 172 adet satış ile %29,7 segment payına imza attı.

Megane Sport Tourer %28,7 segment payı ile C3  segmentinde lider oldu.

Duster 01

Renault, binek otomobil pazarında “en”lere imza atmaya devam ediyor…

2014 yılında Renault markasının modelleri, binek otomobil pazarında “en çok satılan otomobil”, “en çok satılan SW markası”, “en çok satılan sedan markası”, “en çok satılan dizel markası” oldu. Fluence modelinin Türkiye’nin en çok satılan modeli ünvanının yanı sıra Clio Sport Tourer + Megane Sport Tourer satışları ile Renault, 2014 yılında da “en çok tercih edilen SW markası” oldu. Ayrıca Fluence, Symbol ve Latitude modellerinin başarıı grafiği ile Renault markası, 2014 yılında “en çok tercih edilen sedan markası” oldu. Renault en fazla dizel otomobil satışı gerçekleştiren marka oldu.

Türkiye, global pazarda başarılı sonuçlar elde etti

Türkiye, 2013 yılında Renault Grubu’nun 5. büyük pazarı konumuna yükseldi. Ayrıca Avrupa ülkeleri arasında Fransa ve Almanya’nın  ardından 3. sırada yer aldı. Dünya sıralamasında ise Türkiye 5. sırada.

Her 10 Renault modelinden 7’si yerli…  

Türkiye pazarında 16. kez binek otomobil lideri olan Renault markası yüksek yerlilik oranını koruyor. Markanın satışını gerçekleştirdiği 10 otomobilden 7’si Oyak Renault Fabrikaları’nda üretiliyor. Türkiye pazarı genelinde satılan 10 otomobilden sadece 3 model yerli.

Dacia Dokker Van, 1

Renault markası innovasyona yatırım yapmaya devam ediyor.

Renault, innovasyon konusunda çalışmalarını son hızla sürdürüyor. Marka, 2014 yılında innovasyon ürünü olan Eolab konseptini Paris’te ilk kez sergiledi. Hemen ardında Renault, 2015 yılında açığa çıkaracağı iki inovasyonu gün yüzüne çıkardı. İlki markanın üzerinde çalıştığı daha verimli ve daha kompakt bir elektrikli motor. Diğeri yakıt faturalarını azaltmaya yönelik LPG’li kullanıma göre uyarlanmış modern, turbo şarjlı benzinli motor.

Innovations@Renault sayesinde mobilite dünyasındaki evrimleri gözler önüne seren araştırma prototipleri kullanılarak inovasyonların hangi aşamada bulunduğu gösterildi. Bu bağlamda Renault, araştırma projesi adı altında ortaklarla geliştirilmiş olan üç adet prototip sundu: HydiVU projesi kapsamında mild-hibrid Dizel çözümü sunan bir hafif ticari araç prototipi, POWERFUL projesi kapsamında daha ekonomik çok küçük ebatlı iki zamanlı dizel motor konsepti, VELUD projesi kapsamında Twizy temelli küçük bir elektrik motorlu teslimat aracı prototipi.

Renault Müşteri Memnuniyetinde de ilk sırada

Müşteri memnuniyeti açısından da 2014 mükemmel bir yıl oldu. 2014 yılında başlatılan “Renault Dinliyor” çalışması 360 derece müşteri memnuniyeti döngüsü sayesinde Renault bu alanda 2 ödüle layık görüldü. IMI (International Management Institute) tarafından düzenlenen organizasyonda Renault, En İyi Müşteri Deneyimi kategorisinde birincilik ödülünü elde etti. Ayrıca Marka; Marketing Türkiye Dergisi, Marketing Management Institute, Şikayetvar.com ve Method Research Company işbirliğiyle bu yıl ilk kez düzenlenen A.L.F.A. Awards’da Müşteri Hizmetleri olarak Otomotiv grubunda birincilik ödülünü elde etti.

Diğer taraftan şikayetendex sonuçlarına göre Renault, 4 yıldır üst üste otomotiv sektöründe şikayeti en iyi yöneten marka seçildi. Kalite Ligi yarışında ise 2014 yılı genelinde Renault Çağrı Merkezi, 63 marka arasında birinci oldu. Otomotiv grubundan 15 marka olmak üzere, farklı sektörlerin çağrı merkezleri arasında yapılan bu yarışmada Renault Çağrı Merkezi en iyi çağrı merkezi seçildi.

Çok ödüllü sosyal sorumluluk projeleri: Sokakta İlk Adımlar ve Sizin Fikriniz Sizin Projeniz …

Türkiye’nin otomotiv alanında  en uzun süreli, en yaygın yol güvenliği eğitim projesi Sokakta İlk Adımlar 13. yılını kutluyor. Sokakta İlk Adımlar, 2013-2014 Eğitim dönemi sonunda 41 ilde,1,5 milyon öğrenciye ulaşmış oldu. ikinci 10 yılda hedef 5 milyon öğrenciye ulaşmak. Proje, 2013 yılında Kent ve Yaşam Ödülleri Sosyal Sorumluluk Ödülü aldı. SİA, Cumhurbaşkanı Abdullah Gül tarafından ödüllendirilmiş ve Türkiye Halkla İlişkiler Derneği’nden de Altın Pusula Büyük Ödülü’nü almıştı. Renault’nun lise öğrencilerine yönelik diğer bir projesi olan “Sizin Fikriniz Sizin Projeniz” kapsamında ise gençler, trafik güvenliği ve çevreci ulaşım konusunda yaratıcılıklarını kullanarak projeler üretiyorlar. İstanbul Liselerinde 4 yıldır düzenlenen yarışma için bugüne kadar toplam 9 bin 390 öğrenci 80 proje gerçekleştirdi. Liseli gençler bu projeleriyle yakın çevrelerindeki yol güvenliği sorunlarının iyileşmesine somut katkılarda bulundu. İstanbul Milli Eğitim Müdürlüğü yarışmada birincilik kazanan bazı projelerin İstanbul ve Türkiye’nin bütün okullarında uygulanması için harekete geçti. Programın hedefi 10 yıl içinde 1 milyon liseli gence, güvenli ve daha iyi bir yaşam için birlikte harekete geçmeyi öğretmek, aktif ve demokratik yurttaşlar olarak yetişmelerine katkıda bulunmak. Proje, ODD tarafından 2014’te “Yılın Sosyal Sorumluluk Projesi” ödülüne layık görüldü.

