Avrupa otoyollarında tek kutu uygulamasına geçiliyor

DKV, Daimler ve T-Systems’den dev işbirliği

Avrupa otoyollarında tek kutu uygulamasına geçiliyor

DKV, Daimler ve T-Systems, Avrupa Elektronik Geçiş Hizmetinin tek bir cihaz kullanılarak sunulması amacıyla birlikte çalışma kararı aldı. İşbirliği için Avrupa Rekabet Kurulu onayı bekleniyor. Verilecek hizmetin mevcut ve gelecekteki tüm paralı yolları, ilgili tünel ve köprüleri kapsaması planlanıyor.

 19 Ocak 2017 / İstanbul – T-Systems International GmbH, Daimler AG ve DKV EURO SERVICE GmbH + Co. KG bütün Avrupa’da, Avrupa Elektronik Geçiş Hizmeti’nin (EETS) geliştirilmesi ve sunulması amacıyla birlikte çalışma kararı aldı.

 Öngörülen işbirliğinin bir iş ortaklığı olduğunu vurgulayan DKV Euro Service Türkiye Satış Müdürü Deniz Çokcoş Sezer, “İş ortaklığının amacı, EETS hizmetini pazarlayacak ve geçiş ücretlerinin son kullanıcıdan alınması işini yürütecek satış ortaklarıyla anlaşma yapmak. İstenen işbirliği için Avrupa Rekabet Kurulu onayı bekleniyor. Planlanan hizmetin teknik esası, Avrupa’daki tüm geçiş ücretlerinin tek bir cihaz kullanılarak faturalanmasına izin verecek şekilde tasarlanmış, ulus aşırı kullanıma açık, araca monteli bir ünite şeklinde. Verilecek hizmetin mevcut ve gelecekteki tüm paralı yolları, ilgili tünel ve köprüleri kapsaması planlanıyor” dedi.

 2018’den itibaren AB otoyollarında tek kutu uygulamasına geçilmesinin planlandığını bildiren Deniz Çokcoş Sezer, “İlk etapta Belçika, Almanya, Fransa, Avusturya ve Polonya merkezli lojistik firmalarına, ikinci aşamada ise İtalya, Portekiz, İspanya ve Macaristan merkezli firmalara bu hizmet verilmeye başlanacak” dedi.

Hız Tuzakları

Bir vesile ile Trabzon’a gideceğiz. Araç ile yolculuk yapacağız, tahmini varış süresi 12 saat.

Yollar güzel, çift gidiş çift geliş. Hatta, bazı yerlerde üç şeride çıkıyor. Her şey iyi başlamış gidiyorken, Samsun’dan sonra radarlar başladı. Neredeyse adım başı radar var. Kazaları önlemek için güzel ama iş maksadını aşmış durumda. En azından bana göre öyle.

Yollar bomboş, çift gidiş çift geliş, bölünmüş yol olmasına rağmen hız sınırı 50 km.

Hadi be, dediğinizi duyar gibiyim. Durum gerçekten de böyle, 50 km üzerine çıkarsanız, hemen ceza geliyor. Hal böyle olunca da yolculuk 18 saate çıkıyor.

Ayağınız gaz pedalı yerine sürekli frende giderseniz olacağı bu.

***

Adam çoktan tıraşını olmuş, takım elbisesini gitmiş, kravatını takmış, rugan ayakkabılarını giymiş kapının önüne çıkmıştı.

Evet, belli ki bir yere gidiliyordu. Tüm bu hazırlıklar boşuna değildi. Tek başına gidecek olsa çoktan arabasına atlamış yolu yarılamıştı.

Ne yazık ki yalnız değildi, eşi ile birlikte gidiyorlardı. Eşi henüz ne giyeceğine karar verememişti. Adam sürekli kol saatini kontrol ediyordu. Program zaten başlamıştı, iyice geç kalmışlardı. Bir de üstüne yolda feci bir trafik kendilerini bekliyordu.

Alıp başımı gideyim diye düşündüm bir an, adam…

***

İş dünyasında da durum bundan farklı değil. Siz ne kadar planlarsanız planlayın, işler hep farklı akar. Çünkü siz yalnız değilsiniz. Sürekli önünüze engeller çıkar, birileri siz ilerlemeyin diye önünüze duvar örerler.

Sanki her şey size karşı, siz dünyaya karşıymışsınız gibi bir his kaplar içinizi.

Şöyle bir anımı anlatayım size.

Sabah işe gelirken bütün hesapları yapmıştım. Maltepe’den Ataşehir’e gidilecek. İki tane aracın satışını yapıp, araçları teslim alıp geleceğiz.

