Otomotivde Sömürge Düzeni

Uzun bir ara oldu.. Gerek iş gerekse özel yaşantımdaki yoğunluktan yazı yazamaz oldum. Nihayet artık vakit yönünden daha rahat koşullara geldim. Bu süreçte konuşacağımız çok konu birikti.

Bu konulardan bir tanesi de, otomotiv sektöründeki düzen ile alakalı.

Eskiden otomobil üreticileri hep daha dayanıklı, daha sağlam ve güvenilir otomobiller üretmeye odaklanırlardı. Mühendisliğin tamamen dayanıklılık ve sağlamlık üzerine odaklandığı dönemlerdi. Paslanmaz çelik karosere sahip otomobiller bile üreten markalara rastlamak mümkündü. O dönemki evladiyelik modeller, bu günün klasik otomobilleri olarak günümüze kadar gelmişlerdir. Hiçbir aksamı kolay kolay bozulmayan, bozulsa dahi kolayca tamir edilebilen modeller.

Günümüzde artık mühendislik bir makine mühendisi arkadaşımın değimiyle “yeterince kaliteli, olabildiğince düşük maliyetli” ürünler üretmeye odaklı. Bunun sonucunda ise kolaylıkla arıza çıkaran ürünler karşımıza çıkıyor.

Günümüzde otomobil üreticileri, ürettikleri her aracın doğabilecek “Garanti” maliyetini otomobilin üretim maliyeti içerisine dahil ediyor. Garanti süresi, pazarlama stratejisine göre uzun da olsa kısa da olsa ortalama bir maliyet tüketicinin cebinden çıkmış oluyor. Garantisi bitene kadar çıkan arızalara ücret alınmasa da, garanti süresi bittiğinde belli bir yaşa gelen aracın arızaları da artıyor ancak artık garantisi olmadığı için üretici markalar para kazanmaya başlıyor. İster yan sanayi olsun ister orijinal, üreticinin para kazandığı bir gerçek. Hiç arıza çıkarmayan otomobiller yıldan yıla geride kaldı ve satış sonrası gelirler ön plana çıktı. Arıza çıkarmayan, sağlam, dayanıklı ürünler üreten markalar hızla bu düzene ayak uydurdu, uyduramayanlar ise iflas etti. (Saab gibi). Otomobillerin kullanım maliyetleri üreticiler için temel gelir kaynağı haline geldi. Bazı üreticiler bir aracı satarken kar ettiği tutarın çok daha fazlasını satış sonrasından elde ediyor.

Maalesef günümüzün dünya düzeni tüketim üzerine kurulu. Ahlak yoksunluğu, para kazanmanın her yolunu mubah gördü ve manevi, insani değerlerin önüne geçerek tüm dünyada kötü bir düzen yarattı. İnsan, yine kendi egosunun kurbanı oldu. Bu düzene ayak uyduramayanlar yok oldu / yok edildi.  Tüm dünyadaki sorunların kaynağı insanların bencil hırsları ve tüm dünyadaki ahlaki çöküntü değil midir? Neyse… Bu konuya değinmeye kalksam sayfalar sürer.

Her parçanın ne kadar dayanacağı önceden belirlenmeye çalışılıyor:

Üreticiler otomobilin her parçasının ne kadar dayanması gerektiğini önceden karar veriyor. Bir parçanın çalışma sistemi hiç arıza vermeyecek bir düzende işliyorsa, bu “düzeltilerek” (!) arıza yapabilir şekilde üretiliyor. Öyle ya, arıza çıkarmasa şirket nasıl kar edecek?! Zaman içerisinde eskiyen ve çatlaklar oluşan plastik malzemeler hem daha uygun fiyatlı hem de dayanıksız (karlı) olduğundan tercih ediliyor. Hemen her malzemenin ne kadar zamanda eskiyeceği hesaplanıyor ve ona göre karar veriliyor.

