ESP Artık Standart Olacak!

Elektronik stabilite programı (ESP) ve lastik basınç kontrol sistemi, ülkemizde Kasım 2014 tarihinden itibaren satılan her otomobilde ve 1.3 tona kadar olan hafif ticari araçlarda standart hale geliyor. Kontrol kaybını önlemede büyük öneme sahip olan ve “elektronik melek” olarak adlandırılan ESP sistemi, önden kaymalarda viraj içerisindeki arka tekere, arkadan kaymalarda ise viraj dışarısındaki ön tekere fren müdahalesinde bulunarak aracın kontrolden çıkmasını önlüyor. Lastik basınç kontrol sistemi ise, jantlarda yer alan sensörler vasıtasıyla basınç farkını algılayarak sürücüyü uyarıyor. Ülkemiz otomobil pazarında rekabet eden markaların bir bölümünde bu sistemler bir süredir standart olarak sunuluyor. Fakat halen daha ESP ve lastik basınç kontrolünden yoksun olarak satılan otomobiller mevcut. Aslında bu gibi sistemlerin yasal zorunluluk nedeniyle değil de, insani bir sorumluluk bilinciyle satılan her otomobilde standart sunulmasını arzu ederdik. Her ne kadar bu böyle olmasa da bundan böyle bu sistemlerin standart hale gelmesi can ve mal kaybının önüne geçilmesi açısından son derece faydalı olacaktır.

PSA Peugeot Citroën ve Toyota, Avrupâ’da hafif ticari araçlarla ilgili yeni bir işbirliğin imzaladı…

Toyota Avrupa ve PSA Peugeot Citroën bugün Avrupa’da hafif ticari araçlar segmentinde yeni bir işbirliği anlaşmasını imzaladıklarını duyurdular. PSA Peugeot Citroën Grubu böylece Toyota’ya Avrupa’da Toyota markası altında ticarileştirilecek hafif ticari araçlar temin edecek.

İlk etapta, 2013’ün ikinci çeyreğinden itibaren, PSA Peugeot Citroën mevcut Peugeot Expert ve Citroën Jumpy gamlarından alınan hafif ticari araçlar temin edecek. Anlaşma aynı zamanda PSA Peugeot Citroën tarafından üretilecek yeni nesil araçlar konusunda da işbirliğini öngörüyor. Bu işbirliğinin 2020 sonrasında da devam etmesi planlanıyor.

Toyota Avrupa’nın bu yeni nesil araçlarla ilgili geliştirmelere ve endüstriyel yatırımlara doğrudan katılması öngörülüyor. Bununla birlikte herhangi bir sermaye iştiraki veya ortak üretim öngörülmüyor.

Toyota Motor Avrupa Başkanı Didier Leroy “Hafif ticari araç segmenti Avrupa pazarında çok sayıda ülkede bizim için önemli” dedi. “PSA Peugeot Citroën ile güçlerimizi birleştirerek, Hiace modelimizin geçtiğimiz günlerde satışının durdurulması sonrasında sadık müşterilerimize böylece iyi bir çözüm sunuyoruz. Halihazırda küçük araç sınıfında PSA Peugeot Citroën ile kendini kanıtlamış ortaklığımız sürüyor. PSA Peugeot Citroën Avrupa’da hafif ticari araçlar pazarında başta gelen aktörlerden bir tanesi ve kaliteli ve çok yönlü araç üretimi konusunda sağlam bir üne sahip.”

PSA Peugeot Citroën Programlar Direktörü Jean-Christophe Quémard ise “Bugün Toyota ile kurduğumuz verimli işbirliğinin kapsamının genişlediğini duyurmaktan mutluyuz. Bu anlaşma, şirketlerimizin Avrupa pazarına yönelik rekabetçi ürünler sunmalarına olanak verecek ve yeni nesil hafif ticari araçların geliştirilmesinin temellerini oluşturuyor” şeklinde eklemede bulundu.

