Müşteri, Avea İçin Ne İfade Eder!

Nuri Pakdil, önce titiz olma sınavını kazanmalıyız, der ve on numara bir söz söyler. Devamını da İsmet Özel getirir “Titizlik ahlakın ta kendisidir”. Sözün ve eylemin zirvesi Peygamberimiz de “Ben güzel ahlakı tamamlamak için gönderildim” diye buyurur. Bunlar çok güzel… ya da harikulade…

***

Tepeden tırnağa kadar ciddiyetini ve titizliğini kaybeden bir topluluğa ya da topluma dönüştük.

Nereden çıktı bu yargı diyebilirsiniz.

Son dönemde gelişen iş kazaları mı desek, trafik kazaları mı desek bil/e/miyorum. Zira bunlar kadar önemli olmasa da bankaların haksız kazanç kalemleri ayyuka çıkmıştı ancak onları yakalamak için koşturan GSM şirketleri de yabana atılacak gibi değil. Milleti yolunacak kaz gibi görüyorlar.

Yola yola millette tüy bırakmadınız!

Konuyla ilgili olan herkesi önce insani vicdanlara sonra Allah’a havale ediyorum. Allah’tan Allah var, Ahiret var ve nu mutlu ki ben de buna inanıyorum.

Şükürler olsun.

Bazen çok şey mi istiyoruz/bekliyoruz diye düşünmeden edemiyorum.

Buna üç kere yok, yok, yok demeliyim diyorum.

Hem okuyanı hem de sözü yormamak için meseleye dalalım istiyorum.

***

Evimde Avea’nın 0507 0435835 numaralı data hattı üzerinden internete bağlanıyordum. Ne mutlu artık bağlanmıyorum! Çünkü hattı kapattırdım. Her ne kadar fazladan paralar ödemiş ve kapatırken de kırk dereden su getirmiş olsam da…

Hattı kapattırırken başımdan geçenler kalemime damlamış oldu…

Öncelikle hattı kapattırmak isteğimi telefon ile Avea müşteri ilişkilerine ilettim.

Müşteri temsilcisine ulaşmak güç mesele… Bütün bu güçlüğü aşarak müşteri temsilcisine 15 dakika sonra ulaştım ve konuyu “yani hattı kapatmak istediğimi” aktardım. Zira bizi müşteri temsilcisi nazik bir şekilde karşıladı. Konuyu söylediğimizde 2 güvenlik sorusu sonrası, tarafıma bu işlemin Avea yetkili hizmet noktaların/temsilcilikleri üzerinden yapılabileceğini bildirdi.

Bu işlem neden telefonda yapılamaz anlamıyorum? Bu duruma da bir çözüm bulmak lazım. Bu arama yaklaşık 2 ayda bu olay iki kere tezahür etti.

Neden iki kere çünkü ben bu zaman zarfında ayrı günlerde üç farklı zamanda bu “Avea yetkili hizmet noktaların/temsilcilikleri gittim zira hat kapatma işimi halledemedim.

Çünkü sistem çalışmıyor.

Merak ediyorum bu sistem ne zaman çalışıyor!

Bu olayla son kez karşılaştığımda ağzıma ne geldi bilmiyorum ancak Avea’ya epey methiye dizmişim!

Hanım olaydan epey zaman sonra öyle söylüyor du!

Bu sistemler çalışmıyorsa bir evrak düzenlense olmaz mı? Hayır olmaz. Çünkü giriş var çıkış yok.

Zira meşru para mafyası!

***

Ben bu kapama servislerinin/hizmetlerinin işi zorlaştırmak için yapıldığı kanaatindeyim. Çünkü aynı gün olmayan üç farklı zamandan bahsediyorum.

Sonunda dördüncü farklı bir zamanda kapama için başka bir servis noktasına gittiğimde yine sistem çalışmıyordu. Allahtan orası alışveriş merkezi idi. Bir saat sonra gel halledelim dedi müşteri temsilcisi. Ben iki saat sonra gittim. Nihayet o gün Avea’nın internetinden kurtulmuş oldum.

***

Ben tüm bu işler için en az bir aylık yıpratılmış oldum. Bunun maliyetini kim karşılayacak.

Devletin konuya el atmasını ve tüm GSM şirketleri için şu düzenlemeleri yapmasını bekliyorum.