Aşırı beslemeli motorlara dikkat:

Aşırı besleme, küçük hacimden yüksek güç elde etmenin en makul yolu ancak genellikle hacmine göre çok yüksek güç üreten verimli motorlarda motor ve turbo arızalarına daha sık rastlanıyor. Örneğin 1.5 litre hacminde turboya sahip bir motor düşünelim. Bu motorun 110hp ve 140hp iki güç seçeneği varsa düşük güçlü olanı tercih edin. Daha düşük güç, motor aynı olduğuna göre daha düşük bir mekanik ve ısıl zorlanma anlamına gelir. Yani güçlü versiyona göre daha az yıpranacaktır. Atmosferik motorların ne kadar uzun süre dayandığını hatırlayın; 400 bin km’de hiç sorunsuz araçlar var. Aşırı beslemeli motorlarda 100 bin km’nin sorunsuz kat edilmesi başarı sayılıyor.

image1

Çift kavramalı şanzımanlara dikkat:

Çift kavramalı şanzımanlar, çok hızlı vites değişimleri ve yüksek yakıt ekonomileri ile bilinirler. Ancak bu tip şanzımanların “ıslak kavramalı” olanları tercih edilmelidir. (genellikle yüksek güçlü otomobillerde kullanılırlar). Kuru kavramalı olanlar hem daha fazla ısınır hem de çabuk aşınır. Değişim maliyetleri yüksektir. Klasik otomatik vitesli araçlarda olduğu gibi hafif bir güç aktarımı istendiği için yarım kavrama yapması için programlanan bu şanzımanların gazdan ayak çekildiğinde hafif hafif ilerlemesi, yarım debriyaj yapmak gibi bir sonuç doğurur: kavrama ısınır ve çok çabuk aşınır.

image2

Akıllı dört çeker sistemlerine dikkat:

Yeni nesil dört tekerlekten çekiş sistemleri gücü ön ve arka aks arasında son derece hassas bir şekilde dağıtabilir ve yol tutuş yeteneğini çok artırabilir. Ancak bu tip sistemlerde genellikle şanzımandan sonra güç transfer kutusu bulunur ve lastiklerden birinin yarım milimetre fazla aşınması bile bu transfer kutusunun kolayca arızalanmasına yol açabilir. Onarımı son derece pahalıdır.

image3

Lüks otomobil üreticilerine dikkat:

Lüks otomobil üreticileri, lüks tüketicilerinin uzun süre aynı aracı kullanmadıklarının farkındadır. Bu nedenle lüks otomobilleri sıfır km satın alanlar araçlarından memnundur. Dahası, lüks bir aracın arıza yapması, uygun fiyatlı standart otomobillerin arıza çıkarmasından daha fazla hoş görülür. “Arıza yapıyor ancak hak ediyor” gibi bir mantık söz konusu maalesef.

Daha çok elektronik, daha çok arıza:

Bu bir gerçek; elektronik konfor donanımlarının çokluğu, arızalanabilir parçaların çokluğu demektir. Bazen konforunuz için satın aldığınız bir opsiyon can sıkıcı bir arıza çıkarabilir.

Görüşmek dileğiyle,

Enis BÜYÜKTAŞ

Yeni Otomobiller Neden Daha Dayanıksız?

Dayanıklılık sizce nedir? Basitçe kolay arıza çıkarmayan, kolay hasar görmeyen, kolay eskimeyen olarak tanımlanabilir. Dayanıklılıktan kastım çarpışma güvenliği değil, uzun bir kullanım ömürü. Dünyanın günümüzdeki düzeni her ne kadar bizleri tüketime yönlendirse ve yeni olanı satın almaya zorlasa da yine aynı düzenin getirmiş olduğu maddi imkansızlıklar sebebiyle zorlukla satın alabildiğimiz otomobillerimizin dayanıklı olmasını isteriz.

Otomobil markaları da günümüzde her sektörde olduğu gibi, tüketicileri sürekli yeni modeli satın almaya yönlendirmek istedikleri için dayanıklı üretim yerine hafif ve ucuz malzemelerle otomobiller üretmeye başladılar. Artık eskisi kadar uzun süre dayanmayan, çabuk eskiyen, kötü kokan, sert ve adi malzemeler daha sık kullanılır oldu. Üretim maliyetlerinin aşağı çekilmesinde önemli rol oynayan bu genel durum, dünyanın gidişatı ile paralellik arz ediyor.

