Asıl sahtekâr kim?

Çoğunlukla atasözleri, fıkralar ve karikatürler hem saatlerce söylenecek sözlerin ya da konuşmaların hülasası hem de derinlikli yazıların özetidir.

Fıkralar; kısa ve özlü anlatımı olan, nükteli ve güldürücü hikâyeciklerdir. Hem güldürür hem de düşündürür.

Gündelik olayların özel bir yaklaşımla, güzel ve akıcı bir üslupla, eski ve yeni arasındaki çatışmaları sağduyuya dayalı ince bir mizah ile yazıya ve söze dökmenin adıdır fıkra.

***

“Topal Eşek”

Köylünün biri pazarda topal bir eşek satıyormuş.

Bir başka köylü de talip olmuş.

Sağına, soluna, ayağına, dişine, baktıktan sonra basmış parayı almış eşeği.

Birkaç adım uzaklaşmış ki, pazardakilerden bir kaçı hemen koşmuş yanına.

“Yahu” demişler. “Sen ne yaptın. Hiç topal bir eşeğe bu kadar para verilir mi?”

Alıcı gayet rahat: “Bakmayın siz eşeğin topal göründüğüne” demiş. “Hayvanın tırnağına taş girmiş, o yüzden aksıyor. Taşı çıkardım mı, birkaç güne hiçbir şeyi kalmaz.”

Bunu duyan pazarcılar bu sefer de koşmuş satıcının yanına: “Sen eşek topal diye ucuza verdin ama meğer eşek topal değilmiş. Ayağında taş varmış onun için aksıyormuş” demişler.

Satıcı gayet rahat; “Siz öyle sanın” demiş. “Alacak kişi, öyle düşünsün diye taşı bilerek ben koydum. Yoksa eşek doğuştan topal!”

Bunu duyan pazarcılar tekrar eşeği alan köylüye koşup: “Hemşerim” demişler. “Eşek zaten topalmış. Satılırken anlaşılmasın diye ayağına taşı kendisi çakmış” deyince alıcı öfkelenmiş.

“Vay sahtekar vay” demiş.

“Verdiğim para sahte olmasaymış, herif bizi gerçekten kazıklayacakmış!”

***

Değerli okurlar, fıkranın yorumunu size bırakıyorum.

 

İlgilisine:

  • Dostlarınızdan bir vefasızlık görürseniz, onları sakın kırmayın; üslup ile geri çekilin. Hüseyin Kazım Kadri
  • Yetersize yeterli demek, ahlaklı bir davranış biçimi olmasa gerek. İ. Tenekeci
  • Kötü bir üslup, en basit hakikatlerin bile hazmını zorlaştırır. İ. Tenekeci
  • Üslup, bir hayat tarzıdır, edadır, usûldür, yoldur; velhasıl davranışlarımızın bütünüdür. İ. Tenekeci
  • Usûl bil, adap bil, sınır bil. Şeyh Edebali
  • Yolu bilmek ile yolda yürümek arasında büyük fark vardır. İ. Tenekeci
  • İnsanlık ince işçilik ister. Her şey incelikten, insan kalınlıktan kırılır. İ. Tenekeci
  • Ahlakın yanına nezaketi, maneviyatın yanına samimiyeti koymamız lazım. İ. Tenekeci

Biraz tebessüm…

Ekmeğimizi, soframızı,

hüznümüzü, acımızı, yalnızlığımızı paylaştığımız,

birlik ve beraberliğimizi,

kardeşlik ve dostluğumuzu en sıcak şekilde

hissettiğimiz ve hissettirdiğimiz

seneye özlemle ve heyecanla bekliyor olacağımız,

bir Ramazanı ve Ramazan Bayramı’nı geride bıraktık.

bayramın hemen ardından biraz tebessüm edelim ve ettirilelim istedik.

Bu maksatla üç fıkrayı sizinle paylaşmak istiyorum…

***

Temel’in annesi ölmüş. Cenaze namazında bir kenarda duruyormuş Soranlara;
-“Pen cenaze namazı kılmasını pilmeyrum” diyormuş
Bir müddet sonra kayınvalidesi ölmüş.
Namazda Temel’i en ön sırada görenler,
-“Hani sen çenaze namazı kılmayi pilmezdun?”

-“Pu çenaze namazu tegil çi, payram namazu…”

***

İki kafadar uyanık, Ramazan’da kadı kıyafetine girip köy köy dolaşmaya ve birkaç basit soru sorup, cevap veremeyen köylüleri falakaya yatırıyormuş. Üstelik nasılsa, bundan para kazanmaya bile başlamışlar.

Kadı Efendi’nin bu durumdan haberi olunca, derhal bunları yakalatmış ve huzuruna getirtmiş:

“Bu sabah namazının, bu öğle namazının, bu ikindi namazının, bu akşam namazının, bu yatsı namazının” diyerek bunlara kırk sopa attırıp, salıvermiş.

İki kafadar, dersini almıştır. Köyden uzaklaşınca birisi:

“Tabanlarım sızlıyor, şurada oturup biraz dinlenelim” deyince, diğeri hemen atılır:

“Yürü, yürü!

Dinlenmenin sırası değil…

Allah’tan Kadı Efendi teravih namazını unuttu, eğer hatırlarsa vay halimize.”

***

Eski zamanda bir “mektebi” teftiş yapan bir müfettiş sınıfa girer.

Ders Din Kültürü’dür. Bir öğrenciyi kaldırarak ismini sorar.

Öğrenci: “Fatih” diye cevap verir.

Müfettiş: “Peki öyleyse yavrum “Fatiha Suresi’ni oku bakalım” der.

Çocuk sureyi okur.

Sıra başka bir öğrenciye gelmiştir.

Müfettiş yine sorar “İsmin ne kızım?”

Çocuk cevap verir: “Meryem ama arkadaşlar bana kısaca Kevser derler.”