  • Müşteri temsilcilerine ulaşmada yasal sınır koyulmalı (5 dakika gibi),
  • Servis kapama işlemlerinin mazeret üretilmeden yapılabilmesi için yazılı kapama işlemlerinin de yapılması zorunlu kılınmalı,
  • Bu tür hizmetlerin cep telefonu ile yapılabilmesine olanak tanınmalı,
  • BİMER daha etkin hizmet üretmeli. Hakemlikte yapsın. Bazı konuları ihbar kabul etsin.

Bu istekler bir vatandaş ve müşteri için çok mudur? merak ediyorum.

Ben mağdur oluyorum belki düzenleme gelir herkesin mağduriyeti giderilir. Ne olacak bekleyelim görelim.

Bakalım şaşılacak bir şey olacak mı?

Bilemiyorum bu güne kadar çok şaşırmadım.

Ancak her şeye rağmen tek tesellim var “ahiretin varlığı”.

 

Kendi Havuzunuzda Boğulmayın

İstanbul’un göbeğinde bir hastanedeyiz; operasyon öncesi ve sonrası biraz bekleyeceğiz. Duruma göre öğleden sonra veya olmadı 1 gece kalarak taburcu olacağız.

Vakit de geçmiyor. Bakalım hastanede kablosuz internet iletişimi (wireless) var mı?

Aaa, varmış ama o da ne?

Giriş yapabilmek için TC kimlik no ve cep telefonu bilgisi istiyor.

Hımm.. CRM için güzel bir hamle, iyi düşünmüşler. Hastanenin müşteri ilişkileri departmanını tebrik etmek lazım. Bence tüm alışveriş merkezleri ve plazalar adına üzerinde düşünülmesi gereken bir proje. Hemen zihnimden bir sürü olasılıklar geçti, biz bunu nasıl kullanırız diye?

Bu arada da parmaklar çalışıyor:

1. deneme olumsuz…

2. deneme olumsuz…

3. deneme olumsuz…

Bütün söylediğim iyi kelimeleri geri alıyorum. Projeyi ortaya atmışlar, hatta hayata geçirmişler ama yaşıyor mu diye bakan yok.

Hemen aklıma bir toplantı odası geliyor. İlgili kişi süper bir projesi olduğunu söylüyor. Meraklı bakışlar karşısında gururla ayağa kalkıyor ve önceden hazırladığı sunumu paylaşıyor. Proje herkesin aklına yatıyor, güzel sonuçlar alınabilir. Herkes alkışlıyor…

Sonra ne mi oluyor? Tabi ki yalnız kalıyor. Herkes bu benim işim değil diyor ve bir kenara çekiliyor. (Sanırım bazı kıskançlıklar da olabilir. Tüh ulen, bunu niye ben düşünemedim ki? Bak alkışı da o aldı, patronun gözüne girdi… v.b. gibilerinden). Zaten onun da bir sürü daha işi ve görevi varken bu yeni projenin devamlılığı konusunda elinden bir şey gelmiyor.

Teknik destek lazım ama yok.

Verilerin depolanması ve kullanılması lazım, yok.

Yeni reklam ve iletişim çalışmaları hazırlanması lazım, o da yok.

O zaman neden bu proje var diye sormak lazım.

Eh işte, demek ki her şey o kadar da kolay değilmiş…

Peki, ne lazım?

Öncelikle bir projenin yaşaması için ekip çalışması lazım.

Ekip çalışması için heyecan lazım.

Heyecan için mutlu çalışan lazım.

Mutlu çalışan için motivasyon lazım, güven ve huzur ortamı lazım.

O lazım, bu lazım, lazım da lazım…

***

Her şey iyi gitti ve öğleden sonra hastaneden ayrılıyoruz.

İdari işler bir pusula verdi ve muhasebeye gidip hesabı kapatmamızı istedi.

Muhasebeye gittim ve ödemeyi yaptım. Faturamı istedim. Muhasebe faturayı kesmeden önce elime bir pusula verdi ve bununla servis katına çıkıp çıkış işlemi yaptırmamı istedi.

Anlayacağınız söz konusu herhangi bir ekstra kullanım var mı yok mu diye bakılacak ve onun da ödemesi alınacak.

Ok. Sorun yok. Aldım pusulayı servis katına çıktım. Servisin hemen girişinde bir banko ve bilgisayar vardı. Sabahtan beri bir hemşire orada bulunuyordu. Aynı zamanda da iğne, pansuman, tansiyon v.b. işleri yaparken diğer yandan da uygulanan her işlemin bilgisayara girişini yapıyordu.  Gözlemlerim doğrultusunda bizim çıkışı o yapacaktı ama yerinde yoktu. Personele sordum, onlar da bana sordular,

–          Ne yapacaksın?