Duster 06

Renault, bol ödüllü bir yıl geçirdi

2014 yılında Renault markası farklı dallarda birçok ödüle layık görüldü. Bu yıl 5.’si düzenlenen ODD Gladyatör organizyonunda Renault 5 ayrı ödül elde etti. 16. kez binek otomobil lideri olan Renault “Yılın En Çok Satılan Otomobil Markası“ ödülünü alarak yine zirvede yerini aldı. “Yılın En Çok Satılan Otomobil Modeli” kategorisinde ise Renault Fluence ipi göğüsledi. Gladyatör ödül töreninde merakla beklenen diğer bir ödül de “Yılın Basın Lansmanı” idi. Bu özel kategoride Renault Twizy, basın mensuplarının oyları ile yılın en iyi basın lansmanı seçildi. ODD Gladyatör’ün çekişmeli geçen diğer bir kategorisi de en başarılı “Dijital ve Sosyal Medya Uygulaması” oldu. Bu kategoride “Bırak R-Link Cevaplasın” projesi ile sürücülere sesli komut sistemi sayesinde telefon, e-mail gönderme gibi talimatlar verebiliyor. “Yılın Sosyal Sorumluluk Kampanyası” ödülü de Sizin Fikriniz Sizin Projeniz yarışması ile Renault’nun oldu. Halk oylamasına açık olmayan bu kategoride değerlendirme, Türkiye Halkla İlişkiler Derneği Geçmiş Dönem Başkanı ve Yönetim Kurulu Üyesi Fügen Toksü başkanlığındaki saygın akademisyenlerden ve iletişim sektörünün deneyimli isimlerinden oluşan jüri tarafından yapıldı. Renault Bırak R-Link Cevaplasın projesi ile “En iyi mobil cihaz uygulaması kategorisinde Kristal Elma ödülü aldı.

2015 yılına ait öngörüler

İbrahim Aybar “Emtia fiyatlarında Haziran ayından bu yana yüzde 31’e yakın düşüş oldu. Petrol fiyatlarında dramatik düşüş yaşandı ve düşme eğilimi devam ediyor. Petrol fiyatlarının bu seviyelerde istikrar kazanması veya düşüşün devam etmesi halinde bu durum enflasyona 2 puan kadar katkı yapacaktır. 2015 yılında ekonomik büyüme ve göstergelerin orta vadeli plan doğrultusunda gerçekleşeceğini ve yine yüzde 4 civarında ekonomik büyüme gerçekleşeceğini ifade edebiliriz. Enflasyonun 2014’ün altında gerçekleşeceğini, faizlerin, enflasyonun beklentilerden daha düşük gerçekleştiğini de göz önünde bulundurarak, 2014’e nazaran düşüş yönünde baskılanacağını tahmin ediyoruz. Bütün bu gelişmelerin otomotiv pazarını olumlu etkileyeceğini, sektörün bu yıl seviyelerinde ya da bir miktar üzerinde gerçekleşmesini öngörüyoruz.” dedi.

BSS_8146

Oyak Renault, Türk Otomotiv Sanayisinin üretim ve ihracat lideri

Oyak Renault, 2014 yılında, 261 yeni istihdamıyla ve üç vardiya düzeninde 318 bin 246 adet otomobil üretimi gerçekleştirerek, otomobil üretiminin yüzde 43,39’una, toplam üretimin de yüzde 27,19’una imza attı ve Türk Otomotiv Sanayisinde üretim liderliğini sürdürdü. İç pazardaki yüzde 11,6’lık düşüşe rağmen, Avrupa pazarındaki yükselişi değerlendirerek gerçekleştirdiği ihracatı sayesinde 318 bin 246 adet araç üretimi gerçekleştirdi.

2014 yılında, 257 bin 992 adet otomobil ihraç eden Oyak Renault, Türk Otomotiv Sanayi toplam ihracatının yüzde 29,14’ünü ve binek otomobil ihracatının da yüzde 44,33’ünü gerçekleştirerek ihracattaki liderliğini devam ettirdi ve Türkiye’nin en büyük ihracatçıları arasındaki konumunu sürdürdü.

Bununla beraber, 2014 yılında, 239 bin 922 motor, 251 bin 093 adet vites kutusu, 332 bin 849 ön takım ve 354 bin 145 arka takım şasi üretimi gerçekleştirildi.

17 yıldır aralıksız olarak binek otomobil üretim ve ihracatının lideri olan Oyak Renault, 2014 yılında da birçok önemli üretim rakamlarına imza attı. 2014 yılının kilometre taşları, 250 bininci motor kapağı, 200 bininci krank mili, 2 milyonuncu motor bloğu, 4 milyonuncu vites kutusu ve 2 milyonuncu şasi üretimleri oldu.

Yatırım ve iyileştirmelere aralıksız devam eden Oyak Renault, 2014 yılı içerisinde yeni motor hattını, yeni krank mili seri üretim hattını, yeni motor kapağı seri üretim hattını, yeni teslim atölyesini, korozyon dayanımını güçlendirme hattını devreye aldı. Bunlarla beraber montaj hatlarında çalışma şartlarının iyileştirilmesi ve verimliliğin artırılması için çalışmalar yaptı ve AR&GE çalışmalarını sürdürdü.

2014 yılı Oyak Renault için yeni bir ürünün de habercisi oldu. Yeni marka kimliği ile üretilen Yeni Mégane’ın lansmanı ürün çeşitliliğini zenginleştirdi.

2015 yılına dair öngörüler

2015 yılında, 2014 yılında gerçekleştirdiğimiz üretim seviyelerimizi devam ettirmeyi öngörüyoruz. Gelecek yeni projelere hazırlanmak için, yerlileşme oranımızı artırma ve rekabetçiliğimizi geliştirme hedeflerimiz doğrultusunda çalışmalarımıza devam edeceğiz. 2015 yılında, özellikle motor kapasitemizi daha etkin kullanmayı öngörüyoruz.

Duster 5

Dacia tarihindeki en yüksek pazar payını kaydetti

Dacia, Türkiye pazarında yükselişine devam ediyor. Dacia Türkiye pazarı marka sıralamasında 6. sırada yer alıyor. 2014 Aralık ayında Dacia, Türkiye satışları ile dünya sıralamasında 2. sırada yer aldı. Marka, binek + hafif ticari araç pazarından aldığı %4,5 pay ile rekor pazar payını gerçekleştirdi. Dacia, 34 bin 469 satış adedi ile 2014 yılını, toplam pazarda markalar sıralamasında 8. sırada tamamladı.

Dacia, 2014 yılında, yenilenen Duster modeli ile Türkiye’nin en çok tercih edilen 4×4 markası oldu.  Duster

Türkiye’nin en çok satılan 4×4 modeli oldu. Ayrıca SUV segmentinde %28,4 pay ile C7 segment 1.’liğini elde etti. Dacia, 2013 yılında Lodgy ile giriş yaptığı C4 segmentini domine ederek %45,2 pay ile segment liderliğine yerleşti. Dacia 2013 yılında yapılan araştırmalar sonucunda, Nurhayat ve Lodgy-Robero Carlos reklamları ile 2014’te reklam görünürlüğü en yüksek marka oldu.

Renault 2015 Basın Toplantısı Bültenini İndirmek İçin Tıklayınız.