Günümüzde artık her şeye maalesef maddi değeri ile bakılıyor. Toplumlardaki değer yargılarının yozlaşması, insanlar arasındaki pek çok erdemin unutulması, egonun ön plana çıkmasına ve çok gereksiz bir şekilde kişilerin gösterişe yönelmesine sebep oluyor ve bu da kişileri tüketime yönlendiriyor. İnsani değerin içinin boş hale gelmesi, insanların hiçbir konu hakkında düşünmek istememeleri, yetiştirilen çocukların, temel insani ve ahlaki değerler yerine boş maddi konularla büyümeleri günümüz dünyasını bu hale getiren etkenler. Toplum bu yüzden gün geçtikçe daha tehlikeli, acımasız ve inançsız hale geliyor. En basit örnek ile, bir trafik kazasında yaralanan insanlar için 112’yi aramak yerine cep telefonu ile fotoğraf çekmeye çalışanlar, ya da bir adli olayda mağdur kişi için görgü tanığı olmak yerine “başım belaya girmesin, uğraşmayayım” düşüncesiyle yardım etmekten kaçanlara şahit oluyoruz. Tüm bunların etkisi dünyadaki her alanda kendini gösteriyor.

Otomotive tekrar dönersek, bu sektörde de, “daha iyi olanı nasıl üretirim?” yerine arık “daha fazla nasıl kar ederim?” sorusunun ön plana geçtiğini gözlemliyoruz. Kimi markalar halen dayanıklı olarak bilinen imajlarını korumaya çalışırken çoğu marka bunun aksine yalnızca odaklandıkları alanlarda en iyi olmaya çalışıp, dayanıklılığı bilinçli bir şekilde ikinci plana atmaktalar. Bazı markalar var ki, lüks ve pahalı ürünler ürettikleri halde hiç dayanıklı değiller. Bazıları ise çok dikkat çekmedikleri halde son derece uzun ömürlü ve dayanıklı ürünler üretebiliyorlar.

Dayanıksız malzemeler ile imal edilen otomobiller daha sık arıza çıkarıyor ve eğer garanti süresi bitmişse, kullanıcısını tabiri caizse haraca bağlıyorlar. Kimi markalar ise garanti süresini çok uzun tutarak yüksek yetkili servis bakım tutarlarıyla müşterilerini baş başa bırakıyorlar. Dünyaca ünlü araştırma kuruluşları, markaların garanti departmanlarına yapılan başvurulardan yola çıkarak bir memnuniyet anketi hazırlıyorlar. Bu anketlere internet üzerinden ulaşmak mümkün. Yeni bir otomobil almadan önce iyi bir araştırma yapmak şart.

Almanya gibi bazı ülkelerdeki yasaların, yeni otomobil alımına teşvik etmesi, eski araçlara yüksek vergiler getirmesi, çevre kirliliğinin ve küresel ısınmanın önüne geçmek için her geçen gün sıkılaşan emisyon normları, yıldan yıla zorlaşan güvenlik standartları, otomobilleri çok uzun süre kullanmamıza engel teşkil eden fakat çevre ve insan hayatını korumayı amaçlayan pozitif etkenler. Tüm bu pozitif ve negatif etkenlerin otomobillerin ortalama kullanım ömrünü ortalama 4 yıla düşürmesi, üreticilerin de artık daha dayanıksız otomobiller üretmesiyle sonuçlanıyor. Yeni aldığınız otomobilinizin kitapçığına bakın: “Otomobilin kullanım ömrü 10 yıldır” yazar. Hatırlayın; eskiden bu 20 yıl idi…!

