Bireysel ulaşıma “mobil entegratörler” yön verecek. Nasıl mı?

Frost & Sullivan yeni bir boyut kazanmaya başlayan ulaşım sektöründe yükselen ‘mobil entegratör’ pazarını masaya yatırıyor

Frost & Sullivan’a göre nakliye şirketleri, OEM’ler, araç filosu şirketleri ve BT kuruluşları ‘mobilite entegratörü’ olmak için yarışıyor. Çok boyutlu iş platformları ve gerçek zamanlı veri paylaşımı için veriye erişim sağlama olanağı, entegre mobilizasyonun elde edildiği bir geleceğe giden

yolu hazırlıyor.

2010 yılında Türkiye’de faaliyetlerine başlayan dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan, Türkiye’de hazırladığı başta enerji, otomotiv, savunma ve sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerde uzun vadeli pazar öngörülerini de kapsayan raporlarıyla uluslararası şirketlerin ve yatırım fonlarının Türkiye’deki faaliyetlerine yardımcı olmanın yanı sıra farklı sektörlerde birçok Türk firmasına özel araştırma ve danışmanlık hizmetleri vererek iç ve dış pazarlarda büyümelerine yardımcı olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Frost & Sullivan, Türkiye ulaşım sektörünü de yakından ilgilendiren, geleceğe yön veren trendlere bağlı olarak gelişen “mobil entegratörleri” pazarını mercek altına alıyor.

Yeni bir pazar doğuyor: Mobil entegratörleri

Frost & Sullivan‘ın araştırmasına göre 2025 yılına kadar Avrupa ve Kuzey Amerika’da ortaya çıkacak akıllı şehir sayısındaki artışın yanı sıra kentleşme, bağlanabilirlik ve yakınsama gibi yeni mega trendler ile akıllı telefon uygulamaları ve teknoloji patlamasının birbirlerine bağlı olarak mobiliteye yön vermesi ve bu doğrultuda “mobilite entegratörleri” adı verilen yeni bir pazarı yaratması bekleniyor.

Frost & Sullivan‘ın “Mobilitenin Geleceği – Yeni İş Modelleri, Fırsatlar ve Mobilite Entegrasyon Pazarı Yatırımcıları” başlıklı yeni analizi, ortaya çıkmakta olan ‘mobilite entegrasyonu’ iş modeline ve bu olgunun bireysel mobilite üzerine etkilerine ışık tutuyor. Analistlere göre 2016 yılına kadar Avrupa’da 10 ila 16 mobilite entegratörünün ortaya çıkacağı tahmin edilirken, 2020’ye kadar ülke çapında faaliyet gösteren en az beş mobilite entegratörünün oluşması bekleniyor. 2020’ye doğru filo ve nakliye şirketleri önemli mobilite entegratörleri olma yolunda ilerlerken, B2B müşterilerinin en çok ilgi gören mobilite entegratör müşterileri arasında olacağı belirtiliyor.

Maliyet etkin, daha kolay ve hızlı bir mobilite için

Frost & Sullivan‘ın analizine göre geleceğin mobilitesi esnek ve entegre bir şekilde karşımıza çıkacak ve müşteri taleplerine yanıt vermek üzere talebe bağlı hizmetler sunacak. Yüksek hızlı raylı taşıma, mikro mobilite ve mega koridorların ortaya çıkışının entegre edilmesiyle araç/bisiklet paylaşımı müşterilere daha kolay, daha rahat, daha maliyet etkin ve daha hızlı hareket etme olanağı sunuyor olacak.

Gelişmeyle ilgili olarak Frost & Sullivan Yöneticisi Mohamed Mubarek, bireylerin bir noktadan diğerine hareket etmek için daha kolay ve ekonomik yollar aradığını ifade ederek, buna bağlı olarak yeni iş modelleri ve teknolojilerin de geleceğe yönelik olarak daha yoğun entegrasyon ve birlikte çalışılabilirlik olanağı sunduğuna vurgu yapıyor. Mubarek yeni pazar hakkında şu görüşü dile getiriyor: “Araç paylaşımı gibi yeni iş modelleri ve araç sahibi olmanın maliyetinin park ücretleri, servis ve bakım masrafları vb. nedenlerden yükselmesi gibi zorluklardan güç alan yeni bir ekonomik alan, pay sahiplerine entegre mobilite oluşturma konusunda kullanabilecekleri bir dizi fırsat sunuyor. İnsanlar esnek, zamandan tasarruf sağlayan, müşteri odaklı çözümlerin aynı zamanda entegre ve maliyet-etkin olmasını da istiyor. ‘Noktadan noktaya seyahat’ günümüzde ‘kapıdan kapıya mobilite’ olma yolunda ilerliyor.”