Üç’ün Bir’i

Bu hafta sizlere 3 ana konuyu aktarmaya çalışacağım. Bunların içerisinden birisi diğerlerine göre daha ağır basıyor. Bakalım hangisi… :))

23-25 Şubat’ta Uludağ’da yapılan Renault2 Konvansiyonu programının 3. gününde ve son ayağında Oyak-Renault otomobil fabrikalarındaydık.

Güzel bir gezi oldu; ilk üretilen araçtan son üretilen (4,5 milyonuncu) araca kadar görme şansına sahip olduk.

Gezi sırasında aldığım notlar içerisinde en dikkat çekici olanın 1.000 kişiye düşen 135 adet araç ile halen doymamış bir Pazar olduğumuzu söyleyebilirim.

En başta 592 adet ile Almanya gelmektedir. Sırasıyla 587 adet ile ispanya, 531 adet ile Polonya,  408 Bulgaristan, 250 Romanya, 155 Dünya, 135 Türkiye ve 41 adet ile Çin gelmektedir.

Benzer ülkelerdeki  (özellikle Bulgaristan) araç sahipliği oranına ulaşmak için Türkiye’de 15 milyon araç satılması gerekiyor.

Geçtiğimiz yıllarda rekorlar kırıldığını ve en son 2013 yılında otomobil ve hafif ticari araç toplam pazarında 853 bin adet araç satıldığını ele alırsak yaklaşık 18 yıl beklemek durumunda olduğumuz sonucu ortaya çıkmaktadır.

Bu sürecin uzamasının en başlıca nedeni alınan yüksek vergilerdir.  Halen ülkemizde en düşük motor kapasitesine sahip (<1600cc) otomobiller üzerinden %65 (ötv+kdv) vergi alınmaktadır. Bu değer AB ortalamasında %18’dir. Yine hafif ticaride ülkemizde %36 olan vergi oranı AB ortalamasında %18’dir.

Yine başka bir açıdan olaya yaklaşırsak Türkiye araç üretiminde dünyada 16. sırada yer almaktadır. Bizim alt sıralarımızda sırasıyla Endonezya, İran, Slovakya ve Arjantin yer alırken üst sıralarımızda Çek Cumhuriyeti, İngiltere, Fransa, İspanya, Rusya, Kanada, Tayland, Meksika, Brezilya, Hindistan, Kore, Almanya, Japonya, ABD ve Çin bulunmaktadır. Bu değerler bize ülkemizde yapılacak daha çok iş olduğunu göstermektedir. Özellikle fabrikayı gezerken tanık olduğumuz iş gücünü dikkate alırsak yapılacak yatırımların işsizlik sorununa da çare olabileceğini söyleyebiliriz.

Oyak-Renault fabrikalarının en büyük özelliklerinden birisi de 60 adet/saat üretim yapılabilme kapasitesidir. Bu çok iddialı bir rakamdır.

Bunun dışında başka bir çarpıcı örnek ise bir banttan aynı anda birden fazla araç çıkabilmesidir. Yani anlayacağınız gibi Fluence, Clio ve Megan’ın peşpeşe aynı banttan indiğini görebilirsiniz.

Sizlere son ve çarpıcı bir bilgi olarak şunu söyleyebilirim ki artık ülkemizde motor yapılabilmektedir! Şimdilik bütün bir şekilde dışarıdan gelen blok işlenebilmekte ve istediğimiz özelliklerde ve ölçülerde motor yapabilmekteyiz. 2015 yılına kadar bloğu da üretebilecek duruma geleceğimizi edindiğim bilgiler doğrultusunda rahatlıkla söyleyebilirim.

Rakamlar ve veriler sizleri sıkmış olsa da çok önemli olduklarını düşündüğüm için sizlerle öncelikli olarak paylaşmak istedim.

Bu veriler aklımıza “neden kendi aracımızı kendimiz üretemiyoruz?” sorusunu getirebilir.

Hayırlısı diyelim ve gelelim biraz da gözlemsel değerlendirmelerimize…

Bizler öncelikle ön kapıda çok güler yüzle karşılandık. Geleceğimizi biliyorlardı, hazırlıklar çok iyiydi. Küçük bir kokteyl sonrası konferans salonuna geçtik, biraz bilgilendirme sunumu sonrasında kılık kıyafet değişikliği ile fabrikayı gezmeye başladık.

Sizlere az önce vermiş olduğum veriler bu sunum sırasında aldığım notlardan oluşmaktadır.

İlk önce kaporta-boya atölyesini, sonrasında sırasıyla montaj ve motor atölyelerini gezdik.

Her bölüme girerken ve çıkarken güler yüzlerle karşılandık ve uğurlandık. Hepsi de geleceğimizi biliyorlardı ve hazırlıklıydılar. Gezi sırasında bölüm yetkilileri bizlere detaylı bilgiler aktardılar. Akıcı ve doyurucu bilgiler eşliğinde keyifli bir gezi yaptık.

Belki sizler de fark etmişsinizdir, sürekli üstüne basarak söylüyorum ki karşılama ve hazırlıklar çok etkileyiciydi.  Bir başka dikkatimi çeken olay ise herkesin bir sorumluluk alanı ve işi olmasıydı. Gezi sırasında arkadaşlarımla da paylaştığım şeyi sizlerle de paylaşayım; herkesin tek bir işi yapmasından dolayı işte böylesine iddialı ve muhteşem işler çıkmaktadır.

Oysaki son zamanlarda oluşmaya başlayan bir sistem var ülkemizde; bir kişi üç kişilik çalışsın diye bir şey çıkardılar. Hal böyle olunca da işler arap saçına dönmeye başladı. Çalışan mutsuz, işveren mutsuz, en önemlisi de müşteri mutsuz olmaya başladı.

Fabrikada gördük ki herkes işini yaptığında ve tek bir iş yaptığında gayet de güzel sonuçlar çıkmaktadır.

Neden kurumsallaşamıyoruz sorusuna belki de en güzel cevaplardan birisi bu olabilir. Bir kişiye bir iş mi? Bir kişiye üç iş mi?

Benden söylemesi bu kadar, gerisi sizlerin yorumuna kalmış…

OSD üyesi firmalar İSO 500 listesinde yerini aldı

İstanbul Sanayi Odası’nın (İSO), Türkiye’nin en büyük 500 sanayi kuruluşunu belirlediği 2012 yılı raporu açıklandı. Otomotiv Sanayii Derneği (OSD) üyeleri listede yer almayı sürdürdü.

İstanbul Sanayi Odası’nın hazırladığı “2012 Türkiye’nin 500 Büyük Sanayi Kuruluşu Araştırması” sonuçlarına göre; 2012 yılında Otomotiv Sanayii Derneği üyesi firmalar listede yer aldı. OSD üyesi Ford Otosan, Oyak-Renault sıralamadaki yerlerini korurken Türk Traktör, Honda Türkiye, Otokar, Anadolu Isuzu firmaları bir önceki seneye göre listedeki yerlerini yükseltti.