–          Çıkış işlemlerimizin yapılması gerekiyor.

–          Tamam, ödemeyi yaptıysanız gidebilirsiniz. Sen o kâğıdı oraya bırak gereken yapılır. ( O anda da elimden kâğıdı çekip bankoya bırakıyor)

–          İyi de fatura almam gerekiyor ( kâğıdı tekrar elime alıyorum), çıkış işlemlerini yaptırmam söylendi.

–          Tamam, ağabeycim sen merak etme, hemşire hanım gelince yapar (kâğıdı elimden almak istiyor vermiyorum)

–          Bak sevgili kardeşim, benim fatura almam lazım. Muhasebe “Git, çıkış işlemlerini yaptır” dedi. Muhtemelen buradaki bilgisayarda bir işlem yapacaksınız ve muhasebe de bunu görecek, yani böyle bir sisteminiz var sanırım.

Başka bir görevli konuşmamıza katılır.

–          Ödemeyi yaptıysanız -zaten fazla kullanım da yok- biz çıkışı yaparız.

–          İyi de ben fatura alacağım, muhasebe bilgi bekliyor. Bilgisayarda hesabı kapatıp, fazla kullanım olmadığını onaylayacaksınız muhtemelen. Muhasebe de bunu görecek ve fatura kesecek.

–          Haa, anladım sen fatura istiyorsun.

–      Ben de zaten sabahtan beri size aynı şeyi söylüyorum, başka bir şey demedim ki. Ben size Türkçe olarak “Fatura istiyorum” dedim. Herhangi başka bir dil kullanmadım.

Görevli elimden kâğıdı aldı ve bankonun arkasına geçti. Gözlerini kısarak bilgisayara baktı. Sağ elinin işaret parmağını klavyenin üzerinde şöyle bir dolaştırdı ama hiçbir işlem yapmadı. Alnı kırışmış şekilde dudaklarını kemirmeye başlamıştı ki hemşire geldi:

–          Hayırdır?

–          Çıkış işlemi yapılacak

–          Tamam, ben yaparım

Kâğıdı aldı ve işlemleri yaptı. 1 dk bile sürmedi. Bu arada biz konuşurken hastamız tekerlekli sandalye ile çoktan çıkışa gitmişti bile. Hemen muhasebeye inip faturamızı aldım ve çıkışa yöneldim.

Yol boyunca hep aynı şeyleri düşündüm…

Siz ne kadar sistem ve metot kurup teknoloji ile bütünleşerek zamanı yakalamaya çalışırsanız çalışın kilit noktası hep çalışandadır.

Kalifiye çalışan yoksa her şey boşuna…

Kalifiye çalışanınız yoksa yapacağınız her iş, kuracağınız her sistem size bir beden büyük gelecektir. Kendini geliştiremeyen personel sizi de aşağı çekecek ve kendi havuzunuzda boğulmanıza neden olacaktır.

Vasıfsız personeliniz ile birlikte çalışırken küçük havuzlar inşa etmelisiniz!

Aksi takdirde havuzunuzu (işlerinizi ve projelerinizi) ne kadar büyük yaparsanız o kadar hızlı boğulursunuz.

Aman, ha…

Bosch, nesne ve hizmetleri internet üzerinden birbirine bağlıyor!

– Bosch, elektronik ve sensör teknolojisi konusunda yıllardır sahip olduğu uzmanlığından yararlanarak, tek bir kaynaktan gömülü yazılıma sahip ağa bağlı cihazlarla çözümler sağlayacak yeni bir şirket kuruyor

– Bosch CEO’su Denner: “2015 yılına kadar altı milyarı aşkın nesne internete bağlanacak.”

Bosch, önemli bir stratejik adım atarak, Bosch Connected Devices and Solutions GmbH adlı yeni bir şirket kurdu. Şirket, cihaz ve nesneleri akıllı hale getirerek, geniş bir uygulama yelpazesinde internete erişimini sağlamak üzere tasarlanan bir kompakt elektronik ürün ve yazılım deneyimi sağlayacak. Öncelikli olarak akıllı şekilde ağa bağlanmış evlerin, yani “akıllı evler”in yanı sıra; trafik, ulaşım ve lojistik alanlarındaki faaliyetler için de sensör tabanlı uygulamalara odaklanılacak.