”2012 yılın pick up’ı” Amarok

 Hafif Ticari Araç sektörünün en önemli ödüllerinden biri olarak kabul edilen “What Van?” 2012 yılının en başarılı modellerini açıkladı. Pick up kategorisinde birinciliğe Volkswagen Amarok layık görüldü.

Dünyanın en prestijli yayınlarından What Van?’ın konularında uzman editörleri tarafından her yıl düzenli olarak gerçekleştirilen değerlendirmeler neticesinde verilen ‘What Van? Ödülleri’ sahiplerini buldu.

12 farklı kategoride değerlendirmelerin yapıldığı ‘What Van? Ödülleri’nde Volkswagen Amarok, hem asfalt zeminde hem de arazide sergilediği performansı, kusursuz yapım kalitesi ve yakıt ekonomisi değerleriyle ‘2012 yılının en iyi Pick Up’ı seçildi.
Yapılan değerlendirmede, What Van? editörleri, Amarok’un 122 hp (Tek turbo) 2,0lt TDI ve Türkiye’de de satılmakta olan 163 hp (Çift turbo) 2.0 lt BiTDI versiyonlarını test ettiler.

Özellikle güvenlik konusunda son derece olumlu dereceler alan Amarok, planlı fren uygulamalarıyla dik yokuşlarda sürüş hızlarını sabit tutarak, herhangi bir talihsizlikle karşılaşmadan inişin gerçekleştirilmesini mümkün kılmasıyla fark yarattı.
Amarok’ta standart olarak sunulan ve Elektronik Denge Programı, Fren Destek Sistemi, Çekiş Kontrol Sistemi ile Römork Denge Kontrolünün de dahil olduğu güvenlik paketi editörler tarafından son derece beğeniyle karşılandı.
Genel olarak büyük 4×4 pick up’larla anılan virajlardaki sallanma ve yalpalama hareketini en aza indiren Amarok’un asfalt zemindeki yol tutuşu da değerlendirmelerde öne çıkan diğer özellikler oldu.

 

Opel’in hafif ticari aracı Combo, Tofaş Tesisleri’nde üretim bandında

*Yıllık 40.000 adet üretilmesi planlanan Combo büyük oranda Avrupa ülkelerine ihraç edilecek
*5 yılı aşkın olması planlanan ortaklık süresince 250.000’den fazla Combo üretilecek
*Yerli tedarikçilerden yaklaşık 1 milyar Euro üzeri tedarik sağlanacak

Fiat ile Opel arasındaki işbirliği anlaşması doğrultusunda Tofaş, Opel için Combo üretimine Kasım ayında başladı. Bu proje kapsamında yılda 40.000 adet Combo üretilmesi planlanıyor. Üretilen bu araçların büyük bir kısmı Avrupa ülkelerine ihraç edilecek. İşbirliği anlaşmasına göre 5 yılı aşkın ortaklık süresince 250.000’den fazla Combo üretilecek. 2011 yılına ait üretim rakamı ise 5.250 adet olacak. Bunun yanında yerli tedarikçilerden toplamda yaklaşık 1milyar Euro üzerinde tedarik yatırımı yapılacak ki bu Türkiye için büyük bir istihdam olduğu anlamına geliyor.

Bursa’da gerçekleştirilen etkinlikte Opel Türkiye Genel Müdürü Özcan Keklik ve Tofaş CEO’su Ali Pandır yaptıkları konuşmalarda, Türkiye’de üretilen Combo’nun Avrupa pazarlarında alıcı bulacağının ve bunun ülkemize yapılmış büyük bir yatırım olduğunun altını çizdiler. Ardından geçilen yemekte, Ali Pandır ve Özcan Keklik, basının sorularını yanıtladılar.