Otomotiv Sanayii Derneği Yönetim Kurulu Başkanı Kudret Önen İSO 500 listesindeki otomotiv sanayicilerinin başarısına ilişkin yaptığı değerlendirmede, “Bu yıl da geçmiş yıllara benzer olarak, İSO 500 listesi sıralamasında üç firmamızın ilk on içinde yer alması gurur verici. Derneğimiz üyesi firmalar listede, üretimden satışlar, satış hasılatı, üretici fiyatları ile yaratılan brüt katma değer, öz kaynak, net aktifler, vergi öncesi dönem kâr/zarar, ihracat ve çalışan sayısı açısından büyüklük sıralamasında üst sıralarda yer alıyor. Başlıca pazarımız konumunda bulunan AB’deki daralmanın devam etmesine rağmen, Türk otomotiv sanayi yılmamış ve yeni pazar arayışlarına girmiştir. Türkiye ihracatının büyük bölümünü gerçekleştiren sanayimiz bu yeni Pazarlar sayesinde ihracatını belirli bir seviyede tutmayı başararak yine Türkiye’nin lokomotif sektörlerinden biri olmayı sürdürmektedir” dedi.

Otomotiv Sanayii Derneği’nin üyelerinin her yıl listede başarı grafiği ile yer almasından duyduğu memnuniyeti dile getiren Önen, “Yavaşlayan dünya ekonomisi ve daralan dünya ticaret hacmine rağmen otomotiv sanayini başarısından dolayı tebrik ediyorum. Ekonomik ve siyasi istikrarın devam etmesine paralel, OSD üyelerinin önümüzdeki yıllarda da başarısını artırarak devam ettireceğine inanıyorum” dedi.

 

NG Rally Team üçte üç yaparak liderliğini sürdürdü

NG Rally Team, 2013 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 3. ayağı olan Oyak-Renault 38. Yeşil Bursa Rallisi’nde yarıştı. 25 ekipten 15’inin tamamlayabildiği zorlu yarış sonrasında NG Rally Team adına yarışan Burak Çukurova/Ünal Tezel ikilisi üçte üç yaptı ve bir kez daha Sınıf 3 birinciliğine ulaştı.

Bu yıl 38. kez düzenlenen ve 2013 Türkiye Ralli Şampiyonası’nın 3. ayağı olan,Oyak-Renault Yeşil Bursa Rallisi 06 Temmuz Cumartesi günü Oyak-Renault Otomobil Fabrikalarıönünden verilen startın ardından, Kültürpark içerisinde oluşturulan ve seyircinin yoğun ilgisi altında koşulan Bursa Büyükşehir Belediyesi seyirci özel etabı ile başladı.
Cumartesi günü gerçekleştirilen yarışların ardından pazar sabahı07.30’da tekrar direksiyon başına geçen ekipler, yarışın ikinci gününde Tuzaklı, Soğukpınarve Kirazlı özel etaplarınıüçer kez geçerek saat Crowne Plaza Bursa önündeki finiş podyumuna ulaşmak için ter döktüler. 25 ekipten 15’inin tamamlayabildiği zorlu mücadele sonunda NG Rally Team adına yarışan Burak Çukurova/Ünal Tezel ikilisi 3’te 3 yaparak bir kez daha Sınıf 3 birinciliğine ulaşarak Sınıf Birinciliği’ndeki liderliğini sürdürdü.

“Made in Turkey” mi yoksa “Dizayn in Turkey” mi?

Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Türkiye’de otomotiv sektörünün önünün açılması gerektiğini belirterek, şu anda sektörün önünün pek açık olmadığını savundu.

Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, kendileri tarafından teşvik paketinin çok güzel ve olumlu olarak karşılandığını belirterek, ”Ama detaylarına indiğimizde bu teşvikin önümüzdeki hedefleri yakalamamız için gerekli alt detaylara sahip olmadığını da yavaş yavaş görmeye başladık” dedi.

Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği’nin (OYDER) düzenlediği ”Made in Turkey” paneline Türkiye otomotiv endüstrisinin temsilcileri TOFAŞ Üst Yöneticisi (CEO) Kamil Başaran, Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu, Toyota Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Orhan Özer ve Hyundai Assan Yurtiçi Satış, Satış Sonrası ve Pazarlama Genel Müdürü Ümit Karaarslan katılarak, Türk otomotiv sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Panelde Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Türkiye’de otomotiv sektörünün önünün açılması gerektiğini belirterek, şu anda sektörün önünün pek açık olmadığını savundu.

Sektörde birçok engelle karşılaştıklarını dile getiren Yenigün, ”Tam satışlar artıyor, pat diye ÖTV ile karşılaşıyoruz. Geçen sene ekim ayında bir ÖTV çıktı, yansıması bu yılın ilk aylarında geldi. Hele şu anda segmentler bazında ciddi bir kaymaya neden oldu. Yerli üretilen aracın segmentini daraltıp ithal edilen aracın segmentinin ya da miktarının artmasına neden oldu. Psikolojik olarak piyasada bir yavaşlama oluyor” diye konuştu.

Yenigün, otomotiv sektörünün ekonomiyi rahatsız etmeyecek şekilde önünün açılması gerektiğine işaret ederek, bunu yapacak otoritelerin belli olduğunu, otoritelerin sektörü iyi dinleyerek, piyasayı iyi yoklayarak bu yolu açmaları gerektiğini vurguladı.

-”Teşvik paketi yeterli değil”-

Yenigün, açıklanan teşvik paketine ilişkin de değerlendirmelerde bulunarak, ”Malum bir teşvik paketi var. Teşvik paketi çok güzel çok olumlu olarak karşılandı hepimiz tarafından ama detaylarına indiğimizde bu teşvikin bizim önümüzdeki az önce belirttiğim hedefleri yakalamamız için gerekli alt detaylara da sahip olmadığını da yavaş yavaş görmeye başladık. İlk anda göremezsiniz. Zaten yasal altyapısını ve teknik detaylarını daha açıklamış değiller. Sadece belli temel noktalarını açıklamışlar. Bekleyeceğiz herhalde” diye konuştu.

Yerli otomobil konusunda görüşlerini de paylaşan Yenigün, yerli otomobil konusunun çok popülist ve polemiğe çok açık olduğunu söyledi.

Yenigün, bu konudaki bir yanlışı düzeltmek istediğine değinerek, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Yerli otomobil konusu hepimizi yaralıyor. Yerli otomobili 1966 yılından beri çok büyük bir hakkı ile yapıyor Türkiye. Bazı araçlarda beyaz kağıttan başlayan motorun nasıl olması gerektiğini çizen bunu geliştiren, dökümcüsünde döken, işleme tezgahında işleyen, onu komple hale getirip deneyip testlerini yapan bir motor üretim tesisimiz var. Bir tarafta da araç üretim tesislerimiz var. Yüzde 60-70 yerli malzeme kullanım var.