Merkezi Almanya’nın Reutlingen şehrinde bulunan Bosch Connected Devices and Solutions GmbH, Hindistan’ın Coimbatore ve Çin’in Suzhou şehirlerinde de tesislere sahip olacak. Şirket, ağa bağlı sensör ve aktüatörlerin geliştirilmesinde uzmanlaşacak. Bu durum insanların günlük yaşamlarında kullandığı her şeyi çevrimiçine taşımayı mümkün kılarken, gerçek ve sanal dünyayı da kademeli olarak bir araya getirecek.

Robert Bosch GmbH Yönetim Kurulu Başkanı Dr. Volkmar Denner konuyla ilgili olarak, “Taşıt ve akıllı telefonlardan konteyner ve makinelere kadar altı milyar nesne 2015 yılına kadar internete bağlı hale gelecek. İnsanların günlük yaşamlarını değiştirip devasa iş fırsatları yaratan yeni hizmetler ortaya çıkacak. Bu hizmetler, cihazların akıllı şekilde ağa bağlanmasına dayanacak” diyor.

Bosch, elektronik ve sensör teknolojisi konusunda yıllardır sahip olduğu uzmanlığından yararlanıyor

Satış geliri bazında dünyanın en büyük MEMS sensörü tedarikçisi olarak Bosch, otomotiv ve tüketici elektroniği pazarları için yılda bir milyarı aşkın mikromekanik sensör imal ediyor.

Bosch’un ağa bağlı cihaz ve çözümleri CES 2014’te sergilenecek

Bosch’un, Las Vegas’ta düzenlenen CES 2014 Tüketici Elektroniği Fuarı’nda sergileyeceği çözümler dahilinde, radyo özellikli bir ağ ile bir araya gelen çok sayıda sensör yakın çevredeki bilgileri sürekli olarak okuyup iletebiliyor. Sistem kullanıcılara, hangi kapıların açık veya kapalı olduğunu, gürültü düzeyini ve gün boyunca standın farklı noktalarında sıcaklık, basınç ve nem oranının nasıl değişiklik gösterdiğini öğrenme imkanı veriyor. Bu sensör kombinasyonu, Bosch standını birbiriyle radyo üzerinden bağlantıda olan ve bilgi paylaşımı yapan cihazların sergilendiği bir vitrin haline getiriyor.

İşin Özünde Heyecan Varsa…

Yapılan bir araştırmaya göre müşterinin sizi terk etmesindeki en büyük faktör insan hatası olarak değerlendirilmiştir. Merak edenler için söyleyeyim; sonuç %68…

İnsanın inanası gelmiyor değil mi? Yapılan yatırımın büyüklüğü ne olursa olsun, işin içerisine ne kadar teknoloji katarsanız katın alınacak iyi veya kötü tüm sonuçlar kişilere dayanmaktadır.

***

Müşteri, şartlar her ne olursa olsun ilgi ister.

İlgisizlikten kaynaklanan müşteri memnuniyetsizliği, üründen veya fiyattan kaynaklanan memnuniyetsizliklerden çok daha fazladır.

Hal böyle iken birçok firma halen müşteriyi ucuz fiyatla çekmeye çalışmaktadır. Mağazaların vitrinlerini kaplayan indirim etiketlerinden içerisi görünmez durumdadır. Peki, sürekli indirim rüzgârları müşteriyi çekmeye yeterli mi?

Bir zamanlar -fiyatlar sürekli artarken- aybaşında “geçen ayın fiyatları” sloganı kullanıldı ve iş yaptı. Daha sonra ay sonlarında “son üç gün” gibi sloganlar kullanıldı ve bu da bir müddet iş yaptı. Arkasından peşin fiyatına taksitli seçenekler geldi, sonra 0,99’lu rakamlarla tanıştık. Yetmedi %0 faiz seçenekleri devreye girdi, yetmedi peşin alana indirim yapıldı. Daha da cabası %50-%70’lere varan indirimleri gördük ama anladık ki bunların hepsi gelip geçiciydi…

Müşteri geliyor, ucuz fiyata işine yarayanı alıp gidiyor ve bir daha geri gelmiyordu.

Pazarlamacılar müşteriyi çekebilmek adına bıkmadan usanmadan sürekli yeni yöntemler geliştirmeye devam ettiler.

Bir müddet cep telefonlarına sms gönderimi yoluyla müşteri ilgisi sıcak tutulmaya çalışıldıysa da aşırı sms’lerden şikâyetler gelmeye başladı.

