Saatlik Araç Kiralama Hizmeti ZipCar Yaygınlaşıyor!

Türkiye’de Otokoç ile girdiği işbirliği sonrası hizmete başlayan dünyanın lider araç paylaşım markası Zipcar, İstanbul’da hızla yaygınlaşıyor. İstanbul Atatürk Havalimanı, Özdilek AVM, Taksim ve Suadiye Trafik Vakfı,Tepe Nautilus AVM gibi İstanbul’un merkezi ve stratejik lokasyonlarında araç bulundurmaya başlayan Zipcar, yıl sonuna kadar hizmet noktasını 50’ye çıkarmayı planlıyor.

Saatlik olarak rezerve edilebilen araç paylaşım sistemi ile tüm dünyada şehir hayatına hız ve konfor katan Zipcar, kolay üyelik sistemi ve  modern araçlarıyla benzersiz bir kullanıcı deneyimi yaşatıyor. Aylık 10 TL veya yıllık 75 TL karşılığında üye olunabilen Zipcar, saati 13 TL’den başlayan kullanım ücreti ile araç paylaşımı hizmeti sunuyor. Zipcar kullanıcıları 30 km’ye kadar ücretsiz yakıt imkanından yararlanırken sigorta gibi ilave maliyetlerden de kurtuluyor.

 

İşte Zipcar Araçlarını Bulabileceğiniz Tüm Konumlar;

  • Koç Üniversitesi (Ana Kampüs, Batı Yurdu),
  • Otokoç Otomotiv Küçükyalı,
  • Kalamış Marina,
  • Trump Towers,
  • Çamlıca İş Merkezi,
  • Maslak Beybi Giz Plaza,
  • Zircikuyu Birmot,
  • İTV Suadiye,
  • İTV Taksim,
  • Kadıköy Başkent Otopark,
  • Park Çağlayan,
  • Hilton Kozyatağı,
  • Beylikdüzü Birmot,
  • İstinye Otokoç,
  • T-Park Emniyet Evler,
  • Ataşehir Otokoç,
  • Taşdelen Otokoç,
  • Göztepe Can Otopark,
  • Marmara Park AVM,
  • Tepe Nautilus AVM,
  • Özdilek Park AVM -Levent,
  • Atatürk Havalimanı,
  • Katibim Katlı Otoparkı,
  • Atlı Spor Klubü,
  • Polat Towers,
  • Yenibosna Otokoç,
  • Galleria

Zipcar Hakkında

Zipcar  İstanbul’da şehrin yoğun temposunda yaşayan kişilere, şirket havuz araçlarında tasarruf etmek isteyen firmalara, araç sahibi olmayan ancak zaman zaman bir araca ihtiyacı olan bireylere  yönelik araç sahipliğine ve araç kiralamaya yeni bir alternatif sunuyor. Zipcar’a üye olan bireyler İstanbul’un çeşitli lokasyonlarında bulunan araçlara istedikleri zaman ulaşabiliyor, aynı zamanda üyeler dünyanın birçok yerinde bulunan Zipcar araçlarını da kullanabiliyor.

Tüm bu imkanları hem bireyler hem de kurumlar araca ihtiyacı oldukları zaman kullanabiliyor. Özellikle şirketler için havuz araçlarına büyük bir alternatif olan Zipcar ile şirket çalışanları araçları kullandığı sürece ücret ödeniyor. Bununla birlikte tüm rezervasyonlarda da kullanıcılara 30 km’ye kadar ücretsiz yakıt imkanı sunarken  şirketler sigorta, bakım ve özel taşıt vergisine de masraf ve zaman ayırmak zorunda kalmıyor.

DRD Filo Kiralama Büyümesini Hızla Sürdürüyor

Önümüzdeki 10 yıllık süreç için hedeflerini net olarak belirleyerek, bu hedeflere ulaşmak üzere uygulayacağı strateji ve yöntemleri etkin bir biçimde hayata geçiren Türkiye’nin lider operasyonel kiralama şirketlerinden DRD Filo Kiralama, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu JCR Eurasia Rating tarafından bir kez daha ‘yatırım yapılabilir’ kredi notu aldı.

Türkiye Operasyonel Kiralama Sektörü’nün öncü markalarından DRD Filo Kiralama, uluslararası kredi derecelendirme kuruluşu JCR Eurasia Rating tarafından gerçekleştirilen değerlendirme kapsamında bir kez daha ‘‘yatırım yapılabilir’’ kategorisinde yer alma başarısını gösterdi. Operasyonel filo kiralama sektöründe uzun yıllardır bağımsız denetimlerden geçerek finansal kredibilitesini şeffaf bir şekilde iş ortaklarına sunan DRD, 2012 yılında da bu anlamda önemli başarılara imza attı.