Tüm hizmetler tek mağazada

Frost & Sullivan analistleri, ‘gittiğinde öde’ ve ‘müşteri yönetimli yer seçimi’ olanaklarıyla daha düşük maliyetli, sorunsuz, esnek seyahat imkânı yaratıldığına, bunun karşısında araç sahibi olmanın masraflar ve vergiler nedeniyle giderek daha yüksek maliyetli bir seçenek olarak kalacağına dikkat çekiyorlar. Araç paylaşımı, kişisel park alanlarının kiralanması ve gerçek zamanlı araç paylaşımı üzerine yoğunlaşan yeni iş modelleri, yenilik yaratma ve içinde her şeyin yer aldığı ‘tek bir mağaza sunma’ konusunda yeni kulvarlar açıyor.

 

Mobilite entegratörlerinin hedefinde müşterilerine her şeyi bulabilecekleri, sürdürülebilir ve esnek tek bir mağaza sunmak olduğunu ifade eden Frost & Sullivan Yöneticisi Mubarek, bu nedenle gelecekte tam bir mobilite entegrasyonu sağlamak adına değer zincirini oluşturan tüm paydaşların ve varlıkların işbirliği yapması gerektiğinin altını çiziyor.

Kış lastiği kullanmayan ticari araçlara 500 TL ceza geliyor…

Yokohama Kış Lastikleri ile Yollar Daha Güvenli

Dünyanın en çok tercih edilen lastik markalarından YOKOHAMA karlı, buzlu, ıslak yollardan kuru ve çok soğuk yollara kadar tüm zorulu sürüş koşulları için maksimum yol güvenliği sunmaya devam ediyor. YOKOHAMA’nın binek, SUV ve kompakt araçlar için geliştirdiği W.drive serisi ürünleri güvenlik, konfor ve performans dengesini bir araya getirerek kış lastiği standartlarını zirveye taşıyor.

Kış lastiği kullanımı zorunlu hale geldi

08.11.2012 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanan yasaya gore: Yolcu ve eşya taşımalarında kullanılan araçların her yılın 1 Aralık ve 1 Nisan tarihleri arasında kış lastiği kullanmaları zorunlu kılınıyor. Yasa da ayrıca konuyla ilgili olarak: Bakanlığın verdiği yetki çerçevesinde belirlenen tarihlerde kış lastiği kullanmayan ticari araçlara, 500 TL ceza tutanağı düzenlenmesi ve lastiklerini uygun hale getirebilecekleri en yakın yerleşim birimine kadar gitmelerine denetimle görevli olanlar tarafından izin verilir. İbaresi yer alıyor.

Yüksek teknolojisindeki zengin deneyimleriyle dünya çapında tercih edilen lastik markası YOKOHAMA, kar yağışını beklemeden sıcaklığın +7?C’nin altına düştüğü hava şartlarında kış lastiklerinin kullanılmasını ve 4 lastiğin de birden değiştirilmesini tavsiye ediyor. Özel teknoloji ile üretilmiş Yokohama kış lastikleri, araçlara her koşulda ihtiyaç duydukları performansı sunuyor.

W.drive serisi ile kış koşullarına güvenli sürüş

W.drive ailesinin binek araçlar ve SUV’lar için V902A/B, Kompakt araçlar için V903, Nakliye, Yük Aracı ve Kamyonetler için ise yeni WY01 ürünleri bulunuyor. Tüm kış koşullarında yüksek performans isteyen müşteriler için üretilen W. Drive serisi ürünleri karlı ve ıslak zeminlerde üstün drenaj performansı ile yüksek hızlarda güvenli sürüş hissi sunuyor. Düşük yuvarlanma direncine sahip yakıt tasarrufu sunan ürünler yanak kesikleri ve çizilmelere karşı da yüksek direnç gösteriyor.