Artık gazete ilanları da iş yapmıyordu ki insanoğlu interneti keşfetti. Bu yeni oluşum müşterilerde merak ve heyecan duygusu ile birleşince zirve yaptı. Maliyet bakımından da en uygun yol olan internet üzerinden yapılan iletişimler halen karşılığını alıyor gibi görünse de özellikle sanal mağazacılıkta üründen kaynaklı şikâyetlerde geri dönüşler çok sancılı olmaktadır.

Sonunda iş döndü dolaştı, yine “insan” faktörüne dayandı.

İşin içerisinde satış varsa insan faktörü de önemli olmaktadır. Ancak buna rağmen, bugün birçok sektörde hala satış danışmanları deneyimsizdir.

***

Yine en başa dönersek deneyimsiz ve özellikle de heyecansız satış danışmanlarının ilgisizliği önemli sayıda müşteri kaybına neden olmaktadır.

Şimdi sizlere bir soru sorsam ve desem ki; “Bir günde ne kadarlık satış yaptınız?”, hemen kasanıza bakar cevap verirsiniz; “Şu kadarlık ciro yaptım, bunun şu kadarı kâr.”. Hatta daha detaylı muhasebesel hesaplarla -gider kalemlerini de hesaplayarak- net kârınızı söyleyebilirsiniz.

Peki ya size; “Bugün ne kadarlık satış kaçırdınız?” diye sorsam net bir cevap verebilir misiniz? Sanırım veremezsiniz, çünkü ölçülemeyen bazı değerler vardır…

Meselâ bir müşteri içeri girer ve kendisiyle birkaç dakika içerisinde ilgilenmediğiniz için alışveriş yapmadan işyerinizi tek edebilir.

Bir başka müşteri kendisi ile ilgilenen danışmanın güler yüzlü olmaması, ilgisiz davranışı, bilgisizliği veya çok teknik bir dil kullanması gibi davranışlardan dolayı alışveriş yapmadan işyerinizi terk edebilir.

Bir başka müşteri fiyatı pahalı bulabilir, bir diğeri fiyatın ucuzluğundan şüphelenip ürüne güvenemediği için alışveriş yapmadan dükkânınızı terk edebilir.

Aslında tüm bu nedenlerin altında müşteri ile geçirilen zamanın kalitesizliği yatmaktadır. Bakın “çok” veya “az” demiyorum, “kaliteli zaman” diyorum.

Burası çok önemli!..

Müşteriye gerekli zamanda gerekli soruları sorup gerekli cevapları verebileceğiniz, onu dinleyip anlayabileceğiniz, onun sizin tavsiyelerinize uyacak kadar size güvenmesini sağlayabileceğiniz, aldığı ürüne karşılık yapmış olduğu ödemenin uygun olduğuna inandırabileceğiniz v.b. iletişimleri sağlıklı olarak kurabileceğiniz bir süreçten bahsediyorum.

Bunu başarmanın tabanında, “sürekli ölçmek” yatmaktadır. Neyi iyi yaptığınızı ve yapmaya devam ettirmeniz gerektiğini, neleri iyileştirmeniz gerektiğini ve neyi yapmasanız daha iyi olur (terk etmeniz gereken davranışlar) gibi birçok şeyi ölçebilirsiniz. Sürekli kendinizi yenilemek kadar, aynı zamanda müşteri ile aranızdaki bağı sıcak tutan nedenleri de korumalısınız.

Sürekli kendinize “Müşteri ne ister?” diye sorarken aynı zamanda da personelinizin heyecanını en üst noktada tutmalısınız.

Unutmayın ki; içerisinde heyecan olmayan hiç kimse hiçbir konuda başarılı olamaz.

İçinizde heyecan yoksa; ne sanatsal ne sportif ne akademik yönden ne alışta ne de satışta, hiç ama hiçbir konuda bir adım bile ilerleyemezsiniz.

Siz kendiniz bile içinizde bir heyecan hissetmediğiniz takdirde bırakın satış ya da alışveriş yapmayı, oturduğunuz yerden kalkmak bile istemezsiniz.

Neden insanlar kışın evden çıkmazken baharla birlikte sürekli kendini dışarı atmak isterler? Çünkü baharın sıcaklığı ve renkleri onları heyecanlandırmaktadır.

İnsanlar neden fuarlara hücum ederler? Çünkü yeni çıkan otomobiller onları heyecanlandırmaktadır.