Ataşehir’e de bir araç bırakılacak. Tam da cuk diye oturmuş durumda. Her şey mükemmel şekilde planlanmış bir vaziyette. Fakat o da ne, Ataşehir’den alınacak araçların banka rehinleri henüz kaldırılmamış. Muhasebeci durumu atlamış, her şey sonraya kaldı. Bankadan cevap bekleniyor, ne zaman hallolur belli değil, tam bir saat verilemiyor. Başka bir şey de yapamıyoruz. Ya haber gelirse. Kımıldayamıyoruz. Tüm planlarlar altüst oldu.

Merak edenler için söyleyelim; satışları üç gün sonra aldık.

İşte, hayatımızda sürekli böyle fren yaptıran durumlar var.

Olmasa hayat hızlı mı akar sizce?

Filo kiralama sektörü araç çalınmalarına karşı platform kuruyor

İki yıl önce piyasadaki 450 aracı çalınan filo kiralama sektörü, araç çalınmalarına karşı önlem almak için çalışma başlattı. TOKKDER öncülüğünde kurulacak bir platform üzerinde Kara Liste hazırlayacak olan sektör temsilcileri, şüphe içeren durumlarda sistem üzerinden sorgulama yapabilecek.

2 Nisan 2016 / İstanbul – 2014 yılında iki ay içerisinde tam zamanlı olarak 450 aracı çalınan filo kiralama sektörü, araç çalınmalarına karşı önlem almaya başladı. Şirket bazında alınan önlemlerin yanı sıra sektörde bazlı çalışmaların da hızlandığı gözlenirken, Tüm Oto kiralama Kuruluşları Derneği (TOKKDER) öncülüğünde bir araya gelen sektör temsilcileri Kredi Kayıt Bürosu işbirliği ile bir platform kuruyor. Platform çerçevesinde bir Kara Liste oluşturmaya hazırlanan sektör temsilcileri, şüphe içeren durumlar için gerek duyulduğunda sisteme girerek firmalar ile ilgili sorgulama yapabilecek. Sektörün iki yıl önceki olaydan büyük ders çıkardığını belirten Multicar Genel Müdürü Bahadır Yalçın, müşterileri belirlerken artık daha dikkatli davrandıklarını açıkladı. Bahadır Yalçın, “MultiCar olarak mesela araç takip sistemlerini daha gizli teknolojiler ile geliştirmeye çalıştık. Bunun yanı sıra müşterilerimizden ekstra teminatlar istemeye başladık. Teminat karşılığını çok artırdık. Kısacası biz de sektörümüzdeki diğer şirketler gibi önlemler alıyoruz. Ancak bunlar yeterli olmayabiliyor. Esas önlemi sektör kuruluşları olarak alıyoruz. TOKKDER öncülüğünde oluşturulacak platform, araç çalınmalarına karşın sektörün elini güçlendirecek” dedi.

Sektörün yıllık cirosu 18 milyon TL’ye dayandı

Filo kiralama şirketlerinin 270 bin adetlik bir araç parkı bulunduğuna dikkat çeken Bahadır Yalçın, “özel sektörde bulunan 2.5milyon aracın yüzde 10 kısmına hitap ediyoruz. Yıllık 18 milyon TL’lik bir ciro üreten sektörümüz için Pazar oldukça açık” dedi. Sektörün gelişimini engelleyen en büyük sorunun belirli bir regülasyonu bulunmaması olduğunu ifade eden Yalçın, “Regülasyon olmaması neticesinde yaşadığımız en önemli sorun ise araç çalınmaları. Araçlarımız çalışması durumunda, aracımızı karşımızda görsek bile, yedek anahtarımız olduğu halde alamıyoruz. Kendi kanunumuz olmadığı için, mevcut kanuna göre siz bana arabayı vermediğiniz sürece benim almam mümkün değil” dedi.

2014 yılı Eylül-Ekim döneminde eş zamanlı, birkaç firma tarafından yapılan operasyon ile filo kiralama şirketlerine ait toplam 450 aracın çalındığını hatırlatan Yalçın, “Multicar olarak biz de mağdur şirketler arasında yerimizi aldık. Çalınan araçların bir kısmı günlük kiralandı, bir kısmı kumarhanelerde kullanıldı. Araçların bazıları Hatay’a bazıları ise Suriye’ye gönderildi. Biz araçlarımızı bulduk ve aldık, ancak eminiz ki; hala piyasada 200’e yakın çalıntı araç bulunuyor” dedi.

