Değişim Güçtür!

19 Ocak 2014 Pazar günü Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda yapılacak 31. Dönem Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi seçimlerine Makina Mühendisleri Değişim Grubu’nu temsilen başkan adayı olarak Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü Öğretim üyelerinden ve aynı zamanda Teknoloji Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini de yürüten kıymetli bilim adamı Doç. Dr. Metin Gümüş gösterilmiştir. Sayın Gümüş meslektaşlarına şu şekilde seslenmektedir:

Değerli Meslektaşlarımız;

Tüm meslek odaları gibi Makina Mühendisleri Odası da, ideolojik zihniyetlerden ve siyasetten arındırılıp, tüm toplumun ve öncelikle üyelerimizin beklentileri çerçevesinde, kendi sorumluluk alanlarında değişim, dönüşüm ve gelişimin öncüleri haline getirilmelidir.

Makina Mühendisleri Değişim Grubu, inancı, düşüncesi ve yaşam tarzı nasıl olursa olsun, bütün meslektaşlarını aynı ailenin birer mensubu kabul eden ve tüm meslektaşlarının mesleki başarılarını artırmayı hedefleyerek ülkemize ve tüm insanlığa hizmet etmeyi amaçlayan bir anlayışın ürünüdür. Makina Mühendisleri Değişim Grubu, meslektaşlarımızı asgari müştereklerde bir araya getirmeyi amaçlayan; insan sevgisini, hoşgörü ve diyaloğu her türlü siyasi görüşün ve ideolojinin üzerinde tutan, idealist, çalışmaktan yılmayan, ilkeli, dürüst, tarihi ve kültürel değerlere sahip çıkan, milli ve manevi değerleri önemseyen, ülkemizin bilim ve teknoloji temelinde gelişimini hedef edinmiş bir gruptur. (Makine Mühendisleri Değişim Grubu ile ilgili daha fazla bilgi için: http://www.mmoistanbul2014.org/wp-content/uploads/2013/12/tanitim-kitapcigi.pdf)

Güçlü bir ülke, tüm kurumlarının sorumluluklarını tam anlamıyla yerine getirmesiyle mümkün olabilir. Makina Mühendisleri Değişim Grubu olarak yönetime gelmemiz durumunda: Maddi ve manevi değerleri önemseyen, farklı düşünce ve görüşlere hoşgörülü, kurumlar arasında diyalog ve iyi ilişkiler geliştiren, kurum içinde huzur ve hoşgörü ortamını sağlayan bir anlayışla; meslektaşlarımızın ihtiyaçlarını karşılayan, mesleki etkinlikleri kolaylaştıran, mesleğin kamu yararına uygun olarak gelişmesini sağlayan, meslek mensuplarının birbirleriyle ve halkla olan ilişkilerini geliştiren, ülkemizin doğal kaynaklarını, çevre ve tarihi değerlerini ve kültürel mirasını koruyan, ülkemizin bilimsel ve teknolojik kalkınmasını sağlayan, meslek disiplinini ve ahlakını koruyan bir yönetim anlayışı ortaya koymayı vadediyoruz. (MMDG Seçim Beyannamesi: http://www.mmoistanbul2014.org/wp-content/uploads/2013/12/MMDG-31.-Dönem-Seçim-Beyannamesi.pdf) Tüm meslek odaları gibi Makine Mühendisleri Odası da, ideolojik zihniyetlerden ve siyasetten arındırılıp, tüm toplumun ve öncelikle üyelerinin beklentileri çerçevesinde, kendi sorumluluk alanlarında değişim, dönüşüm ve gelişimin öncüleri haline getirilmelidir.

Tüm bu söylediklerimizin (Daha detaylı bilgi için: http://www.mmoistanbul2014.org/) gerçekleşmesi için bütün meslektaşlarımızı, 18 Ocak 2014 Cumartesi günü Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şube Genel Kuruluna ve 19 Ocak 2014 Pazar günü Yıldız Teknik Üniversitesi Oditoryumu’nda yapılacak seçimlere katılarak, Makina Mühendisleri Değişim Grubu’na destek vermeye davet ediyoruz.

Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi seçimlerine, odaya üye olan, tüm Makina, Endüstri, İşletme, Uçak, Uzay, Havacılık, Sistem, Sanayi, Makina Teknik Metot, İmalat-Üretim, Üretim Tekniği Sistemleri, Mekatronik, Otomotiv ve Enerji Sistemleri Mühendisleri katılabilmektedir.