Tofaş CEO’su Ali Pandır, yaptığı konuşmada, “2011 Yılının Ticari Aracı” seçilerek kalitesini tüm dünyaya kanıtlayan Yeni Fiat Doblo ile aynı platformu paylaşan Opel Combo’nun üretim bandından inişini kutlamanın heyecanını yaşadıklarını dile getirdi. Ali Pandır, Türkiye’de otomotiv sanayinin öncüsü konumundaki Tofaş’ın 40 yıldır aralıksız ülke ekonomisine katma değer yaratmayı sürdürdüğünün altını çizerek, şöyle konuştu: “Dünyada 80’den fazla ülkeye ihracat yapan ve otomotiv sektörünün global oyuncuları arasında yer alan Tofaş’ın bu başarısında son yıllarda ard arda hayata geçirdiği yeni ürün yatırımlarının büyük rolü var. Son 5 yılda ARGE ile birlikte Bursa fabrikasına yapılan kapasite ve modernizasyon yatırımları toplamda 2 milyar ABD dolarını aştı. Bursa fabrikasının üretim kapasitesi 250 bin adetten 400 bin adete ulaştı. Tofaş yeni ürünleri devreye sokarken birden çok markaya da üretim yapar hale geldi.”

Güçlü ortağı Fiat’ın yanı sıra MiniCargo projesiyle Peugeot ve Citroen markalarına üretim yapan Tofaş Ailesi olarak Opel/Vauxhall ile birlikte üretim yaptıkları marka sayısını 5’e çıkarmanın gurunu yaşadıklarını söyleyen Ali Pandır, “MiniCargo projesinde olduğu gibi fikri ve sınai mülkiyet hakları Tofaş’a ait olan yeni Fiat Doblo’da aynı platform üzerinde çok markalı üretimi başlatarak dünya pazarlarındaki rekabetçi konumumuzu daha da güçlendiriyoruz. Yeni Doblo, Fiat, Opel/Vauxhall ile birlikte Ram markaları için ömrü boyunca 1.5 milyon adet üretilecek. Bu üretimin % 85’i ihraç edilirken ülkemize de toplamda 11 milyar ABD dolarından fazla ihracat geliri getirecek” dedi.

Özcan Keklik ise “Türk otomotiv sektörü hızla büyüyor. Biz de bu olumlu gelişmeyi yakından takip ediyoruz. Tofaş ile gerçekleştirdiğimiz işbirliği çerçevesinde, Opel Combo hafif ticari aracımızın, Türkiye’de üretilmesi ve Bursa’dan tüm Avrupa pazarlarına sunulacak olması, bizim Opel olarak Türkiye pazarına ve Türk otomotiv sanayine olan güvenimizi ortaya koyuyor. Araçlarımızın Türk mühendisleri ve işçilerinin elinden çıkmasından da ayrı bir mutluluk duyuyoruz” diyerek ortaklığın önemine değindi.

Bununla birlikte Keklik, yerli tedarikçilerden gerçekleştirilecek satın alımların değerinin tahmini 1 milyar Euro üzerinde olacağını ve bunun, ülke ekonomimiz için orta ve uzun vadede büyük derecede bir katma değer yaratıldığının güzel bir örneği olduğunun altını çizdi. Özcan Keklik Türkiye`de üretilecek yıllık 40 bin dolaylarındaki hafif ticari aracın önemli bir bölümü Avrupa ülkelerine ihraç edileceğini bu nedenle Türkiye pazarına yüklü şekilde araç tedarik edilemeyeceklerini ifade etti.

Yeni Combo, 2 motor seçeneği ve daha geniş kabin hacmi ile geliyor

Yeni Combo 1.3 ve 1.6 dizel motor seçenekleriyle sunulacak. 1.6 dizel motor hem manuel hem de otomatik şanzıman opsiyonuyla sunulacak. Bunun yanında, Yeni Combo eskisinden daha uzun, daha geniş ve daha yüksek boyutlara sahip. Yeni boyutlarıyla sınıfının en geniş ve en uzun vanı konumuna geldi.