Şimdi doğrusu şu; Türkiye yerli otomobili ilk günden beri hakkıyla yapıyor. Türkiye yerli yan sanayiyi de üretmiş. Bizim neredeyse büyük üretim fabrikalarının hatta onunda ötesinin robotik otomasyonlar, büyük sanayi tesisleri haline gelmiş yan sanayimiz var. Onlar da her şeyi yan sanayi olarak yapıyorlar. Ortada ‘tamamen yerli’ tanımına uyan da bir şey de yok. Bunu Japonya da yapmıyor biz de yapmıyoruz. Zaten yapılamaz da.”

Yenigün, Türkiye’de şu anda yapılmak istenenin yerli marka olduğuna işaret ederek, şunları kaydetti:

”Yerli markayı nasıl kuracaksınız? Nasıl pazarlayacaksınız? Ekonominin böyle bir şeye ihtiyacı var mı? Bakmak lazım. Karşıt görüş 2023 yılında 500 milyar dolar ihracat hedefi. 4 milyonluk üretim. Bunlara baktığımızda ‘yerli marka olması lazım’ diyoruz. Ben de katılıyorum. Türkiye’nin birçok yerli markası olması lazım. Ancak bunu otomotivde seçmek bu kadar yayılmış popüler bir üründe yerli markayı seçmiş ve ekonominin artık aracı üretmek değil aracı kaliteli, verimli, güvenli, eğlenceli üretmek… Bunu herkes yapıyor. Bunun üzerine rakiplerden daha avantajlı yapabilmek, bir özellik katmak, bunun üzerine de bunu müşteriye en uygun şekilde ulaşılabilir bir fiyatla satmak… Ekonomik altyapısı doğru hesaplanmamış, ‘ben yerli otomobil yapacağım yerli marka istiyorum’ diye ortaya çıkmak hiçbir sanayicinin elini altına sokacağı bir taş değil. Öyle olmadığını da herkes biliyor. Olayı popülizmden kurtarmak lazım. Olay Türkiye’de daha fazla sermaye koyup, bu iç sermaye de olabilir dış sermaye de olabilir, daha fazla sermaye getirip daha fazla üretmekten geçiyor.”

Yenigün, Türkiye’nin geleceğinin sağlam olabilmesi için üretmek gerektiğine işaret ederek, Türkiye’de otomotiv sanayisinde müthiş bir kurulu kapasite bulunduğunu, yıllık 1,5 milyonluk üretim kapasitesinin olduğunu, ancak yıllık üretiminin yaklaşık 1 milyon 200 bin adetler civarında kaldığını, yıllık 300 bin adetlik kapasite kaybının yaşandığını anlattı.

-”Bugün ne vergi çıktı’ diye gazetelere bakıyoruz”-

Bunu yapacak yatırımcının ve işgücünün de Türkiye’de bulunduğuna işaret eden Yenigün, ancak otomotiv sektörüne ilişkin sabahleyin kalktıkları zaman ”bugün ne vergi çıktı?” diye gazetelere baktıklarını kaydetti.

Yenigün, ”Türkiye’de teşvik paketi diyoruz, teşvik paketini hatmettik ama detaylarını okuyorum ama hangi başlıkta olursa olsun otomotive teşvik yok. Bunu bir kenara yazın; otomotive teşvik yok. 1. bölge tarifi var, ama yok. Öbür tarafta ‘yüzde 40 katma değer yaratması lazım’ diyorlar teşvike girmesi için biz yüzde 40 katma değer yaratan bir durum bilmiyoruz otomotivde. Öyle bir şey yok” diye konuştu.

-Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu-

Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu ise, otomotiv sektörü açısından Türkiye’de bir tek tehdit olduğunu bildirerek, bunun da ömrünü tamamlamış araçların devreden kaldırılması ile ilgili yönetmeliğin yürürlükte olmasına rağmen uygulanmaması olduğunu söyledi.

Tunalıoğlu, bu arabaların hala ekonomik değerlerinin ve kullanımdaki vergi avantajlarının olduğunu dile getirerek, ”Dolayısıyla bunlar bir türlü pazardan çıkamıyorlar. Çıkamadıkları için de aşırı yakıt sarfiyatı ve çevre kirliliği bazıları çok eski model olmasından dolayı emniyetsizlikleri konusu tabii rahatsız edicidir” dedi.

Türkiye’de üretilen bütün modellerin yerli otomobil sayılacağını dile getiren Tunalıoğlu, aynı zamanda küresel tüm markaların 2010-2013 yılları arasında en az bir modelinin elektrikli olacağını deklare ettiklerini anlattı.

Tarık Tunalıoğlu, şunları kaydetti:

”Elektrikli otomobil çevreci bir çözümdür, bir gerekliliktir ama yerli markanın hayali olmamalıdır. Yerli marka otomobil için grubumuzun hazır olduğu ve gelen teklifleri değerlendireceği işareti en son Cenevre Otomobil Fuarı’nda en üst düzey yönetici tarafından açıklandı. Sayın bakanımız teşvikleri yerli marka için bir işaret fişeği olarak değerlendirmiş, tabii çok heyecanlıyız ve bu bizi mutlu etti. Ama biz o işaret fişeklerinden bir tanesini 2009 yılında gördük, büyük yatırımlara teşvik konusunda.

Daha sonra uygulama konusunda maalesef aynı hızla gidemedik. Şimdi bu teşvik paketinin de kesinleşmesi ile otomotive cash (nakit) girdisi yok. Teşvikte cash şartı yok. Önce üreteceksiniz, sonra kazanacaksınız sonra vergiden düşeceksiniz, böyle uzun bir süreç var. Dolayısıyla zaten mevcut bir şirketinizin olması lazım. O yüzden sıfırdan başlayıp yapmanız zaten zor gibi.”

Teşvik paketinin yerli marka otomobil için öneminin çok büyük olduğuna işaret eden Tunalıoğlu, oradan gelecek desteğin ancak bu işi mümkün kılabileceğini sözlerine ekledi.
Toyota Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Orhan Özer, ”Türkiye, kendi markasını üretecek ve gerçekleştirecek güce sahip. Devletjn vereceği küçük bir destek hareketi bir markayı ya da girişimi rahatlıkla yükseltebilir” dedi.

Otomotiv Yetkili Satıcıları Derneği’nin (OYDER) düzenlediği ”Made in Turkey” paneline Türkiye otomotiv endüstrisinin temsilcileri TOFAŞ Üst Yöneticisi (CEO) Kamil Başaran, Ford Otosan Genel Müdürü Haydar Yenigün, Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu, Toyota Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Orhan Özer ve Hyundai Assan Yurtiçi Satış, Satış Sonrası ve Pazarlama Genel Müdürü Ümit Karaarslan katılarak, Türk otomotiv sektörüne ilişkin değerlendirmelerde bulundu.