Ancak yaklaşık 24 bin üyesi bulunan Makina Mühendisleri Odası İstanbul Şubesi’ni iki yıl boyunca idare edecek yöneticiler, son iki dönemdir sadece 3.500 oyla seçilmektedir. Bu, toplumsal katılım ve genelin temsili adına, çok yetersiz bir katılımdır. Makina Mühendisleri Odasını en iyi şekilde yönetebilecek yöneticilerin seçilmesi meslektaşlarımıza ve ülkemize en iyi hizmetlerin kazandırılması için bu katılımın artırılması gerekmektedir. Bu nedenle meslektaşlarımızın bu konuda daha bilinçli ve duyarlı olmalarını arzu ediyoruz. Ayrıca oda üyelik borcunun oy kullanmaya engel olmadığını hatırlatmak isteriz.

Şimdiden seçim sürecine katkı sağlayan tüm meslektaşlarımıza Makina Mühendisleri Değişim Grubu adına teşekkürlerimizi, saygılarımızı ve şükranlarımızı sunarız.

Doç. Dr. Metin GÜMÜŞ

31. Dönem Başkan Adayı

ve

Makine Mühendisleri Değişim Grubu

Çalışma Komisyon Başkanı

Bizde otoguncel ailesi olarak kıymetli bilim adamı Doç. Dr. Metin Gümüş’e oda seçimlerinde başarı dileklerimizi sunuyoruz.

Doç. Dr. Metin Gümüş’ün biyografisi:

http://www.otoguncel.com/diger/bir-biyografi-doc-dr-metin-gumus/

 

Bir Biyografi: Doç. Dr. Metin GÜMÜŞ

Metin GÜMÜŞ 1973 yılında Mardin’de doğdu. 1994 yılında Yıldız Teknik Üniversitesi, Makine Fakülte si, Makine Mühendisliği Bölümü’nü bitirdi. Bir süre İ.E.T.T. Genel Müdürlüğünde Makine Mühendisi olarak çalıştıktan sonra 1996 yılında Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Makine Eğitimi Bölümü Otomotiv A.B.D.’da araştırma görevlisi olarak çalışmaya başladı. M.Ü. Fen Bilimleri Enstitüsü Makine Eğitimi Ana Bilim Dalında, Yüksek Lisans eğitimini 1998 yılında, Doktora eğitimini 2005 yılında tamamladı. Danimarka ‘da Brüel & Kjǽr firmasında otomotiv sanayindeki akustik uygulamalarla ilgili eğitim aldı. 2006 ile 2010 yılları arasında Marmara Üniversitesi, Teknik Eğitim Fakültesi, Makine Eğitimi Bölümü, Otomotiv Eğitimi Anabilim Dalı’nda Yardımcı Doçent olarak çalıştı. 2010 yılında doçent olan Metin GÜMÜŞ, Marmara Üniversitesi, Teknoloji Fakültesi, Makine Mühendisliği Bölümü öğretim üyesi olup Teknoloji Fakültesi Dekan Yardımcılığı görevini yürütmektedir.

Çeşitli projelerde yürütücü ve araştırıcı olarak çalışan Metin GÜMÜŞ 7 adet Yüksek Lisans tezi yönetmiş ve halen 2 adet Yüksek Lisans, 2 adet doktora tezi yöneticiliği yapmaktadır. TÜBİTAK Uluslararası Bilimsel Yayınları Teşvik Ödülleri ve Marmara Üniversitesi Rektörlüğü Bilimsel Araştırma Projeleri Komisyon Başkanlığının Yayın Yapmış Araştırıcılara Destek Projesi ödülleri olan Metin GÜMÜŞ’ün 22 si uluslararası SCI yayını olmak üzere toplam 63 adet yayını vardır. TÜBİTAK ile Bilim Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı, Bilim ve Teknoloji Genel Müdürlüğü’nde panelist, hakem ve denetçi olarak çeşitli görevlerde bulunan Metin GÜMÜŞ çok sayıda uluslar arası dergide hakemlik yapmaktadır. Otomotiv elektroniği, içten yanmalı motorlar, servis tekniği gibi konularda lisans dersleri vermekte olup, İçten Yanmalı Motorlar Termodinamiği, İçten Yanmalı Motorlarda Karışım Oluşturma Teknikleri, Alternatif Gaz Yakıtlarının İçten Yanmalı Motorlarda Kullanımı, İçten Yanmalı Motorlarda İleri Test Teknikleri, Motorlu Taşıtlardan Kaynaklanan Gürültü ve Kontrolü gibi lisansüstü derslerini vermektedir. Otomotiv elektroniği, alternatif gaz yakıtların içten yanmalı motorlarda kullanımı, yanma, motorlu taşıtlarda gürültü ve kontrol teknikleri, faz değiştiren malzemelerin içten yanmalı motorlara uygulanması gibi konularda çalışmalarını sürdürmektedir. Evli ve üç çocuk babasıdır.