Kara Liste oluşturulacak

Geçen yıl filo sayısı anlamında yüzde 32, müşteri anlamında ise yüzde 65 büyüme kaydettiklerini açıklayan Bahadır Yalçın, “Şu an 525 kurumsal müşteriye hizmet veriyoruz. Bu yıl sonuna kadar bu sayıyı 700’e çıkarmayı hedefliyoruz” dedi. Sektör olarak iki yıl önce yaşadıkları araç çalınmaları olayından ders aldıklarını ve müşterileri belirlerken artık çok daha dikkatli olduklarını vurgulayan Bahadır Yalçın, “filo ve günlük kiralama şirketleri dahil 110 üyesi bulunan TOKKDER de araç çalınmalarına karşı önlem hazırlığı içerisinde. Sektör kendi içerisinde bir iletişim sağlamak amacıyla bir koordinasyon birimi kurmaya karar verdi. Bir Kara Liste olsun istiyoruz. Dernek üyesi firmalar bir vaka olduğunda sisteme girerek, inceleme yapabilsinler. Oluşturulacak platform Kedi Kayıt Bürosu işbirliği ile yapılıyor. Birkaç ay içerisinde platformun kurulmuş olmasını bekliyoruz” dedi.

Multinet Up Kurumsal Hizmetler A.Ş. Hakkında

Şirketler ve kamu yönetimi için ödeme sistemleri ve akıllı hizmet çözümleri sunan Türkiye’nin lider kuruluşudur. Yarattığı yenilikçi finansal teknolojiler ile kurum ve kuruluşlara, çalışanlarına ve bireylere “değer yaratan” çözümler tasarlar ve sunar. Çözümleri arasında kurumsal yemek ve akaryakıt ödemeleri, hediye kartları, sadakat ve ortak tedarik sistemleri, seyahat ve konaklama çözümleri, uzun dönemli araç kiralama ve çevrimiçi ödeme hizmetleri bulunmaktadır.

Multinet Up’ın, ülkemizde sayısı 21.000’e yaklaşan kurumsal müşterisi, 1 milyondan fazla kart kullanıcısı ve kafe, restoran, büfe, otel ve mağazalar ile akaryakıt istasyonlarından oluşan 35.000’e yakın üye işyeri bulunmaktadır. Multinet Up, sunduğu hizmetleri Türkiye genelinde 81 il ve bunların ilçelerindeki üye işyerine kurduğu pos ağı ile sağlıyor. Bünyesindeki 3 şirket ile toplamda 14 farklı ürünü yaygın servis ağı ile paydaşlarına fayda sağlamak için sunmaktadır.

Supsan’dan 1.250 sektör çalışanına eğitim

Türkiye’nin en büyük supap üreticisi Supsan A.Ş, 5 ilde gerçekleştirdiği 5 bölge toplantısında 1.250 otomotiv yan sanayi çalışanına eğitim verdi. Yoğun bir ilgi ile karşılaşan Supsan A.Ş., toplantılarda başta turbo olmak üzere, üretimlerini ve satışlarını  gerçekleştirdiği ürünleri tanıtma fırsatı buldu.

Borusan Holding şirketlerinden, Türkiye’nin ve çevre ülkelerin en büyük supap üreticisi Supsan A.Ş., sektördeki faaliyetlerini anlattığı ve ürünlerini tanıttığı bölge toplantılarını tamamladı. Supsan A.Ş., Mart ayı içerisinde Aydın, Balıkesir, Çorum, Samsun ve Isparta’da gerçekleştirdiği Supsan Bölge Toplantısı etkinliği kapsamında bayiler, perakendeciler,servisler, tamirciler, kapakçılar, rektifiyeciler, sanayi çalışanları ile bir araya geldi. Bölge toplantılarında 1.250 otomotiv yan sanayi çalışanına eğitim veren Supsan A.Ş., 10 milyon adetlik yıllık supap üretim kapasitesiyle Türkiye pazarının önemli bölümünü elinde bulunduruyor. Etkinlik sayesinde sektörü daha yakından tanıma fırsatı bulan Supsan A.Ş., toplantılarda başta turbo olmak üzere, üretimlerini ve satışlarını gerçekleştirdikleri ürünleri tanıttı.