Toyota Türkiye Üst Yöneticisi (CEO) Orhan Özer, Türkiye’de otomotiv pazarının çevre duyarlılığından öte daha çok özellikle fiyat daha sonra dizayn konusuna endeksli olduğunu kaydetti.

Özer, çevre konusunda ve çevreye duyarlı araçlar üretme konusunda öncelikle Türkiye pazarında belli bir talebin yaratılması gerektiğine işaret ederek, bu talebin de kısmen vergi destekleriyle yapılabileceğini söyledi.

Yeni motor teknolojisi uygulamasında özellikle daha verimli yakıt tüketimi, hibrit, elektrik ve hidrojen yakıtlı araçlar konusunda yan ve ana sanayinin ciddi şekilde teşvik edilmesi gerektiğine işaret eden Özer, sözlerini şöyle sürdürdü:

”En başarılı ve en çevreci çözüm şu an itibariyle hibrit teknolojisi. 1997 yılından bu yana biz 3,5 milyon hibrit araç sattık. Bu 3,5 milyon hibrit aracın 2000 yılından bu yana çevreye olan katkısı 23 milyon ton karbondioksit salınımının azaltılmasıdır. Yani yaklaşık yılda 10 milyon aracın karbondioksit salınımını biz bu dönem içinde hibrit araçlar kanalı ile daha az yapma başarısını gösterdik.

Bu çok büyük major bir katkı değil ama bir katkı. Biz böyle bir araç üretebilir miyiz? Geçtiğimiz yıl hibrit araçların üretilmesi İngiltere’deki fabrikamızda başladı ve üretim sürüyor. Araçlar Avrupa pazarına veriliyor. Şartlar oluştuğunda bizim de hibrit araçlar üretmemizin hiçbir engeli yok. Şartların oluşması hem kendi içimizdeki şartlar hem Toyata’nın kendi içindeki şartlar hem pazar şartlarının oluşması. Biz de onu gururla paylaşırız. Biraz daha Türkiye’de şartlar oluşur, zaman vermeyelim ama bunu yapacak gücümüz var.”

Orhan Özer, Türkiye’nin kendi markasını üretecek ve gerçekleştirecek güce sahip olduğunu ve kendisinin de buna inandığını dile getirerek, işin zor olan kısmının üretim değil, satış ve pazarlama ayağı olduğunu bildirdi.

”Otomotiv ana ve yan sanayisinin, otomotiv sektöründe bu zamana kadar yaptıkları bundan sonra yapacağının garantisidir” diyen Özer, Türk otomotiv sektörünün yerli marka otomobil yapmak için gerekli teknolojiye ve insan kaynağına sahip olduğunu anlattı.

Özer, asıl önemli olanın sıfırdan bir marka yaratmak ve rekabetin bu kadar yoğun yaşandığı sektörde bu markanın pazara girmesini sağlamak olduğunu belirterek, şunları kaydetti:

”Gerçek zorluk bence burada. Ama ben bu konuda da iyimserim. Çünkü hükümet bu işi bir bütün olarak görüp destekliyor. Devletin vereceği küçük bir destek hareketi bir markayı ya da girişimi rahatlıkla yükseltebilir. Rahatlıkla yollarını açabilir. Bu sebeple devletin bu niyette olanlara doğru tercihle, doğru tecrübedeki insanlara samimi bir şekilde bu işe girmesini söylemesi lazım.

Bu işi bir teşvik kapısı ya da nemalanma kapısı olarak görmemek lazım. Nemalanmadan kastım tabii ki her ticari faaliyetin neticesinde bir karlılık bir netice beklenecektir. Ama bu işin amacına ulaştıktan sonra karlılığın geleceği hedeflenmeli.”

-TOFAŞ CEO’su Başaran-

TOFAŞ Üst Yöneticisi (CEO) Kamil Başaran, 1995 yılında Gümrük Birliği ile beraber küresel markaların Türkiye’de rekabet yapısına heveslenerek burada yer almak amacıyla faaliyete başladıklarını anımsattı.

Başaran, Türkiye’nin teknik mevzuata uyumda bugüne kadar önemli adımlar attığını dile getirerek, dolayısıyla Türkiye’de her türlü coğrafi bölgedeki regülasyonlara uyumlu araçlar üretildiğini belirtti.

Türkiye’nin zayıf yönlerinin ise sürekli girdi maliyetlerinin artması olduğuna işaret eden Başaran, bunun da kısa ve orta vadede pek çözümünün olmadığını anlattı.

Başaran, diğer bir konunun ise lojistik maliyetinin aracın üzerine binmesi olduğunu ifade ederek, bu durumun bütün dünya da rekabet edilen ortam içinde önemli bir kayıp olarak ortaya çıktığını kaydetti.

Mutlaka lojistiğin ele alınıp, demiryolu ve denizyolu taşımacılığına önem verilmesi gerektiğine değinen Başaran, ”Bizim vergi olarak üzerimizde önemli bir yük var. Bir de bunun değişkenliği, mevsimselliği olmadık zamanda, sektöre darbe vurmakta ve bunu biz her zaman kaldıramıyoruz” dedi.

Başaran, Türkiye’nin genelde Avrupa pazarlarına bağımlı çalıştığını anımsatarak, zaman zaman Avrupa’da yaşanan ekonomik dalgalanmaların önemli bir tehdit olarak sektörün karşısına çıktığını belirtti.

Başaran, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Son tehdit, BRIC ve Doğu Avrupa’da. Çünkü bu bölgelerde yeni yatırımlarla ilgili hükümetlerin vermiş olduğu destekler çok ciddi boyutta. Sırbistan’ın şu anda yapmış olduğu otomotiv sektöründeki altyapı çalışmaları ve bununla ilgili yapılan angajmanlar çok ciddi anlamda Avrupa’da bir tehdit olarak alınmaları lazım.

Fırsatlarımız ise; biz ciddi olarak ARGE’ye yatırım yapıyoruz. Yan sanayimiz bizim çok kuvvetli. Yan sanayimiz kendi başına yaptığı ihracatla ve hepimizin kapısını çalarak üç adım ötedeki fayda ve fırsatlarını bizlerle beraber paylaşıyorlar ve bizim son derece önemli öğelerimizdir. Diğer fırsatlar da, Türkiye’nin alternatif enerjiye dönük çalışmalar yapması. Kısa vadede belki çok önemli faydaları olmayacaksa dahi bizim Türkiye olarak yavaş yavaş fosil yakıttan başka yakıta geçmemizin yararlı olduğuna inanıyoruz.”

Yerli marka yaratma konusunda ise Başaran, ”Teşvik belirsiz şu anda. Tebliği yok daha. Detayları yok ortada. Bir taraftan yatırım teşviki paralelinde çalışılan ARGE teşviki var. Bu ARGE teşviki kapsamına baktığımızda daha fazla güdümlü bir sistematik bir sistem içinde çeliştiği gözüküyor. ‘Made in Turkey’ değil, ‘Dizayn in Turkey’e geçmemiz lazım” diye konuştu.