1.3 CDTI motorun karbondioksit emisyon değeri ise 133 g/km. Ayrıca Combo’nun genişliği 1831 mm, uzunluğu 4390 mm, yüksekliği 1845 mm ve kabin hacmi 3.2 metreküp.

Yeni Fiat Doblo 425 milyon Euro’luk yatırımla hayata geçmişti

Tofaş, Fiat Auto S.p.A arasında Ekim 2007 tarihinde imzalanan anlaşma ile hayata geçen Yeni Fiat Doblo projesi dolayısıyla yapılan sabit kıymet ve araç geliştirme yatırımları için 425 milyon Euro harcanmıştır. Ürünün geliştirilmesinde ağırlıklı olarak Türk ürün geliştirme ve tasarım uzmanları çalışmış olup gerek Tofaş’ın ve gerekse de proje kapsamındaki yerli yan sanayinin araç geliştirme kabiliyetleri artırılarak gelecekte yeni projelerin Türkiye’ye gelme imkanı artırılmıştır. Yeni Fiat Doblo projesinde 120 Türk yan sanayi firması çalışmaktadır.

 

 

 

 

Mercedes yılı satış rekoruyla tamamlamak istiyor

Mercedes-Benz Türk Direktörler Kurulu Başkanı Wolf-Dieter Kurz, ocak-haziran döneminde Mercedes-Benz Türk otomobil satışlarının yüzde 38 arttığını yılsonuna rekor beklediklerini ifade etti.

Mercedes-Benz Türk A.Ş. Direktörler Kurulu Başkanı Wolf-Dieter Kurz, ocak-haziran döneminde Mercedes-Benz Türk otomobil satışlarının yüzde 38 artarak, 6 bin 88 adede ulaştığını bildirdi.

Kurz, yaptığı yazılı açıklamada, bu yılın ilk yarısında Türk otomotiv pazarındaki otomobil satışlarının bir önceki yılın aynı dönemine göre yüzde 55,52 artarak 289 bin 746 adete ulaştığını anımsattı.

Bu yılın ocak-Haziran döneminde Mercedes-Benz Türk otomobil satışlarının yüzde 38 oranında artarak, 6 bin 88 adede ulaştığını ifade eden Kurz, bu yılın ilk 6 ayında şirketin toplam otomobil pazarından aldığı payın yüzde 2,1, ana rakipleri ile olan karşılaştırmalı pazardaki payın ise yüzde 8,3 oranına ulaştığını kaydetti.

Kurz, model bazında ele alındığında ise Mercedes-Benz Türk’ün, mayıs ayından itibaren yenilenen C-Serisi’ni pazara sunduğunu ve kısa sürede en çok satılan bu modelden 975 adet C-Serisi satmayı başardığını bildirerek, Mercedes-Benz E-Serisi’nde satışların bir önceki yıla göre yüzde 75 oranında arttığını belirtti.

Ayrıca Mercedes-Benz GLK-Serisinin senenin ilk 6 ayında 300 adet satıldığını bildiren Kurz, kısa bir süre önce tanıtımını yaptıkları SLK- ve C-Coupe Serileri ile 2011’in son çeyreğinde satışa sunacakları M-Serisini dikkate alarak geçen yılki satış rekoru olan 12 bin 300 adedin üzerinde bir rakamla yılı kapatmayı hedeflediklerini kaydetti.

Kurz, Mercedes-Benz Kamyon Grubu’nun, 2011 yılının Haziran ayı sonu itibarıyla satışlarını geçen yılın aynı dönemine göre yüzde 114 oranında artırırken, kamyon pazarında 9 yıldır üst üste elde ettiği pazar liderliğini devam ettirdiğini ifade etti.

