Oto Haber trafik

Published on Ekim 22nd, 2011 | tarafından Dr. Abdullah DEMİR

0

“Araç çekme” meselesi kronik midir?

Araç sahiplerinin en büyük kabusu araçlarının çekilmesidir. İki Bakanın genelgesine rağmen çekme işlemlerindeki çifte standart çıldırtır. İşte bir örnek olay ve cevap arayan sorular:

Eğer bir aracınız varsa , -büyük ya da küçük hiç fark etmez- bir şehirde yaşıyorsanız, çekicilerle mutlaka sorun yaşamışsınızdır. Ama öyle kritik zamanlarda öyle olaylar meydana gelir ki çileden çıkmanız bir tarafa içinizi kemiren şüpheye de engel olamazsınız. Bir kez bahtınız bedeviden yana tercihini kullandığında gelir 100 araç içerisinden sizi bulur…

İstanbul taşı toprağı altın deyip göçlere kucak açan şehrin bugünlerde hangi sokağına hangi caddesine baksam taşının da toprağının da üstü otomobillerle dolu. Bir sokağa girdiğinizde bile kişi başına düşen araç sayısı ev sayısından fazla…

Karayolları istatistiklerine göre Türkiye’de yaklaşık 15 milyon araç var. Yani Türkiye’de yaklaşık her 5 kişiye bir otomobil düşüyor. Bu duruma farklı açılardan bakıp farklı sonuçlara ulaşmak mümkün… Kimine göre refah seviyesi, kimine göre cari açık nedeni, kimine göre trafik kimine göre ise park yeri sorunu… Ama herkesin savunması aynı ‘Otomobil lüks değil artık ihtiyaç!’

Ama artık araban mı var (park yeri) derdin var. Bir dönem sokaklarda asayişin tam sağlanamadığı zamanları hatırlayın ‘değnekçi’ diye tarif edilen ‘sokak efeleri’ bu ranta talip olmuştu. Sokak başları ve şehir merkezlerindeki boş araziler parsellenmişti. Bir süre sonra çetelerin, mafyaların önü alındıktan sonra araç sahipleri biraz daha rahat ettiler… Bu kez de belediyeler bu ranta talip oldu. Tasvip etmesem de en azından aracınızın güvenliğinden emin olma imkanı sunuldu. Araç sahipleri için sadece sorun bunlarla sınırlı değil. Bir dönem de çekicilerin keyfiyeti devreye girdi. Yetkileri olmadığı halde kendilerini trafik polisi yerine koydukları zamana da şahit olduk.

İki Genelge Var Ama Ya Değişen!

12 Haziran seçimlerine birkaç ay kala geçici olarak İçişleri Bakanı olarak atanan Osman Güneş artan şikayetlerin önünü almak için hayırlı bir icraate imza attı ve 1 Mayıs 2011 tarihinde 81 ile genelge göndererek araç çekme işine son verdi.

Trafik düzeni ve güvenlik bakımından tehlike oluşturmayan hiçbir araç parka çekilmeyecekti. Sadece araç, tehlike oluşturuyorsa otoparka çekilecekti. Otomobili çekici üzerindeyken yetişen sürücüye aracı teslim edilecekti. Araçları otoparka çekilmesine rağmen 24 saat içinde müracaatta bulunmayanlara çekilme nedeni, uygulanan cezai işlem ile arabanın bulunduğu otoparka ait bilgiler verilecekti. Genelge sadece bununla sınırlı değildi. Aynı zamanda otopark standartları da yeniden belirlendi. Geceleri yeterince aydınlatılmayan, afetlere karşı sigorta yaptırmayan işletmelerin yetki belgesi iptal edilecekti.

Yalnız 13 Şubat 2008 tarihinde de bir genelge yayımlanmıştı. Bu genelgede dönemin İçişleri Bakanı Beşir Atalay imzası vardı yine 81 ilin valilerine gönderilmişti. O genelgede de “bundan sonra yasak yere park eden araçlar, parka çekilmeyecek ve sadece para cezası yazılacak.” denilmişti. Genelgede, “Araçların, yetkili olmayan kişi veya kuruluşlara ait çekicilerle çekildiği, çekme ve kaldırma işlemi sırasında araçlara zarar verildiği, çekilen araçların emniyetli ve izin verilen yerlerde muhafaza edilmediği ve çekme işlemleri sonrası aşırı fiyat istendiğine” dikkat çekilmişti. Bazı polislerin lüks araçlarla ceza kesmekten çekindiği yolundaki iddialardan hareketle de, ceza yazılırken kesinlikle lüks araç ayırımı yapılmaması direktifini yine genelgede yer alıyordu.