W. drive ailesinin kompakt araçlara özel serisi V903, küçük ve orta sınıf ölçekli araçlar için dizayn edilmiş kış lastiği deseni. V903 karlı ve buzlu yollarda tutunmada, frenlemede üstün performans sergiliyor. Çok yönlü dişli desen yapısı karlı yollarda direkt etki kabiliyetini ve güçlü çekiş sağlarken ıslak zeminlerde mükemmel su tahliyesine imkan veriyor. Orijinal çok katmanlı yapısı karlı ve buzlu zeminlerde lastik bloklarını sabit tutarak lastiğin etkisini maksimize ediyor. ‘Groove in Groove’ desen yapısı ile üç boyutlu blok duvarı ile ortalanmış kirişler temas anında zemini destekleyerek mükemmel denge sağlıyor. Üç boyutlu blok duvarında yer alan mikro oluklar basınç ve ısıyı dağıtarak dengesiz aşınmayı önlüyor.

Zigzag şeklinde ana kanal yapısı ise oluklu kanalları ile mükemmel çekiş sağlarken ıslak zeminde kaymayı önleyerek etkili su tahliyesine imkan veriyor. W.drive 903 modeli, 13-15 İNÇ’e kadar değişen lastik ebatlarında satışa sunuluyor.

W.drive ailesinin en yeni üyesi WY01

Hafif Ticari Araçlar için özel olarak üretilen en yeni kış lastiği W.Drive WY01, karlı ve buzlu zeminlerde kolay sürüş imkanı sağlıyor. 2012 Avrupa yönetmeliğinde yer alan kriterlere göre üretilen WY01, kış performansından ödün vermeden düşük yuvarlanma direnci ve düşük gürültü seviyesi sunuyor. Dayanıklılığı ve direnci artıran özel sırt deseni ile üretilmiş WY01,uzun yolculuklardan sonra bile 3 geniş kanal ile sağlanan mükemmel su boşaltım performansına sahip. BluEarth teknolojisine göre üretilen lastik ıslak zeminde frenleme ve yol tutuşta üstün performans sunuyor.

Kış koşullarında tam performans için SUV’lara özel GEOLANDER I/T serisi

SUV araçlar için özel olarak geliştirilmiş olan GEOLANDAR I/T karlı ve buzlu yolda üstün performans sağlıyor. Lastik yapısı güçlendirilen seride, orjinal buz tutucu hamur sayesinde konforlu sürüşe ek olarak kış koşullarında daha güvenli sürüş sağlanıyor. Mevcut seri lastiğin, lastik yapısı güçlendirilmiş ve yeni bir desen bileşeni eklenerek,yüksek hızda dayanaklı özel bir “T”serisi üretilmiştir. Lastikteki zigzag şekilli orta blok sayesinde kenar etkisi artırılıyor. Zigzag orta oluklar aynı zamanda karı yayıyor ve buna karşılık ek kenarlar da buz üzerindeki çekişi iyileştiriyor. Ağ biçimli kanalları ile birden fazla yönde kayma en aza indiriliyor. Sırttaki iki geniş kanal ile yanal kaymayı önlemek için yüksek bir kenar etkisi oluşturarak zorlu yollarda tam performans sağlanmış oluyor. GEOLANDER I/T serisi GO71 modeli 15-18 İNÇ’e kadar değişen lastik ebatlarında satışa sunuluyor.

 

Yeni Volvo FH, taşımacılık sektöründe çıtayı yükseltiyor!