Görüşmek dileğiyle,

Enis BÜYÜKTAŞ

Taşıt Gövdesinin Yapısal Analizi

Taşıt gövdesi yapısal analizinde, işletme şartlarından doğan kuvvetlere karşı dayanıklılık temel hedeflerden biridir. Hedef, ağırlık açısından uygun, yeteri kadar mukavim bir yapı (hafif yapı) elde etmek, malzeme ve enerji tasarrufu sağlamaktır. Karoserinin karmaşık yapısı gereği, işletme şartlarından doğan zorlanma sonucu oluşacak gerilmelerin hangi yoğunlukta ve hangi şiddette olacağının kestirilmesi büyük zorluk arz eder. Gerilme yığılmalarının olduğu bölgeler kritik bölgelerdir. Bu bölgelerdeki kesitlerin doğru tasarımı için gerilmelerin şiddetleri bilinmek zorundadır. Deformasyonların ve gerilme yığılmalarının tespitinde gövdenin sonlu eleman yöntemiyle modellenerek bilgisayar ortamında analizi modern tasarım tekniklerinin başında gelmektedir.

Kaynak: Murat Ereke, Kubilay Yay, “Çiftkatlı Otobüs Gövdesinin Bilgisayar Destekli Gerilme Analizi”

Alpine’nin dönüşü!

Alpine, 35 yıl aradan sonra ilk kez Le Mans 24 saat ve dayanıklılık “endurance” yarışına geri dönüyor
Renault, Kasım 2012’de Société des Automobiles Alpine- Caterham’ın yaratılması ile Alpine markasının yenilenişini duyurdu.
Markanın, pazara 2016 yılında senesinde sunulması beklenen ilk yeni aracından önce Renault tarafından Alpine markasını öne çıkarmak üzere bir dizi operasyon planlandı. Bu operasyonlardan biri de geçen Ocak ayındaki Monte-Carlo Rallisi’ne beş Alpine-Renault A110 ile katılması.
Alpine 2013 yılından itibaren dayanıklılık “endurance” yarışında ayrıca Le Mans 24 Saat yarışında ve Avrupa Le Mans Serisi’nde de mücadele edecek.
Renault’nun üst düzey yönetim kadrosu 5 Kasım 2012 tarihinde Catherham ile ortaklığı çerçevesinde Alpine markasını yeniden lanse etmeye karar verdi. Bugün ise Bernard Ollivier tarafından yönetilen yeni şirket Société des Automobiles Alpine Caterham (Alpine Caterham Otomobilleri Şirketi) 2016 yılında pazara sunulması beklenen yeni bir otomobil üzerinde çalışmaya başladı bile.
Bu arada marka, tüm faaliyet alanlarında imajını pekiştirmek için çalışmalarını kademeli olarak yürütmeye devam ediyor.
Monaco F1 Grand Prix’sinde ve Le Mans Classic’te markanın 50. Yılı anısına Alpine A110-50’nin sergilenmesinin ardından Renault, Tarihi Monte-Carlo Rallisi’ne beş Alpine-Renault A110 ile katıldı ve halk tarafından çok sıcak karşılandı. Ardından Şubat başında Jean Rédélé tarafından yaratılan markanın diğer modelleri Paris’teki Rétromobile Fuarı’nda sergilendi.
Bugün ise prototip bir aracın 22-23 Haziran 2013’te Le Mans 24 Saat Yarışı’na ve ELMS (European Le Mans Series) Şampiyonluğu’na katılacağı açıklanarak bir başka önemli adım atılmış oldu.
Dayanıklılık yarışında mücadele etme kararı, markanın tarihçesi ile çok iyi örtüşüyor; çünkü Alpine ünlü 24 saat yarışına 1963 ile 1978 seneleri arasında 55 araçla tam 11 kez katıldı. 1964, 1965 ve 1968 yıllarında “Enerji Endeksi” sıralamasında elde edilen başarılara ek olarak 1968 ve 1969 yılarında ‘Performans Endeksinde’ kazanılan başarılar sayesinde toplamda yedi klasman galibiyeti elde edildi. Ayrıca Alpine A442B prototipi ile 1978 senesinde Jean-Pierre Jaussaud ve Didier Pironi’nin kazandığı zafer de son derece önemli. Bu başarı, diğer bir Alpine A442 ile yarışan Jean Ragnotti ve Guy Fréquelin ekibinin dördüncülüğü ile tamamlanmış oldu.
Alpine, Le Mans’a geri dönüşünde gücünü Philippe Sinault Signatech ekibi ile birleştiriyor. Takım 500bg Nissan motora sahip Alpine şasili bir Alpine LMP2 prototipini ELMS’nin beş yarışına dahil edecek. 13 Nisan’daki İngiltere’deki Silverstone ile açılış yapılacak. Pilotlar ise Pierre Ragues ve Nelson Panciatici olacak.
Sezonun en önemli olayı kuşkusuz Le Mans 24 saat yarışı olacak. Dünyanın bu en meşhur dayanıklılık yarışında takıma üçüncü bir isim katılacak. Bu isim, 24 Mart 2013’de Le Castellet’de aracın tanıtımı sırasında açıklanacak.
Carlos Tavares, açıklamasında şunları söyledi: “Alpine’in 2013 senesinde efsanevi Le Mans 24 Saat yarışına geri dönüşü, uzun sürecek yeni bir maceranın başlangıcı olacak. Bize rehberlik eden bu derin tutkuda bize destek veren ortaklarımız ve destekleyicilerimize teşekkür etmek istiyorum. Bizler, adım adım, büyük Fransız spor otomobil markası Alpine’in tarihine hep birlikte yeni bir sayfa ekleyeceğiz.”