Kısacası keyfiyet söz konusu olmayacak yapılan düzenlemelerle araç çekme eziyeti bitirilecekti. Üstelik genelgelerin altında dönemin iki İçişleri Bakanı’nın imzası vardı. Ama bugünlerde karşılaşılan uygulamalar genelgelerin uygulanıp uygulanmadığı şüphelerini beraberinde getiriyor.

21 Günde Aynı Aracı İkinci Kez!

İşte size örnek olay.. Araç çekme olayı Üsküdar’da yaşanıyor. Bir araç sahibine ait otomobil 29.09.2011 tarihinde Nuh Kuyusu Caddesi üzerindeki Galeri 2000 otoparkına Trafik Vakfı çekicisi tarafından çekiliyor.

Araç sahibi 34 P 86** plakalı aracını almaya gittiğinde eline verilen 079656 numaralı perakende fişi ve araç çektirme ve teslim belgesinde yazılı (çekme bedeli 60 TL, otopark ücreti 10 TL) 70 TL’yi ödeyerek teslim alıyor.

Aynı araç 20 Ekim 2011 tarihinde yani bir öncekinden yaklaşık 21 gün sonra yeniden aynı otoparka çekiliyor. Aracın perakende fişi bu kez önceki çekici makbuzuna göre daha önce (makbuz numarası olarak ) 034428 rakamlarını taşıyor.

Evrakları Okumak İçin Hiyeroglif Bilmeli

Şimdi ne var bunda diyebilirsiniz… Fakat durum sanıldığı gibi değil. Araç sahibi aracını bıraktığı yerlere bizzat beni alıp götürüyor. Park ettiği alanda şahsın aracı gibi onlarca araç park edilmiş vaziyette duruyor. Araç sahibi de aracını park ettiğinde de aracının arkasının ve önünün tıka basa dolu olduğunu ifade ediyor.

Aracın ikinci olarak çekildiği yerde de durum diğerinden farklı değil. Perakende fişi ve araç çektirme ve teslim belgesindeki evrakları incelediğimde tarih, plaka, otopark ismi ve ödenecek tutar dışında yer alan bilgiler neredeyse okunmuyor.

Çeken Trafik memuru ve çekicinin isimleri yer almazken yalnızca sicil numaraları (ki onlar da kargacık burgacık anlaşılmaz biçimde yer alıyor.) Hatta evraklardan birinde çekicinin plakası yer alırken diğerinde yer almıyor…

Araç sahibi ile aracı almaya gittiğinizde sizi yalnızca otopark görevlisi karşılıyor. Otopark görevlisinin size söyleyebileceği tek bilgi fişe bakıp ‘bu hatalı park evrağı’ diyor. Hangi memurun neden çektirdiği bilgisi de verilmiyor…

Bize de sormak kalıyor…

1. Evraklar üzerinde yer alan bilgiler neden yetersiz?

2. aynı sırada aynı park ihlalini yapan araçlar içerisinde neden biri çekilirken diğerlerine en ufak bir işlem bile uygulanmıyor?

3. Anayol üzerinde park edilmiş araçların dükkan sahiplerine aracın çekilmesi için trafiğe başvurma hakkı tanır mı?

4. Park yasağı olan bölgelerde çekme işlemi günlere göre değişiyor mu? Örneğin Pazartesi araç çekilirken Salı ya da Cuma’ları bu yasaklar işlemiyor mu?

5. Araçlar parka çekilirken eski yeni araç ayrımı yapılıyor mu? Güvenlik gerekçesi ile eski araçları çekmenin kriteri var mı, varsa neler?