Türkiye’deki Operasyonel kiralama sektöründe standartları belirleyen ve yükselten yapısı ile DRD Filo Kiralama, JCR Eurasia Rating’in değerlendirmesine göre, Uzun Vadeli Ulusal Kredi Notu’nu ‘BBB – (Trk)’den, ‘BBB + (Trk)’ye taşırken; Kısa Vadeli Ulusal Kredi Notu’nu ise ‘A-3(Trk)’dan ‘A-2 (Trk)’ye Pozitif görünüm ile yükseltti.

2011 yılının ardından 2012 yılı finansal değerleri ile de iş dünyasının saygın yayın organlarından Capital ve Fortune dergilerinin, özel sektörde Türkiye’nin en büyük 500 firmasını belirlemek amacıyla hazırladığı listelerde de yer alan DRD, bu anlamda da istikrarlı ve güvenli gelişimini başarıyla sürdürdüğünü somut bir şekilde ortaya koydu.

HEDEF 21 BİN ARAÇ

2011 yılında Türkiye’de operasyonel kiralama sektöründe ilk faaliyet raporu yayınlayan marka olarak önemli bir misyon üstlenen DRD, 2012 yılında da Price Waterhouse Coopers tarafından gerçekleştirilen bağımsız denetim raporu ile teyit edilmiş olarak faaliyet raporunu yayınladı. Faaliyet raporu verilerine göre, DRD Filo Kiralama 2012 yılında 17 bin 501 adetlik aktif araç parkına ulaştı.

Böylelikle DRD’nin filo değeri, 2012 yılında geçen yıla oranla yüzde 38 artış göstererek 821 milyon 47 bin TL oldu. Öte yandan DRD, son üç yılda gerçekleştirdiği yatırımlarıyla pazardaki güçlü konumunu koruyarak, 2012 yılında araç yatırım tutarını 326 Bin 536 TL’ye ulaştırdı. 2013 yılında 397 Bin TL tutarında araç yatırımı gerçekleştirmeyi planlayan DRD Filo Kiralama, yılsonu itibariyle de toplam araç sayısını 21 bin adet seviyesine çıkartmayı hedefliyor.

40 MİLYON TL NET KÂR

Finansal gücü ve operasyonel yetkinliğiyle de dikkat çeken DRD, yayınladığı rapor ile 2012 yılında 40 milyon 115 bin TL net kâr elde ettiğini açıkladı. İstikrarlı büyümesini sürdüren DRD, filo araç sayısını önemli ölçüde genişletip, aktif varlıklarını yüzde 18 oranında artırarak 689 milyon 347 bin TL’ye taşıdı. DRD Filo Kiralama, öz kaynaklarını bir önceki yıla göre yüzde 63,12 oranında arttırarak, 103 milyon 668 bin TL’ye yükseltti.

DRD aynı dönem içerisinde finansal göstergelerinin yanı sıra operasyonel anlamda da önemli değerler ortaya koydu. Müşteri memnuniyeti ve hizmet kalitesi ile öne çıkan marka, kendi belirlediği yüksek marka standartları çerçevesinde hizmet veren toplam anlaşmalı servis sayısını 1.100 adedin üzerine çıkarttı. Farklı ihtiyaç ve beklentilere göre çeşitlendirdiği filo yapısı ve hizmet yelpazesiyle 34 farklı sektörden 2.611 kuruluşa hizmet veren DRD, aynı dönem içerisinde bir önceki yıla göre müşteri adedinde %63’lük bir gelişim elde etti. Türkiye’nin tüm bölgelerini kapsayan geniş bir hizmet ağıyla faaliyet gösteren DRD, 2013 yılında da istikrarlı gelişimini sürdürmeyi hedefliyor.

 

 

Gürbaşlar Grup’tan Büyük Adım: Dünya Devi Enterprise Türkiye’ye Geldi

Gürbaşlar Grup dünyanın en büyük araç kiralama firması Enterprise ile anlaştı…

Gürbaşlar Grup;filo adedi,çalışan sayısı ve gelirleri dikkate alındığında dünyanın en büyük araç kiralama firması olan ABD merkezli Enterprise markasını Türkiye’ye getirmek üzere anlaşma sağladı. Gürbaşlar Grup, bünyesinde yer alan Yes Oto AŞ şirketi ile Enterprise markasının yüksek standartlarını ve en son teknolojik olanaklarını Türkiye pazarında müşterilerine sunarak fark yaratmayı hedefliyor.

