Supsan’dan 1.250 sektör çalışanına eğitim

Türkiye’nin en büyük supap üreticisi Supsan A.Ş, 5 ilde gerçekleştirdiği 5 bölge toplantısında 1.250 otomotiv yan sanayi çalışanına eğitim verdi. Yoğun bir ilgi ile karşılaşan Supsan A.Ş., toplantılarda başta turbo olmak üzere, üretimlerini ve satışlarını  gerçekleştirdiği ürünleri tanıtma fırsatı buldu.

Borusan Holding şirketlerinden, Türkiye’nin ve çevre ülkelerin en büyük supap üreticisi Supsan A.Ş., sektördeki faaliyetlerini anlattığı ve ürünlerini tanıttığı bölge toplantılarını tamamladı. Supsan A.Ş., Mart ayı içerisinde Aydın, Balıkesir, Çorum, Samsun ve Isparta’da gerçekleştirdiği Supsan Bölge Toplantısı etkinliği kapsamında bayiler, perakendeciler,servisler, tamirciler, kapakçılar, rektifiyeciler, sanayi çalışanları ile bir araya geldi. Bölge toplantılarında 1.250 otomotiv yan sanayi çalışanına eğitim veren Supsan A.Ş., 10 milyon adetlik yıllık supap üretim kapasitesiyle Türkiye pazarının önemli bölümünü elinde bulunduruyor. Etkinlik sayesinde sektörü daha yakından tanıma fırsatı bulan Supsan A.Ş., toplantılarda başta turbo olmak üzere, üretimlerini ve satışlarını gerçekleştirdikleri ürünleri tanıttı.

 Bayiler ve sektör çalışanlarını buluşturduk

 Bölge toplantılarının kendileri için büyük önem taşıdığını belirten Supsan A.Ş. Genel Müdürü Salih Alson, “Bayilerimiz ve sektör çalışanları ile bir araya gelerek, hem firmamızı, hem satışını gerçekleştirdiğimiz ürünleri, hem de üretimini gerçekleştirdiğimiz supap, turbo ve eksantrik milini tanıtma fırsatı bulduk. Turbo ve eksantrik mili yerli Supsan üretimidir. Bunların yanı sıra garanti altında satışı gerçekleştirilen gayd, baga, tırnak, supap lastiği, supap ayar şimi ,conta, motor yatağı, supap fincanı, eksantrik zinciri, krank, saplama, silindir kapak, EGR ürünlerimizi de tanıttık” dedi. Supsan A.Ş. ile ilgili bilgiler de veren Salih Alson, Ferrari, Aston Martin, BMW ve Mercedes olmak üzere dünyaca ünlü otomobil firmaları için supap ürettiklerini belirterek, İtalya, Fransa, Almanya ve ABD başta olmak üzere Rusya, Hollanda ve çevre ülkelere ihracat gerçekleştirdiklerini bildirdi. Salih Alson, tek tesiste supabın yanı sıra itici çubuk, turbo ve eksantrik mili üretimi gerçekleştirmenin önemini de belirtti.

 200 bin adetlik yenilenme sürecinde turbo pazarı

 Etkinlik kapsamında çevre dostu turbo ürünü ile ilgili bilgi verdiklerini de ifade eden Salih Alson ise, “Turbo, çevre dostu olmanın yanı sıra yakıt tasarrufu sağlayarak verimliliği de arttırıyor. Dünyada şu anda karbondioksit salınımını düşürmek için en etkin uygulama turbodur. 5 yıl içerisinde kapasitenin artması ile birlikte traktör, kamyon ve ağır vasıtalar için de üretim gerçekleştireceğiz. Türkiye pazarından sonra turbo ürünümüzü Almanya ve Fransa’ya ihraç etmeyi planlıyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’da başarılı olacağız. Özellikle Avrupa’da dağıtıcılarımızın olması ve kalite anlamında iddialı olmamız, bizim bu pazarlarda da başarılı olmamızı sağlayacaktır” dedi. Türkiye’de satışı gerçekleşen yaklaşık 3 milyon adet turbo motorlu binek ve hafif ticari araç bulunduğuna dikkat çeken Salih Alson, bu araçların yaklaşık 200 bin adedinde bulunan turbo motorların yenilenme sürecine girdiğini belirtti. Salih Alson, “Supsan olarak biz de bu 200 bin adetlik pazarın yüzde 25’lik kısmına, yani 50 bin araca ulaşmayı hedefliyoruz” dedi. 2016 yılını 2015 yılına göre daha pozitif bir yıl olarak gördüklerini de kaydeden Salih Alson, “Supap üretiminde ve orijinal ekipman satışlarında artış bekliyoruz. Ayrıca yedek parça konusunda da artış bekliyoruz” dedi.

Otomotiv sektöründe oyunun kuralları değişiyor

‘Otomotivde 130 yılın en büyük değişimi yaşanıyor’

Otomotiv sektöründe oyunun kuralları değişiyor

Geçtiğimiz yılı ihracat, üretim ve iç pazarda rekorla kapatan otomotiv sektörü yöneticilerinin önümüzdeki beş yıla dair öngörülerini içeren ‘KPMG Türkiye Otomotiv Araştırması 2016 – Geleceğin İş Modelleri’ araştırması yayımlandı.    

Bu yıl dördüncüsünü hazırlanan “KPMG Türkiye Otomotiv Yöneticileri Araştırması 2016”sektörde yükselen trendleri ve gelecekte karşılaşılabilecek risklerle fırsatları ortaya koyarak yatırımcılara ve sektörün diğer oyuncularına yol gösteriyor. 

“KPMG Türkiye Otomotiv Yöneticileri Araştırması 2016– Geleceğin İş Modelleri” araştırması; pazara dair ihracat, satış, üretim ve kapasitesi rakamlarını analiz edip araştırmaya katılan yöneticilerin beklentilerini ortaya koyarken, geleceğin iş modellerine yönelik KPMG uzmanlarının yorumlarıyla otomotiv sektörünün geleceğine ışık tutuyor.