6. Otoparkı olan alışveriş merkezlerinin açıldığı yerleşim yerlerinde birden araçların çekilmeye başlaması tesadüf mü?

7. Aracı yıllardır park ettiğiniz semtlerde yeni otopark açılınca araç çekme işlemlerinin hızlanması tesadüf mü?

8. Araç çekicinin üzerine çıkarılırken ya da çıkarılmışken yetişilmesine rağmen neden genelgeye uyulmuyor?

9. Otoparkçılar ile trafik memurları arasındaki beşeri münasebetin otoparkçının menfaatine dönüşmemesinin önüne nasıl geçiliyor? (Burada amacım kimseyi zan altında bırakmak değildir. Dürüstlükle bu işi yapan memurları ve Emniyet teşkilatını tenzih ederim)

10. Vakfın aylık getirisi ile çekilen araçlar arasında nasıl bir bağlantı vardır? ‘Ayda şu kadar araç çekme gibi’ bir kota mevcut mudur?

11. Araç sahibi 50 TL çekici için, 10 TL otopark ve 55 TL trafik cezası ödediğinde park suçu için birden fazla defa cezalandırılmış olmuyor mu?

12. Kanunda ‘Yasak park’ maddesinin uygulanmasında trafik memuruna tanınan inisiyatif ve yorumlama yetkisi ne kadardır, itiraza konu olamaz mı?

13. Öndeki ya da arkadaki araç çekilmez iken diğer araçlarla aynı durumda bulunan aracın çekilmesinde memurun keyfiyet kullanma hakkı olabilir mi?

Soruları artırmak mümkün… Ama bu uygulamalara bir düzen getirilmesinin zamanı gelmedi mi?

Hakan Göksel-Haber 7

 

 

 

Tags:



Yazar Hakkında

1973 yılında Trabzon’da doğdu. İlk, orta ve liseyi Trabzon’da tamamladı. 1992 yılında Marmara Üniversitesi Teknik Eğitim Fakültesi Makine Eğitimi Bölümünü kazandı. 1996 yılında Otomotiv Öğretmeni olarak mezun oldu. 1996-1999 yılları arasında “Toplu Taşım Araçlarında Otomatik Vites Kutusu Uygulaması ve İşletme Maliyetlerine Etkisi” konulu tez çalışmasıyla yüksek lisansını tamamladı. 1997-2000 yılları arasında Marmara Üniversitesinde Araştırma Görevlisi olarak çalıştı. 2009 yılında Kocaeli Üniversitesi Fen Bilimleri Enstitüsünde “Fren Disklerine Uygulanan Kaplamaların Frenleme Performansına Etkisinin Deneysel İncelenmesi” konulu tezi vererek doktor unvanını aldı. Demir, İSPARK AŞ’de sırasıyla, Teknik İşler Şefi, İşletmeler Müdürü, Etüt Plan ve Proje Müdürü, Etüt ve Planlama Müdürü olarak çalıştı. 17.11.2011 tarihinde Marmara Üniversitesi Teknoloji Fakültesi Makine Mühendisliği Bölümü’nde Yardımcı Doçent unvanıyla öğretim üyeliğine başladı. Başta otomotiv olmak üzere, güç aktarma organları, alternatif yakıtlar, ulaşım ve otopark yönetimi alanlarında ulusal ve uluslararası dergilerde, kongre ve sempozyumlarda yayımlanmış 30 makale çalışması bulunmaktadır. Ayrıca “Otopark Uygulamalarında Teknoloji, Çevre ve Emniyet Faktörleri”, 52 bin kelimelik “Otomotiv ve Temel Teknik Bilimler Sözlüğü”, 2500 kelimelik “Otopark Endüstrisi Sözlüğü”, 11 bin kelimelik “Sistem Sistem Otomotiv Teknik Terimler ve Terminolojiler Sözlüğü” gibi yayımları da bulunmaktadır. Haftalık Otohaber dergisinde yaklaşık 4 yıl süre ile teknik danışmanlık ve okur soruları editörlüğü, www.otomotivbilgi.com web sitesinde yayımlanmış 43 haftalık yazısı, www.otoguncel.com ve www.nenedir.net web sitelerinin editörlüklerini yürütmektedir. Aynı zamanda Wushu spor dalında hem Uluslararası Hakem hem de Merkez Hakem Kurulu Üyesi’dir. Uluslararası Wushu Sanda Hakemlik Kuralları Tercümesi gibi yayımları olan Demir, İngilizce bilmektedir. Evli ve bir çocuk babasıdır.


Üste Git ↑