1978 yılında kurulan Gürbaşlar Grup bünyesindeki şirketlerden Yes Oto AŞ,her geçen gün yükselen pazar payı ile Türkiye’de  gerçekleştirdiği uzun  soluklu oto kiralama  operasyonlarına başarılı bir şekilde  devam ediyor. 1990 yılında Türkiye’de araç kiralama sektöründe faaliyet göstermeye başlayan Yes Oto AŞ,  2013 yılı itibariyle havalimanlarında 22 ve şehir merkezlerinde 21 ofis olmak üzere toplam 43 ofisile geniş bir hizmet ağına sahip. Filosunda ortalama araç yaşı 9 ay olan 2000’in üzerinde araç  bulunan Yes Oto AŞ, Türkiye’ye turistik veya iş amaçlı seyahat eden yabancı müşterilerine ve yurt içindeki tüketicilere koşulsuz müşteri memnuniyeti ilkesi ve yüksek hizmet kalitesi vizyonu ile hizmet sunuyor.

Yes Oto AŞ Türkiye’nin yanı sıra Enterprise’ın Azerbaycan, Irak, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan ülkelerindeki temsil haklarına da sahip.

Gürbaşlar Grup Yönetim Kurulu Başkanı Adnan Başdemir, Enterprise şirketi ile yapılan anlaşma ile ilgili şunları söyledi: ‘’Dünyanın en büyük araç kiralama markası Enterprise ile Türkiye pazarında müşterilerimizi en son teknolojik gelişmeler ile buluşturacağız. Enterprise’ın  üstün teknik hizmet bilgisi ve müşteri memnuniyeti  odaklı bakış açısıyla müşterilerimize yepyeni bir araç kiralama deneyimi sunacağız. Yes Oto olarak son yıllarda sektörümüzün ortalama büyüme hızı ve oranlarının üzerinde gerçekleşen büyüme trendimiz artarak devam edecek, pazar payımızında buna paralel olarak yükseleceğini öngörüyoruz.’’

Adnan Başdemir, Enterprise markasının Azerbaycan, Irak, Kazakistan, Kırgızistan, Türkmenistan ve Özbekistan ülkelerindeki temsil haklarınada Yes Oto AŞ olarak sahip olduklarını belirterek, büyüyen ekonomileri ve artan popülasyonları ile yatırımcıların cazibe merkezi olmayı başaran bu coğrafyalara markalarını  tanıtacak olmalarından dolayı heyecan duyduğunu kaydetti.

Türkiye’de filo kiralama 5 yılda ikiye katlanacak! Nasıl mı?

Frost & Sullivan’ın araştırmasına göre faydalarının farkına varan Türk tüketiciler filo kiralama hizmetlerine yöneliyor

Frost & Sullivan’a göre filo kiralama hizmetlerinde Türkiye pazarı, Avrupa ülkeleri arasında en yüksek büyüme oranına tanık olabilir.

Dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık gruplarından Frost & Sullivan’ın gerçekleştirdiği araştırmaya göre operasyonel kiralamanın sağladığı faydalar konusunda artan farkındalık yeni tüketicileri çekerken Türk filo kiralama pazarını da ayakta tutuyor. Analistler, halihazırda filo pazarının yalnızca yüzde 22’lik bir bölümünün gerçekleştiğini, operasyonel kiralama şirketleri açısından devasa büyüklükte el değmemiş bir potansiyel mevcut olduğuna vurgu yapıyorlar.

Türkiye büyümede Avrupa lideri olacak

Frost & Sullivan’ın “Türkiye Filo Kiralama Pazarının Stratejik Analizi” başlıklı araştırmasına göre operasyonel kiralama şirketlerinin satın alacağı araç sayısı 2012’deki 69.000 oranından 2018 yılında 123.000’e yükselecek. Analistlere göre Türkiye pazarı büyük olasılıkla Avrupa ülkeleri arasında en yüksek büyüme oranını yakalayarak birçok Avrupa ülkesini geride bırakacak.

Sektörde yaşanan gelişmeleri değerlendiren Frost & Sullivan Otomotiv ve Taşımacılık Yatırım Analisti Hikmet Çakmak şu görüşü ileri sürüyor: “Daha düşük maliyetler ve üstün filo yönetimi gibi faydalar, filo kiralama hizmetlerinin Türkiye’de benimsenmesini sağladı. Ülkedeki yüksek taşıt vergileri de büyük çaplı filo müşterilerini doğrudan alım yerine operasyonel kiralama seçeneğine yönlendiriyor.”