Volvo Kamyon, yeni Volvo FH serisi ile birinci sınıf bir kamyon ve çekicinin sunabileceklerini yepyeni bir boyuta taşıyor. Yakıt ekonomisi, güvenilirlik, ergonomi, üstün yol tutuş, zaman kazandıran özellikler, aktif ve pasif güvenlik. Tüm bu özellikleri ile yeni Volvo FH, sürücüler düşünülerek ve nakliye firmasının kârlılığını arttırmaya odaklanılarak üretilen bir kamyon.
Volvo Kamyon, en çok satan modeli olan Volvo FH serisinin yeni versiyonunu tüm dünyaya tanıttı. Yeni Volvo FH, nakliye firmaları için önemli dört ana unsur göz önüne alınarak geliştirildi; gelişmiş yakıt verimliliği, daha iyi yol tutuş, yüksek işletim süresi, mükemmel sürücü ortamı. Bu dört ana alanda yapılan tüm yenilikler firmaların karlılığına ve sürücülerin güvenliğine katkıda bulunuyor.
I-See, tepelerde yakıt tüketimini azaltıyor
Yeni I-See işlevi, yakıt tüketimini daha da azaltmayı mümkün kılarak yüzde 5’e kadar tasarruf sağlıyor. I-See, sürücünün hayatını kolaylaştıran ve yakıt tasarrufu sağlayan teknolojilerden biri. Volvo Truck Corporation Başkanı Claes Nilsson bu özel teknolojiyi; “I-See, I-Shift şanzımana yönelik bir yazılım paketi. Kamyonun geçtiği tepeler hakkındaki bilgileri kaydediyor. Kamyon bir kez daha aynı rotayı kullandığında, I-See gaz pedalını, vitesleri ve frenleri kontrol ederek sürüşün mümkün olduğunca ekonomik olmasını sağlıyor. I-See sayesinde nakliye firması, yakıt tüketimini araç başına yüzde 5’e varan bir oranda azaltabiliyor” diyerek açıklıyor.
Yeni Euro 6 ile uyumlu verimli yürüyen aksam
Avrupa pazarı için üretimine 2013 sonbaharında başlanacak olan Volvo Kamyon’un yeni I-Torque Euro 6 yürüyen aksamı ile daha yüksek tasarruf sağlanacak. 2013 sonbaharında piyasaya sürülecek olan yeni Volvo I-Torque yürüyen aksam, mükemmel özelliklerini yüksek torkla yeni bir otomatik powershift şanzımanın kombine edilmesine borçlu. I-Torque, mükemmel sürüş özellikleri sunuyor ve yakıt tüketimini azaltıyor. 2800 Nm tork gibi büyük bir güç sağlıyor ve düşük motor devirlerinde sessiz bir şekilde çalışıyor. Daha düşük devirlerde çalışılması, yakıt enjeksiyonu ve yanma işleminin daha seyrek olması ve sürtünmenin azalması anlamına geliyor. I-Torque, yakıt tüketiminin yüzde 4’e kadar azaltılmasını sağlıyor.
Claes Nilsson, “Volvo I-Torque yakıt tüketimini yüzde 4’e kadar azaltıyor. I-See ve diğer küçük iyileştirmeler de buna eklendiğinde, yakıt tüketiminde yüzde 10’a varan bir düşüş sağlanıyor. Bu da ortalama olarak bir kamyon için yılda 4100 litre yakıta denk geliyor” diyor.
Kablosuz bağlantı işletim süresini en üst düzeye çıkarıyor
Bir kamyon ancak çalıştığı zaman kâr getiriyor. Bu nedenle aşınmayı ve aracın genel durumunu uzaktan takip etmeyi sağlayan yeni uzaktan servis teknolojisi sayesinde Volvo, artık maksimum işletim süresi sunuyor. TGW bağlantısı sayesinde servis, uzaktan kontrol ile gerçek aşınmayı görebildiğinden, ihtiyaca göre bir sonraki servis kontrollerini erteleyebiliyor veya öne alabiliyor. Bu durum, nakliye firmasının servise gereksiz ziyaretler yapmasını önlüyor. Böylece kamyon ve çekicinin işletim süresi arttırılıyor.
Kamyon dünyasında üstün yol tutuş
Bağımsız ön süspansiyon, binek araçlarda uzun zamandır, otobüslerde ise bir süredir kullanılıyor. IFS, hem konforu hem de dengeyi arttırıyor. Yeni Volvo FH serisi, dünyanın bağımsız ön süspansiyonlu (IFS) ilk ağır çekicisi. IFS’nin yanı sıra kremayer ve pinyonlu direksiyon ile FH çekici, sürüş ve yol tutuş üzerinde çok büyük bir etkisi olan iki yeni özelliğe sahip. IFS ön tekerleklerin ayrı birer süspansiyonu olması ve böylece bir tekerleğin hareketlerinin diğerini etkilememesi anlamına geliyor. Sonuç olarak yolda daha istikrarlı ve dengeli bir sürüş sağlanıyor.
Geliştirilmiş ön ve arka süspansiyon tasarımı, geliştirilmiş kabin devrilme önleme özellikleri ve hem kabin hem de şasi için iyi dengelenmiş amortisörler. Tüm bu faktörler sayesinde, boşta gitme dengesinde önceki FH serisine kıyasla yüzde 50 iyileştirildi.
Her açıdan güvenli
Tamamen yenilenen kabin yapısı, Volvo FH’ın daha da güvenli bir araç olmasını sağlıyor. Çarpışma testlerine göre yeni Volvo FH, bugüne kadar ki Volvoların en güvenlisi ve en sağlamı. Ayrıca kabinin iç hacmine bir metreküp ekstra alan eklenerek 300 litre ekstra saklama alanı ve kabin içi konforun artması sağlanıyor.
En iyi sürücüleri firmaya çekiyor
Mümkün olduğunca verimli çalışma fırsatına sahip olan iyi sürücüler, nakliye firmasının kârlılığını arttırıyor. Odak noktası sürücü olan bir kamyon, nakliye firmasının en iyi sürücüleri firmaya çekme potansiyelini de etkiliyor. Claes Nilsson, “Avrupa’da şimdiden iyi sürücüler tarafından tercih edilmek için şirketler arasında kıyasıya bir rekabet yaşanıyor. Bu rekabet, gelecekte daha da yoğunlaşacak. Sürücüler arasında popüler olan kamyonların, sürücülerin filosunda bu modelleri barındıran nakliye firmalarında çalışmayı istemesine neden olacak. Bu sebeple, yeni Volvo FH gelecekte nakliye firmalarının kârlılığını pek çok yönden arttıracak” diyor.