Az Kirleten Az Ödemeli

Doç. Dr. Metin Gümüş, Türkiye’de otomotiv parkındaki araçların yaklaşık yarısının 12 yaşından daha yaşlı olduğunu belirterek, “Tabir yerindeyse Türkiye’de ulaşım hurdalar ile gerçekleştiriliyor.” dedi. Gümüş, bu duruma motorlu taşıt vergisindeki çarpıklığın sebebiyet verdiğini ileri sürdü.

Sitemize açıklamalarda bulanan Doç. Dr. Gümüş, vergi çarpıklığı yüzünden Türkiye’de ekonomik ömrünü tamamlamış araçların hala revaçta olduğunu belirterek, yeni nesil teknolojilerle donatılmış araçların hem yakıt ekonomisi sağladığı hem de atmosfere daha az egzoz emisyonu ve gürültü emisyonu salan araçların üretildiği ve orta düzeylerde fiyatlarla alınabildiği bir ortamda yollarda bu kadar çok hurda aracın seyretmesini; kamu sağlığı, çevre, trafik emniyeti ve ülke ekonomisi açısından garabet olduğunu belirtti. Bunun da motorlu araçlara uygulanan Motorlu Taşıtlar Vergisi`ndeki (MTV) çarpıklıktan kaynaklandığını dile getiren Gümüş, sıfır otomobildeki yüksek vergilerin ikinci eli cazip kıldığını ve yaşlı araçlarda daha düşük oranda kalmasının da sürücülerin uzun süre aynı aracı kullanmalarına yol açtığını vurguladı. Bunun en güzel göstergelerinden biri olarak ta 2012 yılında 2 milyon ikinci el araç satışına karşılık, sıfır araç satışının 800 binlerde gerçekleşmesi olarak yorumladı.

Doç. Dr. Gümüş, “Türkiye, Avrupa’nın en yaşlı araç parkına sahip. Türkiye’de her 3 otomobildenbiri bugün 16 yaşın üzerinde. Bu gerçekten çok korkunç bir durum. Buna karşın araçların 12 ya da 13 yaşı ekonomik ömür bağlamında düşünülmesi gerekir.” dedi.

Doç. Dr. Metin GÜMÜŞ’ten Teknoloji ve İnovasyon için “Bilim Parkı” Çıkışı

Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Dekan Yardımcısı Doç. Dr. Metin GÜMÜŞ’ten web sitemiz için Türkiye’nin “Teknoloji ve İnovasyon” çıkışının kodlarına yönelik özel açıklamada geldi. Doç. Dr. Metin GÜMÜŞ “Küresel rekabetin hızla arttığı, insanlığın istek ve taleplerinin çok hızlı değiştiği günümüzde bilim ve teknolojiye sahip olup, inovasyon yapmak ülkeler için kaçınılmaz bir zorunluluk haline gelmiştir. Bunun bilincinde olan gelişmiş ülkeler üniversite sanayi işbirliğini geliştirerek, teknoloji üreterek, inovasyon yaparak, katma değeri yüksek ürünler üreterek bilgi ve teknolojiyi toplumsal ve ekonomik katkıya dönüştürmekte ve bunun sağlanmasında teknoparkları önemli bir araç olarak kullanmaktadırlar” dedi.