 Bayiler ve sektör çalışanlarını buluşturduk

 Bölge toplantılarının kendileri için büyük önem taşıdığını belirten Supsan A.Ş. Genel Müdürü Salih Alson, “Bayilerimiz ve sektör çalışanları ile bir araya gelerek, hem firmamızı, hem satışını gerçekleştirdiğimiz ürünleri, hem de üretimini gerçekleştirdiğimiz supap, turbo ve eksantrik milini tanıtma fırsatı bulduk. Turbo ve eksantrik mili yerli Supsan üretimidir. Bunların yanı sıra garanti altında satışı gerçekleştirilen gayd, baga, tırnak, supap lastiği, supap ayar şimi ,conta, motor yatağı, supap fincanı, eksantrik zinciri, krank, saplama, silindir kapak, EGR ürünlerimizi de tanıttık” dedi. Supsan A.Ş. ile ilgili bilgiler de veren Salih Alson, Ferrari, Aston Martin, BMW ve Mercedes olmak üzere dünyaca ünlü otomobil firmaları için supap ürettiklerini belirterek, İtalya, Fransa, Almanya ve ABD başta olmak üzere Rusya, Hollanda ve çevre ülkelere ihracat gerçekleştirdiklerini bildirdi. Salih Alson, tek tesiste supabın yanı sıra itici çubuk, turbo ve eksantrik mili üretimi gerçekleştirmenin önemini de belirtti.

 200 bin adetlik yenilenme sürecinde turbo pazarı

 Etkinlik kapsamında çevre dostu turbo ürünü ile ilgili bilgi verdiklerini de ifade eden Salih Alson ise, “Turbo, çevre dostu olmanın yanı sıra yakıt tasarrufu sağlayarak verimliliği de arttırıyor. Dünyada şu anda karbondioksit salınımını düşürmek için en etkin uygulama turbodur. 5 yıl içerisinde kapasitenin artması ile birlikte traktör, kamyon ve ağır vasıtalar için de üretim gerçekleştireceğiz. Türkiye pazarından sonra turbo ürünümüzü Almanya ve Fransa’ya ihraç etmeyi planlıyoruz. Türkiye’nin yanı sıra Avrupa’da başarılı olacağız. Özellikle Avrupa’da dağıtıcılarımızın olması ve kalite anlamında iddialı olmamız, bizim bu pazarlarda da başarılı olmamızı sağlayacaktır” dedi. Türkiye’de satışı gerçekleşen yaklaşık 3 milyon adet turbo motorlu binek ve hafif ticari araç bulunduğuna dikkat çeken Salih Alson, bu araçların yaklaşık 200 bin adedinde bulunan turbo motorların yenilenme sürecine girdiğini belirtti. Salih Alson, “Supsan olarak biz de bu 200 bin adetlik pazarın yüzde 25’lik kısmına, yani 50 bin araca ulaşmayı hedefliyoruz” dedi. 2016 yılını 2015 yılına göre daha pozitif bir yıl olarak gördüklerini de kaydeden Salih Alson, “Supap üretiminde ve orijinal ekipman satışlarında artış bekliyoruz. Ayrıca yedek parça konusunda da artış bekliyoruz” dedi.

Galerileri bekleyen tehlike

Son zamanlarda – özellikle de – binek otomobillerin alınıp satılması ile ilgili olarak birçok kişi ile sohbet etme imkânım oldu.

En çok dikkatimi çeken olay; vergi mükellefi olan ve binek otomobil alımı ve satımı yapan şahıs veya tüzel kişilerin vergi mevzuatından haberi olmayışıydı.

Ben vakti zamanında bu konu üzerinde çok araştırma yaptım. Birçok mali müşavir arkadaşıma danıştım. Parantez içinde söylemeliyim ki birçok muhasebecilerin bile mevzuattan haberi yok. Konusunda uzman kişiler hemen size net bilgi verebiliyorlar. İnternet üzerinden de araştırabileceğiniz üzere 13.08.2012 tarih ve 2532 sayılı mevzuata göre ilgili paragraf şu şekildedir.

“Kullanılmış binek otomobillerin satın alınıp işletme adına kayıt ve tescil ettirildikten sonra satışa sunulmasında alış sırasında satıcının durumuna bağlı olarak %1 veya %18 olarak ödenen KDV’nin indirim konusu yapılması mümkün olmayıp gider veya maliyet olarak dikkate alınması gerekmektedir.”

Yani anlayacağınız üzere; binek otomobil aldığınızda size kesilen faturadaki KDV’yi devlete ödeyeceğiniz KDV üzerinden indirim yapamazsınız. Siz aracı sattığınızda kestiğiniz KDV direkt olarak devlete olan borcunuzu yansıtmaktadır.

Yani daha da açık olursak, araç aldığınızda size kesilen fatura üzerindeki KDV hiçbir işinize yaramaz.

Bundan daha da açık bir cümle olmazdı herhalde.