Yeni Volvo FH, taşımacılık sektöründe çıtayı yükseltiyor…

Volvo Kamyon, yeni Volvo FH serisi ile birinci sınıf bir kamyon ve çekicinin sunabileceklerini yepyeni bir boyuta taşıyor. Yakıt ekonomisi, güvenilirlik, ergonomi, üstün yol tutuş, zaman kazandıran özellikler, aktif ve pasif güvenlik. Tüm bu özellikleri ile yeni Volvo FH, sürücüler düşünülerek ve nakliye firmasının kârlılığını arttırmaya odaklanılarak üretilen bir kamyon.

Günümüzde nakliye firmalarının en önemli önceliklerinden biri olan yakıt ekonomisi, yeni Volvo FH geliştirilirken de ön plana çıkıyor. Zaten üst düzeyde yakıt verimliliği sağlayan Euro 5 yürüyen aksam, artık daha da ekonomik hale geliyor. Aynı zamanda, emisyonları önemli ölçüde azaltacak olan Volvo’nun ilk Euro 6 motoru da piyasaya çıkıyor. Yeni I-See işlevi, yakıt tüketimini daha da azaltmayı mümkün kılarak yüzde 5’e kadar tasarruf sağlıyor. Ayrıca, 2013 sonbaharında piyasaya sürülecek olan yeni Volvo I-Torque yürüyen aksam, sektöre yeni bir teknoloji standardı getirip daha düşük yakıt tüketimi ve gelişmiş sürüş özellikleriyle hem nakliye firmaları hem de sürücüler için vazgeçilmez olacağının sinyallerini veriyor.

I-See, tepelerde yakıt tüketimini azaltıyor

I-See, sürücünün hayatını kolaylaştıran ve yakıt tasarrufu sağlayan teknolojilerden biri.
Volvo Truck Corporation Başkanı Claes Nilsson bu özel teknolojiyi; “I-See, I-Shift şanzımana yönelik bir yazılım paketi. Kamyonun geçtiği tepeler hakkındaki bilgileri kaydediyor. Kamyon bir kez daha aynı rotayı kullandığında, I-See gaz pedalını, vitesleri ve frenleri kontrol ederek sürüşün mümkün olduğunca ekonomik olmasını sağlıyor. I-See sayesinde nakliye firması, yakıt tüketimini araç başına yüzde 5’e varan bir oranda azaltabiliyor” diyerek açıklıyor.

Volvo Kamyon’un yeni Yakıt Paketi de yakıt tasarrufunda yüzde 5’e varan ekstra bir artış sağlıyor. Eğitim ve aylık yardımı (Yakıt Önerisi) kapsayan bu paketle birlikte, sürücüleri bilgilendirip araçlarını doğru bir tarzda ve maksimum yakıt verimliliği sağlayacak şekilde sürmeye yönlendirerek, yakıt maliyetlerini düşürmek amaçlanıyor.