BRIC üreticilerinden umut kesildi

Geçtiğimiz 3 yıl boyunca BRIC ülkelerindeki üreticilerin Avrupa pazarına girmesinden emin olan Türkiye otomotiv yöneticilerinin bu yıl fikir değiştirdiğini söyleyen KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Ergün Kış, başarılı olamayan Çinli üreticilere olan inancın sarsıldığını ifade etti.

Avrupa pazarının isteklerinden oluşan bariyerlerin Çin şirketleri için aşılamayacak kadar yüksek göründüğünü söyleyen Kış, geçtiğimiz yıllarda bir Çinli markanın yaşadığı hayal kırıklığını hatırlatarak, Çin araçlarının kalite bakımından uluslararası düzeyde olduğu düşünülmesine rağmen düşük kalite algısı, satış ağının yetersizliği ve sınırlı model sayısının diğer Çinli şirketler için de tehdit oluşturduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Özellikle AB pazarında etkin bir bayi sisteminin oluşturulmasında her yeni marka için önemli zorluklar var. Pazar bariyerleri yüksek. Öte yandan aracın ikinci el değerinin oluşması da yerleşik markalara göre çok uzun sürüyor. Bu, tüketici talebi için çok olumsuz bir durum. Bu koşullarda Çin otomotiv ürünlerinin AB pazarına girişi olumsuz görünüyor. AB’de üretim yapmasına rağmen AB dışı markaların pazar paylarının hala yetersiz düzeyde olduğu da dikkate alınmalı” 

Pazarın büyümesi “milli gelirde artış”a bağlı

Otomotiv pazarının büyümesi için kişi başına düşen milli gelirin artış hızının, pazar oyuncuları tarafından en önemli etken olarak görüldüğü ve ilk defa bu beklentinin sektör üzerindeki vergi yüklerinin azaltılmasından daha önemli olarak ortaya çıktığını belirten Ergün Kış,kar merkezlerinde önümüzdeki 5 yıl değişiklik beklenmediği sonucu alınan araştırmada,sektör beklentilerini şöyle ifade etti:

“Zaten kullanılmış araç pazarının yeni araçtan 4-5 kat fazla oluşu, düşük gelir nedeniyle yeni araç alınmadığı tablosunu doğrular nitelikte bir sonuç. Ekonomideki genel konjonktür değişimleri doğal olarak her sektörde talebe yansıyor ancak bu taraftaki büyüme, yeni araç alımına yansımıyor. Çünkü sektör için milli gelirin dağılımı da artışı kadar önemli. Bu durum, sektörün sanayiden ticarete her kesimindeki olumsuz etkilerinin azaltılması için daha dengeli bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor”

Karlılıklarını yetersiz bulan yetkili satıcılar internet üzerinden 2. el satışına yöneliyor

Yetkili satıcıları etkileyen en önemli dış faktörler arasında, yoğun rekabette değişen tüketici beklenti ve davranışlarının dikkatle izlendiğini aktaran Ergün Kış, finansal risklerle karşı karşıya kalan ve yoğun rekabet içinde olan yetkili satıcılar nezdinde ikinci el pazarının internet üzerinden büyümesinin beklendiğini ifade etti ve şunları söyledi:

“Yetkili bayiler, artan rekabetin yanısıra hızla değişen tüketici isteklerinin yer aldığı farklı bir pazar gelişimini yakından izliyor. Özellikle bu durum yeni nesil tüketicilerde daha fazla izleniyor. Tüketici, bayiden daha fazla hizmet ve seçenek sunmasını bekliyor. Öte yandan pazarda artan marka ve model seçenekleri de bayilerin showroomlarında daha fazla modelle tüketicinin karşısına çıkmasını gerektiriyor.

Kullanılmış araç ticareti alanının ise elektronik ticaret sistemi üzerine kayması beklentisi var. Yeni araç satışlarında kullanılmış aracın uygun bedelle değişimi müşteri için kolaylık sağlıyor. Bayiinin bu araçların satışını internet üzerinden hızla satışı, işletmede nakit yönetimi acısından da önem taşıyor”

Üretim ve kapasite açıklamaları beklentileri solladı, 5 yıllık tahminler yakalandı

Yöneticilerin büyük çoğunluğunun üretimde artış beklediğini belirten Ergün Kış, üretimin 1,2 milyondan (baz yılı 2014) 1,4 milyonun üzerine ve kapasitenin 1,7 milyondan 1,9 milyonun üzerine çıkmasına yönelik beklenti olduğunu, ancak bazı üreticilerin son açıklamaları ile gerçeklerin beklentileri geçtiğini ifade etti.  Bazı üreticilerin, 2016 yılının başında yaptıkları açıklamalarla üretim ve kapasitenin beklentilerin üzerine çıkmasının kesinleştiğini söyleyen Kış, sektörün yeni Ar-Ge ve yatırım teşvikleriyle son yıllarda önemli bir gelişme ivmesi yakaladığını ifade etti. Sektörün beş yıl sonra geleceği noktanın şimdiden yakalandığını ifade eden Kış, şunları söyledi:

“Üretim ve kapasite artışında gelişmeler olumlu devam ediyor. Yeni bir marka yatırımı beklenmiyor ancak mevcut şirketlerin yeni yatırımlarla genişlemesi önemli. Özellikle ‘tedarik zinciri’ bütünlüğünde olması da sevindirici. Ayrıca otomotiv sektörü için stratejik önem taşıyan yassı çelik, özel çelik ve plastik sanayisinin yanısıra elektronik ve yazılım sektörleri ile de daha sıkı ve uzun vadeli işbirliği kurmak gerektiği açık. Hızla gelişen Ar-Ge yetkinliğinin ulaştığı düzeyde tümüyle yerli olarak tasarlanan taşıtların küresel standartlarda yapılacak geliştirme testleri için önemli altyapı yatırımının en kısa surede tamamlanması gerekiyor. Bu sorun Ar-Ge’nin bir bütünleyicisi olarak görülerek mevzuatın yeniden düzenlenmesi ve genişletilmesi şart. Otomotiv ihracatının en önemli sorunu ise lojistik altyapısı. AB pazarına ulaşımda demiryolu sisteminin yeniden kurulması öncelik taşırken otomotiv limanı ihtiyacı her gecen yıl daha da artıyor”