Neden yeni açılan bir AVM’ye giderler? Çünkü gezmek, görmek, keşfetmek, yeniliği yaşamak heyecan vermektedir.

Bir düşünsenize, birçok insanın “Deli mi bu adam?” diye sorguladığı yamaç paraşütçüleri neden o kadar yüksekten atlıyorlar? Cevap basit, heyecan peşinde koştukları için.

Dağcılık veya bungee jumping, zor bir spor olmaktan çok heyecan verdiği için tercih edilmektedir.

22 kişi topun peşinde koşarken milyonlarca insan heyecanlandıkları için futbol sevgisi bu kadar zirvededir.

O halde, işyerinize olan ilgiyi zirvede tutmak istiyorsanız personelinizin ve müşterinizin heyecanını her zaman üst seviyede tutabilecek yöntemler geliştirmek zorundasınız.

Unutmayın! Ne yaparsanız yapın, içine bir tutam heyecan katın…

***

Dipnot: Bir insan işini sevmiyorsa, en önemlisi de o işle ilgili hayalleri yoksa inanın ki heyecanı da yoktur.

TÜVTÜRK’ün Yeni Yüzü!

TÜVTÜRK’ün yeni internet sitesiyle randevu almak ve muayene ile ilgili merak ettiklerinize ulaşmak artık daha kolay 

TÜVTÜRK’ün araç sahiplerinin önerileriyle yenilenen internet sitesi, görsel yoğun ve modern tasarımıyla daha kullanıcı dostu hale geldi. Ücretsiz muayene randevusu almak ise daha kolaylaştı.

Türkiye’de periyodik araç muayene hizmetini vermeye yetkili tek kurum olan TÜVTÜRK’ün internet sitesi yenilendi. www.tuvturk.com.tr adresinden ulaşılabilen internet sitesinde, önceki tasarımın aksine, görsel ağırlıklı bir tasarım uygulandı. Yenilenen sitede araç muayene işlemleri ile ilgili merak edilen her türlü bilgiye, birkaç tık ile erişilebiliyor. Araç sahipleri, araçlarını muayeneye getirmeden önce muayene süreciyle ilgili birçok bilgiye, görsel, video ve interaktif içerik desteği ile ulaşabiliyor.

Ziyaretçiler, internet sitesinin en büyük yeniliğini, ücretsiz araç muayene randevusu alırken deneyimliyor. Hali hazırda bir çok muayene istasyonu sadece randevu ile hizmet vermekte ve bu sistemle bekleme sürelerinin azalması sağlanmakta. Araç sahiplerinin online randevu sistemiyle ilgili önerileri dikkate alınarak geliştirilen yeni randevu uygulamasında, artık form uygulaması yerine, görsel seçme sistemi kullanılıyor. Sadece 5 kısa adımda muayene randevusu alınabilirken, aynı zamanda muayene öncesinde, sırasında ve sonrasında yapılması gerekenlerin görsel destekli olarak anlatılmasıyla zorunlu araç muayenesi sürecini eskisinden çok daha kolay hale getiriyor.

Sesin rengi

–          Yahu hanım… Bu çocuk, bütün gün bilgisayarın başında ne yapıyor?

–          Aman bey, rahat bırak çocuğu. Ne güzel bilgisayar öğreniyor işte! Ne istiyorsun çocuktan?

–          Bilgisayarda oyun oynamak, ne zaman bilgisayar öğrenmek oldu?

–          Zaman bilgisayar çağı, teknoloji çağı, bugün oyun oynar yarın program yapar. Bırak, hevesini kırma çocuğun.

***

–       Oğlum baksana bir bana

–       Ne var baba

–       Babaya ne var denmez, efendim denir,

–       Aman baba ya, bir sürü işim var, ne istiyorsun,

–       Utanmaza bak sen… Neyse bunları sonra konuşuruz, şu bilgisayara bir bak bakalım dondu kaldı,

–       Ne bileyim ben baba ya, internet kopmuştur,

–       Hayır, internet var,

–       Bilgisayarı kapa, bir daha aç

–       Emin misin?

–       Evet

–       Salladın gibime geliyor.

–       Ne bileyim baba ben ya, oyun oynarken donunca ben öyle yapıyorum, düzeliyor.

–       Üff, sana soran da kabahat zaten.

***

–       Hayırlı olsun arkadaşım, sen yeni başladın herhalde,

–       Evet, bugün ilk iş günüm

–       Nasıl gidiyor?