SAE’nin online anketinden çıkan ilginç sonuç!!!

11700_15449_ZOMSAE, “taşıtlarda yüksek miktarda kompozit kullanılmasının üzerinde etkili olan en önemli unsur nedir” sorusuna verilen cevaplar şöyle sıralandı.

%60,98’i maliyet (Cost)

%17,07 tamiredilebilirlik (Repairability)

%12, 2 imalat/montaj (Manufacturing/assembly)

%9,76 Dayanıklılık/performans (Durability/performance)

%0 Tedarik zincir (Supply chain)

Emisyon kontrol cihazlarının dayanıklılığı ve dolaşımı…

İmalatçılar, imalatın uygunluğunun, kirlilik kontrol cihazlarının dayanıklılığının ve dolaşımda uygunluğun doğrulanması için tip onayı işlemlerinin karşılandığını garanti eder. İmalatçı tarafından alınan teknik tedbirler, egzoz ve buharlaşma emisyonlarını normal kullanım şartları altında araçların normal ömrü boyunca bu Yönetmeliğe göre etkin olarak sınırlanmasını sağlayacak şekilde olmalıdır. Bundan dolayı dolaşımda uygunluk tedbirleri, hangisi daha erken olursa, beş yıla kadar veya 100.000 km’ye kadar geçen bir dönemde kontrol edilmelidir. Tip onayı deneyi için yapılması gereken kirlilik kontrol cihazlarının dayanıklılık deneyi 160.000 km’yi kapsar.

Kaynak: Hafif Yolcu ve Ticari Araçlardan Çıkan Emisyonlar (Euro 5 ve Euro 6) Bakımından ve Araç Tamir Ve Bakım Bilgilerine Erişim Konusunda Motorlu Araçların Tip Onayına İlişkin Yönetmelik (AT 715/2007),  Sayı : 27207, 21 Nisan 2009.

ZOE dünya rekoru kırdı: 24 saatte 1.618 km

Zoe yeni bir dünya rekoru kırdı. Bu seri üretilen elektrik motorlu bir aracın 24 saatte katettiği en uzun mesafe rekoru. Aubevoye hız pistinde 363 tur yapan ZOE, 1 618 km’ye ulaşarak 1 280 km’lik eski rekorunu % 25 kadar geçerek yenilemiş oldu.

  • Seri üretilen elektrik motorlu araç kategorisinde, ZOE eski 24 saat mesafe rekorunu % 25 iyileştirdi.
  • ZOE böylece yüksek performans ve güvenilirliğini kanıtlarken, sınıfında en uzun menzile sahip olduğunu gösterdi ve Caméléon adı verilen devrimci şarj sisteminin etkinliğini ortaya koydu.
  • ZOE için renault-ze.com üzerinden sipariş verilebiliyor; bu kapsamda bir takım VIP içerikler ilk müşterilere ayrıldı.