Yeni Euro 6 ile uyumlu verimli yürüyen aksam

Avrupa pazarı için üretimine 2013 sonbaharında başlanacak olan Volvo Kamyon’un yeni I-Torque Euro 6 yürüyen aksamı ile daha yüksek tasarruf sağlanacak.

Claes Nilsson, “Volvo I-Torque yakıt tüketimini yüzde 4’e kadar azaltıyor. I-See ve diğer küçük iyileştirmeler de buna eklendiğinde, yakıt tüketiminde yüzde 10’a varan bir düşüş sağlanıyor. Bu da ortalama olarak bir kamyon için yılda 4100 litre yakıta denk geliyor” diyor.

Kablosuz bağlantı işletim süresini en üst düzeye çıkarıyor

Bir kamyon ancak çalıştığı zaman kâr getiriyor. Bu nedenle aşınmayı ve aracın genel durumunu uzaktan takip etmeyi sağlayan yeni teknolojisi sayesinde Volvo, artık maksimum işletim süresi sunuyor. Bu durum, Volvo Kamyon’un bileşen aşınmasını ve aracın genel durumunu uzaktan takip etmeyi sağlayan yeni teknolojisine dayanıyor.
Claes Nilsson, bu özelliği “Servis, bilgisayar aracılığıyla çeşitli araç bileşenlerinin gerçek aşınma durumunu uzaktan kontrol edebiliyor. Bir bileşen hizmet ömrünün sonuna yaklaştığında servis, nakliye firmasıyla çok daha önceden irtibata geçerek aracın bakıma alınması için en uygun zamanı belirleyebiliyor” diyerek açıklıyor.

Kamyon dünyasında üstün yol tutuş

Yeni Volvo FH’ın sektörü bir adım ileri götürdüğünü anlamak için kullanım kılavuzunu okumanıza gerek yok. Bunu fark etmek için direksiyon başına geçmeniz yeterli oluyor.
Claes Nilsson, “Yeni Volvo FH, bir otomobilinkinden farksız olan olağanüstü bir yol tutuş sunuyor. Her şeyin kusursuz olması için yol tutuşu bağımsız ön süspansiyonla destekliyoruz. Dünyada bir ilk olan bu özellikle, kamyon dünyasında görülmemiş bir yol tutuş elde ediliyor” diyor.

Yepyeni bir kamyon

Üstün yol tutuş çok önemli bir avantaj olsa da Volvo Kamyon’un yeni Volvo FH serisi bununla yetinmeyerek, diğer alanlarda da pek çok yeni özellik sunuyor. Claes Nilsson yeni Volvo FH ile ilgili açıklamasında; “Volvo FH serisi, ticari araçlar sektörüne yeni bir yaklaşım getiriyor. Bunu örneğin uzaktan çevrimiçi iletişimi kullanarak kamyonu nasıl doğrudan servise bağladığımızı incelediğinizde görebilirsiniz” diyor.

Yeni teknoloji, araç içi güvenliği daha da arttırıyor. Daha ekonomik bir yürüyen aksam ve şanzıman sunuyor. İşletim süresinin yüksek düzeylerde tutulmasını sağlıyor.

Claes Nilsson, “Bu teknolojiyi sadece en gelişmiş aracı üretmiş olmak için kullanmadık. Bu yenilikçi teknolojinin sunduğu avantajlardan tam olarak faydalanabilmek için insanların bunu nasıl kullanacaklarını bilmeleri ve bildiklerini uygulamaları gerekiyor. İşte bu yüzden sürücünün en önemli unsur olarak görüldüğü bir kamyon geliştirmek için büyük bir çaba gösterdik” diye açıklıyor.

Ergonomik tasarım ve kolay kullanım

Sürücünün çalışma alanı, bu konuya gösterilen özenin çok iyi bir örneği. Özellikle kabinin kullanılabilir cam alanının artması ve yenilikçi dikiz aynası tasarımı sayesinde sürücü, iyileştirilmiş sürücü koltuğunda otururken yolu daha iyi görebiliyor. Kol ve kumandalar, en önemli olanları sürücüye en yakın olacak şekilde öncelik sırasına göre dizildi. Yapılan çeşitli değişiklikler sayesinde sürücüye çok daha iyi bir görüş imkanı sunuluyor.