Diğer maddelere bakacak olursak; eğer ki siz araç kiralama işi yapıyorsanız ve size kesilen faturadaki KDV oranı %18 ise bunu indirim konusu yapıp, aldığınız aracı belli bir süre kiralama yapıp ve kiralama faturasını da kesmek kaydıyla sattığınızda keseceğiniz faturanın KDV oranı %18 olacaktır. Burada alış KDV’sini indirim söz konusu yapabilirsiniz.

Yine ticari araç alıyorsanız ve satıyorsanız, alış ve satış KDV oranları %18 olacaktır. Burada da alış KDV’sini indirim söz konusu yapabilirsiniz.

Konunun kısaca özeti şu; binek otomobil alımı ve satımı yapıyorsanız araç alırken kesilen faturayı indirim söz konusu yapmayın. Eğer ki bu güne kadar yaptıysanız konuyu muhasebeciniz ile konuşun ve bir uzlaşmaya varınız, aksi takdirde gelecekte sizi çok yüksek meblağlarda vergi borcu bekliyor olabilir.

Mevzuata aşağıdaki linkten ulaşabilirsiniz.

http://www.gib.gov.tr/node/91302

Otomotiv sektöründe oyunun kuralları değişiyor

‘Otomotivde 130 yılın en büyük değişimi yaşanıyor’

Otomotiv sektöründe oyunun kuralları değişiyor

Geçtiğimiz yılı ihracat, üretim ve iç pazarda rekorla kapatan otomotiv sektörü yöneticilerinin önümüzdeki beş yıla dair öngörülerini içeren ‘KPMG Türkiye Otomotiv Araştırması 2016 – Geleceğin İş Modelleri’ araştırması yayımlandı.    

Bu yıl dördüncüsünü hazırlanan “KPMG Türkiye Otomotiv Yöneticileri Araştırması 2016”sektörde yükselen trendleri ve gelecekte karşılaşılabilecek risklerle fırsatları ortaya koyarak yatırımcılara ve sektörün diğer oyuncularına yol gösteriyor. 

“KPMG Türkiye Otomotiv Yöneticileri Araştırması 2016– Geleceğin İş Modelleri” araştırması; pazara dair ihracat, satış, üretim ve kapasitesi rakamlarını analiz edip araştırmaya katılan yöneticilerin beklentilerini ortaya koyarken, geleceğin iş modellerine yönelik KPMG uzmanlarının yorumlarıyla otomotiv sektörünün geleceğine ışık tutuyor.

BRIC üreticilerinden umut kesildi

Geçtiğimiz 3 yıl boyunca BRIC ülkelerindeki üreticilerin Avrupa pazarına girmesinden emin olan Türkiye otomotiv yöneticilerinin bu yıl fikir değiştirdiğini söyleyen KPMG Türkiye Otomotiv Sektör Lideri ve Şirket Ortağı Ergün Kış, başarılı olamayan Çinli üreticilere olan inancın sarsıldığını ifade etti.

Avrupa pazarının isteklerinden oluşan bariyerlerin Çin şirketleri için aşılamayacak kadar yüksek göründüğünü söyleyen Kış, geçtiğimiz yıllarda bir Çinli markanın yaşadığı hayal kırıklığını hatırlatarak, Çin araçlarının kalite bakımından uluslararası düzeyde olduğu düşünülmesine rağmen düşük kalite algısı, satış ağının yetersizliği ve sınırlı model sayısının diğer Çinli şirketler için de tehdit oluşturduğunu söyledi ve şöyle devam etti:

“Özellikle AB pazarında etkin bir bayi sisteminin oluşturulmasında her yeni marka için önemli zorluklar var. Pazar bariyerleri yüksek. Öte yandan aracın ikinci el değerinin oluşması da yerleşik markalara göre çok uzun sürüyor. Bu, tüketici talebi için çok olumsuz bir durum. Bu koşullarda Çin otomotiv ürünlerinin AB pazarına girişi olumsuz görünüyor. AB’de üretim yapmasına rağmen AB dışı markaların pazar paylarının hala yetersiz düzeyde olduğu da dikkate alınmalı” 

Pazarın büyümesi “milli gelirde artış”a bağlı

Otomotiv pazarının büyümesi için kişi başına düşen milli gelirin artış hızının, pazar oyuncuları tarafından en önemli etken olarak görüldüğü ve ilk defa bu beklentinin sektör üzerindeki vergi yüklerinin azaltılmasından daha önemli olarak ortaya çıktığını belirten Ergün Kış,kar merkezlerinde önümüzdeki 5 yıl değişiklik beklenmediği sonucu alınan araştırmada,sektör beklentilerini şöyle ifade etti:

“Zaten kullanılmış araç pazarının yeni araçtan 4-5 kat fazla oluşu, düşük gelir nedeniyle yeni araç alınmadığı tablosunu doğrular nitelikte bir sonuç. Ekonomideki genel konjonktür değişimleri doğal olarak her sektörde talebe yansıyor ancak bu taraftaki büyüme, yeni araç alımına yansımıyor. Çünkü sektör için milli gelirin dağılımı da artışı kadar önemli. Bu durum, sektörün sanayiden ticarete her kesimindeki olumsuz etkilerinin azaltılması için daha dengeli bir sisteme ihtiyaç duyulduğunu ortaya koyuyor”

Karlılıklarını yetersiz bulan yetkili satıcılar internet üzerinden 2. el satışına yöneliyor

Yetkili satıcıları etkileyen en önemli dış faktörler arasında, yoğun rekabette değişen tüketici beklenti ve davranışlarının dikkatle izlendiğini aktaran Ergün Kış, finansal risklerle karşı karşıya kalan ve yoğun rekabet içinde olan yetkili satıcılar nezdinde ikinci el pazarının internet üzerinden büyümesinin beklendiğini ifade etti ve şunları söyledi:

“Yetkili bayiler, artan rekabetin yanısıra hızla değişen tüketici isteklerinin yer aldığı farklı bir pazar gelişimini yakından izliyor. Özellikle bu durum yeni nesil tüketicilerde daha fazla izleniyor. Tüketici, bayiden daha fazla hizmet ve seçenek sunmasını bekliyor. Öte yandan pazarda artan marka ve model seçenekleri de bayilerin showroomlarında daha fazla modelle tüketicinin karşısına çıkmasını gerektiriyor.

Kullanılmış araç ticareti alanının ise elektronik ticaret sistemi üzerine kayması beklentisi var. Yeni araç satışlarında kullanılmış aracın uygun bedelle değişimi müşteri için kolaylık sağlıyor. Bayiinin bu araçların satışını internet üzerinden hızla satışı, işletmede nakit yönetimi acısından da önem taşıyor”

Üretim ve kapasite açıklamaları beklentileri solladı, 5 yıllık tahminler yakalandı

Yöneticilerin büyük çoğunluğunun üretimde artış beklediğini belirten Ergün Kış, üretimin 1,2 milyondan (baz yılı 2014) 1,4 milyonun üzerine ve kapasitenin 1,7 milyondan 1,9 milyonun üzerine çıkmasına yönelik beklenti olduğunu, ancak bazı üreticilerin son açıklamaları ile gerçeklerin beklentileri geçtiğini ifade etti.  Bazı üreticilerin, 2016 yılının başında yaptıkları açıklamalarla üretim ve kapasitenin beklentilerin üzerine çıkmasının kesinleştiğini söyleyen Kış, sektörün yeni Ar-Ge ve yatırım teşvikleriyle son yıllarda önemli bir gelişme ivmesi yakaladığını ifade etti. Sektörün beş yıl sonra geleceği noktanın şimdiden yakalandığını ifade eden Kış, şunları söyledi:

“Üretim ve kapasite artışında gelişmeler olumlu devam ediyor. Yeni bir marka yatırımı beklenmiyor ancak mevcut şirketlerin yeni yatırımlarla genişlemesi önemli. Özellikle ‘tedarik zinciri’ bütünlüğünde olması da sevindirici. Ayrıca otomotiv sektörü için stratejik önem taşıyan yassı çelik, özel çelik ve plastik sanayisinin yanısıra elektronik ve yazılım sektörleri ile de daha sıkı ve uzun vadeli işbirliği kurmak gerektiği açık. Hızla gelişen Ar-Ge yetkinliğinin ulaştığı düzeyde tümüyle yerli olarak tasarlanan taşıtların küresel standartlarda yapılacak geliştirme testleri için önemli altyapı yatırımının en kısa surede tamamlanması gerekiyor. Bu sorun Ar-Ge’nin bir bütünleyicisi olarak görülerek mevzuatın yeniden düzenlenmesi ve genişletilmesi şart. Otomotiv ihracatının en önemli sorunu ise lojistik altyapısı. AB pazarına ulaşımda demiryolu sisteminin yeniden kurulması öncelik taşırken otomotiv limanı ihtiyacı her gecen yıl daha da artıyor”