-Hyundai Genel Müdürü Karaarslan-

Hyundai Assan Yurtiçi Satış, Satış Sonrası ve Pazarlama Genel Müdürü Ümit Karaarslan da, yabancı yatırımların artışında iç pazarın cazibesinin çok önemli olduğunu belirtti.

Karaarslan, doğrudan yabancı sermayenin Türkiye’ye daha çok gelmesi için ekonomik büyümenin sürekliliğinin önemli olduğuna değinerek, bunun yanında kişi başına gelirin, yetişmiş iş gücünün, ARGE’nin ve mevzuatların uygunluğunun da etkin bir rol oynadığını anlattı.

Teşvik sisteminin kendilerini çok umutlandıran bir şekilde açıklandığına işaret eden Karaarslan, sözlerini şöyle sürdürdü:

”Ana başlıklar olarak altını tam göremiyoruz. Zannediyorum bakanlıklar arası bir koordinasyon sürecinden sonra gelecektir diye düşünüyorum. 15-20 günü geçmeyecektir sanırım. Eğer geç kalınılırsa bugünkü yatırımlarda geç kalabiliriz. Çok detaylı teşvikler olacağını ve otomotiv sektörünün stratejik sektör olarak algılanıp Türkiye’yi daha ileri taşıyacak doğrudan yabancı sermaye yatırımı olacağına inanıyorum.

Şimdi teşvik derken, belli ki Türkiye’de bir diğer konumuz da tasarrufların yetersizliği, tasarrufların yetersizliği konusunda birincil kaynak doğrudan yabancı sermaye, doğrudan yabancı sermaye artışı için içteki yatırımların da artı.

AA, haber7

 

 

 

 

 

 

1 milyonuncu motor bloğu…

Oyak Renault, 2008 yılında başlattığı motorun en önemli ve en büyük parçası olan motor bloğu üretiminde 1 milyon adede ulaştı
Oyak Renault, motor üretimini çeşitlendirerek artırmak ve üretilen otomobillerin yerlilik oranlarını yükseltmek amacıyla 2008 yılında başlattığı motorun en önemli ve en büyük parçası olan motor bloğu üretiminde 1 milyon adede ulaştı.
Konuya ilişkin yapılan yazılı açıklamaya göre, mart ayı sonunda 4 milyonuncu otomobilini de üreten Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nın mekanik faaliyetleri tüm hızıyla devam ediyor.
Grubun üretim merkezlerini yerinde incelemek ve çalışanlardan bilgi almak üzere saha ziyaretleri gerçekleştiren Renault’nun Operasyonlardan Sorumlu Genel Müdürü Carlos Tavares, 1 milyon K motor bloğu üretimi nedeniyle düzenlenen törende yaklaşık 10 yıl aradan sonra geldiği Oyak Renault’yu aynı hatta daha da artan bir dinamizm ve motivasyonla çalışarak bulmaktan memnuniyet duyduğunu belirtti.
Üretim kaliteleri, yetkinlik, motivasyon, işlerini tutkuyla ve özveriyle en iyi şekilde gerçekleştirmeleri nedeniyle çalışanları kutlayan Tavares Oyak Renault’nun hem karoseri-montaj hem de mekanik fabrikalarında gördüklerinin kendisine Bursa’da üretilecek yeni modeller konusunda güven verdiğini bildirdi.
Oyak Renault Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu ise Oyak Renault Otomobil Fabrikaları’nın kurulduğu günden günümüze otomobil üretiminin yanı sıra mekanik faaliyetlerini de gerçekleştiren, bu konuda yüksek yatırımlar yapan bir üretici olmanın ayrıcalığını bir kez daha yaşadığını kaydetti.
Açıklamada Tunalıoğlu’nun şu ifadelerine yer verildi.:
”Türkiye’de bulunan otomobil üreticisi firmaların çoğunun faaliyet göstermediği bu alanda 43 yıldır faaliyetlerimize aralıksız devam ediyoruz. 3 milyonuncu motorumuzu geçen yıl üretmiştik. Bu gururumuza bugün bir yenisini ekliyoruz. Oyak Renault Mekanik-Şasi Fabrikası’nın Renault Grubu içerisinde de, Türk Otomotiv Sanayi içerisinde de ulaştığı başarıyı ve bundan sonra ulaşacağı başarıları göstermesi açısından çok önemlidir. Burada üretilen motor blokları yine burada üretilen motorlarda kullanılmakla kalmıyor, Renault Grubu’nun İspanya, Hindistan gibi ülkelerdeki mekanik fabrikalarına da ihraç ediliyor. Kalitemiz ve yüksek performansımız sonucunda bu konuda da Grup içerisinde örnek fabrika (benchmark) olarak kısa sürede 450 bin adet olan K motor bloğu işleme kapasitemizi tamamıyla doldurduk. Önümüzdeki yıl kapasitemizi 500 bine çıkaracağız. Yeni projeler, yeni teknolojilerle çeşitlenen ve gelişen mekanik faaliyetlerimize emeği geçen herkesi gönülden kutluyorum.”

AA, Habertürk

Renault 4 milyonuncu aracını banttan indirdi

Oyak Renault Otomobil Fabrikaları, 4 milyonuncu otomobilini üretti. Üretilen 4 milyonuncu araç ise iç pazara gidecek kırmızı renkli bir Megane oldu. Oyak Renault açıklamasına göre, 4 milyonuncu otomobil üretimi dolayısıyla tören düzenlendi. Oyak Renault Otomobil Fabrikaları Genel Müdürü Tarık Tunalıoğlu, törende yaptığı konuşmada, 4 milyonuncu otomobili üretmenin haklı gururunu yaşadıklarını ifade etti.

Tunalıoğlu, şunları kaydetti:

”Üstelik 4 milyonuncu otomobilimiz, Türkiye’de hatchback otomobil alışkanlığının yerleşmesinde önemli bir rol oynayan modelimiz Megane HB oldu. Türkiye’deki 43 yıla ulaşan tarihimiz boyunca Türkiye’nin ilk station wagon (Renault 12 SW), ilk klimalı (Renault 12 GTS), ilk dizel motorlu (Renault 9 GTD), ilk otomatik vitesli (Renault 9), ilk yol bilgisayarlı (Renault 21 Concorde) otomobilini ve ilk dizel otomobil motorunun üretimini gerçekleştirerek pek çok ilke imza attık. 2011 yılı sonunda seri olarak üretmeye başladığımız elektrikli Fluence ile Türk otomotiv sanayinde yeni bir çığır açtık. Şimdi de 4 milyonuncu otomobilimizi alkışlarla Türkiye’deki şanslı müşterisine yolluyoruz. 1971 yılında 368 kişiyle sadece Türk pazarı için bin 514 otomobil üretiyorduk. Bugün ise 6 bin kişiden oluşan büyük bir aileyle dünyanın 5 kıtasındaki müşterilerimiz için yüz binlerce otomobil üretiyoruz. Başlangıçta 20 bin olan üretim kapasitemiz bugün 360 binlere yükseldi. 70’lı yıllardan günümüze Türkiye’de üretilen her 2 otomobilden 1’inde sizlerin el emeği var. 4 milyona ulaşan üretimimizin yarısından fazlası 5 kıtada 100 ülkenin yollarında Türk Bayrağını gururla taşıyor.”