Bu yılın ilk yarısında toplam 8 bin 191 adetlik kamyon satışı ile son 10 yılda ilk altı aylık dönemde yaptığı en yüksek satış adedine ulaştığını belirten Kurz, şunları kaydetti:

“Uzun yıllardır çekici pazarının lideri olan Mercedes-Benz Türk, haziran ayı sonu itibarıyla 4 bin 280 adetlik çekici satışı ile geçen yıla göre satışlarını bu segmentte yüzde 128 oranında artırdı. Özellikle Aksaray fabrikasında üretimine başlanan ve sene başından itibaren piyasaya sunulan Actros, büyük başarı kazanarak yurt içi ve uluslararası nakliye filolarının ilk tercihi oldu. Yılın geriye kalan bölümü için alınan siparişler, Actros’un 2011 yılında rekorlar kıracağını gösteriyor.

Ağır inşaat kamyonları segmentinde de şirketimiz, gelenekselleşmiş pazar liderliğini devam ettirirken, 2 bin 11 adet ile satışlarını bir önceki yıla göre yüzde 60 artırdı.

2011’in ilk yarısında, uzun yol yurt içi nakliye segmentinde, gerek 6×2 gerekse 8×2 kamyon satışlarımızda da rekor seviyede artış gerçekleştirdik. Sektör içerisinde daralan bu segmentte şirketimiz, toplam 925 adet satış yaptı.

Aynı yüksek performansı 9-21 ton hafif kamyon segmentinde de gösteren şirketimiz, bu segmentte 779 adetlik satış gerçekleştirip geçen yıla göre satışlarını yüzde 123 oranında artırarak dağıtım sektöründe de liderliğini sürdürüyor.”

Mercedes-Benz Otobüs Grubu

Kurz, toplu taşımanın tüm otobüs pazarında önem kazanmasıyla birlikte şehir içi otobüs pazarının 2011 yılının ilk 6 ayında toplamda 285 adetlik satış ile geçen yılın aynı dönemine oranla yüzde 213 büyüdüğünü, bu dönemde toplamda 18 adetlik satış gerçekleştirdiklerini ve yüzde 6 oranında bir pazar payına sahip olduklarını kaydetti.

Türkiye şehirler arası otobüs pazarının, 2011 yılının ilk yarısında toplam bin 80 adetlik satış ile tarihinin en yüksek 6 aylık satış hacmine ulaştığını bildiren Kurz, Mercedes Benz Türk’ün 569 adetlik şehirler arası otobüs satışı ile bugüne kadarki en yüksek 6 aylık satışını yaptığını bildirdi.

Mercedes-Benz Hafif Ticari Araç Grubu

Wolf-Dieter Kurz, hafif ticari araçlar pazarı açısından 2011 yılının ilk yarısının, 2010 yılı sonunda başlayan toparlanma süreciyle devam ettiğini, bu toparlanma ile birlikte pazarın, en yüksek adetleri gördüğü 2005 yılı seviyesine yaklaştığını, ancak bu rakamları aşamadığını ifade etti.

Mercedes-Benz Türk’ün, hafif ticari araçlar grubunun pazar performansının 2011’in ilk yarısı ile birlikte rekor bir başarı getirdiğini belirterek, şöyle devam etti:

“Rekabet ettiğimiz segmentlerde şirketimiz, tarihinin en yüksek pazar paylarını elde etti. 2011’in ilk yarısında, önceki yıl yüzde 8 seviyesinde olan pazar payımızı yüzde 10’un üzerine taşımayı başardık. Ürünlerimizin müşteri ihtiyaçlarını en iyi şekilde karşılaması, bayilerimiz ile birlikte sunduğumuz müşteri odaklı hizmetlerimiz, bu başarıda önemli rol oynuyor.”

Kaynak: AA’dan alıntılanan ve Haber7.Com Web sitesinde yayımlanan “Mercedes yılsonu satış rekoru bekliyor” haberinden alınmıştır (28/07/2011).