Rekorun tarihçesi

Aubevoye, 1 Haziran 2012 Cuma saat 16:00. İki Renault ZOE CTA (Centre Technique d’Aubevoye-Aubevoye Teknik Merkezi) hız pistinden start aldı. Aubevoye’dan, Cléon’dan, Sandouville’den, Flins’den, Douai’dan ve Grand Couronne’dan gelen on beş pilot dönüşümlü olarak şarj ve sürüş seansları için araçların direksiyonunda nöbet değiştirdiler. 24 saat sonra, iki ZOE, göstergelerindeki1 618 kmve1 506 kmile varış çizgisini geçtiler. İki ootmobil, performans ve dayanıklılıklarını kanıtladılar.

Bu performansa ulaşmak için ZOE, büyük bir teknolojik iyileştirmeden faydalandı: Caméléon şarj cihazı. Benzeri olmayan sistem, dünyada bir ilk olarak ZOE’nun her tip prizde şarj edilebilmesine olanak veriyor ve bütün amperajlarda çalışıyor. ZOE böylelikle sadece 30 dakikadan az bir sürede batarya kapasitesinin %80’inin şarj edilmesini sağlayan 43 kW’lık hızlı şarj sisteminden yararlanabildi. Bu yenilik aynı zamanda, sınıfının en iyisi olan 210 kilometrelik NEDC menzili sayesinde mümkün olabildi (kullanım koşullarına göre gerçek şartlarda 100 ila150 km). Toplamda, finalist ZOE, 24 saatte 18 kez hızlı şarj gerçekleştirmiş oldu.

Elektrik Motorlu Araç Müşteri Hizmetleri Direktörü ve bu yarış organizasyonunu düzenleyen Bernard Dumondel kırılan rekor üzerine duygularını şu sözlerle dile getirdi: « Teknoloji ve insanlık yönünden müthiş bir macera. Bu zafer, elektrik motorlu Renault araçlarının kalitesini ortaya koyan çok büyük bir seferberliğin meyvesi oldu » sözleriyle ifade etti.

ZOE yeni bir çağın mümkün olduğunu kanıtlıyor

Noter huzurunda gerçekleştirilen ve Guiness Rekorlar Kitabında onaylanma sürecinde olan rekorun ötesinde, bu sıra dışı performans şu soruya yanıt verilmesini vermeyi sağlıyor: ZOE nereye kadar gidebilir?

Güvenilirlik / dayanıklılık pilotu Philippe Vinot « Bu operasyonu iki ayda gerçekleştirdik. Nisan ayında, Elektrik motor – şanzıman grubu departmanı ekipleriyle projenin fizibilitesini kontrol etmek için hesaplamalara başladık. Mayıs başından itibaren, pist üzerinde turlara başladık ve bir strateji hazırladık. Seri üretilen aracı modifiyesiz aynen korumaya karar verdik. Araca güveniyorduk ve haklı olduğumuz ortaya çıktı» dedi.

Renault ZOE’nin lansmanı yeni bir çağın başlangıcına damga vuruyor: Herkes için erişilebilir ulaşım çağı. Bu rekor otomobil dünyası ve 110 yıllık tarihinde teknolojiyi halka yayma hedefi ile yeniliklerini gerçekleştiren Renault için büyük bir adım oldu. ZOE Renault’un elektrikli çekiş teknolojisinin tüm mükemmelliğini kompakt ve çekici bir tasarım ile, erişilebilir bir fiyata (15 700 €’den başlayan) tüketicinin beğenisine sunuyor.

ZOE yıl sonunda yetkili satıcılarda satışa sunulacak. Müşteriler renault-ze.com üzerinden şimdiden ZOE için sipariş verebiliyor ve VIP müşteriler arasına katılarak birtakım özel içeriklerden yararlanabilecekler.