Türkiye, BRIC ülkelerine karşı rekabet gücünü artırmalı, İran’a bakmalı

BRIC ülkelerinin yatırım cazibesinin Türkiye için engel teşkil ettiği ve ihracat sürekliliği sağlanabilmesi için ikili anlaşmaların şart olduğunun altını çizen Ergün Kış,özellikle tedarik ve yan sanayide Ortadoğu’nun en büyük pazarı olan İran’ın çok dikkatle izlenmesi gereken bir pazar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Türk otomotiv sektörü şu anda tahminlerin ötesinde bir noktada. Ancak büyümeyi sürekli kılmak için rekabet gücünün artması gerekiyor. Özellikle BRIC ülkelerinin yatırım cazibesi ve İran’ın rakip hamlesine karşılık vermek, bu tabloda sektör için elzem görünüyor. İhracat sürekliliğinin sağlanması için serbest ticaret anlaşmalarına katılım ve gelişmekte olan pazarlar ile ikili anlaşmaların yapılması şart. Araştırma sonuçlarında tedarik sanayisinin beklentisi geleceğin kritik teknolojilerinin öne çıkması sebebiyle Ar-Ge ve tasarım yetkinliğinin artırılması olarak ortaya çıkıyor. Bölgesel aktörlerden İran’ın geçen yıl gündemde yokken bu yıl tedarik sanayisinin en önemli ülkeleri arasına girmesi de bu beklentiyi artırıyor”

Geleceğin kritik teknolojileri önem kazanıyor

Türkiye otomotiv sektörünün küresel rekabet gücünü sürdürmenin yanısıra, bu gücü artırmaya devam etmesi gerektiğini söyleyen Ergün Kış, bilişim sektöründeki gelişmelerin sektörü yeni nesil müşterilerle sürekli zorladığını ifade etti ve geleceğin kritik teknolojilerine entegre olmadan ilerlemenin mümkün olmadığını kaydetti.

Kış, teknolojik gelişmelerin dikkate alınarak yazılım ve elektronik sektörleri ile otomotiv sektörü arasında öncelikle organik işbirliğinin sağlanması ve bu amaçla özel teşvik sisteminin kurulması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

“Bilişim teknolojilerine kolay bağlanabilirlik, bir yandan yeni iş modellerinin ortaya çıkmasını sağlarken öte yandan sanayi dışındaki yeni oyuncu olan tarafların da doğrudan müşteri ilişkileri geliştirmesine imkân veriyor. Bu durumda, otomotiv endüstrisi üreticileri, gelecekteki değişik iş modellerini müşterilerinin yaşam tarzlarını yansıtmak zorunda kalacak, duruma ve uygulamaya göre harcanan zamanı ile masrafı azaltan ve yaşam kalitesini artıran çözümler geliştirmesi gerekecek. Artık otomotiv üreticilerinin son derece karmaşık bir otomotiv ürünü üreticisi olmaya ek olarak bilişim ve teknoloji alanında da hızla genişlemesi gerekiyor”

İkinci el otomobil Oscar’ları sahiplerini buldu

50 saniyede bir araç satışı gerçekleştirerek, 8 yıl içerisinde Türkiye’nin adeta ikinci el otomobil borsasına dönüşen Manheim Türkiye, açık artırmada en fazla alım ve satış yapan galerici ve yetkili satıcıları ödüllendirdi.

 Borusan Holding ile dünyanın lider açık artırma şirketi Manheim Auctions’un ortaklığıyla kurulan Manheim Türkiye’nin 7. Manheim Başarı Ödülleri sahiplerini buldu. Açık artırmada en fazla alım ve satış yapan galerici ve yetkili satıcıların belirlendiği ödül töreninde Dekar Otomotiv 2015 Manheim Araç Alım Birincisi olurken, Seçkinler Motorlu Araçlar ise 2015 Manheim En Çok Araç Satan Üye Galeri seçildi.

 “510 araç satışı ile rekor kırdık”

 Aynı gün gerçekleşen açık artırmada fiziki ve online dahil toplam bin 200 katılımcıya ulaştıklarını ve toplam 510 araç satışı ile rekor kırdıklarını açıklayan Manheim Türkiye Genel Müdürü H. Zafer Terzioğlu, “8 yılda geldiğimiz nokta bize gösterdi ki; artık galeri ve yetkili satıcıların alternatif araç tedarik merkezi konumuna gelmiş bulunuyoruz. Portföyümüzdeki araçların yüzde 60’ını kurumsal firmalardan, yüzde 40’ını ise yetkili satıcılar ve esnaftan oluşturuyoruz. 3 bini aşkın üyemize hızlı satış, şeffaf ve güvenilir ticaret ortamı yaratıyoruz” dedi. Terzioğlu, konuşmasının ardından dereceye girenlere plaketlerini verdi.

 Ödül töreninde Otokoç Otomotiv, 2015 Manheim En Çok Araç Satan Filo Kiralama Şirketi olurken, Asya Otomotiv ise 2015 Manheim Lüks Araç Alım Birincisi seçildi. Yılmaz Otomotiv’in (İzmir), 2015 Manheim İstanbul Dışı Araç Alım birincisi seçildiği ödül töreninde Asya Otomotiv ise bu kez 2015 Manheim Online Araç Alım Birincisi oldu. Törende Çetaş Otomotiv Süper Market’in 2015 Manheim Araç Alım İkincisi olurken, Seçkinler Motorlu Araçlar bu kez 2015 Manheim Araç Alım Üçüncüsü seçildi.

Bymarka Otomotiv Eğitim Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi’de (#bymarka) Manheim üyeleri arasındadır.

2.4 milyonluk pazar şirketleri heyecanlandırıyor

  Operasyonel kiralama şirketlerinin 2.4 milyon adetlik pazarın ancak yüzde 10’luk kısmına ulaşabildiğini belirten Multicar Yönetici Direktörü Bahadır Yalçın, “Her sektörde olduğu gibi bizim için de KOBİ’ler çok önemli. Biz bu yıl itibarı ile KOBİ’lere açılarak, iletişim ve pazarlama çalışmaları yapmaya başladık” dedi.