2019’da araç sayısı 300 bine ulaşacak

Araştırmaya göre halihazırda pazarın büyümesine en büyük katkıyı eczacılık, sağlık ve hızla büyüyen tüketim malları firmaları yapıyor. Operasyonel kiralama şirketleri, küçük ve orta ölçekli işletmelere inerek yeni iş modelleri geliştiriyor. Bu nedenle operasyonel kiralamaya yönelik araç havuzunun 2019 yılına kadar 300.000 araca ulaşması bekleniyor. Buna bağlı olarak küresel oyuncular, yatırım fonları ve özel sermaye, gelecek vaad eden Türkiye operasyonel kiralama pazarını takibe almış bulunuyorlar.

Söz konusu çevrelerin açısından bakıldığında, kiralama şirketlerinin hizmet kalitelerini yükseltmek ve yeni mobilite çözümleri sunmak için ortaklık ve satın alma seçeneklerini araştırmaları gerekiyor. Örneğin, dizel araçlar mevcut durumda kiralama pazarının neredeyse yüzde 90’lık bir bölümünü teşkil ediyor olsa da, hibrid ve elektrikli araçlara olan talebin de artması bekleniyor.

Bu konuda kuruluşlara tavsiyelerde bulunan Çakmak şunları söylüyor: “Yeni iş modelleri ve gelişmiş hizmet kalitesi operasyonel kiralamayı ileri taşıyacak olsa da, ilgili mevzuatın olmaması pazarın gelişimini olumsuz etkiliyor. Hafif ticari taşıtların kiralanmasını engelleyen yönetmelikler zorlukları artırıyor. Operasyonel kiralama kuruluşları, kontrol mekanizmalarının oluşumu konusunda devletle birlikte ortak bir program oluşturmalıdır.”

Araç kiralama firmalarının yeni ilgi odağı araç paylaşımı…

Frost & car-sharingSullivan’ın araştırmasına göre kiralama firmaları, inorganik büyüme gösteren araç paylaşımı sektörüne giriyor.

2010 yılında Türkiye’de faaliyetlerine başlayan dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan, Türkiye’de hazırladığı başta enerji, otomotiv, savunma ve sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerde uzun vadeli pazar öngörülerini de kapsayan raporlarıyla uluslararası şirketlerin ve yatırım fonlarının Türkiye’deki faaliyetlerine yardımcı olmanın yanı sıra farklı sektörlerde birçok Türk firmasına özel araştırma ve danışmanlık hizmetleri vererek iç ve dış pazarlarda büyümelerine yardımcı olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Frost & Sullivan, Türkiye’de faaliyet gösteren araç kiralama firmalarını da yakından ilgilendiren araç paylaşımı pazarında yaşanan gelişmeleri mercek altına alıyor.

Araç paylaşımında rekor büyüme

Frost & Sullivan’ın 2011 yılında araba paylaşımı üzerine yaptığı bir araştırma, araba paylaşımı filolarına satılan arabaların sayısındaki anormal büyümeyi ve araba paylaşımı kulüplerine üye sayısındaki hızlı artışı ortaya koymuştu. 2009 yılı itibariyle, Avrupa ve ABD’deki araba paylaşımı kulüplerinin toplam üye sayısı 1 milyonun altında bulunuyordu. Frost & Sullivan, 2020 yılında bu sayının sadece Kuzey Amerika’daki araba paylaşımı üyeleri itibariyle yaklaşık 15 milyona ulaşacağını tahmin ediyor. Bununla birlikte, yaşlanan araba kiralama sektörü, araba paylaşımı ve bütünleşik hareketlilik gibi yeni mobilizasyon çözümlerine girerek kendilerine yeniden yatırım yapmaya başlıyorlar.

250 kolej ve üniversite kampüsünün yanı sıra yüksek nüfus yoğunluğu olan şehirlere yayılmış olan Zipcar, Kuzey Amerika’da yaklaşık yüzde 60 pazar payına sahip bulunuyor. İngiltere’de Streetcar, İspanya’da Avancar ve Avusturya’da carsharing.at gibi önde gelen araba paylaşımı işletmecilerini satın alması, firmayı araba paylaşımı alanında dünya liderlerinden biri haline getiriyor. Zipcar’ın satın alınması, yoğun araba paylaşımı – nakit/operasyon – sektörünün içine girmesini sağladığından Avis için en karlı alışveriş olarak görülüyor. Yakın rakiplerinden olan Hertz ve Enterprise’ın her ikisi de, bu sektöre zaten girmiş bulunuyorlar. Hertz, 2008 yılından bu yana, Hertz On Demand araba paylaşımı servisini oluşturmuş, Enterprise ise Philly CarShare, WeCar ve Mint cars On-Demand’ı satın alarak inorganik yöntemi takip etmişti.