Hyundai Genel Müdürü çok tartışılacak bir konuyu gündeme getirdi

Hyundai Assan Genel Müdürü Ümit Karaarslan, otomotiv sektöründe ithalatın payını azaltmak ve cari açığı önlemek için otomobil üretiminin desteklenmesi gerektiğini belirterek, “Türkiye’de bugün pazar belirli bir noktaya oturdu. Ama sürekli gündemde ithalatın artması var. Bunu önlemek çok basit. Türkiye’de otomobil üretimi ne kadar artarsa, hem ihracatın oranı artar hem de ithalatın payı düşer” diye konuştu.
Bunun için de hükümetin yapması gereken en önemli şeyin ÖTV indirimi olduğunu ifade eden Karaarslan, şunları söyledi:
“Bugün Türkiye’de otomobil ve hafif ticari araçlar arasında çok önemli bir vergi farkı var. Ticari araçların vergisi yüzde 4-10 arasında değişirken, otomobillerin ÖTV’si yüzde 37 ile 82 arasında. Dolayısıyla kimse otomobil yatırımına gelmiyor, mevcut fabrikalarda ise kapasite artmıyor. Bu yüzden hükümetin hafif ticari araç ÖTV oranlarını biraz artırıp, otomobil vergilerini bu paralelde düşürmesi gerekiyor.”
Bu sayede Türkiye’ye yeni yatırımların geleceğini ve ithalat oranının düşeceğini savunan Karaarslan, şunları anlattı:
“Ticari araç ÖTV oranlarıyla ilgili kimse konuşmuyor. Hükümetin bu yönde hızlı bir atılım yapması lazım. Aksi takdirde her geçen gün ithalatın payı artacaktır. Çünkü iç pazarın talebini karşılayacak yerli otomobil yok. Hafif ticari araçta Türkiye zaten bir üretim üssü oldu. Mevcut kapasiteler aynı şekilde ufak bir vergi artışı olsa da devam edecek noktada. Bugün hükümette bu durumun farkında. Hafif ticari araç üreticilerine otomobil de üretin diye bas bas bağırıyor. Aradaki haksız rekabetin kalkması lazım.”
100 bin araç satacak
Ümit Karaarslan, Türkiye’de 2013 yılında müşteri memnuniyetinde birinci marka olmak için çalıştıklarını vurguladı. Karaarslan, 2011 yılında 55 bin adetlik bir satış hedeflediklerini belirterek, şunları söyledi: “Liderlik hedefinde değiliz. Biz marka imajını artırıp kârlı bir şirket olmak istiyoruz. Bu doğrultuda 2012 yılında 60-65 bin adetlere ulaşıp, hedefimiz 2015 yılında 100 bin adetlik bir satışa ulaşmak. Yapılan global araştırmalarda Türkiye’de 2015 yılında 940 bin adetlik bir pazardan bahsediliyor. Biz bu pazarda 100 bin adet satmak istiyoruz.”
Türkiye’de üretilecek yeni model için Irak bile etken
Hyundai Assan Genel Müdürü Ümit Karaarslan, Koreli markanın tüm dünyada hızla büyüdüğünü ve talebe yetişmek için Türkiye dahil bir çok ülkede yatırımlarını artırma kararı aldığını hatırlatarak, “Türkiye’deki kapasiteyi 100 bin adetten 200 bin adede çıkartıp yeni bir model üretimi için sona yaklaşıldı. Ama hâlâ hangi sınıfta hangi modelin üretileceği belli değil. Gerek Türkiye’nin iç pazarına, gerek Avrupa’ya gerekse Ortadoğu’daki yükselen potansiyele göre bir değerlendirme yapacaklar. Irak pazarı bile seçimde etken” diye konuştu.
Kaynak: Hurriyet.com.tr web sitesinde Emre Özpeynirci tarafından haberleştirilen “Otoda ÖTV’yi indirip hafif ticaride artırın, ithalat hızı kesilir” konulu haberden alınmıştır (25/07/2011).