07 Eylül 2015 / İstanbul – Türkiye yollarındaki 10 milyon otomobilden 2.4 milyonu şirketler ve işletmeler tarafından kullanılıyor. Ülkemizdeki 150 civarı operasyonel kiralama şirketi, 2.5 milyon adetlik pazarın yüzde 10’una ulaşabilmiş durumda. Kiralama sektörünün penetrasyon oranının henüz yüzde 10 civarında olmasının sektör için büyüme yönünde güçlü sinyaller verdiğini öngören operasyonel kiralama şirketleri, bu rüzgarı arkasına almayı hedefliyor. Sektörün henüz pazardan istenilen payı alamadığını ifade eden Multicar Yönetici Direktörü Bahadır Yalçın, “Müşteri çeşitliliğimizi arttırmak adına, KOBİ’lere açılarak, onların kaynaklarını daha iyi kullanmasını teşvik edici modeller sunup, araç ile ilgili operasyonlarını da bizlere bırakması gerektiği ile ilgili iletişim ve pazarlama çalışmaları yapmaya başladık. Ekonomik dalgalanmalardan daha az etkilenmelerini hedeflediğimiz bu yöntemle de, KOBİ’lere değerli bir hizmet vereceğimize inanıyoruz” dedi.

6 büyük şehirde yerel plaka

2007 yılında Multinet bünyesinde kurulduklarını belirten Multicar Yönetici Direktörü Bahadır Yalçın, aralarında banka ve finans kuruluşları, sağlık, perakende, enerji, telekomünikasyon sektörleri ile holdinglerin bulunduğu 764 kurumsal müşteriye hizmet verdiklerini belirtti. 5 bine yakın araç parkı ile Türkiye’nin 21 ilinde servis noktaları bulunduğuna dikkat çeken Bahadır Yalçın, “Multicar’ı sektördeki diğer şirketlerden ayıran en büyük özelliği, hızıdır. Araç kiralama, operasyon yoğun bir sektör olduğundan, müşterilerimizin iş akışlarını bozmadan ve onlara hissettirmeden hizmet veriyoruz. Bir diğer farkımız ise, 6 büyükşehirde o ilin plaka numarasına göre araç tescil edip müşterilerimize kiralayabiliyoruz. Bu hizmeti de sektörde şu an veren tek firmayız. Multicar’ı sektörden ayıran bir diğer önemli farklılık ise, 3’ü bir arada adıyla sunduğumuz ürün ve hizmet paketimizdir. Aracın vazgeçilmezi ve beslenme unsuru olan “yakıt” konusunda cazip avantaj ve indirimler sağlamaktayız. 3’ü bir arada paketinin son unsuru olan “araç takip sistemi” ile de şirketlerin iş verimliliklerini artırmalarına ve araçlarının kontrollerini rahat yapabilmelerine olanak sağlamış bulunuyoruz” şeklinde konuştu.

Sektör henüz yolun başında

2014 yılında bir önceki yıla göre, aktif büyüklük, filo büyüklüğü ve ciro bazında yüzde 51 bir büyüme kaydettiklerini bildiren Bahadır Yalçın, “Kiralama sektörünün penetrasyon oranının henüz  yüzde 10 civarında olması hem bizler hem de sektör için büyüme yönünde oldukça güçlü sinyaller ve umutlar veriyor” dedi. 2015 yılını hem Multicar için hem de sektör olarak büyüme oranı noktasında pozitif kapatacaklarını ifade eden Bahadır Yalçın, “Kaynaklarını daha etkin ve verimli kullanmak isteyen şirketler, yatırımlarını ana faaliyet konularına aktaracağından, outsourcing modelleri ön plana çıkacak ve kiralama sektörü de bu akımdan olumlu bir biçimde faydalanacaktır. Bu sebeple Multicar olarak, müşteri çeşitliliğimizi arttırmak adına, KOBİ’lere açılarak, onların kaynaklarını daha iyi kullanmasını teşvik edici modeller sunup, araç ile ilgili operasyonlarını da bizlere bırakması gerektiği ile ilgili iletişim ve pazarlama çalışmaları yapmaya başladık. Ekonomik dalgalanmalardan daha az etkilenmelerini hedeflediğimiz bu yöntemle de, KOBİ’lere değerli bir hizmet vereceğimize inanıyoruz. Buradan hareketle bu yıldan itibaren pazarlama stratejisine, sermeye yapıları güçlü KOBİ’leri de ekleyerek, filo büyümemizi bu yönde geliştirmeye başladık” şeklinde konuştu.

Multicar Hakkında

764 kurumsal müşteriye 5 bine yakın aracıyla 7 gün 24 saat hizmet veren Multicar, araç ve filo kiralama hizmetinde 81 ilde anlaşmalı yetkili servis ağına sahip. Multicar ayrıca yurt çapındaki 20 servis noktası ile İstanbul, Ankara, Adana, Antalya, Bursa ve İzmir’den oluşan 6 ilde yerel plaka ile hizmet sunuyor. Periyodik bakım, parça masrafı, mekanik arızalar ve lastik değiştirmesine kadar her türlü bakım onarım işlemleri, anlaşmalı servislerde ve servis önceliğiyle Multicar tarafından sağlanıyor. Kesintisiz ve mükemmel bir back – up hizmeti de sunan Multicar, aracın çalınması, kaza, arıza gibi durumlarda hemen muadili yeni araç gönderiyor.

Multinet Up Kurumsal Hizmetler A.Ş.

Şirketler ve kamu yönetimi için ödeme sistemleri ve akıllı hizmet çözümleri sunan Türkiye’nin lider kuruluşudur. Yarattığı yenilikçi finansal teknolojiler ile kurum ve kuruluşlara, çalışanlarına ve bireylere “değer yaratan” çözümler tasarlar ve sunar. Çözümleri arasında kurumsal yemek ve akaryakıt ödemeleri, hediye kartları, sadakat ve ortak tedarik sistemleri, seyahat ve konaklama çözümleri, uzun dönemli araç kiralama ve çevrimiçi ödeme hizmetleri bulunmaktadır.