Frost & Sullivan Türkiye Otomotiv ve Ulaşım Sektörü Araştırmaları Yönetici Mohamed Mubarak yeni trend hakkında şu görüşü dile getiriyor: “Kiralama firmaları için araba paylaşımı şu anda sunduğu ürünlerin doğal bir uzantısıdır. Avis akıllı telefonları kullanarak araba kiralanmasını sağlayan Zipcar’ın BT hareketlilik platformunu da güçlendiriyor ve bu teknolojiyi kendi geleneksel araba kiralama işlerine uygulayarak, bunun karşılığında yüksek maliyetli emlak alanlarına sahip olmak yerine büyük şehirlerde daha fazla kiralık arabaların alınması ve bırakılması esnekliğine sahip oluyor. Zipcar 2012’nin başında Wheelz’e yaptığı yatırımla araba paylaşımı sektöründeki eş seviye (P2P) alanına da girmişti. Yani bu Avis’in bütün araba paylaşımı pazarına farklılaşarak girmesini sağlıyor.”

Sektörün karlılığı belli bir hacme bağlı

Araba paylaşımının nakdin yoğun kullanıldığı bir sektör olduğunu ifade eden Frost & Sullivan analistleri, kritik kütleye ulaşıncaya kadar araba paylaşımının karlı olmadığını belirtiyorlar. Bu nedenle yeni programların yola çıkması için yatırımcılardan ya da devletlerden harici finansman elde edilmesi yaşamsal önemde bulunuyor.

Araba paylaşımında, üye olmayanlar arasındaki talebin müşteri analizi hakkında Frost & Sullivan’ın gerçekleştirdiği yakın tarihli bir müşteri anketi, ‘ilgi duydukları’ yanıtını verenlerin yaklaşık yüzde 61’inin yürüme mesafesinde bulunan arabaları almayı tercih ettiklerini ve büyük çoğunluğunun yürüme mesafesinin ‘11 ila 20 dakikadan uzun olmaması gerektiğini’ düşündüklerini ortaya koyuyor. Bu nedenle daha yoğun bir şekilde sunulmaları gerekiyor. Frost & Sullivan uzmanlarına göre, sonuç olarak söz konusu satın alma operasyonu hem Zipcar hem de kritik büyüme planları için de bir “kazanım” olmasının yanı sıra Avis’in mevcut konumumu ve daha geniş bir müşteri tabanına ulaşmasını optimize ediyor. Ayrıca Avis’in kurumsal müşterilerinin kurumsal araba paylaşımını sunmalarını da sağlayacağı belirtiliyor. Hali hazırda araba paylaşımı üyelerinin yaklaşık yüzde 13’ü kurumsal müşteriler oluşturuyor ve 2020 yılı itibariyle yüzde 25’in üzerine çıkması bekleniyor. Öte yandan, Zipcar’ın Avis’in mevcut altyapısını kullanarak diğer daha yoğun dünya şehirlere girebilmesini de sağlayabileceği ifade ediliyor.

Üye sayısı 2020’de 26 milyon olacak

Frost & Sullivan analistleri, halihazırda 2.3 milyon üyeden 2020 itibariyle bütün dünyada tahminen 26 milyon üyeye sahip olacağı dikkate alındığında ve bu durum rakipleriyle kıyaslandığında, hareketlilik sağlayan yeni iş modellerine girmek için epey çabalayan Avis için iyi bir alışveriş olduğu ifade ediliyor. Bununla birlikte, araba kiralama firmalarına sanal ve esnek araç kiralamaya, Zipcar’ın sunduğu hizmete geçmeleri tavsiye ediliyor.