Sürüş pozisyonu daha iyi ve daha büyük bir esneklik sunuyor. Örneğin, direksiyon simidinin yatırılabilir kolon özelliği, kamyon sektörü açısından dünyada bir ilk. Sürüş pozisyonunun iyileştirilmesi sayesinde sürücü daha az yoruluyor. Zinde bir sürücü de doğal olarak işini daha iyi yapıyor.

Her açıdan güvenli

Tamamen yenilenen kabin yapısı, Volvo FH’ın daha da güvenli bir araç olmasını sağlıyor. Çarpışma testlerine göre yeni Volvo FH, bugüne kadarki Volvoların en güvenlisi ve en sağlamı. Özellikle ince dikiz aynaları sayesinde elde edilen iyileştirilmiş görüş de çalışma ortamının daha güvenli olmasına katkıda bulunuyor.

A sütunlarının dikleştirilmesi, kabinin iç hacmine bir metreküp ekstra alan eklenmesini sağlıyor. Bu da 300 litre ekstra saklama alanı ve kabin içi konforun artması anlamına geliyor.

Claes Nilsson, konuyla ilgili olarak; “Kabin, hem çalışma hem de dinlenme olanakları açısından optimize edildi. Daha iyi bir yatak, entegre park soğutucusu, yeni aydınlatma, düşük gürültü seviyesi ve diğer özellikler hep birlikte sürücünün keyifli bir ortamda dinlenip rahatça uyumasını mümkün kılıyor. Bu da sürücülerin fazla yorulmamasını ve zinde kalmasını sağlıyor” diyor.

En iyi sürücüleri firmaya çekiyor

Mümkün olduğunca verimli çalışma fırsatına sahip olan iyi sürücüler, nakliye firmasının kârlılığını arttırıyor. Odak noktası sürücü olan bir kamyon, nakliye firmasının en iyi sürücüleri firmaya çekme potansiyelini de etkiliyor..

Claes Nilsson, “Avrupa’da şimdiden iyi sürücüler tarafından tercih edilmek için şirketler arasında kıyasıya bir rekabet yaşanıyor. Bu rekabet, gelecekte daha da yoğunlaşacak. Sürücüler arasında popüler olan kamyonların, sürücülerin filosunda bu modelleri barındıran nakliye firmalarında çalışmayı istemesine neden olacağından eminim. Bu sebeple, yeni Volvo FH gelecekte nakliye firmalarının kârlılığını pek çok yönden arttıracak” diyor.

Volvo kamyonlardaki yeni I-See fonksiyonu, nakliye şirketlerinin yakıt faturasını azaltıyor!..

Ticari araç sektörü, yakıt tüketimini azaltan çözümler bulmak için büyük çaba gösteriyor. Bu çözümlerden biri ise aracı hareket ettirmek için aracın kinetik enerjisinden yararlanmak oluyor. Volvo Kamyon son olarak otomatik pilot gibi çalışan, otomatik vites değişimi yapan ve yakıt tasarrufu için yol eğiminden yararlanan yeni teknolojisi I-See’yi sunuyor.

Kinetik enerji, bir nesnenin hızını sıfıra düşürmek için gereken mekanik güçtür. Hareket eden bir nesne yavaşladığında kinetik enerjisinin başka bir enerji biçimine dönüşmesi gerekir. Bir araç fren yaptığında, kinetik enerjisi ısıya dönüşür. Otomotiv sektöründeki pek çok üretici, kinetik enerjinin fazla ısı olarak dışarıya atılması yerine bu enerjiden yararlanılmasını sağlayacak çözümler arıyor.

Volvo Kamyon ürün geliştirme uzmanı Anders Eriksson konuyla ilgili olarak yaptığı açıklamada; “Kinetik enerjiden daha büyük ölçüde yararlanılabilirse, yakıt tüketiminin azaltılmasına katkıda bulunabilir. Bu hem çevre için hem de günümüzde pek çok nakliye şirketi için giderek artan bir yük haline gelen yakıt maliyetleri dikkate alındığında sektör ekonomisi için faydalı olacak” diyor.

Volvo Kamyon’un yeni I-See çözümü ile geliştirmeyi başardığı teknoloji de tam olarak kinetik enerjiden fayda sağlıyor. Sistem, aracı yokuş yukarı “itmek” için kamyonun kendi kinetik enerjisini kullanıyor. Yokuş aşağı inişlerde ise aynı enerjiden hızlanma için yararlanılıyor.