Multinet Up’ın, ülkemizde sayısı 21.000’e yaklaşan kurumsal müşterisi, 870.000’den fazla kart kullanıcısı ve kafe, restoran, büfe, otel ve mağazalar ile akaryakıt istasyonlarından oluşan 35.000’e yakın üye işyeri bulunmaktadır. Multinet Up, sunduğu hizmetleri Türkiye genelinde 81 il ve bunların ilçelerindeki üye işyerine kurduğu pos ağı ile sağlıyor. Bünyesindeki 3 şirket ile toplamda 14 farklı ürünü yaygın servis ağı ile paydaşlarına fayda sağlamak için sunmaktadır.

Otomobil Alırken, Doğru Bilinen Yanlışlar!

Otomobil ile çok küçük yaşlarda tanıştım. Kendimi bildim bileli hep otomobilimiz vardı. Ne de olsa baba tarafından aile boyu otomobilciydik. Hemen hemen herkes otomotivin bir iş kolundan tutmuş, geçinip gidiyorduk.

Ben daha çocukken bile, babamla birlikte oto tamirhanelerine giderdim. Orada ustalara yardım ettiğim bile olurdu. En çok yaptığım iş ise oksijen kaynağını tutmaktı. Bekir Usta’dan bu konuda çok şey öğrendim. Daha sonraki yıllarda birlikte çok iş birliği yaptık.

70 yılların başında, henüz Amerikan araçları piyasalarda iken hepiniz şahit olmuşsunuzdur. Bu, sonraki yıllarda yerli araçlarda (Tofaş ve Renault) da görüldü. O yılların teknolojisi ve kimyası ile üretilen kaporta boya ürünleri tabi ki günümüze göre farklıydı.

Yedek parça bu kadar yaygın değildi. Olsa bile bütçeyi zorluyordu. Bu sebepledir ki hasar gören kaporta parçaları değiştirilmek yerine düzeltilip boyanıyordu.

Bir aracın kaportası hasar gördüğünde önce kaportacı tarafından düzeltilir, daha sonra boyacıya giderdi. Boyacı önce “yoklama” adı verilen işlemi yapardı. Bu işlem, önce kalın macun çekilerek kaportadaki “dalgalanma” denilen rötuşların giderilmesidir. Sonrasında bir hafta kadar bu macunun kuruması beklenilir, ikinci ve üçüncü işlemlerden sonra astar ve boya işlemi uygulanırdı. Bu işlem iki üç hafta kadar sürerdi. Bu süreç içerisinde araçlar macunlu şekilde trafikte dolaşırdı. Hepimiz tanık olmuşuzdur.

Aradan yıllar geçtikçe teknoloji ve kimya da gelişti. Bu süreç giderek kısalmaya başladı. Günümüzde iki üç gün içerisinde işlem bitmektedir.

Asıl olarak yedek parça gelişti ve ucuzladı. Bunun yanı sıra yetkili servisler çoğaldı. Kasko ve trafik sigortası yaygınlaştı. Tüm bu bileşkeler içerisinde artık kaporta işlemlerinde düzeltmek yerine değiştirme işi daha fazla tercih ediliyor. Bu hem sanayiciye hem de kullanıcıya zaman da kazandırmaktadır.

Asıl gelelim işin püf noktasına…

Amerikan araçlarının kaporta parçaları kalın sac tabakasından üretilirdi. Onları düzeltmek için de kaynak ile ısıtmak ve ağır çekiçler kullanmak gerekiyordu. Yedek parça stoku olmadığından tüm hasarlar düzeltme yöntemi ile giderilirdi.

Ülkemizde, Tofaş-Renault yaygınlaşmaya ve eski Amerikan araçları piyasalardan yok olmaya yüz tuttuğunda farklı bir dönem başlıyordu. Sac kalınlıkları incelmişti. Ayrıca kalıp sanayi de giderek yaygınlaşmaya ve yan sanayi ürünler üretilmeye başlanmıştı.

İnce saçtan üretilen kaporta parçaları kaynak ile ısıl işleme tabi tutulduğunda paslanma ve çürüme oranı artmaktaydı. Artık kaporta parçalarını değiştirmek gerekiyordu ama kullanıcı buna hazır mıydı acaba? Maalesef ki bizim ülkemizde alışkanlıklar kolay kolay terk edilmiyordu…

http://www.otoguncel.com/yazarlar/huseyin-yayla/aliskanliklar/

Alınan kaporta parçaları kesilerek “yama” işlemi uygulanmaya başlandı, yani araçlarda “değişen yok boya var” modası halen devam ediyordu.

Geçtiğimiz yıllarda Renault Fransa’dan ziyaretçileri misafir ettik. Adamlar bizim araçları gördüklerinde şaşırdılar. Araçların her tarafında küçük ezik ve çizikler mevcuttu.

“Bunları neden boyatmıyorsunuz?” diye sordular.

“Biz de orijinallik önemli” dedim. “Bizim Türk milletinde at, avrat, silah kıymetlidir, orijinal olmalıdır” diye de espri yapıp güldük. Şimdilerde atın yerini araçlar aldı haliyle, fazla kurcalamaya gelmez.

Fransızlar şaşkınlık içerisinde “Bizim ülkemizde araçları bu şekilde satamazsınız.” dediler.

Biz de “Bizim ülkemiz de boyatırsanız satamazsınız, maalesef.” dedik.

Neyse uzatmayalım, işin doğrusu yani işin teknik kısmına bakarsak; bazı parçaların boyanması bazı parçaların da değiştirilmesi uygundur.

Özellikle bir noktaya dikkat çekmeliyim ki, araçların tamponları kaporta aksamından ayrı tutulmalıdır ve değişmesinde veya boyanmasında kesinlikle sakınca yoktur.

http://www.otoguncel.com/yazarlar/huseyin-yayla/bir-musibet-biraz-da-nasihat/

Eski araçlarda demir olan tamponlar günümüzde plastik olarak adlandırılmaktadır. Oysaki yine içeride demir korucu vardır. Dışarıdaki plastik aksamlar hem estetik görüntü hem de (ve asıl olarak) yayayı korumak içindir.