Gelişmeyle ilgili olarak Frost & Sullivan TürkiyeOtomotiv ve Ulaşım Sektörü Araştırmaları Yöneticisi Mohamed Mubarak şunları söylüyor: “Zipcar’ın üyelerinin yüzde 40’ından fazlası kendi kişisel araçlarına sahip olmaktan vazgeçiyor. Bir araba paylaşımı kulübüne giren her araba için sokaklardan yaklaşık 7 ila 9 aracın çekildiğini biliyoruz. Araba paylaşımı yoluyla bir arabası olan araba sahiplerinin yaklaşık yüzde 40’ının, bir araba paylaşımı servisine üye olduktan sonra arabalarını satacaklar gibi görünüyor. Daha da önemlisi, iş nedeniyle yolculuk yapan kişiler bütün ülke boyunca hizmet sunabilen, bütünleşik bir servisi almak istiyorlar. BMW, Daimler ve Volkswagen gibi otomobil firmalarının da araba paylaşımı alanına girerek sektörü daha da rekabetçi yapmasını görmememizin nedeni de bu.”

Frost & Sullivan ortaklarından Sarwant Singh satın almanın borsadaki etkisini şu şekilde açıklıyor: “Araba paylaşımının global liderlerden olan Zipcar’ın, Nisan 2011‘de halka arz edilirkenki değerinin belirlenmesi oldukça ilginçti. Halka arz sırasında, 2000 yılında kurulan firma ABD’de çoğunlukla küçük ve orta boyutlu arabalara sahipti. 9000’den az aracı vardı ve 174 milyon ABD doları değeri vardı. Zipcar’ın işlem görmeye başladığı ilk gündeki hisse değeri aniden, neredeyse yüzde 75 artarak, hisse başına 31 ABD dolarına çıkarak, firmanın değerini yaklaşık 1.2 milyar ABD dolarına çıkarttı. Bu da araç başına yaklaşık 133 bin ABD doları eder. Firma Ferrari’lerden oluşan bir filo kiralamıyor ama görünüşe göre yatırımcılar durumu böyle görüyorlar. Şu anda, 2013 yılında, Zipcar Avis tarafından 500 milyon ABD dolarına satın alınmış durumda ve Avis Zipcar’ın hissesi başına 12.25 ABD doları ödemektedir. Bu durum 2012’nin sonunda işlem gören hisselerden neredeyse yüzde 50 daha fazladır ve piyasaya sürülme fiyatının yaklaşık 2.5 katıdır.”

 

Filo kiralama pazarı Avrupa’da farklı yöntemlerle büyüme yolunda…

filo-kiralama-resimFrost & Sullivan’ın araştırmasına göre filo kiralama pazarı büyüme yolunda yeni yöntemler keşfediyor

Frost & Sullivan’ın gerçekleştirdiği “Avrupa Filo Kiralama Pazarının Stratejik Analizi” başlıklı araştırmasına göre kurumsal araç paylaşımı ve çok çeşitli ulaşım çözümleri yeni büyüme yollarının önünü açıyor.

2010 yılında Türkiye’de faaliyetlerine başlayan dünyanın önde gelen araştırma ve danışmanlık kuruluşlarından Frost & Sullivan, Türkiye’de hazırladığı başta enerji, otomotiv, savunma ve sağlık olmak üzere çeşitli sektörlerde uzun vadeli pazar öngörülerini de kapsayan raporlarıyla uluslararası şirketlerin ve yatırım fonlarının Türkiye’deki faaliyetlerine yardımcı olmanın yanı sıra farklı sektörlerde birçok Türk firmasına özel araştırma ve danışmanlık hizmetleri vererek iç ve dış pazarlarda büyümelerine yardımcı olmayı sürdürüyor. Bu kapsamda Frost & Sullivan, Türkiye filo kiralama pazarını da yakından ilgilendiren yeni gelişmeleri Avrupa ülkeleri ölçeğinde mercek altına alıyor.

Olgunlaşmış pazarda yeni keşifler

Frost & Sullivan‘ın analizine göre Avrupa’nın olgunlaşmış filo kiralama pazarı büyüme doğrultusunda yeni yollar keşfediyor. Kiralama şirketleri yalnızca araç kiralayan şirketler olmaktan çıkıp çok yönlü ulaşım çözümleri tedarikçileri haline geliyor. Şirketler iş hacimlerini artırmak için faaliyetlerini geliştirmeye ve ürün ve hizmet portföylerini genişletmeye yoğunlaşıyor. Filo kiralayan birçok şirketin kurumsal araç kiralama sektörüne giriş yapması bekleniyor.