–       İyi, nasıl olsun? Bir sıkıntı yok, yalnız…

–       Ne oldu?

–       Müdür kullandığınız programları öğrenmemi istedi

–       Eee… Ne var bunda?

–       Ne bileyim, ben… hımmm… Hani neler kullanılıyor, ne var içinde? Bilemiyorum da…

–       Çok basit ya, biraz Excel biraz da Word

–       Hıımmm

–       Bilmiyor musun yoksa

–       Biliyorum da, hani çok fazla haşır neşir olmadıydım.

–       Hadi canım sende, bu zamanda bu yaşına kadar hiç bilgisayar kullanmadın mı?

–       Kullandım da, şey işte

–       Neyse benim biraz işlerim var, bir ara ben sana gösteririm, Hadi tekrar hayırlı olsun kolay gelsin sana

–       Teşekkürler, sağ ol.

***

Önce X kuşağını korkuttular, Y kuşağı geliyor, onlar bilgisayarla büyüdü, onlar gelince siz işsiz kalacaksınız, kendini geliştirmeyen yok olup gitmeye mahkûm olacak denildi.

X kuşağı kaderine razı bekledi Y kuşağının gelmesini. İzleyelim görelim dediler.

Y kuşağı büyüdü ve iş hayatına başladı. Çok fazla bir değişiklik olduğu söylenemez. Zira bu arada teknolojinin gelişimine ayak uydurmakta geciken şirketlerin hantal yapısı içerisinde X kuşağı bilgisayarla haşır neşir olarak işini devam ettirmeye yetecek kadar bilgi ve beceri sahibi olmayı başardı. Yine de çok yeterli değildi, belirli kalıplar ve programlar içinde sıkışıp kaldılar. Y kuşağı biraz daha meraklı, kurcalayan, klavyesi güçlü ve teknoloji ile barışık olsa da araştırma ve geliştirme konusunda şirketlerine çok fazla bir getirisi olmadı

Burada bilgisayar programcılarını ayrı tutalım. Gerçi bu işi yapanlar çığ gibi büyüdülerse de gerek kendi işlerini yapmayı tercih etmeleri ve gerekse orta ölçekli şirketlerin bu tip personel barındırmayı tercih etmemeleri nedeniyle çalışan personele çok fazla bir katkısı olmamıştır.

Bunda şirketlerin de büyük bir rolü var. Daha çok web sitelerinin kurulması ve geliştirilmesi yönünde hizmetleri dışarıdan alan şirketler ayrıca bilgi işlem firmaları ile anlaşarak sorunlarını gidermeye çalıştılar ama hiçbir zaman şirket içi eğitimi düşünmediler.

Şimdilerde Z kuşağının geleceğinden bahsediliyor. Şu anda Üniversitelerden mezun olmak üzereler. Bekleyelim ve görelim bakalım, iş dünyasına neler kazandıracaklar.

Teknolojik kazanımları bir kenara bırakırsak, X kuşağının Z kuşağı ile birlikte çalışma ortamını daha çok merak ediyorum. Düşündüğünü olduğu gibi söyleyen, hiçbir kalıp içerisine girmeyecek gibi görünen, daha özgür şartlarda çalışmayı tercih edecek bir çalışan profili ile sadece dediğinin yapılmasını isteyen ve daha kuralcı bir yapıya alışık yöneticiler arasındaki ilişki nasıl olacak?

Müşterilerin profili ve istekleri hızla değişiyor. Çalışanların da profili ve isteklerinin değişmesine normal bakmak lazım. Belki de iş dünyasının işleyişine daha bir hızlılık ve canlılık getirebilirler.

***

Satışın bir ruhu vardır. Karşılıklı olarak birbirini anlamak ve hissetmek gerekir.

Yazının ruhu yoktur derler, duygularınızı net olarak ifade edemeyebilirsiniz.

Oysaki sesli iletişimde heyecanınızı, üzüntünüzü, öfkenizi ve diğerleri olmak üzere tüm duygularınızı karşı tarafa tüm açıklığı ile daha fazla iletebilirsiniz. Bunu bir de görüntülü yaptığınızı düşünürseniz iletişiminiz ne kadar kolaylaşacaktır.