Kısacası değiştirilmesinde ve boyanmasında sakınca yoktur.

Gelelim işin diğer boyutuna, komple kapının değişmesi veya çamurluk değişmesine…

Eski ve hasarlı parçanın atılarak yeni (galvanizli saçtan üretilmiş ve ısıl işleme tabi tutulmamış) parçanın sadece dört cıvata ile tutturulması sonucu araca monte edilmesinde de hiçbir sakınca yoktur.

Bilinenin tam tersine, bu parçaların düzeltilmesi yani ısıl işleme tabi tutulması sırasında sacın içerisindeki galvaniz ile olan kimyasal bileşimi yok ediyorsunuz. Bu da o parçanın daha hızlı çürümesine ve kaza anında mukavemetinin azalmasına yol açar.

Biraz daha toparlarsak, vida ile tutturulan parçalar yani ön ve arka kaput/bagaj kapakları, ön çamurluklar ve kapıların değişmesi daha faydalıdır.

Tavan ve arka çamurlukların ise boyanması daha iyi sonuç alabilir.

Niye değiştirilmesin? derseniz; değiştirilmesi sırasında (parçaların araca özel perçinlerle tutturulduğu yerler) ısıl işleme tabi tutulacağı için buralardan paslanma ve çürüme yüzdesi artar.

Bununla birlikte araç alırken öncelikle bakılması gereken yerler; aracın ön şasi, iç podya, amortisör kuleleri, yan direkler, arka bagaj havuzu ve tavan olmalıdır. Bunun dışında kalan parçaların değişmesi çok sakıncalı değildir, bilakis değiştirilmesi daha faydalıdır.

Tabi ki araç alırken bakılması gereken birçok nokta var. Mekanik ve elektronik aksamların kontrolü, lastik durumu vb.

Bunlara da daha sonra değinelim deyip konuya burada nokta koyalım.

Asıl önemli olan işi bir bilenine bırakalım dersek daha doğru yapmış oluruz.

http://www.otoguncel.com/yazarlar/huseyin-yayla/kahvenizi-nasil-alirdiniz/

Sonuç ne olursa olsun, yeni aracınız hayırlı olun.

Kazasız ve keyifli sürüşler dilerim.

500 bin liralık yatırım ile Ankara’da açık artırma tesisi kurdu

Manheim Türkiye Ankara’dan Anadolu’ya açılacak

Kurulduğu günden bu yana Türkiye’nin ikinci el otomobil borsası haline dönüşen Manheim Türkiye, Ankara’da kentin güçlü filo kiralama firmalarından Car Partner ile gerçekleştirdiği işbirliği ile, Ankara’da fiziki açık artırma tesisi kurdu. 500 bin liralık yatırım ile ilk yıl 2 bin 500 adet ikinci el otomobil satışı yapmayı hedefleyen Manheim Türkiye, yeni yatırımı sayesinde Ankara’dan Anadolu’ya açılmayı planlıyor.

13 Ağustos 2015 / Ankara – 6 yıl içerisinde Türkiye’nin ikinci el otomobil borsası haline dönüşen Borusan Holding şirketlerinden Manheim Türkiye, Ankara’da yeniden bir yapılanmaya gitti. Kentin güçlü filo kiralama firmalarından Car Partner ile işbirliği gerçekleştiren Manheim Türkiye, 500 bin liralık yatırım ile kurduğu yeni fiziki açık artırma tesisinin açılışını gerçekleştirdi. Bu yatırım sayesinde Ankara’dan Anadolu’ya açılmayı hedefleyen Manheim Türkiye, bir yıl içerisinde sadece Ankara ve çevre illerde 2500 adet araç satmayı amaçlıyor. Geçtiğimiz yıl toplam 17 bin 500 adet ikinci el araç satışı ile piyasanın talebini karşılayan Manheim Tükiye, Ankara’daki yeni yatırımı ile birlikte 2015 yılında 20 bin adetlik bir satışa ulaşmayı hedefliyor.

 

240A8584

 

 

 

 

 

 

 

“İkinci elde referans kaynağı olduk”

Tesis açılış töreninde konuşan Manheim Türkiye Genel Müdürü H. Zafer Terzioğlu, kısa zaman içerisinde yakaladıkları başarı neticesinde ikinci el otomobil konusunda referans kaynağı olduklarını belirtti. Terzioğlu, “2015 yılında İstanbul’daki merkez açık artırma tesisimizi genişlettik. 6 yıl önce yıllık satış adedimiz 4.000 civarında iken, geldiğimiz noktada bu sayı 17 bin 500 adede yükseldi. Yenilenen açık artırma tesisimiz ile birlikte haftada ortalama bin, aylık 4 bin ve yıllık olarak da 50 bin adet aracı satışa sunmayı, buna karşılık haftalık 400, aylık bin

600 ve yıllık olarak da 20 bin adet aracın satışını gerçekleştirmeyi hedefliyoruz” diye konuştu. Manheim Türkiye olarak genel satışların yüzde 30’luk kısmının Ankara’dan karşılandığına dikkat çeken Terzioğlu, “Ankara’daki yeni tesisimiz ile birlikte, Anadolu’ya açılmayı düşünüyoruz. Başkentimiz ve çevresindeki illerde bulunan esnafımız, artık İstanbul’la gelmeden, fiziki açık artırma sistemine katılma imkanı

bulacaklar” dedi. 2015 yılı başlarında yetkili bayiler için toplu nakit alım uygulaması başlattıklarını açıklayan Terzioğlu, aynı uygulamayı Ankara’daki bayiler için de başlatacaklarını belirtti.