Frost & Sullivan‘ın “Avrupa Filo Kiralama Pazarının Stratejik Analizi” başlıklı araştırması, araç filosu kiralama pazarının 2011-2018 yılları arasında yüzde 6,2 oranında yıllık bileşik büyüme kaydedeceğini ortaya koyuyor. Araştırma kapsamında operasyonel kiralamanın, 2011 yılındaki seviyesinin yüzde 55 üzerine çıkarak 2018 yılına kadar filo kiralama faaliyetlerinin yüzde 62’lik bir bölümünü oluşturacağı da tahmin ediliyor. Bununla birlikte, yapılan değerlendirmeye göre kiralama şirketlerinin temel seviye araç kiralama üzerinden mobilite çözümleri sunmasıyla birlikte, araç kiralama sektörünün ‘Toplam Optimizasyon Maliyeti’ hesabından ‘Toplam Mobilite Maliyeti’ hesaplamasına geçeceği ileri sürülüyor.

Araç paylaşımı gibi yeni iş modelleri gelişiyor

Frost & Sullivan Türkiye Otomotiv Araştırmaları Direktörü Mohamed Mubarak, sektörde yaşanan yeni gelişmeler hakkında şu değerlendirmeyi yapıyor: “Hâlihazırda olgunluğa ulaşmış olan kiralama sektörü kendini yeniden keşfediyor, araç paylaşımı gibi yeni iş modellerine yatırım yapılarak çok çeşitli nakliye çözümleri sunuluyor. Araç kiralamanın, gelecekte her türlü mobilite çözümünün bir arada bulunabileceği bir dükkân haline gelmesi bekleniyor.”

Frost & Sullivan‘a göre filo kiralama şirketleri, toplu taşıma modelleriyle uzun ve kısa vadeli seyahat seçeneklerini entegre eden çözümler sunabilecekler. Örneğin müşterilerin mobilite deneyimlerini geliştirmek için Expedia ve Travelocity gibi seyahat portallarıyla işbirliğine gidecek, park etme çözümleri bulma ve şirketler için araç paylaşımı gerçekleştirme faaliyetlerine destek olacaklar.

Ekonomik kriz gelişmeyi yavaşlatıyor

Frost & Sullivan analistleri, Avrupa’da süregelen ekonomik krizin filoların yenilenme hızını ve yeni satın alımları yavaşlattığını belirtiyorlar. Bazı ülkelerde şirketler sözleşmelerini feshederken, sözleşmelerini 41 ila 45 aya kadar uzatmak zorunda kalanlar da oluyor. Bu sorunu çözmek için kiralama şirketleri, “Flexi Leasing” olarak adlandırılan yeni bir çözüm sunarak müşterileri olan şirketlere 12 ila 18 ay arasında kısa dönemli araç kiralama imkânı tanıyorlar.

Flexi Leasing modelinin önemine vurgu yapan Mubarak, Flexi Leasing’in ekonomik iniş çıkışlar yaşayan son kullanıcılar için cazip bir seçenek olarak gelişmeye devam edeceğini ifade ediyor. Mubarak, bu modelin aynı zamanda diğer çok çeşitli çözümlerle birlikte temel bir hizmet olarak sunulmaya başlayacağını ve buradan hareketle ölçeklenebilir bir iş modeli haline geleceğinin altını çiziyor.

 

Frost & Sullivan – Dünyanın en büyük araştırma ve danışmanlık gruplarından biri olan Frost & Sullivan; 1961 yılından beri 40 ülkede 2000’in üzerinde analisti ve danışmanı ile otomotiv, enerji, havacılık ve savunma, telekomünikasyon, sağlık, kimya ve daha birçok sektörde pazar liderlerinden yeni kurulanlara kadar çeşitli ölçeklerde 14.000 firma ve kuruluşa hizmet vermekte, müşterilerinin büyümelerini hızlandırmalarını, gelişme, yenilik ve liderlik alanlarında en yüksek düzeye ulaşmalarını sağlamaya yönelik çalışmaktadır. Detaylı bilgi ve talepleriniz için hilal.cura@frost.com adresine başvurabilir, www.frost.com’u ziyaret edebilirsiniz.

Biz Adam Satmayız!

Sevgili Otogüncel Okurları,

Öncelikle bugünden itibaren bu sayfadan sizlerle buluşacak olmaktan büyük bir mutluluk duyduğumu bilmenizi isterim. Bu imkanı bizlere sağlamış olan saygıdeğer hocamız Dr. Abdullah Demir’e ve tüm Otogüncel ekibine teşekkür ederim. Buradan sizlere bilgi aktarımı yaparken özellikle Türkiye’nin satış konusuna nasıl baktığını ve otomotiv sektöründe satışın tüm yönlerini, gerek kitabî gerekse yaşanmışlıklardan yola çıkarak aktarmayı ve örneklendirmeyi düşünüyorum. Umarım hepimiz için keyifli bir serüven olur…