Türkiye, BRIC ülkelerine karşı rekabet gücünü artırmalı, İran’a bakmalı

BRIC ülkelerinin yatırım cazibesinin Türkiye için engel teşkil ettiği ve ihracat sürekliliği sağlanabilmesi için ikili anlaşmaların şart olduğunun altını çizen Ergün Kış,özellikle tedarik ve yan sanayide Ortadoğu’nun en büyük pazarı olan İran’ın çok dikkatle izlenmesi gereken bir pazar olduğunu vurgulayarak şunları söyledi:

“Türk otomotiv sektörü şu anda tahminlerin ötesinde bir noktada. Ancak büyümeyi sürekli kılmak için rekabet gücünün artması gerekiyor. Özellikle BRIC ülkelerinin yatırım cazibesi ve İran’ın rakip hamlesine karşılık vermek, bu tabloda sektör için elzem görünüyor. İhracat sürekliliğinin sağlanması için serbest ticaret anlaşmalarına katılım ve gelişmekte olan pazarlar ile ikili anlaşmaların yapılması şart. Araştırma sonuçlarında tedarik sanayisinin beklentisi geleceğin kritik teknolojilerinin öne çıkması sebebiyle Ar-Ge ve tasarım yetkinliğinin artırılması olarak ortaya çıkıyor. Bölgesel aktörlerden İran’ın geçen yıl gündemde yokken bu yıl tedarik sanayisinin en önemli ülkeleri arasına girmesi de bu beklentiyi artırıyor”

Geleceğin kritik teknolojileri önem kazanıyor

Türkiye otomotiv sektörünün küresel rekabet gücünü sürdürmenin yanısıra, bu gücü artırmaya devam etmesi gerektiğini söyleyen Ergün Kış, bilişim sektöründeki gelişmelerin sektörü yeni nesil müşterilerle sürekli zorladığını ifade etti ve geleceğin kritik teknolojilerine entegre olmadan ilerlemenin mümkün olmadığını kaydetti.

Kış, teknolojik gelişmelerin dikkate alınarak yazılım ve elektronik sektörleri ile otomotiv sektörü arasında öncelikle organik işbirliğinin sağlanması ve bu amaçla özel teşvik sisteminin kurulması gerektiğini belirterek şöyle devam etti:

“Bilişim teknolojilerine kolay bağlanabilirlik, bir yandan yeni iş modellerinin ortaya çıkmasını sağlarken öte yandan sanayi dışındaki yeni oyuncu olan tarafların da doğrudan müşteri ilişkileri geliştirmesine imkân veriyor. Bu durumda, otomotiv endüstrisi üreticileri, gelecekteki değişik iş modellerini müşterilerinin yaşam tarzlarını yansıtmak zorunda kalacak, duruma ve uygulamaya göre harcanan zamanı ile masrafı azaltan ve yaşam kalitesini artıran çözümler geliştirmesi gerekecek. Artık otomotiv üreticilerinin son derece karmaşık bir otomotiv ürünü üreticisi olmaya ek olarak bilişim ve teknoloji alanında da hızla genişlemesi gerekiyor”

İkinci el otomobil Oscar’ları sahiplerini buldu

50 saniyede bir araç satışı gerçekleştirerek, 8 yıl içerisinde Türkiye’nin adeta ikinci el otomobil borsasına dönüşen Manheim Türkiye, açık artırmada en fazla alım ve satış yapan galerici ve yetkili satıcıları ödüllendirdi.

 Borusan Holding ile dünyanın lider açık artırma şirketi Manheim Auctions’un ortaklığıyla kurulan Manheim Türkiye’nin 7. Manheim Başarı Ödülleri sahiplerini buldu. Açık artırmada en fazla alım ve satış yapan galerici ve yetkili satıcıların belirlendiği ödül töreninde Dekar Otomotiv 2015 Manheim Araç Alım Birincisi olurken, Seçkinler Motorlu Araçlar ise 2015 Manheim En Çok Araç Satan Üye Galeri seçildi.

 “510 araç satışı ile rekor kırdık”

 Aynı gün gerçekleşen açık artırmada fiziki ve online dahil toplam bin 200 katılımcıya ulaştıklarını ve toplam 510 araç satışı ile rekor kırdıklarını açıklayan Manheim Türkiye Genel Müdürü H. Zafer Terzioğlu, “8 yılda geldiğimiz nokta bize gösterdi ki; artık galeri ve yetkili satıcıların alternatif araç tedarik merkezi konumuna gelmiş bulunuyoruz. Portföyümüzdeki araçların yüzde 60’ını kurumsal firmalardan, yüzde 40’ını ise yetkili satıcılar ve esnaftan oluşturuyoruz. 3 bini aşkın üyemize hızlı satış, şeffaf ve güvenilir ticaret ortamı yaratıyoruz” dedi. Terzioğlu, konuşmasının ardından dereceye girenlere plaketlerini verdi.