240A8667

2.500 adet satış gerçekleştirilecek

Törende konuşan Manheim Türkiye Kilit Müşteri Yöneticisi Taner Kasacı ise Ankara’da iki güçlü firmanın bir araya gelerek, bir sinerji yaratmasının önemine dikkat çekerek, “3 aydır mobil olarak gerçekleştirdiğimiz açık artırmalarımızı yeni tesisimiz ile birlikte

yeniden fiziki ortama taşıyoruz. 500 bin liralık yatırı

m ile içerisinde bin araç kapasiteli parkımızın olduğu, kafesi, yıkama alanı, danışma ve bekleme odalarının bulunduğu büyük bir tesis inşa ettik. Hem Car Partner’ın araçlarını hem de diğer kurumsal satıcılarımızın ve kendi satın aldığımız araçların satışını bu tesisimizde gerçekleştireceğiz. Bu sayede Ankara’daki esnafımızın hizmeti ayağına getirmiş olacağız” dedi. Manheim Türkiye olarak bu yatırımı yapmalarını en önemli nedeninin Ankara ve Anadolu’yu önemsemek olduğunu ifade eden Taner Kasacı, “Bu işbirliği ile İkinci el otomobil piyasasında Ankara’yı Anadolu’nun merkezi yapmakta kararlıyız. Manheim Türkiye olarak Ankara’da 1000’e yakın üyemiz var. 3 aydır gerçekleştirdiğimiz mobil açık artırmalar sayesinde toplam 450 aracın satışını yaptık. Yeni tesisimiz ile fiziki açık artırma sistemine geçmiş olduk. Bu sayede bir yıl içerisinde 2 bin 500 araç satmayı öngörüyoruz” dedi.

240A8596

35.000 liralık araç 1000 TL’ye açık artırmaya çıkarılacak

Car Partner işbirliği ile birlikte Ankara’da ikinci el pazarında oldukça aktif bir konuma geleceklerini söyleyen Kasacı, “Car Partner ile birlikte Ankara ve çevre illerden daha hızlı ve fazla araç toplayacağız. Artık Ankara ve çevre illerdeki yetkili satıcılar ve firmalar da araçlarını fiziki acık artırmada satabilecekler. Ankara Manheim Türkiye’nin Anadolu’ya açılan kapısı olacak” dedi. Minimum 300 araç ile açık artırmaya başlayacaklarını belirten açıklayan Taner Kasacı, Ankara’da gerçekleştirecekleri ilk fiziki açık artırmada değeri 35 bin lira civarında olan bir aracı bin liradan satışa çıkaracaklarını açıkladı.

Törende konuşan Car Partner şirketinin sahibi Mehmet Kaya ise Borusan Manheim gibi Türkiye’nin en önemli, en güvenilir ikinci el araç satış platformuyla Ankara’da bu işbirliğini yapmaktan büyük memnuniyet duyduklarını belirtti. Bu işbirlikteliğinin kendilerine en büyük faydanın ulusal çapta bilinirliliklerini artırma olacağını kaydeden Kaya, “Aynı zamanda kendi filomuzdan dönen araçları maksimum hız ve fiyatla satmış olacağız. Her iki taraf için de hayırlı olmasını diliyorum” dedi.

240A8690

Manheim Türkiye www.manheimturkiye.com
Borusan Manheim, 2008 yılında Borusan’ın Türkiye pazarında sahip olduğu ikinci el araç pazarı deneyimi ve Manheim’ın sahip olduğu global deneyimi üzerine kurulmuş, büyük bir ortaklıktır. Manheim Türkiye, Özel Artırma Sistemi ile yerli ve ithal ikinci el motorlu araçlar için ekspertiz, fiyatlandırma, araçların özel artırma seanslarına katılımı için lojistik destek, alıcı satıcı arasındaki alım satım işlemleri için ödeme ve transfer hizmeti veriyor. Manheim Türkiye’nin 600 kurumsal tedarikçi ve sisteme kayıtlı 3.000 üyesi bulunuyor. Üyeleri arasında Otogüncel’in sevilen yazarlarından Hüseyin Yayla’nın ortaklığındaki Bymarka Otomotiv şirketi de yer almaktadır. Manheim Türkiye, Özel Artırma Sistemi sayesinde yılda ortalama 15.000 adet ikinci el araç satışı gerçekleştiriyor.

Toyota Türkiye Fabrikasında Üretime Ara Verildi!

Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye AŞ’nin Sakarya’da bulunan fabrikası yıllık izin ve planlı bakım-onarım-revizyon çalışmaları nedeniyle 1 Ağustos – 23 Ağustos tarihleri arasında tatile giriyor.

Türk otomotiv sektörünün önde gelen kuruluşlarından Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye’nin Sakarya’da bulunan fabrikası yıllık izin ve olağan bakım-onarım-revizyon çalışmaları nedeniyle 1 Ağustos-23 Ağustos tarihleri arasında tatile giriyor.

Tüm otomotiv sektöründe düzenli olarak her yıl yapılan uygulama çerçevesinde Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye çalışanlarının büyük çoğunluğu söz konusu tarihler arasında yıllık ücretli izin kullanıyor olacaklar. Bu süre zarfında sadece bakım-onarım ve revizyon çalışmalarında görev alan sınırlı sayıda çalışan fabrikada bulunmaya devam edecek.

Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, 2014 yılında 131 bin araç üretip, bunun yüzde 85’ini ihraç ederek yaklaşık 2 milyar dolarlık ihracat yaptı. Ürettiği Corolla ve Verso modellerini 50’den fazla ülkeye ihraç eden ve Türkiye’nin 8.büyük ihracat lideri olan Toyota Otomotiv Sanayi Türkiye, toplamda 21 milyar doların üzerindeki ihracat geliriyle ekonomiye ve topluma katkılarını sürdürmektedir.

Yeni “bymarka” doğuyor!

2012 Şubat ayında gerçekleştirdiğimiz Otomobilciler Kulübü Zirvesi’nin üzerinden çok sular aktı, çok zaman geçti.

http://www.otoguncel.com/yazarlar/huseyin-yayla/kurtlar-puslu-havayi-sever/

O gün, otomotiv sektörünün birbirinden değerli birçok amirali toplantıya katılmışlardı. Toplantıda yapmış olduğum konuşmada katılımcılara şunları söylemiştim.