Uzun süredir kullanımda olan programlar var. İnternet üzerinden hem sesli hem de görüntülü konuşabiliyorsunuz. Birçoğu ücretsiz olan bu programlar genellikle aile ve arkadaş sohbetlerinde kullanılıyor. İşyerlerinde kullanılmamasının birçok sebebi olabilir. Genelde işyerlerinde internet ile ilgili kısıtlamalar var. İşveren tarafından bakarsanız haklılar da, çünkü personelin birçoğu internet kullanımını iş dışında ve özelinde kullanıyor. Bilgisayar kullanımından habersiz ve internet kullanımını bilgisayar kullanımı zannedenler çoğunlukta. Ofis programlarını tam anlamıyla kullanabilen, raporlama yapabilen, grafik oluşturabilenlerin sayısı oldukça az. Oysaki bu insanların çoğu bütün gününü bilgisayar karşısında geçiriyor ama görünen o ki boşa geçiriyor.

Yaratıcılık ve katma değer konusunda hiçbir belirti yok. Yöneticiler de yapabilecekleri en kestirme yolu kullanıyorlar ve internet kullanımını ya kısıtlıyorlar ya da yasaklıyorlar.

Oysaki günümüzde tüm müşteriler internet kullanıyor.

Personelinizi bu yönde geliştirebilirseniz yeni müşteri edinme maliyetini düşürebilirsiniz.

Personelinizi yasaklarla köreltmek yerine şirket içi eğitimlerle yeniliklerin önünü açın. Personelinizin de buna istekli olması için onları teşvik edin. Dinamiklerinizi artırın.

Müşteri ile görüntülü iletişime geçmek belki de sizlere çok büyük kazanımlar sağlayacaktır.

Söylemesi bizden, düşünmesi ve uygulamaya geçilmesi kararı sizden.

Otomobilde Akıllı Cihaz ve Internet Devri Başladı!

Yeni Parrot Astreoid Serisiyle Internet Dunyasi Aracinizda!

Bluetooth ve Multimedya teknolojilerinde lider firma Parrot’un araç içinde internet kullanımına yönelik yarattığı yeni ‘Parrot Astreoid’ serisindeki cihazlar; navigasyon, uygulamalar, multimedya, müzik ve eller serbest telefon gibi gelişmiş özellikleriyle otomobildeki en iyi yol arkadaşınız olacak.

Parrot’un araç sahiplerine yönelik yarattığı yeni ‘Parrot Astreoid’ multimedya serisi günlük hayatta akıllı telefonlar üzerinden kullanmaya alıştığımız birçok uygulama ve internet erişimini araç içinde en güvenli ve kullanışlı şekliyle sunuyor.

Mevcut araç radyonuzun yerine takılabilen Asteroid Smart veya radyonuzu değiştirmeden takılabilen Asteroid Tablet ve Asteroid Mini olarak üç farklı model seçeneği bulunan Parrot Asteroid serisindeki tüm cihazlarda Android işletim sistemi kullanılıyor.

Ses ile müzik arama ve telefon görüşmesi başlatma gibi birçok gelişmiş özelliği bulunan Parrot Asteroid serisinin ASTEROID Market sanal mağazasında birçok uygulamayı keşfedebilir, navigasyon, sürüş yardımı, ilgi noktaları, isteğe bağlı müzik, internet radyosu gibi birçok uygulamayı indirip kullanabilirsiniz.

Pirelli’den cazip kampanya!

Pirelli, 01 – 31 Temmuz 2013 tarihleri arasında MTV (Motorlu Taşıtlar Vergisi) ödemesini Garanti İnternet Şubesi’nden yapan müşterilere yaz veya kış otomobil, SUV (4×4) ve hafif ticari araç lastiklerinde yüzde 20 indirim fırsatı sunuyor.

01 – 31 Temmuz 2013 tarihleri arasında MTV ödemelerini Garanti İnternet Şubesi’nden yapan müşteriler, 31 Ağustos’a kadar Pirelli Yetkili Satıcılarından yapacakları yaz veya kış otomobil, SUV (4×4) ve hafif ticari araç lastik alımlarında liste fiyatı üzerinden yüzde 20 indirim imkanına sahip oluyor.

MTV ödemelerini Garanti İnternet Şubesi’nden kredi kartı ile yapan müşteriler 300 TL altındaki MTV ödemeleri için 3; 300 TL üzerindeki ödemeleri içinse 6 taksit fırsatından yararlanabiliyor. Lastik indiriminden faydalanmak için Garanti Bankası tarafından gönderilen şifreyi 01 Temmuz – 31 Ağustos tarihleri arasında Pirelli Yetkili Satıcılarına göstermek yeterli oluyor.