 Ödül töreninde Otokoç Otomotiv, 2015 Manheim En Çok Araç Satan Filo Kiralama Şirketi olurken, Asya Otomotiv ise 2015 Manheim Lüks Araç Alım Birincisi seçildi. Yılmaz Otomotiv’in (İzmir), 2015 Manheim İstanbul Dışı Araç Alım birincisi seçildiği ödül töreninde Asya Otomotiv ise bu kez 2015 Manheim Online Araç Alım Birincisi oldu. Törende Çetaş Otomotiv Süper Market’in 2015 Manheim Araç Alım İkincisi olurken, Seçkinler Motorlu Araçlar bu kez 2015 Manheim Araç Alım Üçüncüsü seçildi.

Bymarka Otomotiv Eğitim Danışmanlık Ticaret Limited Şirketi’de (#bymarka) Manheim üyeleri arasındadır.

Ne demek kendi işimi yapıyorum

Adama sorarlar;

  • Ne iş yapıyorsun?
  • Serbest meslek sahibiyim
  • Hımmm… Anladım.

Ne anlıyorsun birader, bize de anlatsana.

Serbest meslek şeyy, eee, şey işte canım.

Nee?

Siz biliyor musunuz?

Şimdi şöyle yapalım, Nedir serbest meslek sahibi olmak, biraz açalım.

Serbest meslek ( İngilizce terim olarak freelance) iş, işyeri ve çalışma koşulu anlamıyla ilgili resmi kanunlara göre sözleşme şartları ve koşullarına gerek kalmayan durumlar için yasal olarak kayıt dışı istihdam anlamında işin işyeri dışında iş yapan kişinin kendi çalışma alanında kişisel çalışma olarak tamamlayan çalışanlara verilen genel addır. (*Vikipedia)

  • Anladınız mı?
  • ???

Genelde Türkiye’de serbest meslek tabiri, daha çok belli bir işi olmayan, koşullara göre değişik işler yapabilen kişileri tarif etmek için kullanılabilmektedir. Kayıt dışı kısmı fazla telaffuz edilmez. (Şiittt! Kimseler duymasın :))

Türkiye’de “ne iş olsa yaparım abi”nin literatürdeki karşılığı serbest meslek oluyor yani…

Bununla birlikte bazı serbest meslek sahibi erbabı olan kişiler kazançlarının karşılığında serbest meslek makbuzu kesebilmektedir. ( Avukatlar, hekimler, mal, müşavirler, sanatçılar gibi)

Peki, biz gelelim asıl mevzuya,

  • Ne iş yapıyorsun abi?
  • Kendi işimi yapıyorum.
  • Yani ne yapıyorsun?
  • Hiç işte, ufak tefek alım satım işleri

(Bakın bu, biraz kaçamak bir cevap oluyor, daha derine inelim.)

  • Belli bir yerin var mı? Yoksa açıktan mı yapıyorsun?

(Yahu ne sıkıştırıyorsun adamı, rahat bırak. Nasıl yapıyorsa yapıyor işte, vergi memuru musun sen?)

Biz, Daldan dala atlamadan konuyu bağlayalım.

İnsanların kendi işimi yapıyorum demesinin altında “kendi doğrularımı” yapıyorum yatmaktadır. İş belli ama ben kendi bildiğime göre yapıyorum. Kimseye hesap vermiyorum gibi.

Balık tutanlar bilir. Her balık için ayrı bir olta, ayrı bir iğne ve ayrı bir yem kullanılır. Yani çapari ile Lüfer tutamazsınız. Tutmaya çalışanlar boşuna yorulur, zaman ve emek harcar. Sonra kısmet değilmiş deyip toplar tası tarağı doğru evine…

İşte, iş dünyasında da durum böyledir. İşi doğru yapmanın bir yolu, yöntemi olmasına karşılık insanlar kendine göre yöntemler geliştirmeye çalışırlar.

  • Yahu işin kitabı var, kitabına göre yapsana.
  • Yookkk! Ben bildiğim gibi yapacağım. (İnatçı işte, ne olacak.)
  • Eee, yap ta görelim o zaman.
  • Ne oldu?
  • Kısmet değilmiş abi. (İşi hemen kadere bağlayalım.)

Kaldır kafanı şöyle bir etrafına bak. Bu işi doğru yapanlar nasıl yapıyor, nasıl başarıya ulaşıyor.

Bırak “Param olsa ben de yaparım” safsatalarını. Öncelikle işi kitabına göre yap.