Şu anda hepimiz belki de olabileceğimiz en iyi konumlarda bulunuyoruz. Mevcut avantajlarımızı kullanarak otomotiv sektörü çalışanlarının geleceğini biçimlendirebiliriz. Bu hepimiz için iyi olacaktır ve gereklidir. Yarının bizlere neler getireceğini bilemeyiz.

Şimdi dönüp baktığımızda o gün zirveye katılanlar (birkaç kişi dışında) hep farklı yerlerde görev yapıyorlar.

Değişikliklerin çoğu nedeni “gelişen olumsuz şartlar ve memnuniyetsizlik” olarak adlandırabilir.

O gün de dediğim gibi; umarım otomotiv sektörü çalışanları daha iyi şartlarda çalışma imkânı bulurlar.

Ve ümit ederim ki; bu sektörün temas ettiği (patronlar, çalışanlar, müşteriler ve hobi olarak ilgilenenler olmak üzere) herkes mutlu olur.

Benim Otomobilciler Kulübü’nü kurmaktaki amacım; bu platformda otomotiv sektörünün sıkıntılarını konuşarak beraberce bunları bertaraf etmek ve güzel günlere çıkabilmekti.

Çok uzun bir süre facebook üzerinde kurmuş olduğum bu platformdan sektör çalışanlarına seslendim.

Genel sorunları ortaya koymaya, çözümler üretmeye çalıştım.

Otogüncel üzerinden yazdığım yazıları yine bu platformda paylaştım.

Tek amacım; otomotiv sektörü çalışanlarının hak ettiği değeri bulmasıydı.

Uzun yıllar çalıştığım Renault markasının çatısı altında dahi, başkanlığını üstlendiğim 2.elin ehilleri topluluğuna hep şu mesajı vermişimdir;

İkinci elin ehilleri olarak sizler çok değerlisiniz, çok özel insanlarsınız. Sizin yetkinlikleriniz arasında ekspertiz yapmak, teşhis koymak, fiyatlandırmak ve satın almak, tamir/onarım/iyileştirmek/yenilemek, fiyatlandırmak ve satmak gibi birçok özellikler barınmaktadır. Sizler değerli olduğunuzun farkına varın ve gittiğiniz her yerde bunu dile getirin. Sizler değerli olduğunuza inanın ki başkaları da sizin değerli olduğunuza inansınlar.

Ben otomotiv sektörü çalışanlarına inandım ve temas ettiğim her noktada bu mücadelemi sürdürdüm.

Aranızda “Peki, yaptın da ne değişti?” diyenler olabilir. Bir şey olsun veya olmasın, benim vicdanım rahat.  Bence önemli olan da budur.

“Şimdi neden Bymarka‘da olduğumu” merak edenler de olabilir.

Sizlere Bernard Shaw’ın şu sözleri ile cevap vermek istiyorum.

İnsanlar başlarına gelenler için hep içinde bulundukları şartları suçlarlar. Ben şartlara inanmam. Bu dünyada başarılı olan insanlar, ayağa kalkıp arzu ettikleri şartları arayanlar, bulamazlarsa o şartları oluşturanlardır.

Ben ve arkadaşlarım Bymarka‘da öncelikli olarak her marka ve her model ikinci el araç alımı ve satımı yapmakla birlikte sistem, metot ve inandığımız doğruların savaşını vermeye devam edeceğiz.

***

Bildiğiniz gibi yakın bir zamanda kitabım yayınlandı, Gaflik

Kitabımın içeriği; Otogüncel’de de paylaştığım yazıların derlemesi şeklinde oldu. Yazılarımın çoğunda mutluluk üçgeni diye adlandırdığımız patron, çalışan ve müşterilerin mutlu olabilmeleri adına kendi üzerlerine düşen görevleri anlatmaya çalıştım.

Her yerde ve her platformda anlatmaya da devam edeceğim…

Bir gemi düşünün ve bu geminin üç tane tıpası olduğunu hayal edin. Bu tıpalara şu isimleri verelim;

Patron, Çalışan ve Müşteri.

Bu üç tıpadan birini çekerseniz gemi su almaya başlayacak ve batacaktır.

Hangisinin daha önemli olduğunu anlamak için bazı şartlar öne sürülebilir. Biri diğerinden daha büyük veya küçük olabilir. Biri diğerinden daha aşağıda veya yukarıda da olabilir.

Ne olursa olsun sonuç değişmez. İçlerinden hangisini çekerseniz çekin gemi batmaya başlar.

Mademki bu üç öğede önemli, bunlar olmadan geminin yürümesi mümkün değil. O zaman bunları yaşatmamız lazım.

Çalışanın yaşayabilmesi için iç etkenler ve dış etkenler vardır.

İç etkenler; statü, ücret, sosyal haklar ve ekip ruhudur.

Dış etkenler ise; aile, çevre, yaşam şartları, satın alma gücü ve ihtiyaçlarını karşılayabilmektir.

Bunlardan herhangi biri eksik olduğunda statik halde bulunan mutsuzluk hareketlenir, kıpırdanmaya başlar.

Evet, mutsuzluk her zaman vardır ve var olmaya devam edecektir. Statikte olsa o hep vardır. Önemli olan onu harekete geçiren etkenlere fırsat vermemektir.

Çok nazlıdır çalışan. Tıp ki müşteriler gibi…

Bir işyeri ayakta kalmak istiyorsa (nasıl ki müşterisini memnun etmek durumundaysa) çalışanını da mutlu etmek durumundadır.

***

Buradan tüm otomotiv sektörü çalışanlarına sesleniyorum.

Bymarka hepinizin yeridir.” Bir nevi Otomobilciler Kulübü Binası olarak da adlandırılabilir. Kapımız herkese açık. Ne zaman isterseniz buyurun gelin. Her türlü derdinizi, sıkıntınızı dinlemeye, elimizden geldiğince yardım etmeye hazırız.

Marmara Üniversitesi’nde sertifikalı eğitim programımızda başlamıştır.

Otomotiv sektörüne ve çalışanlarına hizmetimiz kesintisiz devam etmektedir, edecektir.

Gözünüz arkada kalmasın.

Her şey gönlünüzce olsun…