Oyak Renault’nun proje ekipleriyle yeni model çalışmalarına katılmak amacıyla Bursa’ya gelen Renault Tasarım Direktörü Laurens van den Acker de Oyak Renault’nun 4 milyoncu üretim gururunu paylaştı.

Van den Acker, Oyak Renault’un üretim kalitesi ve çalışanlarının yetkinlik, motivasyon, işlerini tutkuyla ve özveriyle en iyi şekilde gerçekleştirmeleriyle 4 milyonuncu üretim başarısına imza attığını belirterek, bunun kendisine Oyak Renault’da üretilecek yeni modeller konusunda güven verdiğini ifade etti.

Oyak Renault, Renault’nun Batı Avrupa dışındaki en büyük iştiraki

1969’da kurulan ve iki yıl sonrasında faaliyete geçen Oyak-Renault Otomobil Fabrikaları, bugün Renault’nun Batı Avrupa dışındaki en büyük iştiraki konumunda bulunuyor. Karoseri-montaj ve mekanik-şasi fabrikaları, Ar-Ge Merkezi ile bir uluslararası lojistik merkezinden oluşan Oyak Renault, Renault Grubu’nun dünya çapındaki 38 üretim merkezinden biri.

1971 yılında Renault 12 modeli ile üretime başlayan Oyak Renault yıllar içerisinde Renault 9, Renault 11, Renault 21, Renault 19, Megane Sedan, Megane Wagon, Symbol, Clio, Fluence, Megane HB, Fluence ZE’den oluşan 9 farklı model 18 farklı kasa üretti. Oyak-Renault, halen Symbol, Clio III modelinin 3 ve 5 kapılı hatchback ve Grand Tour versiyonlarını, Fluence, Fluence ZE ve Megane HB modelleriyle bu otomobillerin motor ve mekanik aksamlarını üreterek ihraç ediyor. Oyak Renault’da üretimin tek bir montaj hattında gerçekleştirilmesi, kendisine ürün karması ve miktar konularındaki değişikliklerde esneklik ve kolaylıkla uyum gösterebilme olanağı sağlıyor.

4 milyonuncu otomobilini üreten Oyak Renault, 2012 yılı Şubat ayı sonu itibarıyla 55 bin 165 adet otomobil üretimi ve 38 bin 485 otomobil ihracatı gerçekleştirdi. Oyak Renault’nun ürettiği 4 milyon otomobilin yüzde 46’sı, 5 kıtada Avustralya’dan Yeni Zelanda’ya, Fransa’dan İngiltere’ye, Tayland’dan Mısır’a, Fas’tan Güney Afrika’ya, Kolombiya’dan Martinik’e 100’den fazla ülkede satıldı. 2011 yılı sonunda elde edilen 3,2 milyar doları aşan ihracat cirosuyla birlikte Oyak Renault’nun ihracatı 15 yılda 24 milyar doları geçti.

Oyak Renault’nun Mekanik-Şasi Fabrikası ise halen üretilen Fluence, Megane HB, Clio ve Symbol modelleri için motor, vites kutusu ve diğer yürüyen aksam parçalarının üretimini gerçekleştiriyor. Oyak Renault, son 10 yılda; her yıl düzenli olarak sürdürdüğü yaklaşık 50 ile 250 milyon dolar tutarındaki yatırımları ile Türk ekonomisine katkıda bulunmaya devam etti.

Haber7

AA, Haber7

 

CMS Avrupa’nın en büyük üçüncü jant üreticisi olacak

 

32 yıllık birikimini kullandığı son teknolojilerle birleştirerek her geçen gün başarı çıtasını biraz daha yükselten CMS, 2011 yılında yüzde 48’lik bir artış elde etti. Audi, BMW, Mercedes-Benz, Porsche başta olmak üzere otomotiv sektöründeki dünya devleriyle işbirliği içinde olan şirket, geçtiğimiz yıl toplamda 5,5 milyon adetlik bir üretim gerçekleştirdi.

Üretimin yüzde 86’sı ihracat

Toplam üretiminin yüzde 86’sını ihraç eden CMS, yurtdışında Toyota Grubu (Toyota ve Lexus), VW AG (Audi, Bentley, Seat, Porsche ve Volkswagen), Daimler Grubu (Mercedes Benz ve AMG), PSA Grubu (Peugeot ve Citroёn) Fiat Grubu (Lancia ve Alfa Romeo), Renault Grubu (Dacia ve Nissan) ve BMW markalarına jant tedarik ediyor. Türkiye’de ise Toyota, Oyak Renault, Tofaş ve Honda Türkiye gibi otomobil üreticileriyle çalışan şirket, 200’ün üzerinde jant modelinin üretimini gerçekleştiriyor.

Yeni fabrika 100 bin metrekarelik alana sahip

2005 yılı sonrasında gerçekleştirdiği yatırımlarla önemli bir atılım içerisinde olan ve Türkiye’nin en büyük alüminyum jant üreticisi konumundaki CMS, önümüzdeki aylarda yeni fabrikasını hizmete açmaya hazırlanıyor. D ve E segmentindeki araçlara yönelik satışların artması nedeniyle üçüncü fabrika yatırımı kararı alan CMS, 2012 yılında yaptığı toplam üretimin 600 bin adetlik bölümünü lüks otomobil üreticilerine sunacak. Yeni kapasitesiyle Avrupa’nın üçüncü büyüt jant üreticisi konumuna gelecek CMS, 2015 yılında 9 milyon adet jant üretmeyi planlıyor. İzmir’deki üçüncü üretim tesisi olarak kurulacak olan yeni yatırım için 60 milyon Euro harcayan CMS, ciro ve üretim artışına ek olarak 500 kişilik bir istihdam sağlayacak. Yeni tesis 100 bin metrekare alana sahip.

 Ödüllere doymuyor

2011 yılında Honda Türkiye ve Honda İngiltere’den ‘Maliyet Performansı’ ödüllerine layık görülen CMS, bu yıl da Ege Bölgesi Sanayi Odası tarafından ‘En Fazla İhracat’ kategorisinde üçüncülük ve ‘En İyi Marka’ ödüllerinin sahibi oldu. Son olarak geçtiğimiz hafta Ege İhracatçı Birlikleri tarafından ‘Otomotiv Sektöründe En Fazla İhracatı Gerçekleştiren’ şirket ilan edilen CMS, her geçen gün aldığı ödüllere yenilerini eklemeye devam ediyor.