Kinetik enerji yüzde 5 tasarruf sağlayabilir

I-See, şanzımanın eğim sensörüne bağlıdır ve dijital olarak yolun coğrafi özellikleri ile ilgili bilgileri toplar. Sistem harita verilerine bağlı olmadığından en güncel bilgileri edinebilir ve bu nedenle daha güvenilirdir. I-See, yaklaşık olarak 4000 adet yokuşu hafızasında tutabilir. Bu da 5000 kilometrelik bir mesafeye denk gelir.

Volvo Kamyon Ürün Müdürü Hayder Wokil açıklamasında; “I-See, kamyonun hız kontrolüne bağlı olan bir otomatik pilot gibidir. Yokuşlarda vites değiştirmeyi, gazı ve frenleri kontrol ederek hepsinin en düşük yakıt tüketimi ile çalışmasını sağlar. I-See mümkün olduğunca güç harcamadan boşta ilerleme özelliğini kullanır. Böylece yolun bazı kısımlarında hiç yakıt tüketilmez ve yakıt tüketimi %5’e kadar azaltılabilir. Bu rakam simülasyonlarda ve trafiğe açık yollarda yapılan testlerde alınan sonuçlara dayanmaktadır. I-See hız sabitleticisinin kullanılmasını gerektirir ve bildiğimiz üzere sürücüler hız sabitleyicisini ortalama olarak sürüş süresinin yarısı boyunca kullanır. Yılda 140.000 kilometre giden ve normal çalışan bir kamyon için I-See ile yapılan tasarruf yıllık yaklaşık 1000 litre olacak. Bu da nakliye şirketinin kârlılığında önemli bir fark yaratacak” diyor.

Küçük yokuşlarda en büyük etki

I-See, kinetik enerjisini maksimum oranda kullanmak için altı farklı işlem uygulamaktadır. Örneğin, I-See yokuş yukarı çıkarken hızlanır, mümkün olduğunca uzun süre yüksek bir viteste kalır ve yokuş aşağı inerken kamyonun ağırlığını itici güç olarak kullanmak için güç harcamadan boşta ilerler.

I-See’nin üretiminden sorumlu olan Anders Eriksson; “I-See en iyi engebeli arazide çalışır. Kısmen uzun ve dik yokuşlarda, I-See motoru çalıştırmadan uzun mesafe boyunca boşta ilerlemenizi sağlar. Sistemi özel yapan da boşta ilerleme özelliği” diyor.

Kamyon boşta ilerlerken, neredeyse hiç yakıt tüketilmiyor. Ancak boşta ilerleyebilmek için çok fazla veri gerekiyor. Bu konuda Anders Eriksson; “Verilerin doğru olabilmesi büyük hassasiyet gerektiriyor. Örneğin, yolun önünüzde uzanan kısmında hızlanacak veya yavaşlayacak olduğunuzu bilmeniz gerekiyor. Hafif eğimler bile belirleyici faktör olabilir” diyor.

Fark yaratan diğer faktörler ise hava direnci ve kamyonun ağırlığıdır. Sistemin toplamda pek çok bilgiyi takip etmesi ve işlemesi gerekir. I-See’yi deneyen pek çok kamyon sürücüsü, I-See’nin uyguladığı sürüş tarzını tanıdık bulacaktır.

Hayder Wokil bu konuda; “I-See, iyi sürücülerin sürüş tarzını taklit eder. İyi sürücüler, aracın kinetik enerjisini kullanırlar, zamanla hızlanırlar ve gereksiz vites değişiminden kaçınırlar. Fakat gerçek bir sürücünün aksine I-See asla yorulmaz, adeta otomatik pilot gibidir. Bu da sürücülerin akan trafiğe ve yolculuğun diğer yönlerine daha fazla odaklanmalarına imkân tanır. Ayrıca yolda ilerlemek daha rahat hale gelir. Ve tetikte olan bir sürücü daha iyi bir sürücüdür. Bu kesin olarak emin olduğumuz bir şey” diyor.

Anders Eriksson; “Örneğin, I-See fren ve lastik aşınmasını azaltır. Ve doğal olarak bu çevrenin korunması açısından da önemli” diyerek I-See’nin yakıt tasarrufu dışında da avantaj sağlandığına dikkat çekiyor.

I-See, 2013 yılında satışa sunulacak.