Üçüncü sektör = Beşinci güç

Avrupa ve Amerika’dan sonra Türkiye’de de etkili bir güç odağı haline gelmeye çalışan Sivil Toplum Kuruluşları (STK) yasama, yürütme, yargı ve medyadan sonra “beşinci güç”, kamu ve özel kesimden sonra “üçüncü sektör” (Third Sector Organizations)* olmuştur yada olmalıdır.

Tarihsel gelişim sürecinde geçirdiği anlam değişimi bir yana, teoride ve pratikte sivil toplum için kullanılan farklı tanımlamalar bulunmaktadır. Basit olarak söylemek gerekirse; sivil toplum, toplumun devlet dışında kalan bölümüdür. Yada, merkezî otoritenin baskı ve denetiminden bağımsız, kendi başına özerk bir sürecin doğmasını; bu yolla devletin dışında ve devlete rağmen varolabilen bir yapının şekillenmesini sağlayan güçtür.

Kavram olarak sivil toplum, devletten önce gelen, onun içinde yaşayan, ama onunla özdeş olmayan, hatta ona karşı koyabilen bir tür insan ilişkileri yumağıdır. STK’lar, kişilerin geldikleri yerlere, yaşam koşullarına, mesleklerine, cinsiyetlerine, renklerine vb. bakılmaksızın eşit şartlarda oluşan davranış kalıpları ile muamele gördükleri organizasyonlardır.

Türk Dil Kurumu’na göre ise “devletin denetimi altında olmayan, kararlarını bağımsız olarak vererek toplumsal etkinliklerde bulunan bireyler topluluğudur.

Sivil Toplum Kuruluşları toplumdaki “temsil edilemeyenlerin sesi” olarak nitelendirilmekte, kendilerine sosyal ve çevresel zorlukların çözüm girişimlerini geliştirici bir rol atfedilmektedir. Özellikle sosyo-ekonomik anlamda toplum dışında kalmış ya da toplum içinde kendini ifade edemeyen insanların toplum hayatına katılımını sağlamaktadırlar. Bu türden insanların yasal haklarını elde etmelerinde yol gösterme, merakları ve kaygıları için ise ses ve soluk olma görevini yerine getirmektedirler.

Yaşlıların bakımı, kimsesiz çocukların korunması, özürlülerin eğitimi, yoksullara yardım gibi sosyal hizmet alanlarında öncülük yapan sivil toplum kuruluşları modern toplumsal yaşamın vazgeçilmezi olmuşlar ve artık günümüz toplumlarında kamusal otoritenin eksik kaldığı eğitim, sağlık, sosyal hizmetler, çevre, kırsal-kentsel kalkınma gibi değişik alanlarda önemli işlevler üstlenmeye başlamışlardır.

Merkezi ve yerel yönetimlere göre sivil toplum kuruluşları, sosyal sermaye inşa etmektedirler. İngiltere’de yapılan bir araştırmanın sonucuna göre; toplumsal organizasyonlara katılımın, insanlar arasında gelişen karşılıklı güven duygusunun oluşumunda çok büyük paya sahip olduğunu göstermiştir.

Araştırmanın altını çizdiği nokta ise; “gönüllülüğe dayalı faaliyetler” ile “ait olma” duygusu arasında doğrudan bir bağlantı kurulduğu, bunun da toplumda bulunan diğer insanlara olan güvenin artması ile sonuçlandığıdır. Ayrıca STK’lar kişisel gelişimin ve kendine güvenin sağlanmasına yardımcı olabilmekte ve özellikle de yaşadığı yerle ilgili yapılan faaliyetlere katılım göstermeyen, geniş kitleler arasında kendisini herhangi bir şekilde ifade etme olanağı bulamayan kişiler için de fırsatlar sunmaktadırlar.

Adalet ve ahlak ilkeleri doğrultusunda hizmet veren sivil toplum kuruluşları; üretken, özgür ve girişimci bir toplum düzeninin en büyük güvencesidir.

Kendimizin ve dolayısıyla toplumun sosyal sermayesini adalet ve ahlak eksenli büyütelim.

Çünkü sosyal sermaye hepimizin sermayesidir.

*Sivil toplum kuruluşları (STK) kavramı, ulusal ve uluslararası alanda birbirinden farklı anlamları çağrıştıran birçok terimle ifade edilmeye çalışılmaktadır. Hükümet Dışı Kuruluşlar (Non-Governmental Organizations NGO’s), Üçüncü Sektör Kuruluşları (Third Sector Organizations), Kar Amacı Gütmeyen Kuruluşlar (Nonprofit Organizations), Gönüllü Kuruluşlar (Voluntary Organizations), Bağımsız Sektör Kuruluşları (Independent Sector Organizations), Hayır Kuruluşları (Charities-Philanthropic Organizations), Tabana Dayalı Organizasyonlar (Grass-Roots Organizations), Seçilmiş ya da Yerel Kurullar (Elected or Local Councils, Commisions), Girişimler, Platformlar, Vatandaş Eylemleri, Semt Girişimleri (Initiations, Platforms, Citizen Actions, Neighborhood Initives) bunlardan en yaygın olarak kullanılanlarıdır.

Yararlanılan Kaynaklar:

[1]    Emre Okutan, “Yerel Yönetimler ve Sivil Toplum Örgütlerinin Gelişmiş İşbirliği: İngiltere Örneği”, Sayıştay Dergisi, Sayı:71, Ekim-Aralık 2008.
[2]    Gürcan Banger, Editör: Merve Erol, “Sivil Toplum Örgütleri İçin Yönetişim Rehberi”, Ankara, 2011.
[3]    TDK, http://www.tdk.gov.tr, Ziyaret Tarihi: 23/10/2012.
[4]    Mücahit Avcı, “Yönetişim Çerçevesinde Sivil Toplum Kuruluşlarının Değişen Rolü ve Sivil Toplum Kuruluşları Üzerine Bir İnceleme: Isparta İli Örneği”, Süleyman Demirel Ünv., Master Tezi, 2007.
[5]    İsimsiz, Dokuzuncu Kalkınma Planı “Kamuda İyi Yönetişim” Özel İhtisas Komisyonu Raporu, ISBN 978 – 975 – 19 –4032-2, 2007.
[6]    Faruk Ataay, “Türkiye’de Yönetişim ve Sivil Toplum Tartışmaları Üzerine Bir Değerlendirme”, Memleket Siyaset Yönetim, 2006/1.