Doç. Dr. GÜMÜŞ Otoguncel’e yaptığı açıklamalarına şöyle devam etti: “Dünyadaki teknopark uygulamaları benzer oluşumlar olmakla birlikte bazı farklılıklar göstermektedirler. Teknopark adlandırmaları ülkeden ülkeye farklılık göstermekte olup en yaygınları; “Bilim Parkı”, “Araştırma Parkı”, “Teknoloji Parkı”, “Teknoloji Kenti”, “Teknopolis”, “Kurucu Merkez”, “Girişim Merkezi”, “Yenilik Merkezi”, “Mükemmeliyet Merkezi”, “Endüstriyel Park” ve “ilk Aşama Merkezi veya Ünkübatör”dür. Avrupa’da “Bilim Parkı” daha yaygın olarak kullanılmaktadır. Ülkemizde ise ‘technology’ ve ‘park’ sözcüklerinin birleşmesinden oluşan, “teknopark” ve “teknokent” isimleri tercih edilmektedir.”

“Bilim Parkları”nın Ülkemizde “Teknokent”e Evrilmesi

Metin Gümüş sözlerini şöyle tamamladı. “Teknoparklar, ilk olarak araştırma ve geliştirme çalışmalarının gelişmiş olduğu ABD ve Avrupa ülkelerinde faaliyet göstermeye başlamıştır. Teknoparkların ilk kurulmaya başlandığı 1950’li yıllardan 1970’lere kadar önemli bir gelişme olmamıştır. 1970’lerin ikinci yarısından itibaren teknoparklarda gelişmeler yaşanmıştır. 1980’lerin ikinci yarısı çoğu teknoparkın kurulduğu dönem olarak göze çarpmaktadır. 2000’li yıllar ise teknoparkların kurulmasında en fazla gelişmenin yaşandığı dönem olmuştur. Gelişmiş ülkelerde önemli bir kalkınma aracı olarak kullanılan teknoparklar ülkemizde 1990’lı yılların ortalarında gündeme gelmiştir. Teknoparklar konusundaki yasal düzenleme 26.06.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4691 sayılı “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası” ve 19.06.2002 tarihinde yürürlüğe giren “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Uygulama Yönetmeliği” ile yapılmış ve bu bölgelere yönelik teşvikler sağlanmıştır.

Teknoparkların, bünyelerinde yer alan firmalara, işbirliğinde oldukları üniversitelere, öğretim elemanlarına ve bulundukları bölgelere önemli katkıları vardır. Bu nedenle, sağlıklı kurulmuş ve gelişmiş bir teknopark için kamu desteğine gerek yoktur. Teknopark içinde yer almış olmak firmalar için yeterince önemli bir ayrıcalıktır ve bunun firmalara önemli katkıları bulunmaktadır. Teknoparklar bünyelerinde bulunan firmalara katkılar sağlayamıyorsa, bu teknoparklar işlevlerini yerine getiremeyen başarısız teknoparklardır. Fakat teknoloji üretme kabiliyeti gelişmiş firmaların az bulunduğu ülkelerde bu oluşumları başlatmak ve hızlı büyümelerini sağlamak için başlangıç evrelerinde kamu desteği sağlanması gerekmektedir. Ülkemizde de 4691 sayılı “Teknoloji Geliştirme Bölgeleri Yasası” 12.03.2011 tarihli 6170 yasa ile revize edilerek bu bölgelere yönelik teşviklerin 2023 yılına kadar devam etmesi için gerekli düzenlemeler yapılmıştır.”

 

Karbon monoksit (CO) gazının oluşma sebepleri

1 – Zengin karışım
2 – Motorun ısınana kadarki çalışması
3 – Silindir içerisindeki soğutulan bölgeler
4 – Yüksek devirdeki çalışmalar

Kaynak: Doç. Dr. Metin Gümüş’ün “Emisyon Kontrol” ders notlarından derlenmiştir.

İkinci hava püskürtme sistemi (AIR – Secondary Air Injection)

Motor ısınıncaya kadar, egzoz manifolduna hava göndererek silindirlerde tam yanamamış HC ve CO gazlarını yüksek sıcaklık altında oksijen ile buluşturarak yanmalarını sağlar. Böylece; HC ve CO gazlarının atmosfere atılmalarını engeller. Bu yanma ile ortaya çıkan ısı ile egzoz sisteminin sıcaklığı arttırılır.

Kaynak: Doç. Dr. Metin Gümüş’ün “Emisyon Kontrol” ders notlarından derlenmiştir.