* * *

Bizim milletimiz satış olayına hiç hevesli değil, satmayı sevmiyor. Bizim gelenek ve göreneklerimizde hediye etmek, sunmak, gönülden vermek var ama satmak yok. Hatta satmak olayına öyle bir bakış açımız var ki literatüre girmiş olan “adam satmak” diye bir tabirimiz bile var. Adam satmak kötüdür. Satan kişi toplum tarafından dışlanır, yerilir, yerden yere vurulur. En küçük bir olayda bile hemen “Biz adam satmayız” deriz. Olay küçüktür ama sonuçları büyük olabilir. Biz Türkler ağzı yanınca yoğurdu üfleyerek yeriz. Bu yüzden halkın diline dolanmıştır. “Biz adam satmayız.”

Bizde en zor şey, bir hizmetin bedelini belirlemektir. Eskiden imece usulü eş-dost, akrabaya yardım edilir ve yapılan iş yardımının karşılığı bir tas soğuk ayran veya komposto ile ödüllendirilir, akşam yemeği ise ziyafet yerine geçerdi.

Türk milletinin parayla işi olmaz. O kadar ki “Para nedir ki? Elinin kiri, yıkarsın geçer.” denilmiştir. Hatta yaptığı her işe para isteyenlere “paragöz” denir ve şeytanla işbirliği yaptığına inanılırdı. “Bunun derdi, tasası para. Para için yapmayacağı şeytanlık, kötülük yok.” denilirdi.

Bu sebepledir ki esnaf para almaktan, para istemekten utanırdı.

Bir iş yaptırırsınız ve:

–        Borcumuz nedir? diye sorarsınız.

Cevap:

–        Ne borcu abi, bizden olsun, derler.

Israr edersiniz…

–        Olur mu ya? Hadi söyle bi şeyler, nedir borcum, dersiniz.

Utana, sıkıla:

–        At bi siftah, derler.

Uzatırsınız, küçük bir meblağ banknot ve:

–        Yeter mi, diye sorarsınız.

–        Allah bereket versin, derler.

Alır sakalına sürer ve cebine sokar, yüzünde muzip bir gülümseme ile…

Ama satmazlar…

Otomotiv sektörüne sonradan giren kiralama, birbirine yabancılaşan şehir yaşamına ayak uyduran insanlardan kaynaklanmıştır.  Biz Türklerde kiralama yoktur. Bizde “ödünç” vardır. Hatta eskiden anahtar masanın üzerinde durur, ihtiyacı olan gelip sormadan alırdı. Eğer şoförlüğü yoksa bir de üstüne şoför tahsis edilir, gideceği yere kadar götürülür, işi çok uzun değilse kapının önünde araç içinde beklenir, eğer uygunsa içeriye davet edilir, ikramda bulunulur, sonra geriye dönülürdü. Yakıt parası teklif edilirdi ama dövsen daha iyi…

–        Ayıp ediyorsun abi, lafı mı olur, diye cevap verilir, biraz daha ısrar ederseniz, kaşlar çatılır.

–        Sok abi paranı cebine, burada senin paran geçmez, diye terslenirsiniz.

–        Ben sana gelsem sen benden para mı alacaksın, derler.

İnsanlık öldü mü?

* * *

Selçuklular zamanında yapılan hanlarda, konaklama devlet tarafından karşılanırmış. Gelip geçen tüccarlar en iyi şekilde ağırlanır, yer-içer, yatar para ödemezmiş. Hancı faturayı devlete keser, devlet de ödemeyi yaparmış. Bu sebepledir ki Otelcilik ve Turizm, ülkemizde en hızla büyüyen ve kurumsallaşan, belli standartlara dayanan bir sektör olmayı başarmıştır. Büyük otelleri bir kenara ayırıyorum ama küçük aile işletmeleri olan pansiyonlar ve motellerde de misafirperverlik ön plana çıkarak, birçok hizmet ve ikram bedelsiz olarak işletme sahibi ailenin gönlünden koparak bizlere ulaşmaktadır. Kendi sofrasına davetlerden başlayıp, bahçedeki sebze ve meyvelere kadar her türlü ikram ve hizmet bedelsiz olarak misafirperverliğin bir örneği olarak günümüzde halen yaşanmakta ve yaşatılmaktadır.

Bu sebepledir ki kısa sürede çok zengin olabilen küçük işletmelerin haberleri dünya gündemine sıklıkla otururken günümüz Türkiye’sinde bunun örneklerine halen rastlanamamaktadır.